(AİHS m. 6, 29, 37) (765 S. K. m. 146)
Başvuru No: 8100/03
18 Mart 2008
Dostane Çözüm
OLAYLAR
Hüseyin Aslan isimli başvuran 1964 doğumlu bir Türk vatandaşıdır ve Antalyada ikamet etmektedir. Başvuran, AİHM huzurunda Ankara Barosu avukatlarından M. Bektaş tarafından temsil edilmektedir.
Taraflarca sunulduğu şekliyle dava olayları şöyle özetlenebilir.
Başvuran, 12 Ekim 1980 tarihinde yakalanmıştır.
7 Kasım 1980 tarihinde, Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi başvuranın tutuklanmasına karar vermiştir.
Ankara Sıkıyönetim Mahkemesine bağlı Cumhuriyet Savcısı, başvuranı yasadışı bir örgüt olan Dev-Yola (Devrimci Yol) üye olmakla suçlamıştır.
18 Mayıs 1987 tarihinde, başvuranın tutuksuz yargılanmasına karar verilmiştir.
19 Temmuz 1989 tarihinde, Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi, Ceza Kanununun 146/3 maddesi uyarınca başvuranı suçlu bulmuş ve on yıl hapis cezasına çarptırmıştır.
Başvuran temyize gitmiştir.
27 Aralık 1995 tarihinde, Yargıtay, başvuranın Ceza Kanununun 146/1 maddesi uyarınca mahkum edilmesi gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur.
Sıkıyönetim mahkemelerinin yargı yetkisini ortadan kaldıran 3953 sayılı Kanunun 27 Aralık 1993 tarihinde resmen yürürlüğe girmesinin ardından, başvuranın davasını inceleme yetkisi Ankara Ağır Ceza Mahkemesine verilmiştir.
16 Temmuz 2002 tarihinde, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi, Ceza Kanununun 146/1 maddesi uyarınca başvuranı suçlu bulmuş ve on altı yıl sekiz ay hapis cezasına çarptırmıştır.
28 Mayıs 2004 tarihinde, Yargıtay 16 Temmuz 2002 tarihli kararı bozmuş ve davayı Ankara Ağır Ceza Mahkemesine iade etmiştir.
3 Ekim 2006 tarihinde, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi, Ceza Kanununun 146/2 maddesi uyarınca başvuranı yeniden mahkum etmiş ve on altı yıl sekiz ay hapis cezasına çarptırmıştır.
Dava dosyasındaki bilgiye göre, dava Yargıtay huzurunda beklemededir.
ŞİKAYETLER
Başvuran, aleyhinde başlatılan yargılama süresinin AİHSnin 6/1 maddesinde öngörülen makul süre şartına uymadığı konusunda şikayetçi olmuştur.
HUKUK
AİHM, Hükümetten izleyen beyanı almıştır:
Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin AİHM önünde bulunan başvuruyu dostane çözüme kavuşturmak üzere, Hüseyin Aslana karşılıksız olarak 12.000 Euro (on iki bin Euro) tutarında ödeme yapmayı önerdiğini bildiririm.
Bu miktar maddi, manevi her türlü tazminat ile masraf ve harcamaları kapsamakta olup tüm vergilerden muaf olarak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin AİHSnin 37/1 maddesi uyarınca verdiği kararın bildirilmesini müteakip üç ay içinde ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L. ye çevrilmek suretiyle ödenecektir. Ödemenin öngörülen süre içerisinde yapılmaması durumunda, söz konusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar geçecek süre için Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanacaktır. Bu tutarın ödenmesi, davanın nihai çözüme kavuşturulmasını teşkil edecektir.
AİHM, başvuran tarafından imzalanan izleyen beyanı almıştır:
Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin, AİHMde görülmekte olan yukarıda belirtilen başvuru kaynaklı davanın dostane çözüme kavuşturulması amacıyla, Hüseyin Aslana karşılıksız olarak 12.000 Euro (on iki bin Euro) tutarını ödemeye hazır olduğunu not ediyorum.
Bu miktar maddi, manevi her türlü tazminat ile masraf ve harcamaları kapsamakta olup tüm vergilerden muaf olarak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin AİHSnin 37/1 maddesi uyarınca verdiği kararın bildirilmesini müteakip üç ay içinde ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L. ye çevrilmek suretiyle ödenecektir.
Ödemenin öngörülen süre içerisinde yapılmaması durumunda, söz konusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar geçecek süre için Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanacaktır.
Bu öneriyi kabul ediyor ve söz konusu başvuruya yol açan olaylar hususunda Türkiye Cumhuriyeti aleyhindeki diğer tüm taleplerden vazgeçiyorum. Davanın nihai sonuca ulaştığını bildiririm.
AİHM, tarafların üzerinde uzlaştıkları dostane çözümü kaydeder. Bu çözümün Sözleşme ve Eki Protokollerde tanımlanan insan haklarına saygı ilkesine uygun olduğu kanaatinde olup, diğer taraftan, başvurunun incelenmesine devam etmeyi haklı gösterecek kamu düzenine ilişkin hiçbir gerekçe görmemektedir (AİHSnin 37/1 maddesi in fine). Sonuç olarak, AİHSnin 29 / 3. maddesinin uygulanmasına son verilmesi ve davanın kayıttan düşürülmesi uygun olacaktır.
Bu Gerekçelere Dayalı Olarak AİHM, oybirliğiyle,
Başvurunun kayıttan düşürülmesine karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy