(AİHS. m. 3, 4, 6, 34, 35, 41, 44) (765 S. K. m. 146) (KALASHNIKOV - RUSYA DAVASI)
(Başvuru No: 1180/04)
STRAZBURG
28 Nisan 2009
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (1180/04) nolu davanın nedeni (T.C. vatandaşı) Yadigar Kuyunun (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 11 Kasım 2003 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış oldukları başvurudur.
Başvuran, Adana Barosu avukatlarından Y. Dora Şeker tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
Başvuran 1958 doğumludur. Başvuruda bulunduğu sırada başvuran, Ermenek (Karaman) Cezaevinde tutuklu bulunmaktaydı.
10 Mart 1995 tarihinde, başvuran, yasadışı örgüt olan TKP-ML / TIKKOya karşı polis tarafından yürütülen operasyon çerçevesinde yakalanmıştır. Gözaltı sırasında başvuran, sözkonusu örgütün üyesi olduğunu ve örgütün eylemlerine katıldığını kabul etmiştir. Polis, yer tespit tutanağı ve kişi teşhis tutanağı gibi çok sayıda soruşturma tutanağı düzenlemiştir.
Başvuran, savcı ve nöbetçi hakim önünde ifade vermeyi reddetmiştir.
1995 yılının Mayıs ve Temmuz ayları arasında, eşzamanlı olarak, İzmir Devlet Güvenlik ve Konya Devlet Güvenlik Mahkemesinde başvuran hakkında ceza davası açılmıştır. Başvuran, Eski Türk Ceza Kanununun 146/1 maddesi uyarınca esasen Anayasal düzeni değiştirmeye çalışmakla suçlanmıştır.
7 Kasım 1995 tarihinde, Konya Devlet Güvenlik Mahkemesi, İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi lehine yetkisizlik kararı vermiştir. İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin de yetkisizlik kararı vermesi üzerine, 8 Kasım 1996 tarihinde, Yargıtay, davaya Konya Devlet Güvenlik Mahkemesinin yetkili olduğuna karar vermiştir.
2 Eylül 1996 tarihinden 16 Mayıs 1997 tarihine kadar, Konya Devlet Güvenlik Mahkemesi, dokuz duruşma gerçekleştirmiştir. Duruşmalar sırasında mahkeme, çok sayıda usuli işlem gerçekleştirmiştir; sanık savunmalarını, tanıkların beyanlarını dinlemiş ve istinabe yoluyla diğer tanıkların ifadelerini dosyaya eklemiştir. Başvuran, ilk kez 3 Şubat 1997 tarihinde mahkeme huzuruna çıkmıştır; kendisini örgüt mensubu olarak tanıtmış ve atılı olayları kabul etmiştir.
Mahkemelerin yargılama yetkisi hususunda yapılan düzenlemenin ardından, davaya, Adana Devlet Güvenlik Mahkemesinde devam edilmiştir. 2 Temmuz 1997 tarihi ile 17 Kasım 1998 tarihleri arasında yapılan on altı duruşma boyunca sözkonusu mahkeme, usuli işlemleri yerine getirmiştir. Başvuran, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin meşruluğuna itiraz etmiş ve duruşmalara katılmayı reddettiğini bildirmiştir.
17 Kasım 1998 tarihinde, yirmi üç sanığın bulunduğu duruşmanın sonunda, Adana Devlet Güvenlik Mahkemesi, başvuranı atılı olaylardan suçlu bulmuş ve idam cezasına mahkum etmiştir. Sözkonusu ceza, müebbet hapis cezasına çevrilmiştir.
Mahkeme karar verirken, yargılamanın farklı safhalarında başvuran tarafından yapılan beyanları, özellikle duruşma sırasında ve sonunda örgüt mensubu olduğunu, örgütün eylemlerine katıldığını ve kendisine isnat edilen suçların çoğunu işlediğini kabul ettiği beyanları temel almıştır. Ayrıca mahkeme, başvuranın kötü muamele görmediği hakkındaki İzmir Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen sağlık raporuna atıfta bulunmuştur. Son olarak, mahkeme, somut kanıt unsurlarını, teşhis tutanaklarını ve tanıkların ve birlikte yargılandığı sanıkların ifadelerini göz önüne almıştır.
Başvuran, temyiz başvurusunda bulunmuştur; ifadesini, polisler tarafından uygulanan kötü muamelenin ardından verdiğini ileri sürmüş, kanıtların kullanış biçimine karşı çıkmış ve kendisini teşhis eden kişilerle yüzleştirilmemesinden şikayetçi olmuştur.
21 Aralık 1999 tarihinde, Yargıtay, usul hatası nedeniyle ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur.
21 Mart 2000 ve 4 Aralık 2001 tarihleri arasında Devlet Güvenlik Mahkemesi, Yargıtay kararında belirtilen eksiklikleri gidermek için on sekiz duruşma gerçekleştirmiştir. 27 Haziran 2000 tarihli duruşma sırasında başvuran, tüm tanıkların mahkeme huzuruna çıkarılması ile dava hakkında yeniden karar verilmesini talep etmiştir; 31 Ekim 2000 tarihli duruşmada, başvuran, Devlet Güvenlik Mahkemesinin oluşumunda yer alan asker hakim tarafından dinlenmiş olan tanıkların dinlenmesini talep etmiş ve istinabe yoluyla alınan ifadelerin yetersiz olduğunu belirtmiştir.
31 Ekim 2000 tarihinde, başvuranın savunması dinlenmiştir. İki defa, savunmasını hazırlaması için başvurana süre tanınmıştır. 1 Aralık 2000 tarihinde, başvuran, on üç sayfalık savunma layihasını okumuştur. 4 Aralık 2001 tarihli duruşmada militan beyanlarda bulunmuş ve suçlandığı eylemlerin önemli olaylar olmadığını ileri sürmüştür. Savunmasını, sınıf mücadelelerini sürdüreceklerini ve cezanın niteliğinin kendileri için önem taşımadığını belirterek tamamlamıştır.
4 Aralık 2001 tarihli duruşmanın sonunda, Devlet Güvenlik Mahkemesi, başvuran hakkındaki ilk karar olan müebbet ağır hapis cezasını tekrarlamıştır. Sözkonusu karar için mahkeme aynı kanıt unsurlarını temel almıştır.
Başvuran temyiz başvurusunda bulunmuştur; Başvuran, kullanış biçimlerinin düzensiz olduğunu ve çelişkili nitelik taşıdıklarını ileri sürerek tutanakların aleyhte kanıt unsuru olarak kullanılmasına itiraz etmiştir. Başvuran, mahkemenin kararını yasal olmayan kanıtlara dayandırdığını ve ifadesinin kötü muamele ve ölüm tehditlerinin ardından gözaltında alındığını sözlerine eklemiştir.
8 Nisan 2003 tarihinde, Yargıtay, itiraz edilen kararı onamıştır. 13 Mayıs 2003 tarihinde, karar, ilk derece mahkemesinin kaleminde bulunan dava dosyasına eklenmiştir.
26 Haziran 2004 tarihinde, başvurana verilen ilk ceza, başvuranın mahkumiyetinden sonra yürürlüğe giren af yasasına uygun olarak on dört yıl hapis cezasına çevrilmiştir.
HUKUK
Başvuran, makul bir sürede yargılanmamasından şikayetçidir.
AİHM, kabuledilemezliğe dair hiçbir gerekçe tespit etmemektedir. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
Dikkate alınacak dönem 10 Mart 1995 tarihinde başlamış ve 8 Nisan 2003 tarihinde sona ermiştir. Sözkonusu süre iki dereceli yargıda ve dört mahkemede yaklaşık sekiz yıl bir ay sürmüştür.
AİHM, mevcut davada ortaya konan sorunlara benzer davaları incelemiş ve AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiği tespitinde bulunmuştur (bkz, Pélissier ve Sassi-Fransa, başvuru no: 25444/94). Takdirine sunulan unsurları incelemesinin ardından AİHM, Hükümetin, mevcut davada farklı bir sonuca ulaşmak için ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığı kanaatindedir.
Ayrıca, başvuran dava boyunca tutuklu yargılanmıştır ki böyle durumlarda mahkemenin adaletin en kısa sürede tecellisi için özel bir özen göstermesi beklenirdi (Bkz, Kalachnikov- Rusya, başvuru no: 47095/99).
Konuya ilişkin içtihadını göz önüne alarak AİHM, mevcut davada ihtilaflı yargılama süresinin çok uzun olduğuna ve makul süre gerekliliğini yerine getirmediğine kanaat getirmektedir.
Bu durumda, AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
Aynı madde çerçevesinde, başvuran, kanıtların kullanış biçimlerini ve aleyhteki tanıkları sorgulama imkanının bulunmamasını göz önüne alarak adil yargılanma hakkının da ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Son olarak AİHSnin 3. maddesine atıfta bulunarak, başvuran, duruşmalara katıldığında cezaevinden mahkemeye nakil koşullarından şikayetçi olmaktadır; ring aracında elleri kelepçeli ve ayakları zincirle bağlanarak nakil edildiğini ileri sürmektedir.
AİHM, başvuran tarafından sunulan şikayetlere benzer şikayetleri incelemiştir. Elindeki unsurların tamamını dikkate alarak AİHM, AİHS ile güvence altına alınan hak ve özgürlüklerin ihlaline ilişkin hiçbir gösterge bulamamaktadır; sözkonusu şikayetler açıkça dayanaktan yoksundur ve AİHSnin 35. maddesinin 3. ve 4. maddeleri uyarınca reddedilmesi gerekmektedir.
AİHSnin 41. maddesinin uygulanması hususuna ilişkin olarak ise başvuran, maruz kaldığı maddi ve manevi zarar için 50.000 Euro ve AİHM önünde yapmış olduğu yargılama masraf ve giderleri için 6.600 Euro talep etmektedir. Belge olarak başvuran, çalışma dekontu ile Adana Barosu ücret tarifesini sunmaktadır.
Hükümet, sözkonusu miktarlara itiraz etmektedir.
AİHM, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi tazminat arasında hiçbir illiyet bağı görememekte ve sözkonusu talebi reddetmektedir.
Buna karşın AİHM, başvurana, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi faizlerine uygulanan üç puanlık artış eklenerek belirlenen gecikme faizi ile birlikte manevi tazminat olarak 4.000 Euro ve yargılama masraf ve giderleri için 1.000 Euro ödenmesinin uygun olacağı kanaatindedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun AİHSnin 6. maddesi (yargılama süresi) kapsamında yapılan şikayete ilişkin kısmının kabuledilebilir, geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
2. AİHSnin 6. maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHSnin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından başvurana her türlü vergiden muaf tutularak manevi tazminat olarak 4.000 Euro (dört bin Euro) ve yargılama masraf ve giderleri için 1.000 Euro (bin Euro) ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç
puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 28 Nisan 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy