(AİHS m. 10, 34, 35, 41, 44) (3713 S. K. m. 6) (5680 S. K. Ek m. 2) (YAĞMURDERELİ - TÜRKİYE DAVASI) (CEYLAN - TÜRKİYE DAVASI) (ÖZTÜRK - TÜRKİYE DAVASI) (KARKIN - TÜRKİYE DAVASI) (KIZILYAPRAK - TÜRKİYE DAVASI) (İNCAL - TÜRKİYE DAVASI) (SÜREK - TÜRKİYE DAVASI (4)) (ÖZGÜR GÜNDEM - TÜRKİYE DAVASI) (GERGER - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no:13799/04)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
21 Ekim 2008
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (13799/04) nolu davanın nedeni (T.C. vatandaşları) Kadriye Kanat ve Gülşen Bozanın (başvuranlar) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 25 Mart 2004 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) Temel İnsan Haklarını güvence altına alan 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuranlar, İstanbul Barosu avukatlarından O. Yıldız tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVA KOŞULLARI
Başvuranlar, sırasıyla 1978 ve 1974 doğumlulardır ve İstanbulda ikamet etmektedirler.
Olayların meydana geldiği dönemde, Özgür Kadının Sesi adlı aylık dergide Kadriye Kanat yazı işleri müdürü, Gülşen Bozan da imtiyaz sahibiydi.
Nisan 2001 tarihinde, Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle, dergi, 13. sayısının son sayfasında PKK lideri Abdullah Öcalanın 14 Mart 2001 tarihli ve Gerçeğin, adaletin ve sevginin arayıcılarına başlıklı açıklamasını Öcalanın bir resmi ile birlikte yayımlamıştır.
İhtilaf konusu açıklama, neolitik çağdan günümüze kadar toplumda kadının yerine ilişkin kısa bir tarihi özet içermekte ve Öcalanın, siyaset ve sömürü sistemlerinin kadının köleleşme sürecini hızlandırdığı, bu çerçevede özellikle eğitim aracılığıyla kadınlarını kendilerini geliştirmeye devam etmeleri gerektiğine ilişkin tespitiyle sona ermiştir.
18 Nisan 2001 tarihli bir iddianame ile İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 6/2 ve 6/4 maddesine ve 5680 sayılı Basın Kanunu'nun Ek 2/1 maddesine aykırı olarak yasadışı bir örgüt liderinin konuşmasını yayımladıkları gerekçesiyle başvuranlar hakkında ceza davası açmıştır.
30 Aralık 2002 tarihli bir kararla sözü edilen 3713 sayılı kanunun 6/2 maddesi uyarınca, üç sivil hakimden oluşan Devlet Güvenlik Mahkemesi, dava konusu konuşmayı yayımlayarak yasadışı örgüt propagandası yaptıkları gerekçesiyle yazı işleri müdürü sıfatıyla Kadriye Kanatı ve ihtilaflı derginin imtiyaz sahibi sıfatıyla Gülşen Bozanı sırasıyla 468.750.000 TL (yaklaşık 234 Euro) ve 1.125.000.000. TL (yaklaşık 562 Euro) para cezasına çarptırmıştır. Devlet Güvenlik Mahkemesi, ayrıca sözü edilen 5680 sayılı yasanın ek 2/1 maddesi uyarınca sözkonusu derginin takip eden 7 gün süreyle kapatılmasına karar vermiştir.
25 Eylül 2003 tarihli bir karar ile Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararını onamış ve karar nihai hale gelmiştir.
HUKUK
I. AİHSNİN 10. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuranlar, cezai mahkumiyetlerinin ifade özgürlüğü haklarını ihlal etmesinden şikayetçi olmaktadırlar. Bu bağlamda başvuranlar, AİHSnin 10. maddesine atıfta bulunmaktadırlar.
Hükümet, söz konusu iddiaya karşı çıkmaktadır.
A. Kabuledilebilirliğe ilişkin
AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca, başvuruda başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru olmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
AİHM, dava konusu mahkumiyet kararının, AİHSnin 10/1 maddesinin güvence altına aldığı başvuranların ifade özgürlüğü hakkına müdahale oluşturmasının taraflar arasında ihtilafa neden olmadığını kaydetmektedir. Üstelik müdahalenin kanun tarafından öngörüldüğüne ve AİHSnin 10/2 maddesi uyarınca toprak bütünlüğünün korunması gibi yasal amaç güttüğüne itiraz edilmemektedir (Bkz. Yağmurdereli-Türkiye, başvuru no: 29590/96, 4 Haziran 2002). AİHM, söz konusu değerlendirmeyi kabul etmektedir. Uyuşmazlık söz konusu tedbirin demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığını sorusuna dayanmaktadır.
AİHM, mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan davaları incelemiş ve AİHSnin 10. maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir (bkz, özellikle, Ceylan-Türkiye, başvuru no: 23556/94; Öztürk-Türkiye, başvuru no: 22479/93; İbrahim Aksoy; Karkın-Türkiye, başvuru no: 43928/98, 23 Eylül 2003; Kızılyaprak-Türkiye, başvuru no: 27528/95, 2 Ekim 2003).
AİHM, mevcut davayı incelemiş ve Hükümetin ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığına kanaat getirmiştir. AİHM, suç unsuru sayılan makalede kullanılan terimlere ve yayımlandıkları bağlama özellikle dikkat etmiştir. Bu bağlamda, AİHM, göreceği davanın bulunduğu koşulları, özellikle terörle mücadeleye bağlı zorlukları göz önünde bulundurmuştur (Bkz, İbrahim Aksoy; İncal-Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar).
Özgür Kadının Sesi adlı aylık dergide yazı işleri müdürü ve imtiyaz sahibi olarak başvuranların mahkum edildiği dava konusu makale, Kadınlar Günün vesilesiyle PKK lideri Abdullah Öcalanın yaptığı bir açıklamayı kapsamaktadır. Söz konusu açıklamada Abdullah Öcalan, öncelikle neolitik dönemden itibaren kadının toplumdaki yerini anlatmış ardından günümüz toplumlarında kadının içinde bulunduğu koşul ile koşullarını iyileştirmek için eğitimin önemi hakkında tespitlerde bulunmuştur.
AİHM, Devlet Güvenlik Mahkemesinin, dava konusu makaleyi yasadışı bir örgüt liderinin beyanlarını içerdiğini ve 3713 sayılı Kanuna muhalefet suçunun unsurlarının oluştuğunu tespit etmekle yetindiğini belirlemektedir. İç hukuk mercilerinin vermiş oldukları kararlardaki gerekçeler tek başına, başvuranların ifade özgürlüğü haklarına yapılan müdahaleyi haklı kılmaya yetmemektedir (bkz, mutatis, mutandis, Sürek-Türkiye (no:4), başvuru no: 24762/94, 8 Temmuz 1999). AİHM, özellikle yasaklanan bir örgütün üyesi ile yapılan röportajların veya onlar tarafından verilen beyanların gazetenin ifade özgürlüğüne yapılan müdahaleyi haklı kılamayacağını hatırlatmaktadır (bkz, Özgür Gündem-Türkiye, başvuru no: 23144/93). AİHM, söz konusu dergide sunmak veya incelemek için hiçbir gazeteci yorumu yapılmaksızın yayımlanan ihtilaflı konuşmada kullanılan terimlerin şiddet kullanımına, silahlı direnişe ve başkaldırıya teşvik etmediğini gözlemlemektedir; bu AİHMye göre dikkate alınacak temel unsurdur (Gerger-Türkiye, başvuru no: 24919/94, 8 Temmuz 1999). Mevcut davada, ihtilaflı makale, belirli kişilere karşı derin ve mantık dışı kin telkin ederek şiddeti destekler bir nitelik taşımamaktaydı (Bkz, a contrario, Sürek-Türkiye (no:1), başvuru no: 26682/95).
Bu bağlamda, AİHM, ifade özgürlüğünün, basına, yasaklanan örgütlerin üyelerinin beyanları aracılığıyla şiddet fikirleri yaymaya hizmet eden bir kürsü olma imkanı tanımadığını belirtmenin uygun olacağı kanısındadır (Yıldız-Taş-Türkiye (no:1), 77641/01, 19 Aralık 2006; a contrario, Sürek-Türkiye (no:3), başvuru no: 24735/94, 8 Temmuz 1999).
AİHM, AİHSnin 10. maddesi ile güvence altına alınan ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin orantılılığının belirlenmesinde verilen cezanın niteliği ve ağırlığının da dikkate alınacak unsurlar olduğunu belirtmektedir (diğerleri arasından, Ceylan). AİHM, mevcut davada, Devlet Güvenlik Mahkemesinin başvuranları, 468.750.000 TL (yaklaşık 234 Euro) ve 1.125.000.000TL (yaklaşık 562 Euro) para cezasına çarptırdığını ve derginin yedi gün süre ile kapatıldığını tespit etmektedir.
Mevcut davada, başvuranların mahkumiyeti izlenen amaçlarla orantısızdır, böylece demokratik bir toplumda gerekli değildir. Böylece AİHSnin 10. maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Başvuranlar, sırasıyla, mahkum edildikleri para cezaları miktarlarına tekabül eden 468.750.000 TL (yaklaşık 234 Euro) ve 1.125.000.000 TL (yaklaşık 562 Euro) maddi zarar talebinde bulunmaktadırlar. Bununla birlikte, başvuranlar söz konusu para cezalarını ödediklerini gösteren hiçbir belge sunmamaktadırlar.
Başvuranlar, ortaklaşa olarak 2.500 Euro manevi tazminat talebinde bulunmaktadırlar.
Hükümet, söz konusu iddialara karşı çıkmaktadır.
İddia edilen maddi zarar ilişkin olarak AİHM, başvuranların çarptırıldıkları para cezalarını ödediklerini gösteren hiçbir belge sunmadıklarını tespit etmektedir. Bu durumda AİHM, sözkonusu talebi reddetmektedir.
Manevi tazminata ilişkin olarak ise AİHM, dava koşulları nedeniyle başvuranların belli bir sıkıntı yaşamış olabilecekleri kanaatindedir. AİHM, AİHSnin 41. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun olarak başvuranlara ortaklaşa olarak 2.500 Euro manevi tazminat ödenmesine hükmetmektedir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Başvuranlar, AİHM önünde yapmış oldukları yargılama masraf ve giderleri için 6.593 Euro talep etmektedirler. Söz konusu miktarın hesap dökümü şu şekildedir: AİHMye başvuru evrakının sunulması ve adil tatmin görüşleri için 1.375 Euro, çeviri masrafları için 180 Euro, posta ücreti için 8 Euro, telefon ve fax masrafları için 30 Euro ve İstanbul Barosu tarafından belirlenen asgari ücret tarifesine uygun olarak avukatlık ücreti için 5000 Euro. Bununla birlikte başvuranlar hiçbir belge sunmamaktadırlar.
Hükümet, söz konusu iddialara karşı çıkmaktadır.
AİHM içtihadına göre bir başvuran yargılama masraf ve giderlerinin geri ödemesini gerçekliği, gerekliliği ve makul oranda olduğu ortaya konulduğu sürece elde edebilir (bkz, Iatridis-Yunanistan (adil tatmin), başvuru no: 31107/96; Svipsta-Letonya, başvuru no: 66820/01; mutatis, mutandis, Nikolova-Bulgaristan, başvuru no: 31195/96). Mevcut davada, sahip olduğu unsurları ve yukarıda sözü edilen kriterleri göz önüne alarak AİHM, yargılama masraf ve giderleri için tazminat ödemeye gerek olmadığı kanaatindedir.
C. Gecikme faizi
Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana üç puanlık bir artış eklenerek belirlenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun geri kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;
2. AİHSnin 10. maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHSnin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL ye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından başvuranlara ortaklaşa olarak 2.500 Euro (iki bin beş yüz Euro) manevi tazminat ödenmesine;
b) söz konusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 21 Ekim 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy