(AİHS m. 6, 34, 35, 41, 44) (MEHMET KOÇ - TÜRKİYE DAVASI) (TENDİK VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (İZZET ÖZCAN - TÜRKİYE DAVASI) (YAKIŞAN - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 14071/04)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
1 Aralık 2009
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (14071/04) nolu davanın nedeni, 1966 doğumlu (T.C. vatandaşı) Hacer Arıkanın (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 9 Şubat 2004 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran, İstanbul Barosu avukatlarından G. Tuncer tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
29 Eylül 1992 tarihinde, yasadışı örgüt üyesi olduğu gerekçesi ile başvuran, İstanbulda yakalanmış ve gözaltına alınmıştır.
12 Ekim 1992 tarihinde, başvuran, Devlet Güvenlik Mahkemesi nöbetçi hakimi tarafından tutuklanmıştır.
8 Ocak 1993 tarihli bir iddianame ile savcı, başvuran ve diğer on yedi sanığın çok sayıda terörist saldırılarla Devletin Anayasal düzenine yönelik saldırıda bulunmaktan mahkumiyetini talep etmiştir. Diğer davalar sözkonusu dava ile birleştirilmiştir.
2 Temmuz 2001 tarihinde, sağlık nedenleriyle başvuran serbest bırakılmıştır.
2004 yılında, dava, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin kaldırılması nedeniyle yetkili mahkeme olan İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine havale edilmiştir.
2 Mayıs 2005 tarihinde, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, başvuranı, müebbet hapis cezasına mahkum etmiştir.
11 Temmuz 2006 tarihinde, Yargıtay, sözkonusu kararı bozmuştur. Dosya unsurlarına göre, dava halen İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde derdesttir.
HUKUK
Başvuran, gözaltı sırasında avukat bulunmamasından ve kendisi hakkında yürütülen yargılamanın süresinden şikayetçi olmaktadır.
Hükümet, başvuranın şikayetlerini hiçbir şekilde ulusal bir merci önünde dile getirmemesi nedeniyle başvurunun kabuledilemez olduğu kanaatindedir. Bilahare Hükümet, özellikle davanın karmaşık yapısını ileri sürerek, gözaltı sırasında avukat yardımı yapılmamasının yargılama üzerinde olumsuz bir etkisi olmadığını savunmaktadır.
AİHM, dosya unsurlarına göre, başvuran hakkında yürütülen yargılamanın halen derdest olduğunu belirtmektedir. Sonuç olarak, AİHSnin 6/3 c) maddesi kapsamında yapılan şikayet vaktinden önce yapılmıştır (Mehmet Koç-Türkiye, başvuru no: 36686/07, 26 Şubat 2008). Dolayısıyla, AİHM, AİHSnin 35. maddesinin 1. ve 4. paragrafları uyarınca başvurunun sözkonusu kısmını kabuledilemez ilan etmektedir.
Mevcut davaya AİHSnin 6/1 maddesinin ilgili kısımları uygulanmaktadır.
AİHM, Türk Hukuk düzeninin, yargılamanın hızlanması veya yargılama süresinden şikayetçi olmak için hiçbir yol sunmadığı tespitinde bulunduğunu hatırlatmaktadır (bkz, Tendik ve diğerleri-Türkiye, başvuru no: 23188/02, 22 Aralık 2005). Mevcut davada, AİHM, sözkonusu davada ulaştığı sonuçlardan sapmayı gerektirecek hiçbir unsur tespit edememektedir ve sonuç olarak Hükümetin ön itirazını reddetmektedir. AİHSnin 35. maddesi uyarınca başka hiçbir kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eden AİHM, sözkonusu şikayeti kabuledilebilir ilan etmektedir.
Dikkate alınacak dönem, 29 Eylül 1992 tarihinde başlamıştır ve yargılama halihazırda derdesttir. Dolayısıyla sözkonusu dönem, iki dereceli yargıda, yaklaşık on yedi yıl bir ay sürmektedir.
AİHM, müteaddit defalar, mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan çok sayıda dava incelemiş ve AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir (bkz, Pélissier ve Sassi-Fransa, başvuru no: 25444/94). Takdirine sunulan unsurları değerlendirmesinin ardından, davanın belli bir karmaşıklığı olduğunu kabul eden AİHM, Hükümetin mevcut davada başka bir sonuca ulaşmak için ikna edici hiçbir tespit ve argüman sunmadığı kanaatine varmaktadır. Sonuç olarak AİHM, mevcut davada, ihtilaflı yargılama süresinin uzun olduğu ve makul süre gerekliliğini karşılamadığı kanaatindedir. Dolayısıyla AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
AİHSnin 41. maddesi ile ilgili olarak, başvuran, 60.000 Euro manevi tazminat ve 5.500 Euro yargılama masraf ve gideri talep etmektedir.
Hükümet, AİHMyi sözkonusu talepleri reddetmeye davet etmektedir.
Yukarıda tespit edilen ihlal göz önüne alındığında başvuranın belli bir manevi zarara maruz kalması nedeniyle, AİHM, hakkaniyete uygun olarak, başvurana, 14.000 Euro ödenmesine hükmetmektedir.
Yargılama masraf ve giderleri ile olarak, AİHM, başvuran tarafından, iletilen çalışma saatleri hesap dökümünü göz önüne almakta ve hakkaniyete uygun olarak, başvurana 1.000 Euro yargılama masraf ve gideri ödenmesine hükmetmektedir1 (İzzet Özcan-Türkiye, başvuru no: 10324/05, 28 Temmuz 2009).
AİHM, taraflar tarafından sunulan bilgilere göre, davanın halen ulusal mahkemeler önünde derdest olduğunu kaydetmektedir. Şayet sözkonusu durum halen devam etmekte ise, AİHM, tespit edilen ihlali gidermek için en uygun yolun, adaletin tecelli etmesi gerekliliğini göz önüne alarak mümkün olduğunca ivedi bir şekilde davanın sonlandırılması olacağı kanaatindedir (Yakışan-Türkiye, başvuru no: 11339/03, 6 Mart 2007).
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. AİHSnin 6/3c) maddesi kapsamında yapılan şikayetin kabuledilemez olduğuna;
2. Başvurunun geri kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;
3. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
4. a) AİHSnin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere, her türlü vergiden muaf tutularak, Savunmacı Devlet tarafından başvurana 14.000 Euro (on dört bin Euro) manevi tazminat ve 1.000 Euro (bin Euro) yargılama masraf ve gideri 2 ödenmesine;
b)sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
5. Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 01 Aralık 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
(*) İşbu metin AİHM İç Tüzüğünün 81. maddesi uyarınca 4 Mart 2010 tarihinde düzeltilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy