(AİHS m. 6, 13, 34, 35, 41, 44) (BAHÇEYAKA - TÜRKİYE DAVASI) (TENDİK VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (ER - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no. 16155/04)
KARAR
STRAZBURG
6 Mart 2012
İşbu karar nihaidir ancak şekli bazı değişikliklere tabi tutulabilir.
Nizamettin Gezer - Türkiye davasında,
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Daire)
Isabelle Berro-Lefévre, Başkan
Guido Raimondi,
Helen Keller, Yargıçlar
ve Daire Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Françoise Elans-Passostan oluşan heyet 14 Şubat 2012 tarihinde kapalı oturumda müzakerede bulunarak, aynı tarihte kabul edilen aşağıdaki kararı vermiştir:
USUL
1. Bu dava, Türk vatandaşı olan Bay Nizamettin Gezer (başvuran) tarafından, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Hakkındaki Sözleşmenin (Sözleşme) 34. maddesine dayanarak, 15 Mart 2004 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Mahkemeye yapılan başvurudan (no. 16155/04) kaynaklanmaktadır
2. Başvuran, Diyarbakır barosuna kayıtlı avukatlar Bay S. Zilan ve Bay M. Atalay tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti (Hükümet), kendi görevlileri tarafından temsil edilmiştir.
3. 27 Ağustos 2009 tarihinde başvuru, Hükümete iletilmiştir.
OLAYLAR
DAVANIN KOŞULLARI
4. 1965 yılında doğmuş olan başvuran Diyarbakırda yaşamaktadır
5. 29 Mart 1998de başvuran, yasa dışı bir örgüt olan Hizbullaha üye olma şüphesiyle tutuklanmıştır
6. 5 Nisan 1998 tarihinde Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi, başvuranın tutuklanmasına karar vermiştir.
7. 15 Mayıs 1998 tarihinde Diyarbakır Cumhuriyet Savıcısı, 94 kişi ile birlikte başvuranı yasa dışı örgüt üyesi olmakla suçladığı bir iddianame hazırlamıştır.
8. 27 Mayıs 1998 tarihinde Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi nezdinde cezai yargılama işlemleri başlatılmıştır
9. 23 Temmuz 1998de başvuran tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştır
10. Belirli olmayan bir tarihte başvuran, tutukluluğundan ötürü Tekel Genel Müdürlüğü (TEKEL) fabrikası tarafından işten çıkarılmıştır. Eski görevine dönme talebi, bu talebin beraat kararının tebliğ edilmesi üzerine dikkate alınabileceği belirtilerek, yönetim tarafından, 13 Ağustos 1998 tarihinde reddedilmiştir.
11. Devlet Güvenlik Mahkemelerinin kaldırılmasının ardından, başvuranın davasına 6 Temmuz 2004 tarihinden itibaren Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesince bakılmıştır.
12. 22 Kasım 2005 tarihinde başvuran ve diğer kırk beş kişi aleyhine açılan dava ayrılmış ve davaya yeni bir dosya numarası verilmiştir (dava dosya numarası 2005/223).
13. 28 Şubat 2006 tarihinde Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, davanın zaman aşımına uğradığını kabul ederek, başvuran aleyhine devam eden adli kovuşturmaya son vermeye karar vermiştir.
14. 29 Mart 2006 tarihinde karar başvurana tebliğ edilmiş ve 5 Nisan 2006 tarihinde kesinleşmiştir.
HUKUK
I. SÖZLEŞMENİN 6 § 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
15. Başvuran, yargılama sürecinin uzunluğunun, Sözleşme'nin 6 § 1 maddesinde yer alan makul süre şartıyla bağdaşmadığından şikâyetçi olmuştur:
"Herkes davasının medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili
konusunda karar verecek olan
bir mahkeme tarafından
makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkında sahiptir."
16. Hükümet, iç hukuk yollarının tüketilmemesine ilişkin çeşitli ilk itirazlarda bulunmuş ve Mahkemeden Sözleşmenin 35 § 1. maddesinin gerektirdiği şekilde, Sözleşmenin 6 § 1. maddesi uyarınca şikâyetlerin reddedilmesini talep etmiştir. Hükümet ayrıca ihtilaf konusu yargılama sürecinin, davanın karmaşıklığı ve davada yer alan sanık sayısı açısından, aşırı uzun olarak değerlendirilemeyeceğini ileri sürmüştür. Bu nedenle yargılama sürecinde Devlete atfedilebilecek olan bir gecikme söz konusu olmadığı sonucuna ulaşmıştır.
17. Mahkeme, Daneshpayeh v. Türkiye (no. 21086/04 §§ 35-38, 16 Temmuz 2009) davasında davalı Devlet tarafından yapılan benzer savunmaları incelemiş olduğunu belirtmiştir. Hükümet, mevcut davada Mahkemenin farklı bir sonuca ulaşmasını sağlayabilecek herhangi bir görüş sunmamıştır. Sonuç olarak Mahkeme, Hükümet'in ilk itirazlarını reddetmiştir.
18. Mahkeme, bu şikâyetin, Sözleşme'nin 35 § 3 (a) maddesi kapsamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını belirtmiştir. Ayrıca, diğer koşullar bakımından da kabul edilemezliğe ilişkin herhangi bir noktanın olmadığını belirtmektedir. Dolayısıyla başvuru kabul edilebilir olarak beyan edilmelidir.
19. Dikkate alınacak süre, 29 Mart 1998 tarihinde başlamış ve 28 Şubat 2006 tarihinde sona ermiştir. Dolayısıyla, ilk derece yargılaması yaklaşık olarak yedi yıl on bir ay sürmüştür.
20. Mahkeme, kendisine ibraz edilen tüm belgeleri incelediğinde, Hükümet'in, Mahkemeyi mevcut davada farklı bir sonuca ulaşmaya ikna edebilecek hiçbir olay veya görüş ileri sürmediği kanaatindedir. Mahkeme, bu husustaki içtihadını dikkate alarak, mevcut davada yargılama sürecinin uzun olduğuna ve makul süre şartı ile uyumlu olmadığına kanaat getirmiştir (bkz. yukarıda anılan Daneshpayeh, § 28 ve Pélissier ve Sassi v. Fransa [GC], no. 25444/94, § 67, AİHM 1999-II).
Dolayısıyla, Sözleşme'nin 6 § 1 maddesinin ihlali söz konusudur.
II. SÖZLEŞMENİN 13. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
21. Başvuran, Türk hukuku uyarınca yargılama sürecinin aşırı uzunluğuna ilişkin itirazda bulunabileceği bir iç hukuk yolu olmamasından şikâyetçidir. Bu hususta Sözleşme'nin 13. maddesine istinat etmiştir:
Bu Sözleşmede tanınmış olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes,
, ulusal bir makama etkili bir başvuru yapabilme hakkına sahiptir.
22. Hükümet, başvuranın maruz kaldığını iddia ettiği zararlara ilişkin olarak idari mahkemeler ve hukuk mahkemeleri nezdinde dava açabileceğini veya tazminat talep edebileceğini ileri sürmüştür.
23. Bu şikâyet, 6. madde uyarınca yukarıdaki şikâyet ile bağlantılı olduğundan kabul edilebilir olarak beyan edilmiştir. Mahkeme daha önce benzer davaları incelemiş ve Türk hukuku uyarınca başvuranın söz konusu yargılama sürecinin uzunluğuna itiraz edebileceği bir iç hukuk yolu olmaması açısından Sözleşmenin 13. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır (bkz. yukarıda bahsedilen Daneshpayeh, §§ 37 ve 51; ve Bahçeyaka v. Türkiye, no. 74463/01, §§ 26-30, 13 Temmuz 2006; ve Tendik ve Diğerleri v Türkiye, no. 23188/02, §§ 34-39, 22 Aralık 2005). Mahkeme, mevcut davada bu sonuçtan farklı bir sonuca ulaşması açısından bir gerekçe görmemektedir.
Dolayısıyla, Sözleşmenin 13. maddesinin ihlali söz konusudur.
III. SÖZLEŞMENİN DİĞER MADDELERİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
24. Başvuran, işten çıkarılması ve aleyhine başlatılan cezai kovuşturmadan ötürü görevine tekrar iade edilmemesi nedeniyle, 6 § 2. madde uyarınca masumiyet karinesi ilkesinin ihlal edildiği hususunda şikâyette bulunmuştur.
25. Mahkeme, başvuran aleyhine yürütülen kovuşturmaya zaman aşımını nedeniyle, son verildiğini belirtmektedir. Sonuç olarak, başvuran mahkûm edilmemiştir ve Sözleşmenin 6. maddesinin iddia edilen ihlalinden mağdur olduğunu iddia edilememektedir. (Er v. Türkiye, no.21377/04, 18 Kasım 2008). Başvurunun bu bölümünün açıkça dayanaktan yoksun olduğu ve Sözleşmenin 35 §§ 3 ve 4. maddesi uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
IV. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
6. Sözleşmenin 41. maddesi şöyledir:
Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören tarafın hakkaniyete uygun bir surette tatminine hükmeder.
A. Tazminat
27. Başvuran, bir tutar belirtmeyerek, Mahkemeden maruz kaldığı ruhsal ve fiziksel keder ve üzüntü nedeniyle manevi tazminata hükmetmesini talep etmiştir. Uzun yargılama süreci boyunca alamadığı maaşına karşılık maddi tazminat olarak 144,000 Türk Lirası (yaklaşık 60,000 Euro) talep etmiştir.
28. Hükümet, başvuranın iddia ettiği kaybını kanıtlamak için herhangi bir somut kanıt sunamamasından ötürü tazminata hükmedilmemesi gerektiğini ileri sürmüştür.
29. Mahkeme, tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi tazminat arasında bir illiyet bağı görememektedir; bu nedenle bu talebi reddeder. Diğer yandan, hakkaniyet temelinde hükmederek, başvurana manevi tazminat olarak 6,000 Euro ödenmesine karar vermiştir.
B. Yargılama Masraf ve Giderleri
30. Başvuran, yargılama masraf ve giderleri açısından bir talepte bulunmamıştır. Bu doğrultuda Mahkeme, bu açıdan bir miktara hükmetmeye gerek olmadığı kanaatindedir.
C. Gecikme Faizi
31. AHHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar verir.
İŞBU GEREKÇELERLE, MAHKEME OYBİRLİĞİYLE
1. Yargılama sürecinin aşırı uzunluğuna ve etkin iç hukuk yollarının bulunmamasına ilişkin şikâyetlerin kabul edilebilir ve başvurunun geri kalan kısmının kabul edilemez olduğunu beyan eder;
2. Sözleşmenin 6 § 1 ve 13. maddelerinin ihlal edildiğine;
3. (a) AİHSnin 44 § 2 maddesi gereğince, üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere Davalı Devlet tarafından başvurana manevi tazminat için 6.000 (altı bin) Euronun miktara yansıtılabilecek her türlü vergilerle birlikte ödenmesine,
b) Yukarıda bahsedilen üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranda basit faizin uygulanacağına;
4. Başvuranın adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddedilmesine; karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İçtüzüğünün 77 §§ 2 ve 3. maddesine uygun olarak 6 Mart 2012 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy