(AİHS m. 6, 13, 34, 35, 41, 44) (MELEK SİMA YILMAZ - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 17533/04)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
20 Ocak 2008
İşbu karar Sözleşmenin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
USUL
T.C. vatandaşı Halil Özoğuz (başvuran) tarafından Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, 27 Nisan 2004 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapılan 17533/04 numaralı başvuru sonucu bu dava görülmektedir.
Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Ankara barosu avukatlarından N. Senem tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
DAVANIN KOŞULLARI
1949 doğumlu olan başvuran Kocaelide ikamet etmektedir.
Başvuran olayların meydana geldiği dönemde Kars Valiliği Yürütme Kurulu müdürü olarak görev yapmaktaydı.
23 Ağustos 1995 tarih ve 95/136 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile «yürütme kurulu müdürü» sıfatı «il idare kurulu müdürü» olarak değiştirilmiştir.
Bunun üzerine başvuran Eylül 1995ten itibaren «il idare kurulu müdürü» statüsü ile 2200 ek gösterge yerine 3000 ek gösterge üzerinden maaş almaya başlamıştır.
22 Ekim 1997 tarihinde Kars Valiliği Maliye Bakanlığının 15 Ekim 1997 tarihli ve adı geçenin 3000 ek gösterge yerine 2200 ek göstergeden yararlanabileceğini belirten kararını başvurana tebliğ etmiştir.
Başvuran bu kararın iptali istemiyle 27 Ekim 1997 tarihinde Erzurum İdare Mahkemesinde (mahkeme) dava açmıştır.
Mahkeme 12 Mart 1998 tarihli kararı ile bu talebi reddetmiştir. Mahkeme gerekçesinde 3000 ek gösterge üzerinden hesaplanan maaşın il yönetiminin başlarına, yani kendi bakanlıklarını o şehirde temsil eden ve ilgili bakanlığın o şehirdeki tüm temsilcilerinin amiri olan yetkililer için geçerli olduğunu belirtmiştir. Oysa ki il idare kurulu başkanı olan başvuran ne İçişleri Bakanlığının ildeki temsilcisidir ne bu bakanlığın Kars ilinde bulunan görevlilerinin hiyerarşik üstüdür. Dolayısıyla başvuran 3000 ek göstergeye dayalı bir maaş uygulaması talep edemez.
Danıştay 25 Eylül 2002 bu karara karşı yapılan temyiz başvurusunu reddetmiştir.
Danıştay başvuranın yürütmeyi durdurma talebini de 14 Kasım 2003 tarihinde reddetmiştir.
HUKUK
I. AİHSNİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran yargılamanın uzunluğunun AİHSnin 6/1 maddesinde öngörülen «makul süre» ilkesine aykırı olduğunu iddia etmektedir.
A. Kabuledilebilirlik hakkında
Hükümet esas olarak Pellegrin-Fransa (no: 28541/95) kararındaki içtihada atıfta bulunarak 6. maddenin bu başvuruya uygulanamayacağını savunmaktadır.
Başvuran bu iddiaya karşı çıkmaktadır.
AİHM 6/1 maddesinin Devlet ile kamu görevlileri arasındaki davalara uygulanabilirliğine ilişkin içtihadını gözden geçirdiğini hatırlatır. Bilhassa, Vilho Eskelinen vd.-Finlandiya kararıyla birlikte (no: 63235/00) bir devletin AİHMye başvuran memuruna 6/1 maddenin uygulanmasına geçerli bir şekilde itiraz edebilmesi için kamu görevlisi olan başvuran ulusal mevzuat uyarınca mahkemeye erişim hakkından açıkça yoksun olmalıdır. Oysa ki mevcut başvuruda, başvuranın ulusal mevzuat uyarınca mahkemeye erişim hakkı olduğu ve şikayetini idari yargı önüne getirebildiği konusunda bir ihtilaf yoktur. Bu durumda AİHM 6. maddenin uygulanabileceği sonucuna varmaktadır (Bkz. Melek Sima Yılmaz-Türkiye kararı no: 37829/05, 30 Eylül 2008; Karaduman ve Tandoğan-Türkiye kararı no: 41296/04 ve 41298/04, 3 Haziran 2008).
AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder.
B. Esasa dair
AİHM yargılama süresinin uygunluğunun davanın şartları ışığında ve özellikle de davanın karmaşıklığı ile başvuran ve ilgili mercilerin tutumu ve davanın taraflar için taşıdığı önem gibi, içtihadında yerleşmiş ölçütlere bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır (Bkz. diğer birçokları arasında, Frydlender-Fransa kararı, no: 30979/96).
AİHM göz önünde bulundurulması gereken dönemin 27 Ekim 1997 tarihinde başlayıp 14 Kasım 2003 tarihinde sona erdiğini gözlemlemektedir. Üç dereceli mahkemede görülen yargı süreci yaklaşık 6 yıldır. AİHM geçen bu sürenin uzunluğunun bilhassa Danıştayın temyiz incelemesinden kaynaklandığını not etmektedir. Zira Danıştayın kararı incelemesi 4 yıl 6 aydan fazla sürmüştür.
AİHM bu başvurudakine benzer şikayetleri ortaya koyan başvuruları daha önce de incelediğini ve AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatır (Bkz. sözü edilen Frydlender kararı).
AİHM kendisine sunulan tüm delil unsurlarının incelemiş ve Hükümetin bu davada farklı bir sonuca ulaşmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını tespit etmiştir. AİHM, bu yöndeki yerleşik içtihadı ışığında söz konusu yargı sürecinin aşırı olduğu ve «makul süre» koşulunu karşılamadığı sonucuna varmıştır.
Bu nedenle AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. ÖNE SÜRÜLEN DİĞER İHLAL İDDİALARI HAKKINDA
Başvuran ayrıca idari mahkemelerin kararlarında dikkate almadıkları 3000 ek göstergenin «kazanılmış hak» olduğu ileri sürmektedir. Başvuran bu hakkı iç hukukta öne sürebileceği etkili bir başvuru yolunun bulunmadığını iddia ederek AİHSnin 6. maddesiyle bağlantılı olarak 13. maddesine atıfta bulunmaktadır.
AİHM başvuranın esasen iç hukuktaki mahkemelerce alınan karara karşı çıktığı saptamasını yapmaktadır. AİHM, görevinin iç hukuktaki bir mahkemenin kararını, keyfi olmadığı sürece, neye göre aldığını değerlendirmek olmadığını hatırlatır. Aksi takdirde haddini aşarak üçüncü ve/veya dördüncü derece mahkemesi haline gelir (Bkz. Kemmache-Fransa (no3), 24 Kasım 1994). Ayrıca, izlenen yargı sürecinde her hangi bir keyfi yaklaşım tespit etmeyen AİHM, iç hukuku yorumlamak ve uygulamak konusunda birinci derecede yetkili olan ulusal mahkemelerin değerlendirmesinden şüphe duymak için bir neden görmemektedir (Bkz. Fabre-Fransa kararı, no: 69225/01, 2 Kasım 2004).
Yapılan bu şikayetin dayanaktan yoksun bulunması nedeniyle AİHSnin 35. maddesinin 3. ve 4. paragraflarına uygun olarak reddedilmesi gerekmektedir.
III. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
A. Tazminat
Başvuran 14.474 Euro maddi ve 100.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.
Hükümet bu miktarlara karşı çıkarak AİHMyi bu talepleri reddetmeye davet etmektedir.
AİHM tespit edilen ihlal kararı ile öne sürülen maddi tazminat arasında hiçbir illiyet bağı kuramamakta ve bu talebi reddetmektedir. AİHM buna karşın başvurana uğradığı manevi zarar nedeniyle hakkaniyete uygun olarak 900 Euro ödenmesini kararlaştırır.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Başvuran AİHM önünde yapmış olduğu yargılama giderleri için 14.300 Euro talep etmektedir. Başvuran bu yönde avukatı ile imzaladığı sözleşmeyi sunmaktadır.
Hükümet bu miktara karşı çıkmaktadır.
AİHMnin yerleşik içtihadına göre bir başvuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. AİHM sunulan belgeler ve sözü edilen kıstaslar ışığında AİHM önünde yapmış olduğu yargılama giderleri için başvurana 1.000 Euro ödenmesine karar verir.
C. Gecikme Faizi
AİHM, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,
1. Yargılama süresinin uzunluğuna ilişkin şikayetin kabuledilebilir, bunun dışındaki şikayetin kabuledilemez olduğuna;
2. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHSnin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL.ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından başvurana:
i. manevi tazminat olarak 900 (dokuz yüz) Euro ödenmesine;
ii. yargılama giderleri için 1.000 (bin) Euro ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 20 Ocak 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy