(AİHS m. 6, 29, 34, 35, 41, 44)
Başvuru No. 17604/04
STRAZBURG
29 Ocak 2008
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 17604/04 nolu davanın nedeni Hakkı Karadavut adlı T.C. vatandaşının (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) 3 Mayıs 2004 tarihinde İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşmenin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran Aydın Barosu avukatlarından A. İnal tarafından temsil edilmektedir.
AİHM, 5 Ocak 2007 tarihinde başvuruyu Hükümete bildirmeye ve AİHSnin 29/3. maddesini uygulayarak, başvurunun kabuledilebilirliğiyle esaslarını beraber incelemeye karar vermiştir.
OLAYLAR
DAVANIN KOŞULLARI
1963 doğumlu başvuran Sökede ikamet etmektedir.
Başvuran, olayların meydana geldiği tarihte, özel bir şirkette elektrikçi olarak çalışmaktaydı.
2 Ağustos 1991 tarihinde başvuranın çalıştığı yapı iskelesi çökmüş, başvuran bunun sonucunda tamamen sakat kalmıştır.
Başvuran, doğan zarar için, 16 Eylül 1991 tarihinde Söke İş Mahkemesinde dava açmıştır.
Söke İş Mahkemesi 3 Şubat 1994 tarihinde başvuranın talebini kısmen onamış, olayın meydana geldiği tarihten başlamak üzere yasal faiz oranı eklenmek suretiyle, 10.000.000 Türk lirası (TL) maddi tazminat, 30.000.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.
Davalı itiraz etmiştir.
Yargıtay 11 Ekim 1994 tarihinde kararı bozmuş, davayı Söke İş Mahkemesine havale etmiştir. İş Mahkemesinin tazminat ve faiz oranını hatalı hesapladığına karar vermiştir.
Söke İş Mahkemesi 12 Eylül 1995 tarihinde, ikinci kez, daha önce ödenmesine karar verdiği meblağların ödenmesine karar vermiştir.
23 Ocak 1996 tarihinde Yargıtay, Söke İş Mahkemesinin Yargıtayın önceki kararına uyulmasına karar vermesine rağmen, ilk dava sürecinde ulaştığı meblağa tekrar karar verdiği gerekçesiyle 12 Eylül tarihli kararı bozmuştur.
Başvuran 29 Kasım 1996 tarihinde aynı mahkemeden ek tazminat talebiyle bir dava daha açmıştır. Bu iki dava daha sonra birleştirilmiştir.
Söke İş Mahkemesi, 12 Haziran 1997 tarihinde üçüncü kararını çıkartmıştır. Başvuranın 29 Kasım 1996 tarihinde yaptığı ek tazminat talebini onamış, sırasıyla kararın verildiği tarih ile olayın meydana geldiği tarihten başlamak üzere yasal faiz oranı eklenmek suretiyle, 1.574.919.236 TL maddi tazminat, 30.000.000 TL manevi tazminat ve ödenmesine karar vermiştir.
Davalı itiraz etmiştir.
Yargıtay 21 Ekim 1997 tarihinde İş Mahkemesinin kararını daha önceki nedenlerle üçüncü kez bozmuştur.
Söke İş Mahkemesi 3 Kasım 1998 tarihinde dördüncü kararını vermiş, başvuranın maddi tazminat talebini tamamen reddetmiştir. Mahkeme, gerekçesinde, Yargıtayın değerlendirme yönteminin olaya uygulanamaz olduğuna karar vermiştir. Ayrıca başvuranın manevi tazminat talebine ilişkin önceki kararının, davalı itiraz etmediği için 3 Şubat 1994 tarihinde nihaileştiğine işaret etmiştir.
Başvuran itiraz etmiştir.
4 Mayıs 1999 tarihinde, Yargıtay, başvuranın uğradığı zararı 11 Kasım 1994 tarihli kararında ifade edilen ilkelerle uyumlu olarak hesaplamadığı için ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur.
Söke İş Mahkemesi 17 Mayıs 2001 tarihinde başvurana, karar tarihinden başlamak üzere yasal faiz oranı eklenmek suretiyle 1.579.135.521 TL maddi tazminat ödenmesine karar vermiştir.
Taraflar itiraz etmiştir.
Yargıtay 8 Kasım 2001 tarihinde Söke İş Mahkemesinin uyguladığı hesaplama yöntemini tenkit ederek bu mahkemenin kararını beşinci kez bozmuştur.
İş Mahkemesi 16 Şubat 2006 tarihinde başvurana, karar tarihinden başlamak üzere yasal faiz oranı eklenmek suretiyle 1.579 Yeni Türk Lirası (YTL) maddi tazminat ödenmesine karar vermiştir.
Başvuran itiraz etmiştir.
Yargıtay, 12 Haziran 2006 tarihinde, hiçbir gerekçe göstermeksizin, Söke İş Mahkemesinin kararını onamıştır.
HUKUK
I. AİHSNİN 6/1. MADDESİNİN İHLAL EDİLİĞİ İDDİASI
Başvuran, yargılama sürecinin uzunluğunun AİHSnin 6/1. maddesinin makul süre koşuluyla uyumlu olmadığından şikayetçi olmuştur.
Herkes ... medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar ... konusunda karar verecek olan ... (bir) mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde ... görülmesini istemek hakkına sahiptir.
Hükümet bu iddiaya itiraz etmiştir.
Göz önünde bulundurulacak süre 16 Eylül 1991 tarihinde başlamış, 12 Haziran 2006 tarihinde sona ermiştir. Dolayısıyla süreç, iki yargı aşamasında on dört yıl dokuz ay sürmüş, toplam olarak on iki karar çıkmıştır.
A. Kabuledilebilirliğe ilişkin
AİHM, bu şikayetin AİHSnin 35/ 3. maddesi kapsamında dayanaktan yoksun olmadığını kaydeder. Ayrıca başvurunun başka bir gerekçe altında da kabuledilemez olarak değerlendirilemeyeceğine işaret eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir olarak ilan edilmek durumundadır.
B. Esas
AİHM, yargı sürecinin süresinin makullüğünün, davanın koşulları içerisinde ve davanın karmaşıklığı, başvuran ve ilgili makamların tutumu ve ihtilaftaki başvuranın kaybedecekleri gibi ölçütler çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini yineler (diğerlerinin yanı sıra bkz., Frydlender - Fransa (BD), 30979/96).
Mevcut davada AİHM, meselenin bir iş kazasında doğan zararın değerlendirilmesi olduğunu kaydeder (Ruotolo - İtalya). Bu konu, bir öncelik meselesi olmakla beraber, karmaşık değildir.
AİHM, duruşmalar arasında önemli ertelemeler bulunmadığını ve yerel mahkemelerin on beş yıla yakın bir sürede toplam on iki karar çıkarttığını kabul eder. Öte yandan AİHM, ilk derece mahkemesi ile Yargıtay arasında zarar değerlendirme yöntemi bakımından uyuşmazlık bulunduğunu gözlemler. Bu uyuşmazlık her iki mahkemenin aynı görüşleri defalarca teyit eden mükerrer kararlar çıkartmasına neden olmuştur. AİHM ayrıca, Söke İş Mahkemesinin başlangıçta Yargıtayın kararlarına uymayı kabul ettiğini ancak 12 Haziran 1997, 17 Mayıs 2001 ve 16 Şubat 2006 tarihlerinde verdiği üç kararda bu kararları görmezden gelerek, başta tayin edilen meblağların aynı biçimde ödenmesine karar verdiğini kaydeder.
AİHM mevcut davadakine benzer meseleleri ele alan davalarda sıklıkla AİHSnin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir (bkz. Frydlender).
AİHM, kendisine sunulan tüm bilgi ve belgeleri incelemiş, Hükümetin, mevcut davada farklı bir karara ulaşmasını sağlayabilmiş hiçbir delil veya savunma sunmadığı sonucuna varmıştır. Konuya ilişkin içtihadını göz önünde bulundurarak, AİHM, bu davada yargı sürecinin haddinden uzun olduğu ve makul süre koşuluna uymadığı kanaatine varmıştır.
Buna göre 6/1. madde ihlal edilmiştir.
II. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
AİHSnin 41. maddesine göre:
Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.
A. Tazminat
Başvuran manevi tazminat olarak 250.000 Euro (EUR) talep etmiştir.
Hükümet bu talebe itiraz etmiştir.
AİHM başvuranın manevi zarar görmüş olduğu kanısındadır. Hakkaniyete uygun surette, bu başlık altında başvurana 6.000 EUR ödenmesine karar verir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Başvuran ayrıca, yerel mahkemeler ve AİHM önünde meydana gelen yargılama giderleri için 690.088.23 EUR talep etmiştir. Başvuran avukatlık ücreti olarak tazminat talep etmemiş, konuyu AİHMnin takdirine bırakmıştır.
Hükümet bu taleplere itiraz etmiştir.
AİHMnin içtihadına göre, yargılama giderleri, ancak gerçekliği ve gerekliliği kanıtlandığı ve makul bir meblağ olduğu takdirde başvurana geri ödenir. Bu davada, AİHM, elindeki bilgi ve belgeler ile yukarıdaki ölçütleri göz önünde bulundurarak, yerel mahkemeler önünde meydana gelen mahkeme masrafları için bulunulan tazminat talebini reddeder.
C. Gecikme faizi
AİHM, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artışın eklenmesinin uygun olduğuna karar vermiştir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM, OYBİRLİĞİYLE
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AİHSnin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. (a) AİHSnin 44. maddesinin 2. fıkrası gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirasına çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından başvurana aşağıdaki meblağların ödenmesine;
(i) manevi tazminat olarak 6.000 EUR (altı bin Euro),
(ii) yukarıdaki meblağlara uygulanabilecek her türlü vergi;
(b) yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
4. Başvuranın adil tatmine ilişkin diğer taleplerinin reddedilmesine
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar, İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. fıkraları uyarınca 29 Ocak 2008 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy