(AİHS m. 5, 34, 35, 41, 44) (BALTACI - TÜRKİYE DAVASI) (ALİ HIDIR POLAT - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 19985/04)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
29 Kasım 2011
İşbu karar AİHS'nin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (19985/04) no'lu davanın nedeni Romanya vatandaşı Ionel Stoica'nın (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne 10 Mayıs 2004 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme'nin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) İçtüzüğü'nün 36/2 maddesine uygun olarak savunmasını kendisi yapmaktadır.
OLAYLAR
Başvuran 1973 doğumlu olup Bilecik'te ikamet etmektedir.
14 Mayıs 2001 tarihinde aralarında başvuranın da yer aldığı iki kişi, üç gün önce gerçekleşen adam öldürme fiili kapsamında açılan soruşturmada tutuklanmışlardır.
Polis tarafından yapılan sorgulamada başvuran katil zanlısı olduğunu kabul etmiştir. Başvuran bu cinayetin maktulün eşi tarafından sağlanan para alışverişinin yapıldığı sırada meydana geldiğini, bu olaya kendisiyle birlikte yakalanan maktulün eniştesinin de karıştığını ifade etmiştir.
14 Mayıs 2001'de çıkarıldığı hakim karşısında başvuranın tutuklanmasına karar verilmiştir. Tutuklanma gerekçesinde işlenen suçun niteliği ve kanıtların durumu gösterilmiştir.
Başvuran 28 Mayıs 2001 tarihinde önceden tasarlayarak kasten adam öldürme suçuyla itham edilmiştir.
Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi 3 Ekim 2002 tarihinde başvuranı hakkında yapılan ithamlardan suçlu bulmuş ve adı geçeni on beş yıl altı ay hapis cezasına çarptırmıştır.
Bu karar Yargıtay tarafından 17 Haziran 2003 tarihinde bozulmuştur.
Ağır Ceza Mahkemesi 4 Mart 2004 tarihinde başvuranı yeniden mahkum etmiştir.
1 Ekim 2004 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, davanın ölüm cezasının kaldırıldığı yasa kapsamında bir kez daha incelenmesi için Ağır Ceza Mahkemesi'ne geri göndermiştir.
Ağır Ceza Mahkemesi 28 Aralık 2004 tarihinde hakkında yapılan suçlamalardan başvuranı bir kez daha suçlu bulmuştur.
14 Aralık 2005'te karar bir kez daha bozulmuştur.
23 Ocak 2007 tarihinde başvuran Ağır Ceza Mahkemesi tarafından bir kez daha mahkum edilmiştir.
9 Kasım 2009 tarihinde Yargıtay kimi belgelerin eksik olduğu gerekçesiyle dava dosyasını ilk derece mahkemesine geri göndermiştir.
Dava dosyasındaki belgelerin tamamlanmasının ardından Yargıtay 30 Kasım 2011 tarihinde mahkumiyet kararını onamıştır.
Ağır Ceza Mahkemesine gerçekleştirilen duruşmalarda esas hakimleri başvuranın mahkumiyet kararını resen ve adıgeçenin talebi doğrultusunda incelemişlerdir. Hakimler her duruşmanın sonunda "işlenen suçun niteliği ve ciddiyeti", "ağır suçlamaların mevcudiyeti" veya "öngörülen ceza" gibi unsurları göz önünde bulundurarak tutukluluk halinin devamına karar vermişlerdir.
HUKUK
I. AİHS'NİN 5/3 MADDESİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
AİHS'nin 5/3 maddesine atıfta bulunan başvuran tutukluluk süresinin uzunluğunun aşırı olduğundan yakınmaktadır.
AİHS'nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
Hükümet esas ile ilgili olarak başvuranın itham edildiği suçun niteliği, öngörülen cezanın derecesi ve aynı zamanda firar riski dikkate alındığında adıgeçenin tutukluluk süresinin uzunluğunun aşırı olmadığını savunmaktadır.
Başvuran Hükümetin bu argümanlarına karşı çıkmakta ve tutukluluk süresinin uzunluğu hakkındaki iddialarını yinelemektedir.
AİHM mevcut başvurudakine benzer birçok kararda tutukluluk süresinin uzunluğunun hesaplanmasındaki koşullara ilişkin yerleşik içtihadına atıfta bulunmakta ve kaydedilmesi gereken tutukluluk süresinin üç yıl altı ay olduğunu gözlemlemektedir (Bkz. özellikle, Solmaz-Türkiye no:27561/02, 16 Ocak 2007 ve Baltacı-Türkiye no: 495/02, 18 Temmuz 2006).
Dava dosyasında yer alan bilgilere göre iç hukuktaki mahkemelerin "işlenen suçun niteliği ve ciddiyeti" ya da "delillerin durumu" gibi neredeyse birbirinin aynı basmakalıp ifadelerle başvuranın tutukluluk halinin devamına karar verdikleri görülmektedir. AİHM'nin gözünde, kanıtların durumu suçluluğun ciddi belirtilerinin var olduğunu ve var olmaya devam ettiği şeklinde değerlendirilse de, bu davada sözkonusu koşullar, bu kadar uzun bir süre başvuranın tutuklu kalmaya devam etmesini tek başına haklı gösteremez (Ali Hıdır Polat-Türkiye no: 61446/00, 5 Nisan 2005).
AİHM, esas hakimleri tarafından ortaya konulan gerekçelerin "ilgili" ve "yeterli" olarak kabul edilemeyeceği kanısındadır ve bu başvuruda başvuranın davasının hakkaniyete uygun görülmesinde gerekli ihtimamın gösterilmediği sonucuna varmaktadır.
Bu nedenle AİHM, AİHS'nin 5/3 maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.
II. AİHS'NİN 41. MADDESİ'NİN UYGULANMASI HAKKINDA
Başvuran maddi ve manevi bakımından uğradığı zararın telafi edilmesini talep etmektedir. Başvuran bu yönde herhangi bir tazminat talebinde bulunmamakta, takdiri AİHM'e bırakmaktadır.
Hükümet tazminata yönelik herhangi bir rakamın telaffuz edilmemesi doğrultusunda, uğranılan zararın giderilmesinde ihlal kararının tespitinin yeterli olacağını savunmaktadır.
AİHM öne sürülen maddi tazminat talebi ile yapılan ihlal arasında herhangi bir illiyet bağı kuramamakta ve bu talebi reddetmektedir.
AİHM buna karşın, başvuranın belirli bir ölçüde manevi zarara uğradığı kanısındadır. Bu bağlamda hakkaniyete uygun olarak başvurana 4.300 Euro manevi tazminat ödenmesini kararlaştırmaktadır.
AİHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklenerek belirlenmesini uygun görmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;
2. AİHS'nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHS'nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL'ye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf olmak üzere, Savunmacı Devlet tarafından başvurana 4.300 (dört bin üç yüz) Euro ödenmesini kararlaştırmaktadır.
b) yukarıda belirtilen sürenin sona erdiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için, sözkonusu meblağlara, Avrupa Merkez Bankası'nın anılan dönem için geçerli olan marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklemek suretiyle belirlenecek basit faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM'nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 29 Kasım 2011 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy