(AİHS m. 6, 34, 35, 41, 44) (765 S. K. m. 339) (1412 S. K. m. 381, 382) (TESLİM TÖRE - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 22929/04)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
21 Ekim 2008
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup bazı şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (22929/04) nolu davanın nedeni T.C. vatandaşı İsmail Kayanın (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) 25 Mayıs 2004 tarihinde Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesinin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran, AİHM önünde İstanbul Barosu avukatlarından H.Y. Kayar tarafından temsil edilmiştir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
1956 doğumlu olan başvuran İstanbulda ikamet etmektedir.
İstanbul Valiliği İl İdare Kurulu başvuranla birlikte diğer beş kişinin resmi evrakta sahtecilik yaptıkları gerekçesiyle ceza mahkemelerine sevk edilmelerini kararlaştırmıştır. Lise müdürü olan başvuran öğrencilere sahte diploma düzenlemekle suçlanmaktaydı.
Gaziosmanpaşa İlçe İdare Kurulu, sahtecilik yaptıkları gerekçesiyle başvuranla birlikte diğer üç kişinin 5 Mayıs ve 14 Mayıs 1994 tarihlerinde ceza mahkemelerine sevk edilmelerini kararlaştırmıştır.
Gaziosmanpaşa Asliye Ceza Mahkemesi konuyla ilgili yetkisizlik kararı vererek davayı Eyüp Ağır Ceza Mahkemesine havale etmiştir.
Danıştay 19 Nisan 1995 tarihinde İstanbul İl İdare Kurulunun 1 Temmuz 1993 tarihli kararını onayarak dosyayı İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir.
Resmi evrakta sahtecilik iddiasıyla açılan dava 10 Temmuz 1995 tarihinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye başlanmıştır.
Eyüp Ağır Ceza Mahkemesinin 17 Haziran 1996 tarihinde aldığı karar uyarınca sahtecilik iddiasıyla açılan iki dava birleştirilmiş ve bu dava İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi görülmüştür.
İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi başvuranı suçlu bularak TCKnın 339/1 maddesi uyarınca resmi evrakta sahtecilik yapma suçundan iki yıl on bir ay hapse mahkum etmiştir.
Başvuran 7 Kasım 2002 tarihinde temyize gitmiştir. Başvuran bilahare verdiği temyiz layihasında ilk derece mahkemesinin kararının gerekçelendirilmemiş olmasına ve Ağır Ceza Mahkemesinin kanıtları değerlendirme tarzına itiraz etmiştir.
Yargıtay 17 Aralık 2003 tarihinde söz konusu mahkumiyet kararını onamıştır.
HUKUK
I. AİHSNİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran makul bir süre içerisinde yargılanmadığını iddia etmektedir. Başvuran ayrıca, Cumhuriyet Savcısının, mahkeme heyetinin karar görüşmelerine katılmasının silahların eşitliği ilkesine aykırı olduğunu iddia etmektedir. Başvuran bu çerçevede AİHSnin 6/1 maddesine atıfta bulunmaktadır.
Hükümet bu sava karşı çıkmaktadır.
A. Kabuledilebilirliğe ilişkin
1. Cumhuriyet Savcısının Ağır Ceza Mahkemesinin görüşmelerine katılması hakkında
Hükümet başvuranın bu şikayetini ulusal mahkemeler önünde, bilhassa da Yargıtaydaki temyiz aşamasında dile getirmediği cihetle iç hukuktaki başvuru yollarını tüketmediğini savunmaktadır.
Başvuran, iç hukukta bu şikayetini etkili bir biçimde dile getirebileceği herhangi bir başvuru yolu bulunmadığını iddia etmektedir. Başvuran ayrıca, bu konuya bakan ulusal mahkemelerin başka davalarda benzer şikayetleri reddettiğini savunmaktadır.
AİHM, olayların meydana geldiği dönemde yürürlükte olduğu haliyle CMUKun 381. ve 382. maddeleri uyarınca sadece Ağır Ceza Mahkemesi heyetini oluşturan üç hakimin karar verebileceğini gözlemlemektedir. Şayet Cumhuriyet Savcısı ihtilaf konusu yargılama sırasında karar sürecine müdahil olmuş ise yasaya aykırı hareket etmiş demektir. Dolayısıyla şayet başvuranın konuyla ilgili şüpheleri var idiyse bu şikayetini ulusal mahkemelere iletmesi gerekirdi. Ancak dosya unsurlarından başvuranın bu yönde bir şikayette bulunmadığı anlaşılmaktadır (Teslim Töre - Türkiye, no: 50744/99, 10 Haziran 2004). Dolayısıyla bu şikayet iç hukuktaki başvuru yolları tüketilmemiş olduğundan AİHSnin 35. maddesinin 1. ve 4. fıkraları uyarınca reddedilmelidir.
2. Yargılama süresi hakkında
AİHM bu şikayetin AİHSnin 35/3 maddesi anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını ve başka herhangi bir kabuledilemezlik gerekçesinin de bulunmadığını tespit etmektedir. Dolayısıyla bu şikayetin kabuledilebilir ilan edilmesi yerinde olacaktır.
B. Esasa ilişkin
Dikkate alınması gereken dönem Temmuz 1993te başlamış olup 17 Kasım 2003te sona ermiştir. Dolayısıyla söz konusu dönem iki dereceden ceza mahkemesi önünde yaklaşık on yıl beş ay sürmüştür.
AİHM bir yargılama süresinin makul olup olmadığının AİHM içtihadınca belirlenen kıstaslara, bilhassa da başvuranın ve yetkili makamların tutumlarına bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır (bkz., diğer birçokları arasında, Pélissier ve Sassi - Fransa, no: 25444/94, prg. 67).
Mevcut davadakine benzer meseleleri gündeme getiren davaları müteaddit defalar incelemiş olan AİHM sözkonusu davalarda AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir (Pélissier ve Sassi, adıgeçen).
Kendisine sunulan tüm unsurları inceleyen AİHM, Hükümetin, mevcut davada farklı bir sonuca varmasına imkan sağlayacak nitelikte herhangi bir olgu ya da argüman sunmadığını değerlendirmektedir. Konuyla ilgili içtihadını göz önünde bulunduran AİHM, mevcut davadaki yargılama süresinin uzun olduğu ve makul süre koşulunu karşılamadığı hükmüne varmaktadır.
Bu itibarla AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Başvuran 50.000 Euro maddi ve 50.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.
Hükümet bu taleplere itiraz etmektedir.
Tespit edilen ihlal ile maddi zarar iddiası arasında bir illiyet bağı bulunmadığı kanaatine varan AİHM bu talebi reddeder. Buna karşın AİHM başvurana 6.000 Euro manevi tazminat ödenmesinin yerinde olacağına hükmetmektedir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Başvuran ayrıca, ulusal mahkemeler ve AİHM önünde yaptığı masraf ve harcamalar için 20.000 Euro talep etmektedir. Başvuran bu talebini desteklemek üzere herhangi bir belge sunmamıştır.
Hükümet bu talebe itiraz etmektedir.
AİHMnin içtihadı uyarınca bir başvurana yargılama masraf ve giderlerinin iadesi ancak bu masraf ve giderlerin gerçekliği, gerekliliği ve de makul oranda olduğu ortaya konulduğu müddetçe mümkündür. Yukarıda anılan kıstasları ve mevcut unsurları göz önünde bulunduran AİHM yargılama masraf ve giderlerine ilişkin talebi AİHM önündeki dava yönünden reddeder.
C. Gecikme faizi
AİHM, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM, OYBİRLİĞİ İLE
1. Başvurunun yargılama süresi yönünden yapılan şikayete ilişkin olarak kabuledilebilir, geriye kalan şikayetler bakımından ise kabuledilemez olduğuna;
2. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHSnin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTLye çevrilmek üzere, miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak Savunmacı Devlet tarafından başvurana 6.000 Euro (altı bin Euro) manevi tazminat ödenmesine;
b) söz konusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
Karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 21 Ekim 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy