(AİHS m. 6, 13, 34, 41, 44)
(Başvuru no: 23453/04 )
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
29 Nisan 2008
İşbu karar Sözleşmenin 44 § 2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 23453/04 numaralı başvurunun nedeni T.C. vatandaşı Zekeriya Koşalın (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) 10 Haziran 2004 tarihinde Temel İnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran bir avukat aracılığıyla temsil edilmemektedir.
OLAYLAR
DAVANIN KOŞULLARI
Başvuran 1959 doğumlu olup Ankarada ikamet etmektedir.
Başvuran Ankarada TRT Genel Müdürlüğünde sözleşmeli olarak çalışmaktaydı.
Radyo Televizyon Üst Kurulunun (RTÜK) 15 Mayıs 1995 tarihinde almış olduğu ve başvurana 16 Haziran 1995 tarihinde tebliğ edilen kararı ile başvuranın sözleşmesindeki statüsünü değiştiren bir düzenleme yapılmıştır.
Belirtilmeyen bir tarihte başvuran ilgili adli mercilerde bu karara itirazda bulunmuştur.
Başvuran 3 Nisan 1996 tarihinde bu kararın iptal edilmesi talebiyle Danıştaya başvurmuştur.
Danıştay 27 Aralık 1999 tarihinde bu başvuruyu reddetmiştir.
Başvuran Danıştayın bu kararına 31 Temmuz 2000 tarihinde Danıştay İdari Davalar Genel Kurulunda itiraz etmiştir.
Danıştay İdari Davalar Genel Kurulu 20 Kasım 2003 tarihinde aldığı ve başvurana 21 Ocak 2004te tebliğ edilen kararı ile temyiz edilen kararı onamıştır.
HUKUK
I. AİHSNİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran yargılamanın uzunluğunun AİHSnin 6/1 maddesinde öngörülen «makul süre» ilkesinin ihlaline yol açtığını iddia etmektedir.
Hükümet bu iddiaya karşı çıkmaktadır.
Dikkate alınması gereken dönem Danıştayın davayı ele aldığı 3 Nisan 1996 tarihinde başlayıp, 20 Kasım 2003te sona ermektedir. Dava iki dereceli yargıda 7 yıl 7 aydan fazla sürmüştür.
A. Kabuledilebilirlik hakkında
Hükümet iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazında bulunmaktadır. Hükümete göre başvuran yargılama sürecinin uzunluğuna ilişkin şikayetini yargı süreci boyunca iç hukuktaki mahkemeler önünde dile getirmemiştir.
Başvuran bu konuda görüş bildirmemiştir.
AİHM bu şikayetin iç hukuktaki başvuru yolu ile ilgili şikayetle ilintili olduğunu not etmektedir. AİHM bu şikayeti AİHSnin 13. maddesi çerçevesinde inceleyecektir (Bkz. mutatis mutandis Ebru ve Tayfun Engin Çolak-Türkiye kararı, 30 Mayıs 2006).
AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder.
B. Esasa dair
AİHM yargılama süresinin uygunluğunun davanın şartları ışığında ve aşağıdaki ölçütlere bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır: Davanın karmaşıklığı, başvuran ve ilgili mercilerin tutumu ve ihtilafta yer alan başvuran için neyin tehlikede olduğu (bkz. birçok içtihat arasında, Frydlender - Fransa (BD), no. 30979/96).
AİHM bundan önce de bu başvurudakine benzer sorunları ortaya koyan davaların ele alındığını ve bunların 6/1 maddesinin ihlali ile sonuçlandığını kaydetmektedir (Bkz. sözü edilen Frylender kararı).
AİHM mahkemeye sunulan tüm delil unsurlarını incelemiş ve Hükümetin Mahkemenin bu davada farklı bir sonuca ulaşmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını belirlemiştir. Bu yöndeki yerleşik içtihadını göz önüne aldığında AİHM, bilhassa Danıştay İdari Davalar Genel Kurulu önündeki mezkur yargı sürecinin aşırı olduğuna itibar etmektedir. Özellikle davanın başvuran açısından taşıdığı önem dikkate alındığında, bu süreç «makul süre» koşulunu karşılamamaktadır.
II. AİHSNİN 13. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran özellikle Türkiyede yargı sürecinin uzunluğuna karşı herhangi bir başvuru yolunun bulunmadığından yakınmakta, bu bağlamda AİHSnin 13. maddesine göndermede bulunmaktadır.
Hükümet bu duruma itiraz etmektedir.
AİHM, yukarıda ele alınan şikayet ile ilintili olduğunu hatırlatarak bu şikayeti kabuledilebilir nitelendirmektedir.
AİHM, 13. maddenin 6. maddenin 1. paragrafında yer alan makul bir süre dahilinde davaların görülmesi hakkının ihlal edildiği şikayetine karşı ulusal mahkemeler önünde etkili bir başvuru hakkını güvence altına aldığını hatırlatır (Bkz. Kudla-Polonya kararı no: 30210/96). AİHM Hükümet tarafından öne sürülen şikayet ve argümanların daha önce de reddedildiğini hatırlatmakta ve mevcut başvuruda da farklı bir sonuca varılacak gerekçenin yer almadığını kaydetmektedir.
AİHM bu başvuruda başvurana 6. maddenin 1. paragrafı gereğince davasının makul bir süre dahilinde görülmesi hakkını iç hukukta sağlayacak başvuru yolunun bulunmayışı nedeniyle AİHSnin 13. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.
II. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASINA İLİŞKİN
AİHSnin 41. maddesine göre Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, AİHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil tatminine hükmeder.
A. Tazminat
Başvuran 50.000 Euro maddi ve 25.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.
Hükümet bu miktarlara karşı çıkmaktadır.
AİHM tespit edilen ihlal kararı ile öne sürülen maddi zarar arasında hiçbir illiyet bağı olmadığından bu talebi reddetmektedir. Bunun yanı sıra, başvuranın manevi bakımdan haksızlığa uğradığını belirterek adı geçene hakkaniyete uygun 3.600 Euro ödenmesini kararlaştırmıştır.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Başvuran bu konuda takdiri AİHMye bırakmaktadır.
AİHMnin yerleşik içtihadına göre bir başvuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. AİHM sunulan belgeler ve yerleşik içtihat ışığında bir avukat aracılığı ile temsil edilmeyen başvurana bu başlık altında 200 Euro ödenmesine karar vermektedir.
C. Gecikme Faizi
AİHM, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. AİHSnin 13. maddesinin ihlal edildiğine;
4 a) AİHSnin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümetin başvurana
i) manevi tazminat olarak 3.600 (üç bin altı yüz) Euro ödemesine;
ii) yargılama giderleri için 200 (iki yüz) Euro ödemesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;
5. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
Karar Vermiştir.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 29 Nisan 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy