(AİHS. m. 6, 34, 35, 44) (KARAKULLUKÇU - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 24647/04)
KARAR
STRAZBURG
6 Ekim 2009
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 24647/04 nolu davanın nedeni, T.C. vatandaşı Yücel Doğanın (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine, 8 Haziran 2004 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Dair Sözleşmenin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
OLAYLAR
DAVANIN KOŞULLARI
Başvuran, 1969 doğumludur ve İzmirde ikamet etmektedir.
Başvuran, 7 Haziran 1997 tarihinde yapılan sınavı geçerek Etibankta özel güvenlik görevlisi olarak işe başlamıştır. Ancak, sınavın idare tarafından iptal edilmesi üzerine başvuranın iş sözleşmesi iptal edilmiştir.
27 Kasım 1997 tarihinde, başvuran, sınavın iptal edilmesine itiraz ederek Ankara 7. İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Başvuran, ayrıca, yeniden göreve alınma talebinde bulunmuştur. Ankara İdare Mahkemesi, 9 Aralık 1997 tarihinde, yetkisizlik kararı vererek dava dosyasını Konya İdare Mahkemesine göndermiştir.
5 Mart 1998 tarihinde, Konya İdare Mahkemesi de yetkisizlik kararı vererek dava dosyasını Danıştaya göndermiştir. Danıştay, 15 Haziran 1998 tarihinde, Ankara İdare Mahkemesinin davayı inceleme yetkisi bulunduğuna karar vermiştir.
14 Nisan 1999 tarihinde, Ankara 7. İdare Mahkemesi, başvuranın görevine iadesine karar vermiştir. Mahkeme, sınavın iptalinin, gerekli şartları yerine getirerek sınavı geçen başarılı adayları etkilememesi gerektiğine karar vermiştir. 28 Haziran 1997 tarihinde, banka yönetimi kararı temyiz etmiştir.
Danıştay, 15 Kasım 2001 tarihinde kararı bozmuştur. Danıştay, müfettişler tarafından hazırlanan raporda sınavın iptali için yeterli gerekçenin bulunduğunu tespit etmiştir. Danıştay, raporda belirtilen hataların ciddiyetine dikkat çekerek bu tür bir sınav aracılığıyla personel alımının adil olmayacağı sonucuna varmıştır. 26 Haziran 2002 tarihinde, başvuranın görevine bir kez daha son verilmiştir.
18 Eylül 2002 tarihinde, Ankara 7. İdare Mahkemesi, Danıştayın kararı doğrultusunda başvuranın talebini reddetmiştir. 3 Aralık 2002 tarihinde, başvuran kararı temyiz etmiştir.
29 Aralık 2003 tarihinde, Danıştay, 18 Eylül 2002 tarihli kararı onamıştır. Nihai karar, 10 Mayıs 2004 tarihinde başvurana tebliğ edilmiştir.
HUKUK
I. YARGILAMANIN UZUN SÜRMESİ NEDENİYLE AİHSNİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, yargılama süresinin makul süre şartına uygun olmadığını iddia ederek AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiği konusunda şikayetçi olmuştur.
Hükümet bu iddiaya itiraz etmiştir.
Göz önünde bulundurulması gereken süre 27 Kasım 1997 tarihinde başlayıp 29 Aralık 2003 tarihinde sona ermiştir. Dolayısıyla, yargılama iki aşamalı olarak altı yıldan fazla sürmüştür.
A. Kabuledilebilirlik
Hükümet, başvuranın şikayetini ulusal mahkemeler önünde dile getirmemesi nedeniyle AİHSnin 35/1 maddesi uyarınca iç hukuk yollarının tüketilmediğini iddia etmiştir.
AİHM, Hükümetin iç hukuk yollarının tüketilmediği yönündeki benzer şikayetlerini daha önce inceleyip reddetmiştir (Karakullukçu/Türkiye, no. 49275/99). AİHM, söz konusu davada, daha önceki tespitlerinden ayrılmasını gerektirecek herhangi bir özel koşul bulunmadığı kanaatindedir. Dolayısıyla, AİHM, Hükümetin itirazını reddeder.
AİHSnin 35/3 maddesi uyarınca bu şikayetin açıkça dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle şikayet kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
Hükümet, yargılama süresinin makul süre şartına uygun olduğunu belirtmiştir. Hükümet, başvuranın davasının karmaşık olduğunu iddia etmiştir.
AİHM, yargılama süresinin uzunluğunun davanın koşulları ışığında ve davanın karmaşıklığı, başvuran ile ilgili makamların tutumu ve başvuran için davada neyin tehlikede olduğu gibi ölçütler dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır (Frydlender / Fransa, no. 30979/96). AİHM, iş anlaşmazlıklarında özel bir itina gösterilmesi gerektiğini hatırlatır (Ruotolo / İtalya, A Serisi no. 230-D).
AİHM, söz konusu davada, başvuranın açtığı ilk temyiz davasının yaklaşık iki buçuk yıl boyunca Danıştay tarafından karara bağlanmadığını gözlemlemektedir.
AİHM, söz konusu davadakine benzer sorunlar ortaya koyan davalarda sıklıkla AİHSnin 6/1 maddesinin ihlalini tespit etmiştir (Frydlender).
Elindeki belgelerin tamamını inceleyen AİHM, söz konusu davada farklı bir sonuca varması için Hükümetin ikna edici herhangi bir delil veya iddia ortaya koymadığı kanaatindedir. AİHM, konuyla ilgili içtihadını göz önünde bulundurarak, söz konusu davada yargılama süresinin çok uzun olduğuna ve makul süre şartının yerine getirilmediğine karar verir.
Dolayısıyla, AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. İHLAL EDİLDİĞİ İDDİA EDİLEN DİĞER AİHS MADDELERİ
Başvuran, ayrıca, hakimlerden birinin muhalefet şerhinin yeterli bir şekilde gerekçelendirilmediği konusunda şikayetçi olmuş ve bu şikayetini AİHSnin 6. maddesine dayandırmıştır.
AİHM, söz konusu şikayeti incelemiştir. Bununla birlikte, elindeki bütün belgeleri göz önünde bulunduran AİHM, yetki alanına girdiği kadarıyla, şikayetin, AİHS veya Protokollerinde belirtilen hak ve özgürlüklerin herhangi bir ihlalini oluşturmadığı sonucuna varmıştır.
AİHM, AİHSnin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca, açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle başvurunun bu kısmının kabuledilemez nitelikte olduğuna karar verir.
III. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
AİHSnin 41. maddesine göre:
Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.
Başvuran, adil tatmin talebinde bulunmamıştır. Dolayısıyla, AİHM, bu başlık altında herhangi bir ödeme yapılmamasına karar verir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK, AİHM OYBİRLİĞİ İLE
1.Yargılama süresinin uzunluğuna ilişkin şikayetin kabuledilebilir, başvurunun geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
2.AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İçtüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragrafları gereğince 6 Ekim 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy