(AİHS m. 6, 34, 35, 41, 44) (765 S. K. m. 168) (DİTABAN - TÜRKİYE DAVASI) (SEHER KARATAŞ - TÜRKİYE DAVASI) (BİLGİN VE BULGA - TÜRKİYE DAVASI) (SALDUZ - TÜRKİYE DAVASI) (GÜLBAHAR VE TUT - TÜRKİYE DAVASI) (SOYKAN - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 25301/04)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
1 Aralık 2009
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (25301/04) nolu davanın nedeni (T.C. vatandaşları) Sedat Adalmış ve Ercan Kılıçın (başvuranlar) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 31 Mayıs 2004 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuranlar, İstanbul Barosu avukatlarından Y. Başara ve M. Filorina tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
Başvuranlar, sırasıyla 1976 ve 1974 doğumlu olup İstanbulda ikamet etmektedirler.
11 Temmuz 1999 tarihinde, Sedat Adalmış, 13 Temmuz 1999 tarihinde de Ercan Kılıç yakalanmış ve gözaltına alınmışlardır.
17 Temmuz 1999 tarihinde, başvuranlar, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı tarafından dinlenmişlerdir. Ardından başvuranlar nöbetçi hakim karşısına çıkarılmış ve nöbetçi hakim başvuranların tutuklanmasına karar vermiştir.
Gözaltı boyunca sürdürülen sorgulamalar sırasında başvuranlar avukat tarafından temsil edilmemişlerdir.
18 Ağustos 2000 tarihinde, Devlet Güvenlik Mahkemesinde, Savcı, yasadışı örgüt üyeliğinin cezalandırılmasını öngören eski Türk Ceza Kanununun 168. maddesi uyarınca başvuranları suçlamıştır.
23 Ekim 2002 tarihinde, Devlet Güvenlik Mahkemesi, başvuranların her birini on yedi yıl altı ay hapis cezasına mahkum etmiştir. Ayrıca, Devlet Güvenlik Mahkemesi, kamuya açık bir alana patlayıcı madde bıraktığı gerekçesi ile başvuran Adalmışın hapis cezasını iki yıl bir ay arttırmıştır. Başvuranların suçluluğunu ortaya koymak için Devlet Güvenlik Mahkemesi, yer tespit ve arama tutanaklarını, başvuran Kılıçın yazısı ile ilgili kaligrafik bilirkişi raporu sonuçlarını ve başvuran Adalmış ile ilgili videokasetler ile gözaltı sırasında iki başvuran tarafından verilen ifadeleri temel almıştır.
19 Kasım 2003 tarihinde kamuya açık bir duruşmada tefhim edilen 18 Kasım 2003 tarihli bir kararla, Yargıtay, sözkonusu kararı onamıştır.
23 Ocak 2004 tarihinde, Yargıtay kararı, ilk derece mahkemesi kalemine iletilmiştir.
HUKUK
AİHSnin 6/3 c) maddesine atıfta bulunarak, başvuranlar, gözaltı sırasında avukat yardımından yararlanamamaktan ve diğerleri arasından gözaltı sırasında verilen ifadeleri temelinde mahkum edilmekten şikayetçilerdir.
I. KABULEDİLEBİLİRLİĞE İLİŞKİN
Hükümet, altı ay kuralına riayet edilmediğini savunmaktadır: Hükümet başvuranların, başvurularını, ya nöbetçi hakim karşısına çıkarıldıkları tarih olan 17 Temmuz 1999 ya da Yargıtay kararının açıklandığı açık duruşma tarihi olan 19 Kasım 2003 tarihinden itibaren altı aylık süre içerisinde sunmuş olmaları gerektiği kanaatindedir.
AİHM, yargılamanın hakkaniyetinin incelenmesinin, yargılamanın tamamı ışığında yapılması gerektiğine ilişkin yerleşik içtihadını hatırlatmaktadır (John Murray-Birleşik Krallık, 8 Şubat 1996). Sözkonusu koşullarda, AİHSnin 35. maddesinin 1. paragrafı uyarınca işbu davada, nihai iç hukuk kararı, 18 Kasım 2003 tarihli Yargıtay kararıdır (bkz, aynı anlamda, Ditaban-Türkiye, başvuru no: 69006/01, 14 Nisan 2009
Yargıtay kararının tebliğ edilmediği durumlarda, altı ay süresinin hangi tarihten itibaren işlemeye başlayacağı hususunda AİHM, Türk hukukunda olduğu gibi, iç hukukta tebliğ öngörülmediğinde, tarafların muhtevasından gerçek anlamda haberdar olabildikleri kararın kullanıma açıldığı tarihin dikkate alınması gerektiği kanaatindedir (Seher Karataş-Türkiye, başvuru no: 33179/96, 9 Temmuz 2002). Ayrıca, Yargıtay karar metni, AİHM önünde iddialarını geliştirmeleri için başvuranda veya avukatında bulunmalıdır (Bilgin ve Bulga-Türkiye, başvuru no: 43422/02, 16 Haziran 2009).
Mevcut davada, AİHM, dosyadan, ertesi gününde kamuya açık bir duruşmada tefhim edilen 18 Kasım 2003 tarihli Yargıtay kararının, Devlet Güvenlik Mahkemesinin kaleminde tarafların kullanımına 23 Ocak 2004 tarihinde sunulduğu sonucuna ulaşıldığını gözlemlemektedir.
Hiçbir unsur, başvuranların veya avukatlarının, katılma zorunluluğu bulunmadığı bir açık duruşmada tefhim edilen karar metninden haberdar olabileceklerini düşünme imkanı sağlamamaktadır (Okul-Türkiye, başvuru no: 45358/99, 4 Eylül 2003). Dolayısıyla, altı ay süresi, 23 Ocak 2004 tarihinde işlemeye başlamıştır ve başvuranlar, bu hususta, AİHSnin 35. maddesinin 1. paragrafının gerektirdiklerine uygun hareket etmişlerdir.
Hükümetin başvurunun gecikmeli olarak yapıldığı hususundaki itirazının reddedilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca, başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
II. AİHSNİN 6/3c) MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Hükümet, Devlet Güvenlik Mahkemesi ve Yargıtay önündeki tüm yargılama boyunca avukat tarafından temsil edildikleri nedeniyle başvuranların adil yargılanma haklarının ihlal edilmediğini savunmaktadır.
Hiçbir unsurun, işbu kararda incelenen koşulları Salduz kararında incelenenlerden ayrı tutmasını gerektirmediği tespitinde bulunan AİHM, aynı gerekçelerle, AİHSnin 6/1 maddesi ile birlikte AİHSnin 6/3c) maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır (bkz, Gülbahar ve Tut-Türkiye, başvuru no: 24468/03, 24 Şubat 2009).
III. AİHSNİN DİĞER İHLALERİNE İLİŞKİN İDDİALAR
AİHSnin 6/1 maddesine atıfta bulunarak, başvuranlar, delillerin değerlendirilmesini ve ulusal mahkemeler önünde yürütülen yargılamanın sonucunu dava konusu yapmaktadırlar. Başvuranlar, hukuki kararların mesnetsiz olmasından ve ulusal mahkemelerin bağımsız ve tarafsız olmamasından şikayetçidirler.
AİHSnin 6/1 maddesi ile birlikte AİHSnin 6/3c) maddesinin ihlal edildiği tespitini göz önüne alan AİHM, AİHSnin 6/1 maddesi kapsamında yapılan şikayetlerin geri kalan kısmının ayrıca incelenmesine gerek olmadığı kanaatindedir (bkz, Soykan-Türkiye, başvuru no: 47368/99, 21 Nisan 2009).
IV. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
AİHSnin 41. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak, başvuranların her biri, 15.000 Euro manevi tazminat talep etmektedirler. Ayrıca başvuranlar, 5.850 Euro yargılama masraf ve gideri talebinde bulunmaktadırlar. Taleplerini desteklemek için, başvuranların avukatları, farklı masrafları (posta, kırtasiye, çeviri masrafları) ve Barolar Birliği asgari ücret tarifesi ile başvurunun hazırlanmasına ayrılan çalışma saatini gösteren ayrıntılı bir dökümün bir nüshasını belge olarak sunmaktadırlar.
AİHM, hakkaniyete uygun olarak, başvuranların her birine, 1.000 Euro manevi tazminat ödenmesine hükmetmektedir. AİHM, tespit edilen ihlalin telafi edilmesi için en uygun yolun, başvuranların isteği üzerine, AİHSnin 6/1 maddesinin gereklerine uygun olarak davanın yenilenmesi olacağı kanaatindedir (sözü edilen Salduz).
Yargılama masraf ve giderleri özellikle de avukatlık ücreti ile ilgili olarak, AİHM, başvuranların avukatları tarafından iletilen çalışma çizelgesini dikkate almakta ve başvuranlara ortaklaşa olarak 1.000 Euro yargılama masraf ve gideri ödenmesinin uygun olacağına kanaat getirmektedir. AİHM, belgelendirilmediğinden geri kalan talepleri reddetmektedir.
AİHM, gecikme faizi oranının Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uygulanan orana üç puanlık bir artış eklenerek belirlenmesinin uygun olacağına hükmetmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AİHSnin 6/1 maddesi ile birlikte AİHSnin 6/3 c) maddesinin ihlal edildiğine;
3. AİHSnin 6/1 maddesi kapsamında yapılan diğer şikayetlerin incelenmesine gerek olmadığına;
4. a) AİHSnin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından aşağıdaki miktarların ödenmesine:
(i) başvuranların her birine ve her türlü vergiden muaf tutularak 1.000 Euro (bin Euro) manevi tazminat
(ii) başvuranlara ortaklaşa olarak ve her türlü vergiden muaf tutularak 1.000 Euro (bin Euro) yargılama masraf ve gideri
b)sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
5. Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 01 Aralık 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy