(AİHS. m. 6, 34, 35, 41) (GARCİA RUIZ - İSPANYA DAVASI) (KABASAKAL VE ATAR - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no. 26998/04)
KARAR
STRAZBURG
15 Kasım 2011
İşbu karar kesinleşmiştir ancak şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USULİ İŞLEMLER
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan davanın (no. 26998/04) nedeni Türk vatandaşı Hamit Afşarın (başvuran), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (Mahkeme) Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleşmesinin (AİHS) 34. maddesi uyarınca 21 Mayıs 2004 tarihinde yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran herhangi bir avukat tarafından temsil edilmemiştir.
OLAYLAR
DAVA KOŞULLARI
Başvuran 1957 doğumludur ve Balıkesirde yaşamaktadır.
Başvuran doktordur.
23 Kasım 1998 tarihinde bir diğer doktor V.B., Ayvalık Asliye Hukuk Mahkemesinde iftira için tazminat talep ederek dava açmıştır. V.B. başvuranın hastaları arasında, izinsiz ilaç sattığı şeklinde yanlış bilgiler yaymıştır. V.B. delil olarak A.S. isimli hastadan aldığı ve üzerinde ilacın isminin, kendi isminin ve iş adresinin yazılı olduğu bir belgeyi göstermiştir. Davacı bu belgenin kendi unvanını lekelemek için başvuran tarafından yazıldığını iddia etmiştir.
Mahkeme yargılama sırasında, sağlık ocağında çalışan ve V.B.nin olaylara ilişkin iddialarını doğrulayan doktorlar ve hemşireler gibi birçok görgü tanığının ifadelerini dinlemiştir. Tanıkların bazıları, A.S.yi bu belgeyle gördüklerini belirtmişlerdir.
Başvuran 8 Haziran 2000 tarihli duruşmada ilacın ismini kağıda yazdığını kabul etmiş ancak diğer belgeleri yazdığını kabul etmemiştir.
Dava dosyasından başvuranın, mahkemeden yargılama sırasında A.S.yi dinlemesini talep etmediği anlaşılmaktadır.
4 Şubat 2003 tarihinde mahkeme, tanık ifadelerine ve 8 Haziran 2000 tarihli duruşmada verilen ifadelere dayanarak, başvuranın hastaları V.B.ye yönlendirdiğini tespit etmiş ve bu nedenle başvuranın tazminat ödemesine karar vermiştir.
11 Mart 2003 tarihinde başvuran itiraz etmiştir. İtiraz dilekçesinde mahkemenin A.S.nin ifadesini dinlemediğini belirtmiştir.
10 Temmuz 2003 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararını iç hukuka uygun bulan Yargıtay başvuranın itirazını reddetmiştir.
29 Mart 2004 tarihinde Yargıtay başvuranın kararın düzeltilmesi talebini reddetmiştir.
HUKUK
I. AİHSNİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, yargılama süresinin AİHSnin 6/1 maddesinde ortaya konan makul süre gereğine uygun olmadığından şikayetçi olmuştur.
Hükümet bu iddiaya itiraz etmiştir. Davanın karmaşıklığı göz önüne alındığında, itiraz edilen yargılama işlemlerinin aşırı uzun olduğunun kabul edilemeyeceğini iddia etmiştir. Bu nedenle, yargılamada Devlete atfedilebilecek bir gecikmenin sözkonusu olmadığı sonucuna varmıştır.
Göz önüne alınması gereken süre 23 Kasım 1998 tarihinde başlamış ve 29 Mart 2004 tarihinde sona ermiştir. Bu nedenle, iki aşamalı yargılamada beş yıl dört ay sürmüştür.
A. Kabuledilebilirlik
AİHM bu şikayetin AİHSnin 35/3 (a) maddesi bağlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını kaydetmektedir. Ayrıca kabuledilemez olduğu sonucuna varmak için gerekçe bulunmamaktadır. Bu nedenle, kabuledilebilir olduğu sonucuna varılmalıdır.
B. Esas
AİHM mevcut davadakine benzer konuların ortaya konulduğu davalarda sıklıkla AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir (bkz. Frydlender/Fransa (BD), no. 30979/96, paragraflar 42-46, AİHM 2000-VII ve Daneshpayeh/Türkiye, no. 21086/04, paragraflar 26-29, 16 Temmuz 2009).
Kendisine sunulan tüm delilleri inceleyen AİHM, Hükümetin mevcut davada farklı bir sonuca varmasına yol açacak bir delil sunmadığı ya da iddia ileri sürmediği kanısına varmıştır. Konuya ilişkin içtihadını göz önüne alan AİHM, mevcut davada yargılama süresinin aşırı olduğu ve makul süre gereğini karşılamadığı kanısına varmıştır.
Dolayısıyla 6/1. madde ihlal edilmiştir.
II. AİHSNİN DİĞER MADDELERİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran ayrıca AİHSnin 6/2 maddesine dayanarak ulusal mahkemenin baştan beri başvuranın suçlu olduğunu farz etmesi nedeniyle masumiyet karinesi hakkının ihlal edildiğinden şikayetçi olmuştur. AİHSnin 6/3 (b) ve (c) maddelerine dayanarak Yargıtay kararının ve kararın düzeltilmesi talebine ilişkin kararın dayanaktan yoksun olmaları nedeniyle adil şekilde yargılanmadığını iddia etmiştir. Son olarak, AİHSnin 6/1 ve 6/3 (d) maddelerine dayanarak ilk derece mahkemesinin önemli tanıklardan biri olan A.S.yi dinlemediğini ileri sürmüştür.
AİHM yukarıda kaydedilenler ışığında başvuranın beyanlarının, AİHSde ya da Protokollerinde ortaya konan hakların ve özgürlüklerin ihlal edildiğini göstermediği sonucuna varmıştır (bkz., Garcia Ruiz/İspanya (BD), no. 30544/96, paragraflar 28-29, AİHM 1999-I; Kabasakal ve Atar/Türkiye, no. 70084/01 ve 70085/01, 19 Eylül 2006; ve Perna/İtalya (BD), no. 48898/99, 29. paragraf, AİHM 2003-V). Sonuç olarak, AİHSnin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olmaları nedeniyle sözkonusu şikayetlerin kabuledilemez oldukları sonucuna varılmalıdır.
III. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
AİHSnin 41. Maddesi aşağıda kaydedilmiştir:
Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.
A. Zarar
Başvuran yaşadığı ruhsal ve fiziksel sıkıntılar nedeniyle 8,500 Euro manevi tazminat talep etmiştir.
Hükümet bu talebin aşırı olduğunu ileri sürerek itiraz etmiştir.
AİHM başvuranın yalnızca ihlal tespitiyle telafi edilemeyecek manevi bir zarara uğramış olması gerektiği kanısındadır. Hakkaniyet temelinde başvurana, bu başlık altında 2,400 Euro ödenmesine karar vermiştir.
Başvuran maddi tazminat talebinde bulunmamıştır. Dolayısıyla AİHM, başvurana bu başlık altında tazminat ödenmesini gerekli görmemektedir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Başvuran ayrıca yargılama masraf ve gideri olarak 260 Eurosu ulusal mahkemeler önünde yapılan masraflar için ve kalan kısmı iftira davası sonucu davacıya ödemesi gereken tazminat için olmak üzere 3,600 Euro talep etmiştir.
Hükümet bu taleplere itiraz etmiştir.
Sunulan delilleri, içtihadını ve başvuranın bir avukat tarafından temsil edilmediğini göz önüne alan AİHM ulusal yargılamalarda yapılan masraf ve harcamaların karşılanmasını talebini reddetmiş ve başvurana bu başlık altında tazminat ödenmesinin gerekli olmadığı sonucuna varmıştır.
C. Gecikme Faizi
AİHM, gecikme faizinin, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklenerek belirlenmesini uygun görmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK, AİHM OYBİRLİĞİYLE
1. Yargılama süresinin aşırı olduğuna ilişkin şikayetin kabuledilebilir ve başvurunun kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
2. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. (a) Savunmacı devletin üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere ve ödenebilecek her tür vergi ile birlikte başvurana 2,400 Euro (iki bin dört yüz Euro) ödemesine;
(b) Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için, sözkonusu meblağlara, Avrupa Merkez Bankasının anılan dönem için geçerli olan marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklemek suretiyle belirlenecek basit faiz uygulanmasına;
4. Başvuranın adil tatmine ilişkin diğer taleplerinin reddine,
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İç Tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragrafları uyarınca 15 Kasım 2011 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy