(AİHS m. 6, 35, 41, 44, 1 Nolu Protokol) (818 S. K. m. 105) (AHMET KILIÇ - TÜRKİYE DAVASI) (AKINCI - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 29016/04)
KARAR
STRAZBURG
9 Aralık 2008
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 29016/04 nolu davanın nedeni, T.C. vatandaşı Mehmet Kaplanın (başvuran), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine, 25 Mart 2003 tarihinde Temel İnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde, Şanlıurfa Barosu avukatlarından M. Birlik tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
Başvuran, 1941 doğumludur ve Gaziantepte ikamet etmektedir.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Birecik barajının inşası çalışmaları çerçevesinde, Nizipe bağlı Aşağıçardak köyündeki başvurana ait bir arsayı (parsel no. 624) kamulaştırmıştır.
8 Şubat 1999da, başvuran, ek tazminat talebiyle Nizip Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır.
30 Aralık 1999da, Nizip Asliye Hukuk Mahkemesi, başvurana 5 Mart 1999 tarihinden başlamak üzere faiziyle birlikte 5,286,375,000 Türk Lirası tutarında ek tazminat ödenmesine hükmetmiştir.
19 Haziran 2000de, Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.
İdare, 4 Kasım 2002 ve 23 Mayıs 2007 tarihlerinde, başvurana faiziyle birlikte ek tazminat olarak sırasıyla 15,853, 159,343 TL ve 7,799.64 YTL ödemiştir.
HUKUK
I. AİHSNİN 6/1 MADDESİ İLE 1 NO.LU PROTOKOLÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, kendisine ait taşınmazın kamulaştırılmasının ardından ödenmesine hükmedilen ek tazminatın ödenmesinde yaşanan gecikmenin, faiz oranının düşüklüğü ile birlikte mali kayba yol açtığı konusunda şikayetçi olmuş ve bu şikayetini AİHSnin 6/1 maddesi ile 1 No.lu Protokolün 1. maddesine dayandırmıştır.
A. Kabuledilebilirlik
Hükümet, başvuranın Borçlar Kanununun 105. maddesinin sağladığı hukuk yolundan gerektiği gibi yararlanmamış olması nedeniyle, AİHSnin 35. maddesinde öngörülen iç hukuk yollarını tüketmediğini ileri sürmüştür. Borçlar Kanununun 105. maddesine göre, başvuranın uğradığı zararın gecikme faizi miktarını aştığını kanıtlaması halinde, iddia konusu ek tazminatın ödenmesinde yaşanan gecikme nedeniyle uğradığı maddi kayıp için kendisine tazminat ödenebilirdi.
Hükümet, ayrıca, Yargıtay kararının 19 Haziran 2000 tarihinde verilmesine rağmen, başvuranın 25 Mart 2003 tarihinde başvuruda bulunması nedeniyle, altı ay kuralının yerine getirilmediğini ileri sürmüştür.
AİHM, Akkuş / Türkiye davasında (Hüküm ve Karar Raporları 1997-IV) benzer ön itirazları reddettiğini kaydetmektedir. AİHM, sözkonusu davada aksi yönde karar vermek için herhangi bir gerekçe bulunmaması nedeniyle Hükümetin itirazlarını reddeder.
AİHSnin 35/3 maddesi uyarınca bu şikayetin dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle şikayet kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
Hükümet, ek tazminatın tamamının 4 Kasım 2002 ve 22 Mayıs 2007 tarihlerinde ödendiğini, ancak başvuranın şikayetlerinde bu ikinci ödemeden bahsetmediğini ileri sürmüştür. Ayrıca, uygulanan faiz oranları ile makamların ilgili miktarı gecikmeli ödemesi nedeniyle başvuran herhangi bir maddi zarara uğramamıştır. Yukarıda adı geçen Akkuş kararı gözönünde bulundurulduğunda, Hükümet, başvuranın 1 No.lu Protokolün 1. maddesi tarafından güvence altına alınan mülkiyet hakkına saygı gösterme yükümlülüğünü yerine getirmiştir. AİHSnin 6. maddesi ile 1 No.lu Protokolün 1. maddesinin ihlali sözkonusu değildir.
Başvuran, 22 Mayıs 2007 tarihinde yapılan ödemeyle ilgili olarak herhangi bir açıklamada bulunmamıştır. Başvuran, iddialarını sürdürerek Hükümetin iddialarına itiraz etmiştir.
AİHM, daha önce benzer davaları incelediğini ve AİHSnin 6. maddesi ile 1 No.lu Protokolün 1. maddesinin ihlalini tespit ettiğini kaydeder (Burdov / Rusya, no. 59498/00 ve Kaçar ve Diğerleri, yukarıda kaydedilen). AİHM, önceki davalardakinden farklı bir sonuca varması için herhangi bir gerekçe bulunmadığı görüşündedir. AİHM, makamların ilk ödemeyi Yargıtayın kararından iki yıl beş ay, ikinci ödemeyi ise sözkonusu karardan yaklaşık yedi yıl sonra yaptıklarını kaydeder. Sonuç olarak, AİHM, yerel mahkemelerce hükmedilen ek tazminatın ödenmesinde yaşanan gecikmenin kamulaştırmayı yapan makamdan kaynaklandığını ve bu gecikme sonucu mal sahibinin taşınmazının kamulaştırılmasına ek olarak zarara uğradığını tespit etmiştir. AİHM, bu gecikme ve yargılamanın uzun sürmesi sonucu, başvuranın bireysel ve aşırı bir yük altına sokulduğunu, bunun da mülkiyet hakkının korunması ile kamu çıkarının gerekleri arasındaki adil dengeyi bozduğunu tespit etmiştir.
AİHM, yukarıda anlatılanlar ışığında, AİHSnin 6/1 maddesi ile 1 No.lu Protokolü 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır.
II. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
AİHSnin 41. maddesine göre:
Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.
A. Tazminat
Başvuran, maddi tazminat olarak 26,000 Euro, manevi tazminat olarak 20,000 Euro talep etmiştir.
Hükümet, bu taleplere itiraz etmiştir.
AİHM, başvuranın 1 No.lu Protokolün 1. maddesi uyarınca yapmış olduğu şikayetle ilgili olarak, -Akkuş kararında (yukarıda kaydedilen) kullandığı hesaplama yöntemini kullanarak ve sözkonusu zamandaki ilgili ekonomik verileri gözönünde bulundurarak- iki ödeme sonrasında başvuranın kaybının 400 Euro olduğuna karar vermiştir. AİHM, içtihadı uyarınca, Hükümetin mahkeme kararı sonucu yapmış olduğu ödemenin başvuranın maddi tazminat talebini karşıladığı görüşündedir (Basoukou / Yunanistan, no. 3028/03; Ahmet Kılıç / Türkiye, no. 38473/02; Akıncı / Türkiye, no. 12146/02; Kaçar ve Diğerleri, yukarıda kaydedilen).
AİHM, başvuranın tespit edilen ihlalin tek başına yeterli tatmin oluşturamayacağı düzeyde manevi zarar görmüş olabileceğini kabul etmektedir. AİHM, dava koşullarını dikkate alarak ve hakkaniyete uygun temellere dayanarak, başvurana 3,000 Euro ödenmesine karar verir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Başvuran, yargılama masraf ve giderleri için herhangi bir talepte bulunmamıştır. Dolayısıyla, bu başlık altında herhangi bir ödeme yapılmasına hükmedilmemiştir.
C. Gecikme Faizi
AİHM, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM, OYBİRLİĞİ İLE
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. Yerel mahkeme kararının geç uygulanması nedeniyle AİHSnin 6/1 maddesi ile 1 No.lu Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. (a) AİHSnin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirasına çevrilmek üzere ve her türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak Savunmacı Hükümet tarafından başvurana maddi tazminat olarak 400 Euro (dört yüz Euro), manevi tazminat olarak 3,000 Euro (üç bin Euro) ödenmesine;
(b) Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İçtüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragrafları gereğince 9 Aralık 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy