(AİHS m. 5, 6, 34, 35, 41, 44) (765 S. K. m. 146) (WEMHOFF - ALMANYA DAVASI) (CAHİT SOLMAZ - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 33104/04)
KARAR
STRAZBURG
18 Kasım 2008
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 33104/04 nolu davanın nedeni, T.C. vatandaşı Mustafa Tosunun (başvuran), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine, 22 Temmuz 2004 tarihinde Temel İnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde, İstanbul Barosu avukatlarından Sabri Kuşkonmaz tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
Başvuran, 1974 doğumludur ve İstanbulda ikamet etmektedir.
Başvuran, 10 Kasım 1995 tarihinde, o zaman yürürlükte olan Ceza Kanununun 146. maddesi uyarınca suç teşkil eden anayasal düzeni bozmaya teşebbüs şüphesiyle yakalanmıştır. Başvuran, daha sonra cezaevine gönderilmiş ve aleyhindeki cezai kovuşturma başlayıncaya kadar burada alıkonmuştur.
4 Aralık 1995te, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, aynı mahkemeye, başvuran ile diğer birkaç kişiyi yukarıda bahsi geçen suçla itham eden bir ithamname vermiştir.
24 Aralık 2002de, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (buradan itibaren ilk derece mahkemesi), başvuranı suçlu bulmuş ve müebbet hapis cezasına çarptırmıştır. Başvuran temyize gitmiştir.
8 Aralık 2003te, Yargıtay kararı bozmuş ve başvuran aleyhindeki cezai kovuşturma ilk derece mahkemesi önünde yeniden başlamıştır.
Devlet Güvenlik Mahkemelerinin kaldırılmasından sonra, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi davayı devralmıştır. 18 Mayıs 2006da, başvuran, Kasım 2005ten beri tutuklu bulunduğu cezaevinden şartla salıverilmiştir. Yargılama halen İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi önünde beklemededir. Başvuranın verdiği bilgiye göre, en son duruşma 1 Mayıs 2008 tarihinde yapılmıştır.
HUKUK
I. AİHSNİN 5/3 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, tutukluluk süresinin çok uzun olduğu konusunda şikayetçi olmuş ve bu şikayetini AİHSnin 5/3 maddesine dayandırmıştır.
Hükümet, bu iddiaya itiraz etmiştir.
A. Kabuledilebilirlik
AİHSnin 35/3 maddesi uyarınca bu şikayetin dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle şikayet kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
Hükümet, yargılanma sürecinde başvuranın tutuklu bulunmasının, kamu güvenliği ile yeniden suç işleme veya aleyhindeki kanıtları ortadan kaldırma riskleri nedeniyle gerekli olduğunu ileri sürmüştür.
Başvuran, iddialarını sürdürmüştür.
AİHM, başvuranın tutukluluğunun yakalanıp gözaltına alındığı 10 Kasım 1995 tarihinde başlayıp ilk derece mahkemesi tarafından hüküm giydiği 24 Aralık 2002 tarihine kadar devam ettiğini gözlemlemektedir (bkz, Wemhoff / Almanya, A Serisi no. 7). Başvuran, 24 Aralık 2002 tarihinden mahkumiyet kararının Yargıtay tarafından bozulduğu 8 Aralık 2003 tarihine kadar, AİHSnin 5/1 (a) maddesi uyarınca yetkili mahkeme tarafından mahkum edildikten sonra hapsedilmiştir. Bu nedenle, hükümlülük süresi 5/3 maddesinin kapsamının dışında kalmaktadır (bkz, Cahit Solmaz / Türkiye, no. 34623/03). Başvuran, AİHSnin 5/3 maddesi uyarınca, 8 Aralık 2003 ile şartla salıverildiği 18 Mayıs 2006 tarihleri arasında, ön duruşma sürecinde bir kez daha tutuklanmıştır. Dolayısıyla, başvuran, toplamda dokuz yıl yedi ay yirmi dört gün tutuklu bulunmuştur.
AİHM, sözkonusu davadakine benzer sorunlar içeren birçok davada AİHSnin 5/3 maddesinin ihlalini saptamıştır (Münire Demirel / Türkiye, no. 5346/03).
AİHM, kendisine sunulan bütün belgeleri inceledikten sonra, Hükümetin bu davada farklı bir sonuca varmasını sağlayacak herhangi bir kanıt veya iddia ortaya koymadığı kanaatine varmıştır.
Yukarıdaki bilgiler ışığında, AİHM, başvuranın tutukluluk süresinin aşırı olduğu sonucuna varmıştır.
Buna göre, AİHSnin 5/3 maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHSNİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, son olarak, aleyhindeki cezai kovuşturma süresinin AİHSnin 6/1 maddesinde yer alan makul süre şartını ihlal ettiği konusunda şikayetçi olmuştur.
Hükümet, bu iddiaya itiraz etmiştir. Hükümet, kovuşturmanın karmaşık olduğunu ve başvuranın duruşmada yazılı savunmasını sunmada yaşattığı gecikmelerin kovuşturmanın uzun sürmesinde etkili olduğunu iddia etmiştir. Hükümete göre, ilk derece mahkemesi davayı itinayla yönetmiş ve düzenli aralıklarla duruşma yapmıştır.
AİHM, başvuran aleyhindeki cezai kovuşturmanın yakalandığı 10 Kasım 1995 tarihinde başladığını ve ilk derece mahkemesi önünde halen derdest olduğunu gözlemlemektedir.
A. Kabuledilebilirlik
AİHSnin 35/3 maddesi uyarınca bu şikayetin dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle şikayet kabuledilebilir niteliktedir.
C. Esas
AİHM, yargılama süresinin makul olup olmadığı konusunun dava koşulları ışığında değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatmaktadır. Davanın karmaşıklığı ve makamların başvuran ile ilgili tutumu özellikle gözönünde bulundurulmalıdır (bkz, Pélissier ve Sassi / Fransa, no. 25444/94).
AİHM, başvuran ile diğer birkaç sanık aleyhindeki ciddi iddiaların karara bağlanmasını gerektirmesi nedeniyle dava konusunun karmaşık olduğu hususunda Hükümetle hemfikirdir. Ancak, başvuranın savunmasını sunmada yaşattığı gecikmelerle açıklanamayacak olan ilk derece mahkemesi önündeki toplam yargılama süresini -yaklaşık on üç yıl- gözönünde bulunduran AİHM, sözkonusu cezai yargılamanın makul bir süre içerisinde yapıldığı konusunda ikna olmamıştır.
AİHM, yukarıda anlatılanlar ışığında, AİHSnin 6/1 maddesinde öngörülen makul süre şartının yerine getirilmediği sonucuna varmıştır. Sonuç olarak, AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
III. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
AİHSnin 41. maddesine göre:
Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.
A. Tazminat
Başvuran, maddi tazminat olarak 50,000 Euro, manevi tazminat olarak 50,000 Euro talep etmiştir.
Hükümet, talep edilen miktarların aşırı olduğunu ve yazılı delillerle desteklenmediğini iddia etmiştir.
Başvuranın maddi tazminat talebini desteklemek üzere herhangi bir belge sunmadığını gözlemleyen AİHM, bu talebi reddeder. Ancak, AİHM, başvuranın tespit edilen ihlalin tek başına yeterli tatmin oluşturamayacağı düzeyde manevi zarar görmüş olabileceğini kabul etmektedir. AİHM, benzer davaları dikkate alarak ve hakkaniyete uygun temellere dayanarak, bu başlık altında başvurana 13,500 Euro ödenmesine karar verir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Başvuran, yargılama masraf ve giderleri için herhangi bir talepte bulunmamıştır. Dolayısıyla, AİHM, başvurana bu bağlamda herhangi bir ödeme yapılmasına gerek olmadığı kanaatindedir.
C. Gecikme Faizi
AİHM, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM, OYBİRLİĞİ İLE
1. Başvurunun geri kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;
2. AİHSnin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine;
3. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
4. (a)AİHSnin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirasına çevrilmek üzere ve her türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak Savunmacı Hükümet tarafından başvurana manevi tazminat olarak 13,500 Euro (on üç bin beş yüz Euro) ödenmesine;
(b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
5. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İçtüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragrafları gereğince 18 Kasım 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy