(AİHS. m. 6, 13, 35) (MÜDÜR TURGUT VE DİĞERLERİ V. - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no. 34600/04)
KARAR
Durusoy v. Türkiye davasında,
Başkan
Guido Raimondi,
Yargıçlar
Danute Jociene,
Peer Lorenzen,
Dragoljub Popovic,
Işıl Karakaş,
Neboja Vucinic,
Paulo Pinto de Albuquerque, ve Daire Yazı İşleri Müdürü Stanley Naismithin katımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Dairesi), 21 Mayıs 2013 tarihinde yapılan müzakereler sonrasında, 1 Temmuz 2004 tarihinde yapılan başvuru ile ilgili olarak aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY ve OLGULAR
Başvuranların listesi ekte yer almaktadır.
A. Somut Olayın Koşulları
Başvurunun kendine özgü koşulları, taraflarca ifade edildiği şekilde aşağıdaki gibi özetlenebilir.
Başvuranlar, farklı hukuk ve idare mahkemeleri önünde çeşitli tarihlerde bir kısım davalar açmışlar ve aleyhlerinde de farklı mahkemeler önünde davalar açılmıştır. Ayrıca açılan davalar yıllarca hatta on yıllarca devam etmiştir.
B. İlgili İç Hukuk
Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 9 Ocak 2013 tarihinde kabul edilen ve 19 Ocak 2013 tarihinde yürürlüğe giren 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanunun (bundan sonra metinde «tazminat kanunu» olarak anılacaktır) somut olayla ilgili hükümleri, Müdür Turgut ve diğerleri v. Türkiye Kararının ((kabul edilebilirlik kararı), no. 4860/09, §§ 19-26, 26 Mart 2013) 19.-26. paragrafları arasında yer almaktadır.
ŞİKAYETLER
Başvuranlar, Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrasını ileri sürerek, kendilerince başlatılan veya aleyhlerinde başlatılan yargılamaların «makul süre» şartına uygun olmadığını iddia etmektedirler.
Ayrıca bazı başvuranlar, Sözleşmenin 13. maddesi anlamında, Türkiyede yargılama süresinin makul süreyi aştığına ilişkin şikayetlerinin değerlendirilebileceği iç hukuk yolu bulunmamasından da şikayetçidirler.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
A. Başvuruların Birleştirilmesi Hakkında
Mahkeme, İçtüzüğünün 42. maddesinin 1. fıkrasının uygulanmasıyla, içerdikleri hukuki konulara ve davaların olay ile olgularına ilişkin benzerlikler bağlamında başvuruları birleştirmeye karar vermiştir.
B. Sözleşmenin 6. maddesi hakkında
Başvuranlar, yargılamaların sürelerinde, Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen «makul süre» şartına uyulmadığını iddia etmektedirler. Bu maddenin somut olayla ilgili hükümleri aşağıdaki gibidir:
«1. Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan (
) bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, (
) görülmesini istemek hakkına sahiptir.»
Mahkeme, başvuranlar tarafından sunulan bu şikayetlere benzer şikayetler içeren Müdür Turgut ve diğerleri v. Türkiye başvurusunda da (daha önce anılan (kabul edilebilirlik kararı), 58. ve 60. paragraflar) daha önce karar verme fırsatının olduğunu hatırlatmaktadır. Mahkeme, yargılama süresinin «makul süre» şartına uygun olmadığını savunan ve Türkiyede yargılama süresinin makul süreyi aştığına ilişkin şikayetleri değerlendirebilecek bir yargı makamı bulunmamasından şikayet eden başvuranların, öncelikle şikayetlerinin giderilmesi için başvuranlara makul bir çerçeve sunabilen ve erişilebilir bir başvuru yolunun varlığı halinde, Sözleşmenin 35. maddesine uygun olarak, 6384 sayılı Kanun tarafından kurulan tazminat komisyonuna başvurmaları gerektiği sonucuna varmıştır (daha önce anılan Müdür Turgut ve diğerleri, (kabul edilebilirlik kararı), 56. paragraf).
C. Sözleşmenin 13. maddesi hakkında
Ayrıca bazı başvuranlar, Türkiyede yargılamanın makul süreyi aşmasından şikayetçi olmaya imkan sağlayan bir iç hukuk yolunun bulunmamasından şikayet etmektedir. Bu bağlamda başvuranlar aşağıdaki belirtilen Sözleşmenin 13. maddesini ileri sürmektedir:
«Bu Sözleşmede tanınmış olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, ihlal fiili resmi görev yapan kimseler tarafından bu sıfatlarına dayanılarak yapılmış da olsa, ulusal bir makama etkili bir başvuru yapabilme hakkına sahiptir.»
Mahkeme, 6384 sayılı Kanun tarafından kurulan tazminat komisyonunun başvuranlara Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrası uyarınca yargılama süresiyle ilgili şikayette bulunma imkanı sağlayarak, 23 Eylül 2012 tarihinden önce AİHMe yapılmış, henüz Hükümete bildirilmemiş ve AİHM önünde halen derdest olan başvurularla ilgili olarak Sözleşmenin 13. maddesi anlamında bir başvuru yolu sunduğunu daha önce de değerlendirdiğini hatırlatmaktadır (daha önce anılan Müdür Turgut ve diğerleri, (kabul edilebilirlik kararı), 59. paragraf).
D. AİHMin somut olayla ilgili değerlendirmesi
Mahkeme, daha önce metinde geçen Müdür Turgut ve diğerleri Kararı (kabul edilebilirlik kararı) ışığında mevcut başvuruları incelemiş ve bu davalarda farklı bir sonuç doğurabilecek herhangi bir olgu ya da özel koşul tespit etmemiştir.
Dolayısıyla Mahkeme, başvuranların «makul süre» ilkesine ilişkin şikayetlerinin, Sözleşmenin 35. maddesinin 1. fıkrasının ve 4. fıkrasının uygulanmasıyla, iç hukuk yollarının tüketilmemiş olduğu gerekçesiyle reddedilmeleri gerektiği ve bazı başvuranların Sözleşmenin 13. Maddesine ilişkin şikayetlerinin, Sözleşmenin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendinin ve 4. fıkrasının uygulanmasıyla reddedilmeleri gerektiği sonucuna varmıştır.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oybirliğiyle,
Başvuruları birleştirmeye;
ve başvuruların kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy