(AİHS. m. 6, 34, 35, 41, 44)
(Başvuru No: 34740/04 ve 2399/06)
STRAZBURG
15 Şubat 2011
İKİNCİ DAİRE
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (34740/04 ve 2399/06) nolu davanın nedeni, T.C. vatandaşları Tolga Akat ve Sinan Kaynarın (başvuranlar) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 5 Temmuz 2004 ve 15 Aralık 2005 tarihlerinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
OLAYLAR
DAVA KOŞULLARI
Sırasıyla 1980 ve 1981 doğumlu olan ve İstanbulda ikamet eden başvuranlar Türk vatandaşlarıdır.
Başvuranlar, meslek lisesi ve imam hatip lisesinde öğrencilerdi.
Türkiyede üniversite eğitimi almak isteyenler öncelikle Yükseköğretim Kurulu Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezinin (YÖK) düzenlediği çoktan seçmeli sınavlarda başarılı olmak durumundadır. Sınava giren adayın başarısı esasen bu sınavlarda gösterdiği başarıyla ölçülmekle birlikte ortaöğretim başarı sonuçları da puanlamaya etki etmektedir.
30 Temmuz 1998 tarihinde, Yüksek Öğretim Kurulu, alan seçimlerine göre puanlama sistemini düzenleyen genelgeyi kabul etmiştir.
1999 ve 2000 yıllarında okudukları meslek liselerindeki eğitimlerinden farklı bir alanda üniversite eğitimi yapmak isteyen başvuranlar üniversite sınavında yeterli puanları alarak tercihleri doğrultusunda, Işık Üniversitesi Enformasyon Teknolojileri Fakültesi ile Selçuk Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Ekonomi bölümüne kabul edilmişlerdir.
10 Eylül 1999 ve 13 Ekim 2000 tarihlerinde, başvuranlar ortaöğretim başarı puanının hesaplanmasında farklı katsayının dikkate alınması nedeniyle yeni sitemin kendileri için dezavantajlı bir durum yarattığı gerekçesiyle Danıştay önünde 30 Temmuz 1998 tarihli genelgenin iptali için dava açmışlardır.
26 Şubat 2001 ve 11 Şubat 2002 tarihlerinde Danıştay öğrencilerin lisede görülen ders programına tekabül eden yüksek öğretim programlarına yerleştirilmelerinde adil olma niteliğini sağlama kaygısını göz önüne alan YÖKün, takdir yetkisini kullandığı ve genelgenin idari hukuk gereklerine uygun olduğu gerekçeleriyle başvuranların davalarını reddetmiştir.
Akatın başvurusu ile ilgili olarak, başvurana 3 Mart 2004 tarihinde tebliğ edilen 20 Kasım 2003 tarihli bir kararla, Danıştay Dava Daireleri Genel Kurulu, 26 Şubat 2001 tarihli kararı onamıştır.
Danıştay Dava Daireleri Genel Kurulu, 9 Aralık 2004 tarihli bir kararla, 11 Şubat 2002 tarihli kararı kapsayan Kaynar başvurusu ile ilgili olarak da aynı şekilde davranmıştır. 21 Temmuz 2005 tarihinde başvurana tebliğ edilen 9 Haziran 2005 tarihli bir kararla, Danıştay Dava Daireleri Genel Kurulu, 9 Aralık 2004 tarihli karara ilişkin düzeltme talebini reddetmiştir.
HUKUK
I. AİHSNİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuranlar, yargılama süresinin, AİHSnin 6/1 maddesinin öngördüğü şekli ile makul süre ilkesini ihlal ettiğini iddia etmektedirler.
Hükümet, sözkonusu iddiaya itiraz etmektedir.
34740/04 numaralı başvuru ile ilgili olarak, dikkate alınacak dönem, Danıştaya başvurunun yapıldığı tarih olan 10 Eylül 1999 tarihinde başlamış ve Danıştay Dava Daireleri Genel Kurulu kararı ile 20 Kasım 2003 tarihinde sona ermiştir. Dolayısıyla dikkate alınacak dönem, iki dereceli mahkemede dört yıl iki ay sürmüştür. Ayrıca AİHM, mevcut davada, başvuranın, temyiz kararını vermesi için Danıştay Dava Daireleri Genel Kurulunu iki yıl dokuz ay beklemek zorunda kaldığını gözlemlemektedir.
2399/06 numaralı başvuru ile ilgili olarak, dikkate alınacak dönem, 13 Ekim 2000 tarihinde, Danıştay başvurusu ile başlamış ve 9 Haziran 2005 tarihinde, Danıştay Dava Daireleri Genel Kurulu kararı ile sona ermiştir. Dolayısıyla sözkonusu dönem iki dereceli mahkemede, dört yıl sekiz ay sürmüştür. Ayrıca, başvuran, Danıştay Dava Daireleri Genel Kurulunun temyiz kararı vermesi için iki yıl on ay beklemek zorunda kalmıştır.
AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde sözkonusu şikayetin dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca, başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
AİHM, dava süresinin makul olup olmadığının, davanın koşullarına göre ve başta davanın karmaşıklığı olmak üzere AİHM içtihadı tarafından benimsenen kriterler ile başvuran ve yetkili mercilerin tutumları ile ilgililer açısından davanın öneminin dikkate alınarak değerlendirildiğini hatırlatmaktadır (bkz, Daneshpayeh-Türkiye, başvuru no: 21086/04,
16 Temmuz 2009).
AİHM, mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan davaları müteaddit defalar incelemiş ve AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir (bkz, sözü edilen Daneshpayeh ve Doğru Avşar-Türkiye, başvuru no: 14310/05, 12 Ocak 2010).
Takdirine sunulan unsurların tamamının incelenmesinin ardından AİHM, mevcut davada farklı bir sonuca ulaşmak için Hükümetin ikna edici hiçbir tespit ve argüman sunmadığına kanaat getirmektedir. Konuya ilişkin içtihadı göz önüne alındığında AİHM, mevcut davada yargılama sürelerinin çok uzun olduğu ve makul süre ilkesini karşılamadığı kanaatindedir.
Bu itibarla, AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat, yargılama masraf ve giderleri
1. 24740/04 numaralı başvuru
Başvuran, maruz kaldığı maddi zararı 32.238 Amerikan Doları (yaklaşık 21.000 Euro) olarak belirtmektedir. Başvuran ayrıca, maruz kaldığı manevi zarar için 20.000 Amerikan Doları (yaklaşık 13.500 Euro) talep etmektedir.
Hükümet, sözkonusu iddialara itiraz etmektedir.
AİHM, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi tazminat arasında bir illiyet bağı görememekte ve sözkonusu talebi reddetmektedir. Buna karşın AİHM, başvurana 1.500 Euro manevi tazminat ödenmesi gerektiği kanaatindedir.
Başvuran, AİHM önündeki yargılama için 5.964,85 Amerikan Doları (yaklaşık 4.000 Euro) talep etmektedir. Bu bağlamda başvuran, AİHM önündeki yargılamanın sonunda sözkonusu miktarın ödenmesi şartı taşıyan avukatlık ücreti sözleşmesini AİHMye sunmaktadır. Ayrıca başvuran, çeviri masrafları için 272,41 TL (yaklaşık 125 Euro) talep etmekte ve sözkonusu miktarı gösteren bir faturayı belge olarak sunmaktadır.
Hükümet, sözkonusu iddialara itiraz etmektedir.
AİHM içtihadına göre, bir başvuran yargılama masraf ve giderlerinin geri ödemesini ancak gerçekliği, gerekliliği ve oranlarının makul yapısı ortaya konduğu sürece elde edebilir. Mevcut davada, sahip olduğu belgeler ve yukarıda sözü edilen kriterler göz önüne alındığında, AİHM, avukatlık ücreti kapsamında başvuranın yapmış olduğu talebin aşırı olduğuna kanaat getirmekte ve başvurana tüm masraflar için 1.125 Euro ödenmesine hükmetmektedir.
2. 2399/06 numaralı başvuru
Başvuran hiçbir adil tatmin talebinde bulunmamaktadır. Bu itibarla AİHM başvurana tazminat ödemeye gerek olmadığı kanaatindedir.
B. Gecikme faizi
AİHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklenerek belirlenmesini uygun görmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE
1. Başvurunun AİHSnin 6/1 maddesi kapsamında yapılan şikayetlere ilişkin kısmının kabuledilebilir geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
2. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHSnin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından başvuran Tolga Akata (başvuru no: 34740/04) aşağıdaki miktarların ödenmesine;
i. her türlü vergiden muaf tutularak 1.500 Euro (bin beş yüz Euro) manevi tazminat;
ii. her türlü vergiden muaf tutularak 1.125 Euro (bin yüz yirmi beş Euro) yargılama masraf
ve gideri;
b) Yukarıda belirtilen sürenin sona erdiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için, sözkonusu meblağlara, Avrupa Merkez Bankasının anılan dönem için geçerli olan marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklenmek suretiyle belirlenecek basit faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 15 Şubat 2011 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy