(AİHS. m. 5, 6, 34, 35, 41, 44) (GÖKÇE VE DEMİREL - TÜRKİYE DAVASI) (CAHİT DEMİREL - TÜRKİYE DAVASI) (SALDUZ - TÜRKİYE DAVASI) (YAKIŞAN - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no. 34759/04, 28588/05, 1016/06 ve 19280/06)
KARAR
STRAZBURG
21 Aralık 2010
İşbu karar AİHS'nin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USULİ İŞLEMLER
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan dört davanın (no. 34759/04, 28588/05, 1016/06 ve 19280/06) nedeni sırasıyla 1972, 1964, 1980 ve 1955 doğumlu Türk vatandaşları olan Feti Ateş, Nursel Demirdöğücü, Hakkı Alçin ve Metin Durmaz'ın ("başvuranlar"), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleşmesi'nin ("AİHS") 34. maddesi uyarınca yapmış oldukları başvurulardır. Başvuru tarihleri ve başvuranların avukatlarının isimleri ekteki tabloda kaydedilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVA KOŞULLARI
Başvuranlar yakalanan ve müteakiben tutuklu olarak yargılanan Türk vatandaşlarıdır. Çeşitli tarihlerde serbest bırakılmışlardır. Başvuranların yakalanmalarına, tutuklu yargılanmalarının öngörülmesine, iddianamelere, yerel mahkeme kararlarına ilişkin tarihlerin, toplam tutuklu yargılanma sürelerinin, ilgili durumlarda toplam cezai takibat süresinin, serbest bırakılma tarihlerinin ve tutukluluklarının devam etme gerekçelerinin ayrıntıları ekte kaydedilmiştir.
HUKUK
I. BİRLEŞTİRME
Konularının benzerliklerini göz önüne alan AİHM, başvuruları birleştirmeye karar vermiştir.
II. AİHS'NİN 5/3 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuranlar AİHS'nin 5/3 maddesine dayanarak tutuklu yargılanma sürelerinin aşırı olduğundan şikayetçi olmuşlardır.
Hükümet başvuranların iddialarına itiraz etmiştir.
A. 19280/06 no'lu başvuruyu yapan başvuran
AİHM başvuranın AİHS'nin 5/1 (a) maddesi uyarınca suçlu bulunarak tutuklandığı süre, tutuklu yargılandığı toplam süreden çıkartıldığında, göz önüne alınacak sürenin bir yıl on bir ay olduğunu kaydetmektedir (bkz. Solmaz/Türkiye, no. 27561/02, paragraflar 36-37, AİHM 2007-II (özetler)).
AİHM, başvuranın itham edildiği suçun niteliği göz önüne alındığında, tutuklu bulunduğu sürenin makul olduğunu gözlemlemektedir. Ayrıca, başvuran tutuklu yargılandığı sürenin yetkili makamların gerekli özeni göstermemesine atfedilebileceğini gösteren herhangi bir belge sunmamış ya da iddia öne sürmemiştir (bkz. Kılıçöz/Türkiye (karar), no. 26662/05, 14 Eylül 2010). Sonuç olarak, sözkonusu şikayet açıkça dayanaktan yoksundur ve AİHS'nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmelidir.
B. Diğer başvuranlar
Şikayetin, AİHS'nin 35/3 maddesi bağlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, başka açılardan bakıldığında da kabul edilemez olmadığı kanaatindedir. Bu nedenle, kabul edilebilir olduğu sonucuna varılmalıdır.
Hükümet esasa ilişkin olarak başvuranların suç işledikleri şüphesini doğrulayan makul gerekçelerin mevcudiyetine dayanarak tutuklandıklarını ve tutuklanmalarının, ilgili mevzuat gereklerine uygun olarak yetkili bir makam tarafından gereken titizlikle ve belirli aralıklarla incelendiğini ileri sürmüştür. Başvuranların itham edildikleri suçların ciddi nitelikte olduğunu ve tutuklu yargılanmalarına devam edilmesinin suçun önlenmesi ve kamu düzeninin muhafaza edilmesi için gerekli olduğunu ileri sürmüştür.
AİHM, başvuranların tutuklu bulundukları toplam süreden, AİHS'nin 5/1 (a) maddesi uyarınca suçlu bulunmaları ardından tutuklandıkları süre düşüldüğünde, göz önüne alınması gereken sürecin 34759/04 no'lu başvuruda on üç yıl dört aydan, 28588/05 no'lu başvuruda beş yıl dört aydan ve 1016/06 no'lu başvuruda dört yıl dört aydan fazla olduğunu kaydetmektedir (bkz. Solmaz/Türkiye, no. 27561/02, paragraflar 36-37).
AİHM mukayese edilebilir derecede uzun tutuklu yargılanma sürelerinin görüldüğü davalarda sıklıkla AİHS'nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir (bkz., Gökçe ve Demirel/Türkiye, no. 51839/99, 44. paragraf, 22 Haziran 2006 ve Cahit Demirel/Türkiye, no. 18623/03, 28. paragraf, 7 Temmuz 2009). Sunulan delilleri inceleyen AİHM, Hükümet'in mevcut davada farklı bir sonuca varmasını sağlayacak deliller sunmadığı ya da iddialar ileri sürmediği kanaatindedir. Konuya ilişkin içtihadını göz önüne alan AİHM, mevcut davada başvuranın tutuklu yargılanma süresinin aşırı olduğu sonucuna varmıştır.
Dolayısıyla AİHS'nin 5/3 maddesi ihlal edilmiştir.
III. AİHS'NİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
A. Cezai takibat süresinin uzunluğuna ilişkin şikayet
Başvuranlar, aleyhlerinde başlatılan cezai takibat süresinin AİHS'nin 6/1 maddesinde ortaya konan makul süre gereğine uygun olmadığından şikayetçi olmuştur.
Sözkonusu şikayetin AİHS'nin 35/3 maddesi bağlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, başka açılardan bakıldığında da kabul edilemez olmadığı kanaatindedir. Bu nedenle, kabul edilebilir olduğu sonucuna varılmalıdır.
Hükümet esasa ilişkin olarak davanın karmaşıklığı, sanık sayısı ve başvuranların itham edildiği suçların niteliği göz önüne alındığında yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varılamayacağını kaydetmiştir.
AİHM, mevcut davada en kısa cezai takibat süresinin yedi yıl üç aydan fazla olduğunu kaydetmektedir.
Sunulan tüm delilleri inceleyen AİHM, yargılama süresinin aşırı olduğu ve "makul süre" gereğini karşılamadığı kanısındadır (bkz. Daneshpayeh/Türkiye, no. 21086/04, 28. paragraf, 16 Temmuz 2009). Dolayısıyla, AİHS'nin 6/1 maddesi tüm başvuranlar hususunda ihlal edilmiştir.
B. Başvuranın polis tarafından gözaltında tutulduğu sırada adli yardım alamaması
1016/06 no'lu başvuruda başvuran, polis tarafından gözaltında tutulduğu sırada adli yardım alamadığından şikayetçi olmuştur.
Sözkonusu şikayetin AİHS'nin 35/3 maddesi bağlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, başka açılardan bakıldığında da kabul edilemez olmadığı kanaatindedir. Bu nedenle, kabul edilebilir olduğu sonucuna varılmalıdır.
Hükümet, yargılamanın ilk aşamalarında adli yardım alınamamasının başvuranın, yargılamanın müteakip aşamalarında adli yardımdan yararlanmasına ilişkin savunma haklarını etkilemediğini ileri sürmüştür.
AİHM Salduz/Türkiye davasında aynı şikayeti incelemiş ve AİHS'nin 6/3 (c) maddesinin 6/1 maddesiyle bağlantılı olarak ihlal edildiği sonucuna varmış olduğunu gözlemlemektedir ((BD), no. 36391/02, paragraflar 56-62, 27 Kasım 2008).
AİHM mevcut davayı incelemiş ve yukarıda kaydedilen Salduz kararında vardığı sonuçtan farklı bir sonuca varmasını gerektirecek özel koşullar tespit etmemiştir. Sonuç olarak, 1016/06 no'lu başvurudaki başvuran hususunda AİHS'nin 6/3 (c) maddesinin 6/1 maddesiyle bağlantılı olarak ihlal edilmiştir.
C. AİHS'nin 6. maddesi bağlamındaki diğer şikayetler
34759/04 no'lu başvuruda başvuran, AİHS'nin 6. maddesine dayanarak kaldırılana kadar DGM önünde yapılan yargılanması hususunda bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yargılanmadığından şikayetçi olmuştur. 1016/06 no'lu başvuruda başvuran polise baskı altında verdiği ifadelere dayanılarak suçlu bulunması hususunda adil olarak yargılanmadığını iddia etmiştir. Son olarak, 19280/06 no'lu başvuruda başvuran aynı maddeye dayanarak ulusal mahkemelerin iç hukuku ve dava dosyasındaki delilleri gereğince değerlendirmemesi nedeniyle adil olarak yargılanmadığından şikayetçi olmuştur.
AİHM sunulan deliller ışığında başvuranın yukarıda kaydedilen iddialarının AİHS'de ya da ek Protokolleri'nde ortaya konan hakların ve özgürlüklerin ihlal edildiğini göstermediği kanaatindedir. Bu nedenle, AİHS'nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olmaları nedeniyle sözkonusu şikayetlerin kabul edilemez olduklarına karar verilmelidir.
IV. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
AİHS'nin 41. Maddesi şöyledir:
"Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder."
A. Zarar
28588/05 no'lu başvuruda başvuran manevi tazminat olarak 50,000 Euro talep etmiştir.
1016/06 no'lu başvuruda başvuran manevi tazminat olarak 100,000 Türk Lirası (yaklaşık 50,588 Euro değerinde) ve maddi tazminat olarak 16,500 Türk Lirası (yaklaşık 8,347 Euro değerinde) talep etmiştir.
19280/06 no'lu başvuruda başvuran maddi ve manevi tazminat olarak 120,000 Türk Lirası (yaklaşık 61,000 Euro değerinde) talep etmiştir.
Hükümet bu taleplere itiraz etmiştir.
Tespit edilen ihlal ve ileri sürülen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı sonucuna varan AİHM, talebi reddetmektedir. Ancak, başvuranların manevi zarara uğramış olmaları gerektiği kanaatindedir.
AİHM'nin içtihadı ışığında ve hakkaniyet temelinde,
(i) 28588/05 no'lu başvuruda başvurana 20,900 Euro;
(ii) 1016/06 no'lu başvuruda başvurana 6,900 Euro; ve
(iii) 19280/06 no'lu başvuruda başvurana 3,600 Euro ödenmesine karar vermiştir.
34759/04 no'lu başvuruda başvuran maddi ya da manevi tazminat talebinde bulunmamıştır. Dolayısıyla, bu başlık altında herhangi bir tazminat ödenmemiştir.
AİHM, en uygun tazmin yolunun, 1016/06 no'lu başvurudaki başvuranın talep etmesi halinde, AİHS'nin 6/1 maddesinin gereklerine uygun olarak yeniden yargılanması olacağı kanısındadır.
Ayrıca, tarafların sundukları bilgilere göre, 34759/04 ve 28588/05 no'lu başvurulardaki başvuranlar aleyhindeki cezai takibat halen devam etmektedir. AİHM bu koşullar altında, tespit ettiği ihlallere son verilmesi için en uygun yolun, adaletin doğru şekilde işlemesinin gerekleri göz önünde bulundurulurken, sözkonusu cezai takibatın mümkün olduğunca ivedilikle sonuca bağlanması olduğu kanaatindedir (bkz. Yakışan/Türkiye, no. 11339/03, 49. paragraf, 6 Mart 2007).
B. Yargılama masraf ve giderleri
28588/05 no'lu başvuruda başvuran, avukatlık ücreti için 3,300 Euro ve yargılama masraf ve giderleri için 1,000 Euro talep etmiştir. Taleplerini desteklemek için zaman ve masraf çizelgeleri sunmuştur.
1016/06 no'lu başvuruda başvuran avukatlık ücretleri için 12,750 Türk Lirası (yaklaşık 6,460 Euro) ve ulusal mahkemeler önünde yaptığı masraf ve harcamalar için 22,425 Türk Lirası (yaklaşık 11,360 Euro) talep etmiştir. Taleplerini desteklemek için, avukat ücreti karşılığında alınan makbuzu ve İstanbul Barosu'nun ücret çizelgesini göstermiştir.
19280/06 no'lu başvuruda başvuran, yargılama masraf ve giderleri için 56,000 Euro (yaklaşık 28,327 Euro değerinde) talep etmiştir. Talebini desteklemek için bir avukatlık ücreti sözleşmesi sunmuştur.
Hükümet bu taleplere itiraz etmiştir.
AİHM içtihadına göre bir başvuran ancak gerçekten ve gerekli olduğu için yaptığı ve meblağın makul olduğu müddetçe masraf ve harcamaların tazminine hak kazanmaktadır. Sunulan belgeleri ve yukarıda kaydedilen kriterleri göz önüne alan AİHM, 28588/05, 1016/06 ve 19280/06 no'lu başvurulardaki başvuranların her birine 500 Euro ödenmesini makul bulmaktadır. Bu meblağlar tüm başlıklar altındaki masrafları kapsamaktadır.
34759/04 no'lu başvurudaki başvuran masraf ve harcamalar için tazminat talebinde bulunmamıştır. Dolayısıyla, bu başlık altında tazminat ödenmesine karar verilmemiştir.
C. Gecikme Faizi
AİHM, gecikme faizinin, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklenerek belirlenmesini uygun görmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK, AİHM OYBİRLİĞİ İLE
1. Başvuruları birleştirmeye;
2. Tüm başvuranlar hakkındaki ceza yargılaması sürelerine, 34759/04, 28588/05 ve 1016/06 no'lu başvurulardaki başvuranların tutuklu yargılanma sürelerine ve 1016/06 no'lu başvurudaki başvuranın polis tarafından gözaltında tutulduğu sırada adli yardım alamamasına ilişkin şikayetlerinin kabuledilebilir ve başvuruların kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
3. 34759/04, 28588/05 ve 1016/06 no'lu başvurulardaki başvuranlar hususunda AİHS'nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine;
4. Tüm başvuranlar hakkındaki ceza yargılaması süreleri bakımından AİHS'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
5. 1016/06 no'lu başvurudaki başvuranın polis tarafından gözaltında tutulduğu sırada adli yardım alamaması hususunda AİHS'nin 6/1 maddesi ile bağlantılı olarak 6/3 (c) maddesinin ihlal edildiğine;
6. (a) Savunmacı devletin, 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası'na çevrilmek üzere adı geçen başvuranlara aşağıda kaydedilen meblağları ve ödenebilecek her tür vergiyi ödemesine;
(i) Nursel Demirdöğücü'ye manevi tazminat olarak 20,900 Euro (yirmi bin dokuz yüz bin Euro) ve yargılama masraf ve giderleri için 500 Euro (beş yüz Euro);
(ii) Hakkı Alçin'e manevi tazminat olarak 6,900 Euro (altı bin dokuz yüz Euro) ve yargılama masraf ve giderleri için 500 Euro (beş yüz Euro);
(iii) Metin Durmaz'a manevi tazminat olarak 3,600 Euro (üç bin altı yüz Euro) ve yargılama masraf ve giderleri için 500 Euro (beş yüz Euro).
(b) Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için, sözkonusu meblağlara, Avrupa Merkez Bankası'nın anılan dönem için geçerli olan marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklemek suretiyle belirlenecek basit faiz uygulanmasına;
6. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine,
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İç Tüzüğü'nün 77. maddesinin 2. ve 3. paragrafları uyarınca 21 Aralık 2010 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy