(AİHS. m. 35, 41, 44, 1 NOLU PROTOKOL) (6831 S. K. m. 2) (TEMEL CONTA SANAYİ VE TİCARET A.Ş - TÜRKİYE DAVASI) (DOĞRUSÖZ VE ASLAN - TÜRKİYE DAVASI) (ARDIÇOĞLU - TÜRKİYE DAVASI) (RİMER VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 37171/04)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
23 Mart 2010
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (37171/04) nolu davanın nedeni, T.C. vatandaşı Arif Erdemin (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 23 Haziran 2004 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran, İstanbul Barosu avukatlarından H.H. Büberal tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
DAVANIN KOŞULLARI
Başvuran 1923 doğumludur ve İstanbulda ikamet etmektedir.
1964 yılında, orman kadastro komisyonu, Emirli köyünde (Pendik/İstanbul) orman alanı olarak sınıflandırılmayan alanların tespiti için kadastro çalışması yürütmüştür. Orman kadastro komisyonu, sözkonusu köyde bulunan 17.000 m2 yüz ölçümündeki bir alanı kamu orman alanı olarak sınırlandırmıştır. Hükümete göre, öngörülen süre içerisinde bu hususta itirazda bulunulmadığından, komisyon kararları nihai hale gelmiştir.
31 Mart 1965 tarihinde, yapılan kadastro çalışmalarının ardından, aynı taşınmaz 69 sayılı parsel numarası ile başvuran adına tescil edilmiştir. Tapu kaydında, başvuranın adına, hiçbir kısıtlama veya açıklama içermeyen tapu senedi düzenlenmiştir. Tapu edinim gerekçesi olarak, tapu kaydı, sözkonusu taşınmazın fasılasız ve nizasız olarak yirmi yıldan fazla bir süre boyunca başvuranın murisi (de cujus) tarafından kullanıldığı, başvuranın murisinin ölümünün ardından taşınmazın malikliğini başvuran ve iki kız kardeşinin edindiğini göstermektedir. 1959 tarihinde, başvuranın kız kardeşleri hisselerini başvurana satmışlardır.
1984 yılında yeniden yapılan bir kadastro çalışmasının ardından 6831 sayılı Orman Kanununun 2/B maddesi uyarınca 69 parsel numaralı taşınmaz, Hazine yararına orman alanı dışarısında tutulmuştur. İtiraz olmadığından, sözkonusu kadastro sonucu 1989 tarihinde nihai hale gelmiş ve 25 Aralık 1992 tarihinde tapu kaydında tescil edilmiştir.
24 Temmuz 2000 tarihinde, Hazine, 69 numaralı parselin Devlet mirasının parçası olduğu gerekçesi ile ve sözkonusu taşınmazın Hazine adına tescil edilmesi istemiyle ile Pendik Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır.
25 Aralık 2002 tarihinde, mahkeme, ihtilaf konusu taşınmazın önce kamu orman alanına dahil olduğu ardından Hazine yararına orman alanı dışında tutulduğu gerekçesi ile sözkonusu talebi haklı bulmuştur. Mahkeme, başvuranın tapusunu iptal etmiş ve tapunun Hazine adına tescil edilmesine karar vermiştir.
1 Nisan 2003 tarihinde, Yargıtay, sözkonusu hükmü onamıştır. 1 Aralık 2003 tarihinde Yargıtay, başvuranın karar düzeltme talebini reddetmiştir.
23 Aralık 2003 tarihinde, Yargıtay kararı başvurana tebliğ edilmiştir.
HUKUK
I. 1 NOLU EK PROTOKOLÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran, tapusunun iptal edilmesinin ve tapunun Hazine adına tescil edilmesinin 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesi uyarınca mallarına saygı hakkına yönelik olarak orantısız bir müdahale oluşturduğunu iddia etmektedir.
Kabuledilebilirlik ile ilgili olarak, Hükümet, öncelikle, Hükümete göre, 1984 yılında yürütülen kadastro çalışmalarının sonucunun tapu kaydına tescil edildiği tarih olan 25 Aralık 1992 tarihinde başlayan altı ay süresine riayet edilmediğine dair kabuledilemezliğe ilişkin itirazını sunmaktadır. Oysa başvuran başvurusunu 23 Haziran 2004 tarihinde yani sözkonusu tescilden itibaren on iki yıl sonra sunmuştur.
Hükümet, başvuranın iç hukuk yollarını tüketmediğini ifade etmektedir: başvuran, bir yandan, 1984 yılında gerçekleştirilen kadastro çalışmalarına itiraz edebilir diğer yandan, tapusunun iptal edilmesi nedeniyle uğradığı zarardan dolayı Medeni Kanunun, Borçlar Kanununun ve İdari Yargılama Usulü Kanununun hükümleri uyarınca dava açabilirdi. Bu bağlamda Hükümet, özellikle, devletin tapu kayıtlarını tutmasına ilişkin zorunlu yükümlülükleri hakkındaki bazı Yargıtay kararlarına atıfta bulunmaktadır.
Başvuran, bu hususta görüş bildirmemektedir.
Altı ay süresine riayet kapsamında Hükümet tarafından yapılan itiraz ile ilgili olarak, AİHM, AİHSnin 35/1 maddesi uyarınca iç hukuktaki nihai kararın başvurana 23 Aralık 2003 tarihinde tebliğ edilen 1 Aralık 2003 tarihli Yargıtay kararı olduğunu tespit etmektedir. Dolayısıyla, altı ay süresinin sözkonusu son karar tarihinden itibaren işlemeye başlaması gerekmektedir. Başvuranın 23 Ocak 2004 tarihinde yani altı ay süresi içerisinde AİHMye başvuruda bulunmasından dolayı, Hükümetin bu itirazının reddedilmesi gerekmektedir.
İç hukuk yollarının tüketilmemesi kapsamındaki Hükümetin itirazı ile ilgili olarak, AİHM, daha önce Savunmacı Hükümet tarafından sunulan benzer itirazları reddettiğini hatırlatmaktadır (Medeni Kanunun, Borçlar Kanununun, İdari Yargılama Usulü Kanunun hükümleri uyarınca, bkz, Temel Conta Sanayi ve Ticaret A.Ş-Türkiye, başvuru no: 45651/04, 10 Mart 2009, Doğrusöz ve Aslan-Türkiye, başvuru no: 1262/02, 30 Mayıs 2006 ve Ardıçoğlu-Türkiye, başvuru no: 23249/04, 2 Aralık 2008; kadastro çalışmalarının sonucuna itiraz edilmemesi ile ilgili olarak, bkz, özellikle, Cin ve diğerleri-Türkiye, başvuru no: 305/03, 10 Kasım 2009 ve Rimer ve diğerleri-Türkiye, başvuru no: 18257/04, 10 Mart 2009). Sözkonusu içtihattan sapmak için hiçbir neden göremeyen AİHM, Hükümetin bu itirazını reddetmektedir.
AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca, başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
Esas ile ilgili olarak, AİHM, başvuran tarafından sunulan şikayetlere benzer şikayetleri incelediğini ve tazminat ödenmeksizin şahsa ait olan taşınmazların Hazineye devredilmesi nedeniyle 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaştığını hatırlatmaktadır (sözü edilen Turgut ve diğerleri, sözü edilen Temel Conta Sanayi ve Ticaret A.Ş, sözü edilen Rimer ve diğerleri ve Nural Vural - Türkiye, başvuru no: 16009/04, 10 Mart 2009). İşbu davanın incelenmesinin ardından, AİHM, mevcut davada farklı bir sonuca ulaşmak için Hükümetin ikna edici hiçbir tespit ve argüman sunmadığı değerlendirmesinde bulunmaktadır.
Bu itibarla 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
AİHSnin 41. maddesi uyarınca, başvuran, kendisine göre taşınmazın güncel değerine tekabül eden meblağ olan 680.000 TLyi (yaklaşık 310.000 Euro) maddi tazminat olarak talep etmektedir. Belge olarak, başvuran, Emirli (Pendik/İstanbul) köyünde bulunan komşu taşınmaza değer tespitinde bulunan 28 Aralık 2005 tarihli bilirkişi raporunu sunmaktadır. Başvuran 10.000 TL (yaklaşık 4.500 Euro) manevi tazminat talebinde bulunmaktadır. Yargılama masraf ve giderleri ile ilgili olarak başvuran görüş bildirmemektedir.
Hükümet, belirtilen miktarla karşı çıkmakta ve AİHMye sözkonusu miktarları reddetme çağrısında bulunmaktadır.
Mevcut dava koşullarında Savunmacı Devlet ile başvuranlar arasında olası bir uzlaşma ihtimalini göz önünde bulunduran AİHM, 41. maddenin uygulanmasının bu aşamada saklı tutulmasının uygun olacağına kanaat getirmektedir (bkz, aynı anlamda sözü edilen Turgut ve diğerleri, sözü edilen Temel Conta Sanayi ve Ticaret A.Ş, sözü edilen Nural Vural ve sözü edilen Rimer ve diğerleri). AİHMye göre, ihtilaflı taşınmazın değerinin tespit edilmesi için en uygun yollardan biri yetkili mahkemede başvuranlar tarafından değer tespit davası açılmasıdır.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. AİHSnin 41. maddesinin uygulanması hususunun
a) saklı tutulmasına;
b) Hükümet ve başvuranların, AİHSnin 44/2 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde bu mesele hakkındaki görüşlerini yazıyla kendisine bildirmeye ve bilhassa aralarında varacakları her türlü uzlaşmadan kendisini haberdar etmeye davet edilmesine;
c) Sonraki sürecin saklı tutulmasına ve gerektiğinde daire başkanının izlenecek süreci belirlemeye yetkili kılınmasına;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin İç Tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 23 Mart 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy