(AİHS m. 6, 34, 35, 41, 44) (1412 S. K. m. 386) (PİROĞLU VE KARAKAYA - TÜRKİYE DAVASI) (EVRENOS ÖNEN - TÜRKİYE DAVASI) (NURHAN YILMAZ - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 37215/04)
KARAR
STRAZBURG
22 Eylül 2009
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Davanın nedeni, T.C. vatandaşı Mehmet Aldemirin (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine, 17 Mayıs 2004 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Dair Sözleşmenin (AİHS) 34. maddesi uyarınca, Türkiye aleyhine yaptığı 37215/04 sayılı başvurudur.
Başvuran, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde, İstanbul Barosu avukatlarından A. Ertunç tarafından temsil edilmiştir.
OLAYLAR
Başvuran, 1978 doğumludur ve İstanbulda ikamet etmektedir.
Başvuran, 27 Temmuz 2003 tarihinde F.Ç. isimli kişi tarafından bıçaklanmıştır. Aynı gün, polis F.Ç. ile başvuranın ayrı ayrı ifadelerini almıştır. Her ikisi de yaralı olup birbirlerini kavgayı başlatmakla suçlamışlardır. 29 Temmuz 2003 tarihinde Bakırköy Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporda başvuranın 10 gün F.Ç.'nin ise 7 gün iş göremezliği tespit edilmiştir. 31 Temmuz 2003 tarihinde, Bakırköy Cumhuriyet Savcısı, başvuran ile F.Ç.yi yaralanmaya sebebiyet vermek suçuyla itham eden bir iddianame hazırlamıştır. Sözkonusu iddianame başvuran ile F.Ç.ye tebliğ edilmemiştir. 21 Kasım 2003 tarihinde, Bakırköy Sulh Ceza Mahkemesi, duruşma yapmaksızın bir ceza kararnamesiyle başvuran ve F.Ç.yi itham edildikleri suçlardan mahkum etmiştir. Mahkeme, başvuran ile F.Ç.yi ayrı ayrı 462.377.000 TLlik para cezasına çarptırmıştır. Mahkeme bu şekilde, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 386. maddesinde nispeten hafif suçlar için öngörülen basitleştirilmiş usulü uygulamıştır. 14 Ocak 2004 tarihinde, başvuran Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesi önünde sözkonusu karara itiraz etmiştir. 30 Ocak 2004 tarihinde, Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesi, duruşma yapmaksızın başvuranın itirazını reddetmiştir.
HUKUK
Başvuran, davasına ilişkin açık duruşma yapılmaması nedeniyle kendisini bizzat veya avukat aracılığıyla savunamadığı konusunda şikayetçi olmuştur. Başvuran, ayrıca, Cumhuriyet Savcısı tarafından hazırlanan iddianamenin kendisine tebliğ edilmediğini ileri sürmüştür. Başvuran, bu şikayetleri AİHSnin 6/1, 6/2 ve 6/3 (a), (b) ve (d) maddelerine dayandırmıştır.
AİHSnin 35/3 maddesi uyarınca bu başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
AİHM, sözkonusu davada, sorunların niteliğinin örtüşmesi ve AİHSnin 6/3 maddesinin alt paragraflarının ilk paragrafta yer alan adil yargılanma teminatının belirli yönleri olarak kabul edilebileceği gerekçesiyle, başvuranın şikayetlerinin tamamının AİHSnin 6/1 maddesi uyarınca incelenmesini uygun görmektedir (Piroğlu ve Karakaya / Türkiye, no. 36370/02 ve 37581/02).
AİHM, duruşmaların halka açık yapılmasının AİHSnin 6/1 maddesinde öngörülen temel bir ilke olduğunu hatırlatır (Stefanelli / San Marino, no. 35396/97). AİHM, sözkonusu başvurudakine benzer sorunlar içeren davalarda, sıklıkla AİHSnin 6/1 maddesinin ihlalini tespit ettiğini hatırlatır (Karahanoğlu / Türkiye, no. 74341/01; Evrenos Önen / Türkiye, no. 29782/02; Nurhan Yılmaz / Türkiye (no. 2), no. 16741/04; Günseli Kaya / Türkiye (no. 2), no. 40886/02). AİHM, sözkonusu davada, bu kararından ayrılmasını gerektirecek herhangi bir gerekçe görmemektedir. Sonuç olarak, başvuranın davasına ilişkin duruşma yapılmaması ve bunun sonucunda başvuranın aleyhindeki ceza yargılamasına etkili bir şekilde katılamadığı gerekçesiyle AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
AİHSnin 41. maddesi kapsamındaki adil tatmin konusuyla ilgili olarak, başvuran, aldığı yaralar nedeniyle bir ayı aşkın bir süre boyunca çalışamadığını ve hatta işinde eskisi gibi üretken olamadığı için maaşının düşürüldüğünü iddia etmiştir. Başvuran, ayrıca, ileride yeni işler bulmasını zorlaştıracak bir sabıka kaydının bulunduğunu iddia etmiştir. Bu nedenle, başvuran, maddi tazminat olarak 20,000 Euro, manevi tazminat olarak 35,000 Euro talep etmiştir.
Başvuran, sağlık harcamaları, ödediği para cezası, avukatlık ücreti ve çeviri giderlerinin tamamı için yargılama masraf ve giderleri başlığı altında 5,000 Euro talep etmiştir. Başvuran, avukatıyla imzaladığı sözleşme ile birlikte birkaç adet fatura ibraz etmiştir.
Hükümet, bu taleplere itiraz etmiştir.
AİHM, maddi tazminat konusuyla ilgili olarak, AİHSnin 6. maddesi ile uyumlu yargılamanın neticesinin ne olacağı konusunda tahminde bulunamayacağını kaydeder. Buna göre, AİHM, bu başlık altında herhangi bir ödeme yapılmamasına karar verir (Karahanoğlu / Türkiye, yukarıda kaydedilen).
Ayrıca, AİHM, tespit edilen ihlalin başvuranın görmüş olduğu manevi zarar için tek başına yeterli adil tatmin oluşturduğu kanaatindedir.
Son olarak, AİHM, içtihadını göz önünde bulundurarak ve hakkaniyete uygun olarak, yargılama masraf ve giderleri için başvurana 1,000 Euro ödenmesine karar verir.
AİHM, gecikme faizinin, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artış eklenerek belirlenmesini uygun görmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM, OYBİRLİĞİ İLE
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. Tespit edilen ihlalin başvuranın görmüş olduğu manevi zarar için tek başına yeterli adil tatmin oluşturduğuna;
4. (a)AİHSnin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere ve her türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak Savunmacı Hükümet tarafından başvurana yargılama masraf ve giderleri için 1,000 Euro (bin Euro) ödenmesine;
(b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
5. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İçtüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragrafları gereğince 22 Eylül 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy