(AİHS m. 5, 6, 29, 34, 35, 41, 44) (765 S. K. m. 464) (1412 S. K. m. 108, 109)
(Başvuru no. 38283/04)
KARAR
STRAZBURG
29 Ocak 2013
İşbu karar Sözleşmenin 44 § 2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup bazı sekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Süleymanoğlu v. Türkiye davasında,
Başkan
Guido Raimondi,
Yargıçlar
Danute Jociene,
Peer Lorenzen,
Dragoljub Popovic,
András Sajó,
Işıl Karakaş,
Paulo Pinto de Albuquerque,
ve Yazı işleri müdürü Stanley Naismithin katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (İkinci Daire) 8 Ocak 2013 tarihinde gerçekleştirdiği kapalı müzakereler neticesinde anılan tarihte aşağıdaki kararı vermiştir:
USUL
1. Davanın dayanağı, bir Türk vatandaşı olan Ayhan Süleymanoğlunun (« Başvuran ») İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması'na ilişkin Sözleşmenin (« Sözleşme ») 34. maddesi uyarınca 26 Ağustos 2004da Türkiye Cumhuriyeti aleyhinde yaptığı bir başvurudur (başvuru no: 38283/04).
2. Başvuran, Van'da avukat olan M.Z. Şaylık tarafından temsil edilmektedir. Türk hükümeti (« Hükümet ») kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. 10 Eylül 2007 tarihinde başvuru Hükümete bildirilmiştir. Ayrıca, Sözleşmenin 29/3. maddesi uyarınca, dairenin davanın esası ve kabul edilebilirliği hakkında aynı zamanda hüküm vermesine karar verilmiştir.
4. Hükümet, görüşlerini verilen süre dışında bildirmiştir. Bu nedenle, 11 Mart 2008 tarihinde, Daire başkanı İç tüzüğün 38. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu görüşlerin Mahkeme tarafından incelenecek dosyaya dâhil edilmeyeceğine karar vermiştir.
OLAY VE OLGULAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
5. Başvuran 1973te doğmuştur ve Vanda ikamet etmektedir.
6. 15 Aralık 2000 tarihinde, Cumhuriyet savcısının talebi üzerine Başkale (Van) Sulh Ceza Mahkemesi hâkimi, başvuran gıyabında tutuklama kararı vermiştir. Başvuran silahlı çatışmaya katılmakla suçlanmıştır.
7. 2 Ocak 2001 tarihli iddianame ile Van Cumhuriyet Savcısı Ceza Kanununun 464/1 maddesine dayanarak başvuran hakkında kamu davası açmıştır.
8. 23 Ocak 2003 tarihinde, Van Ağır Ceza Mahkemesi, başvuran gıyabında, atılı suçun mahiyeti, niteliği ve mevcut delil durumunu göz önünde bulundurarak vermiş olduğu tutukluluk kararının devamına karar vermiştir.
9. 4 Mart 2004 tarihinde, başvuran, Van'dan yaklaşık 1600 km uzaklıkta olan Bursa şehrinde yakalanmış ve bu şehirde Sulh Ceza Mahkemesi hâkimi önüne çıkarılmıştır. Hâkim, başvuranın 15 Aralık 2000 tarihli hakkında tutuklama kararı verilmiş olan kişi olduğunu saptamış ve bu nedenle Bursa Cezaevine gönderilmesine karar vermiştir.
10.30 Mart 2004 tarihinde gerçekleştirilen duruşmada Van Ağır Ceza Mahkemesi başvuranın Bursa'daki tutukluluk halinden haberdar olarak, başvuranın Van'a sevki yönünde karar vermiştir.
11. 26 Nisan, 5 ve 24 Mayıs ile 9 Temmuz 2004 tarihlerinde, başvuran suçsuzluğunu kanıtlamak amacıyla Van Ağır Ceza Mahkemesinden Vana sevkini istemiştir. Aynı zamanda salıverilmeyi de talep etmiştir.
12. 29 Nisan, 27 Mayıs ve 24 Haziran 2004 tarihlerinde yapılan duruşmalarda, ağır Van Ağır Ceza Mahkemesi heyeti başvuranın Van'a gönderilmesi kararını tekrarlamış ve atılı suçun mahiyeti, niteliği, mevcut delil durumu, tutuklu geçirilen süreyi dikkate alarak tutukluluk halinin devamına karar vermiştir.
13. Başvuranın katılmadığı 19 Temmuz 2004 tarihli duruşmada ağır ceza mahkemesi, başvuranın tahliyesine karar vermiştir.
14. 6 Ekim 2005 tarihinde ağır ceza mahkemesi, Cumhuriyet Savcısının mütalaasına uygun olarak delil yetersizliğinden başvuran hakkında beraat kararı vermiştir.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK KURALLARI VE UYGULAMALARI
15. Eski Ceza Muhakemeleri Usulü Yasasının 108. maddesinde, sanık tutuklama müzekkeresi üzerine tutulduğunda derhal ve nihayet yirmi dört saat içinde yetkili hâkim önüne çıkarılarak sorguya çekilir ve tutmanın devam edip etmeyeceği hakkında bir karar verilir. Sanığı en yakın hâkim önüne getirmek için gerekli süre bu yirmi dört saatlik süreye dâhil değildir. hükmü yer almaktadır.
16. Eski Ceza Muhakemeleri Usulü Yasasının 108. maddesinde Sanık 108 inci maddede gösterilen süre içinde yetkili hâkim önüne çıkarılamazsa aynı süre içinde tutulma yerine en yakın sulh ceza hâkimi önüne çıkarılır. Sorguya çekilmede tutuklama müzekkeresinin geri alındığı veya tutulan kimsenin tutuklama müzekkeresinde yazılan şahıs olmadığı anlaşılırsa sanık hemen salıverilir. hükmü yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
1. SÖZLEŞMENİN 5. MADDESİNİN İHLALİ İDDİASI HAKKINDA
17. Başvuran, Sözleşmenin 5 ve 6. maddelerini ileri sürerek gıyabında verilen tutuklama kararı gereğince yakalanıp Bursa Cezaevine konulması dolayısıyla yetkili mahkeme önünde kendini müdafaa edememiş olmaktan şikâyetçidir.
18. Ayrıca kendisine yöneltilen suçlara ilişkin olarak ifadesinin alınması için hiçbir şekilde Van'a getirilmemekten şikâyetçidir. Böylece, kendisine göre, hürriyetinden mahrum edilmesinin yasallık durumunu yetkili bir mahkemeye inceletme hakkından yoksun bir şekilde üç aydan fazla bir süre boyunca tutuklu kalmıştır.
19. Mahkeme bu şikâyetleri Sözleşmenin 5. maddesinin 3. ve 4. fıkraları ışığında incelemeyi uygun görmüştür.
A. Kabul edilebilirlik hakkında
20. AİHM, başvurunun Sözleşmenin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi anlamında dayanaktan yoksun olmadığını tespit etmektedir. Diğer taraftan AİHM, başka herhangi bir kabul edilemezlik sebebine rastlamadığını ifade etmektedir. Bu nedenle, başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar vermektedir.
B. Esasa ilişkin
21. Sözleşmenin 5. maddesinin 3. fıkrasına ilişkin olarak Mahkeme, bu maddenin sadece tutuklanan kimsenin yargı merciilerine erişim hakkını garanti altına almakla kalmayıp, aynı zamanda önüne çıkarıldığı yargı merciine tutuklu lehindeki ya da aleyhindeki koşulları inceleme; tutuklamayı haklı kılacak sebeplerin bulunması durumunda kararı hukuki kriterlere uygun olarak verme, haklı sebeplerin bulunmaması durumundaysa salıverme kararı verme zorunluluğu yüklediğini hatırlatmaktadır. Bir başka ifadeyle, Sözleşmenin 5. maddesinin 3 fıkrası, yargı merciilerine tutukluluğun yerindeliği hakkında inceleme yapma yükümlülüğü (Aquilina v. Malta (GC), no 25642/94, § 47, CEDH 1999-III) ve tutukluluk hakkında haklı nedenlerin bulunmadığı durumlarda salıverme kararı verme yükümlülüğü getirmektedir. (Schiesser v. İsviçre, 4 Aralık 1979, § 31, A serisi no 34, ve Assenov ve diğerleri v. Bulgaristan, 28 Ekim 1998, § 146, Karar ve Hükümler Derlemesi 1998-VIII).
22. Mahkeme, Van şehrine sevk edilmeyi beklerken başvuran hakkında Bursa Cezaevine alınma kararını veren Bursa Sulh Ceza Mahkemesinin yetkisinin, dosyanın incelenmesi ve olayın gerçekleştiği tarihteki yasal mevzuat dikkate alındığında Eski Ceza Muhakemeleri Usulü Yasasının 109. maddesine göre yalnızca şu iki durumda başvuranın serbest bırakılmasına karar vermeyi kapsadığını tespit etmiştir: tutuklama kararının kaldırılması ve tutuklanan şahsın aranan kişi olmaması. Bir başka ifadeyle, Mahkemeye göre, Bursa Sulh Ceza Mahkemesi hâkimi başvuran hakkında verilmiş olan tutukluluk kararının yerindeliği konusunda hukuken değerlendirme yapmaya yetkili değildir.
23. Ayrıca Mahkeme, söz konusu hâkimin, hakkında gıyabi tutuklama kararı verilmiş şahsın başvuran olduğunu teyit etmek için yalnızca kimliğini kontrol etmekle yetindiğini, şahsın ifadesini almadığını ve tutukluluk kararının yerindeliğini incelemediğini tespit etmiştir.
24. Yukarıda belirtilenlerin ışığında Mahkeme, başvuranın bu hâkim karşısına çıkarılmasının Sözleşmenin 5. maddesinin 3. fıkrasının gerekliliklerini yerine getirecek nitelikte olmadığına karar vermiştir.
25. Sonuç olarak mahkeme, başvuranın Sözleşmenin 5. maddesinin 3. fıkrası bağlamında hâkim önüne çıkarılmadığı kanaatine varmıştır.
26. Bu nedenle, Mahkeme Sözleşmenin bu maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
27. AİHM, Sözleşmenin 5. maddesinin 4. fıkrasının, yakalama veya tutuklama yoluyla özgürlüğünden yoksun bırakılan kişiye, özgürlüğünden yoksun bırakılmasının yasaya uygunluğunun özünü oluşturan usule ve esasa ilişkin koşullar hakkında dava açabilme hakkı tanıdığını yinelemektedir. Sözleşmenin 5. maddesinin 4. fıkrası uyarınca yapılan yargılamalarda, Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrasınca hem ceza hem de hukuk yargılamaları için öngörülen teminatların sağlanması her zaman gerekli olmasa da (Reinprecht c. Autriche, no 67175/01, § 39, CEDH 2005-XII), bu madde bağlamında da yapılan yargılamalar adli nitelik taşımalı ve özgürlükten mahrum bırakma durumlarında başvuranlara uygun olan teminatlar verilmelidir (D.N. c. Suisse (GC), no. 27154/95, § 41, CEDH 2001-III). Ayrıca, Sözleşmenin 5. maddesinin 4. fıkrası uyarınca, tutukluluğunun gözden geçirilmesi esnasında, yapılan yargılamalarda çekişmeli yargı ve silahların eşitliği(taraflar arasında, yani savcı ve tutuklu kişi arasında) ilkelerine riayet edilmesi gerekmektedir (bkz. Nikolova -Bulgaristan (GC), no. 31195/96, §58, AİHM 1999-II,). Ulusal mevzuat bu gerekliliği farklı düzenlemelerle sağlayabilmektedir. Ancak Mahkemeye göre, uygulanacak metot herhalde ilgili kişiye dava içeriğinden ve savcının görüşünden haberdar olma ve bunlara etkin olarak itiraz etme imkânı sağlamalıdır (Lietzow Almanya'ya karşı, no 24479/94, § 44, CEDH 2001-I). Bir uygulamanın Sözleşmenin 5. maddesinin 4. fıkrasında bulunan gerekli teminatları sağlayıp sağlamadığını belirlemek için, gerçekleştiği koşulların özel durumlarını göz önünde bulundurmak gerekmektedir. (Megyeri v. Almanya karşı 12 Mayıs1992, § 22, seri A no 237-A).
28. Mahkeme ayrıca Sözleşmenin 5. maddesinin 4. fıkrasından kaynaklanan ilk teminatın tutuklamaya karşı itiraz edilen hâkim tarafından dinlenilmek hakkına sahip olmak olduğunu hatırlatmaktadır. Sözleşmenin 5. maddesinin 1. fıkrasının c) bendinde belirtilen koşullara uygun olarak tutuklu bulunan şahıslar için Sözleşmenin 5. maddesinin 4. fıkrası duruşma yapılmasını gerektirmektedir (Nikolova, yukarıda belirtilmiş, § 58, Reinprecht, yukarıda belirtilmiş, § 31, Svipsta v. Letoniya'ya,, no 66820/01, § 129, CEDH 2006-III, Wloch v. Polonya,, no 27785/95, § 126, CEDH 2000-XI, Schöps v. Almanya, no 25116/94, § 44, CEDH 2001-I, ve Bağrıyanık v. Türkiye, no 43256/04, § 50, 5 Haziran2007).
29. Mahkeme, somut olayda, başvuranın, tahliye taleplerini incelemek ve gerektiğinde tahliyesine karar vermekle görevli tek mahkeme olan Van Ağır Ceza Mahkemesi huzuruna hiçbir zaman çıkarılmadığını kaydetmektedir.
30. Bu tespit, Mahkemenin Sözleşmenin 5. maddesinin 4. fıkrasının ihlal edildiğine karar vermesi için yeterlidir.
II. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
31. Başvuran, maddi tazminat olarak 5000 Avro ve manevi tazminat olarak ise 15 000 Avro talep etmektedir.
32. Mahkeme, tespit edilen ihlal ve iddia edilen maddi zarar arasında bir nedensellik bağı bulunmadığı kanaatindedir. Dolayısıyla, bu talebi reddetmektedir. Buna karşılık, başvuranın manevi bir zarara uğradığı kanısındadır. Mahkeme, hakkaniyete uygun olarak, başvurana 6 500 Avro manevi tazminat verilmesinin uygun olduğuna karar vermiştir.
33. Başvuran, yargılama masraf ve harcamaları için herhangi bir talepte bulunmadığından, Mahkeme bu bağlamda ödeme yapılmasına gerek olmadığını belirtmektedir.
34. AİHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puan eklenerek elde edilecek oranın uygun olduğu sonucuna varmaktadır.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME OY BİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabul edilebilir olduğuna;
2. Sözleşmenin 5. maddesinin 3. fıkrasının ihlal edildiğine;
3. Sözleşmenin 5. maddesinin 4. fıkrasının ihlal edildiğine;
4. a) Sözleşmenin 44/2 maddesi uyarınca; davalı devletin başvurana kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere ödenmesi gereken her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere manevi tazminat olarak 6.500 Avro (altı bin beş yüz avro) ödemekle yükümlü olduğuna,
b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten başlayarak, ödemenin yapıldığı tarihe kadar, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
5. Diğer adil tazmin taleplerinin reddine karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca dilinde tanzim edilmiş; Sözleşmenin 77 §§ 2. ve 3. maddesi uyarınca 29 Ocak 2013 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy