(AİHS m. 3, 4, 6, 7, 34, 41, 44)
(Başvuru no. 3884/04)
KARAR
STRAZBURG
19 Ocak 2010
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USULİ İŞLEMLER
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 3884/04 nolu davanın nedeni T.C. vatandaşı Ejder Aslantürkün (başvuran), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 3 Eylül 2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleşmesinin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran, Ankara Barosu avukatlarından B. Mungan ve A. Aslantürk ile Strazburg Barosu avukatlarından G. Doyduk tarafından temsil edilmiştir.
OLAYLAR
DAVANIN KOŞULLARI
Başvuran, 1951 doğumludur ve Ankarada yaşamaktadır.
İnşaat müteahhidi olan başvuran 11 Ağustos 1994 tarihinde Ardahan Cumhuriyet Savcısı tarafından idari makamları zarara uğratacak şekilde kendi mali çıkarı için resmi belgelerde sahtecilik yapmakla suçlanmıştır.
18 Ekim 1994te Ardahan Ağır Ceza Mahkemesi, davanın esasına ilişkin ilk duruşmayı gerçekleştirmiştir (dava no. 1994/47).
29 Kasım 1994te düzenlenen ikinci duruşma sırasında Ardahan Ağır Ceza Mahkemesi, Kars Valiliğinde çalışan bir inşaat mühendisi aleyhinde başlatılan idari takibatın sonucunu bekletmeye karar vermiştir.
21 Mayıs 1998de yukarıda anılan inşaat mühendisi aleyhinde başlatılan cezai takibat ile başvuran aleyhinde açılan dava birleştirilmiştir.
2 Mart 1999da inşaat mühendisi aleyhinde başlatılan cezai takibatın sonucu ilk derece mahkemesine tebliğ edilmiştir.
13 Şubat 2001de Ardahan Ağır Ceza Mahkemesi, başvuranı suçlu bularak mahkum etmiştir.
15 Kasım 2002de Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.
9 Ocak 2003te Yargıtay Başsavcısı inter alia ilk derece mahkemesinin, sahte oldukları iddia edilen belgelerin grafolojik incelemesini yapmadığını ileri sürerek Yargıtayın kararına itiraz etmiştir.
1 Nisan 2003te Yargıtay Ceza Genel Kurulu, dava olaylarının bu tür bir incelemeyi haklı çıkarmadığı sonucuna vararak Başsavcının grafolojik incelemeye ilişkin itirazını reddetmiş ve 13 Şubat 2001 tarihli kararı düzelterek onamıştır.
23 Haziran 2003te Yargıtay Ceza Genel Kurulunun kararı, ilk derece mahkemesi sekretaryasına tevdi edilmiştir.
HUKUK
I. AİHSNİN 7. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, AİHSnin 7. maddesine dayanarak imzasını taşımayan ve sorumluluğu altında hazırlanmayan belgelerin sahteciliğini yapmakla haksız yere suçlandığından şikayetçi olmuştur.
Hükümet, başvurunun sözkonusu kısmının dayanaktan yoksun olduğunu kaydetmiştir.
AİHM bu şikayetin, AİHSnin 6/1 maddesi açısından incelenmesi gerektiği kanaatindedir. AİHM bu bağlamda keyfilik sözkonusu olmadığı takdirde, yargılama sonucunu inceleme yetkisine sahip olmadığını hatırlatır. Mevcut davada, ulusal mahkemelerin gerçekleri saptarken ve kanunları yorumlarken, keyfi ya da makul olmayan bir şekilde hareket ettikleri sonucuna varması için gerekçe bulunmadığı sonucuna varır.
Sonuç olarak başvurunun sözkonusu kısmı, AİHSnin 3. ve 4. maddeleri bağlamında dayanaktan yoksun olması nedeniyle reddedilmelidir.
II. AİHSNİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran yargılama süresinin, AİHSnin 6/1 maddesinde ortaya konan makul süre gereğine uygun olmadığından şikayetçi olmuştur.
Hükümet, başvuranın şikayetlerini ulusal makamlar önünde dile getirmemesi nedeniyle iç hukuk yollarını tüketmemiş olduğunu ileri sürmüştür.
AİHM önceki davalarda iç hukuk yollarının tüketilmediği iddiaları hususunda Hükümetinkine benzer itirazları incelemiş ve reddetmiştir. AİHM, mevcut davada Karakullukçu davasında vardığı sonuçtan farklı bir sonuca varmasını gerektiren özel koşullar tespit etmemektedir. Bu nedenle, Hükümetin itirazını reddeder ve başvurunun sözkonusu kısmının kabuledilebilir olduğu sonucuna varır.
AİHM, başvuranın şikayetinin esası hususunda, göz önüne alınması gereken sürenin, savcının başvuranı suçlayan bir iddianame sunduğu 11 Ağustos 1994 tarihinde başlayıp Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Ardahan Ağır Ceza Mahkemesinin kararını onadığı 1 Nisan 2003te sona erdiğini gözlemler. Bu nedenle göz önüne alınan süre iki aşamalı yargılamada sekiz yıl yedi ay sürmüştür.
AİHM, mevcut davadakine benzer konuların ortaya konduğu davalarda sıklıkla AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Mevcut davada bu tür bir sonuca varmamak için sebep tespit etmemiştir. Sonuç olarak, başvuran aleyhinde başlatılan cezai takibatın aşırı uzun sürmesi hususunda AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
III. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
AİHSnin 41. maddesine göre:
Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın adil tazminine hükmeder.
A. Tazminat
Başvuran, mahkum edildikten sonra inşaat mühendisi olarak çalışamaması nedeniyle yıllık 50,000 Türk Lirası maddi tazminat talep etmiştir. Ayrıca, mahkum edildikten sonra mesleki yükümlülüklerini yerine getirememiş olması nedeniyle aylık 1,300 Türk Lirası talep etmiştir.
Başvuran, 50,000 Türk Lirası manevi tazminat talep etmiştir.
Hükümet, bu taleplere itiraz etmiştir.
AİHM, başvuranın uğradığını iddia ettiği maddi zarara ilişkin olarak, başvuranın talebini destekleyen bir sunmadığını ve dolayısıyla AİHMnin talebi reddettiğini gözlemler.
Ancak, başvuranın yalnızca ihlal bulgusu ile telafi edilemeyecek bir manevi zarara uğramış olduğunu kabul eder. Sonuç olarak, dava koşullarını ve içtihadını göz önüne alan AİHM, başvurana 4,200 Euro tazminat ödenmesine karar vermiştir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Başvuran ayrıca ulusal mahkemeler önünde yaptığı harcamalar için 34,000 Türk Lirası ve AİHM önünde yaptığı harcamalar için 15,950 Türk Lirası talep etmiştir.
Hükümet bu taleplere itiraz etmiştir.
AİHM içtihadına göre, başvuran gerçekten gerekli oldukları için yapıldıklarını ve meblağların makul olduğunu kanıtladığı müddetçe masraf ve harcamaların tazminine hak kazanmaktadır. AİHM mevcut davada, başvuranın taleplerini destekleyen hiçbir belge sunmadığını gözlemler. Dolayısıyla, AİHM bu başlık altında tazminat ödenmemesine karar vermiştir.
C. Gecikme Faizi
AİHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana yüzde üç puanlık bir ekleme yapılarak belirlenmesi gerektiği kanaatindedir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM, OYBİRLİĞİ İLE
1. Yargılamanın aşırı uzun sürdüğüne ilişkin şikayetin kabuledilebilir ve başvurunun kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
2. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. (a) AİHSnin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere Sorumlu Devlet tarafından başvurana 4,200 Euro (dört bin iki yüz Euro) manevi tazminat ve buna ek olarak ödeme gününde uygulanabilecek her tür verginin ödenmesine;
(b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddedilmesine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İçtüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragrafları gereğince 19 Ocak 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy