(AİHS. m. 6, 34, 44)
(Başvuru no: 40848/04)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
21 Aralık 2010
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (40848/04) nolu davanın nedeni T.C. vatandaşı Rahmetullah Bingölün (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 5 Ağustos 2004 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Ankara Barosu avukatlarından Y. Kavak Kılınç tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
DAVANIN KOŞULLARI
Başvuran 1938 doğumlu olup Bingölde ikamet etmektedir.
Devlet Su İşleri (İdare) 13 Kasım 1995 tarihinde başvuranın maliki olduğu taşınmazı kamulaştırmıştır. 16 Ağustos 1996 tarihinde İdare başvurana kamulaştırma tazminatı ödemiştir.
2 Aralık 1996 tarihinde taşınmazının değerine ve tazminat miktarına karşı çıkan başvuran Güroymak Asliye Hukuk Mahkemesinde kamulaştırma tazminatının artırılması talebiyle dava açmıştır.
23 Aralık 1996 ve 24 Mart 1998 tarihleri arasında Asliye hukuk mahkemesi on dört duruşma gerçekleştirmiştir. Başvuran ve avukatı beş kez mahkemeye çeşitli mazeretler ileri sürerek duruşmalara katılamayacaklarını bildirmiştir. Bununla birlikte, dava süreci adı geçenlerin yokluğunda devam etmiştir.
Bu süre boyunca tarafların bilirkişi raporlarının eksik olduğu yönündeki itirazlarını dikkate alan Mahkeme, yeni bilirkişi raporları hazırlanıncaya dek duruşmaları üç kez ertelemiştir.
24 Mart 1998 tarihinde üçüncü raporun hazırlanmasının ardından Asliye hukuk mahkemesi başvurana ek kamulaştırma tazminatı ödenmesine karar vermiştir. Hükmedilen tazminat miktarının yeninden hesaplanması gerektiği gerekçesiyle Yargıtay 15 Ekim 1998 tarihinde bu kararı bozmuştur.
18 Nisan 2000 tarihinde bilirkişilerin tamamlayıcı görüşlerini dikkate alan Mahkeme, Yargıtayın kararına uygun olarak başvurana ek tazminat ödenmesine karar vermiştir. Yargıtay 23 Kasım 2000 tarihinde temyize gidilen kararı bozmuş ve yeni bir bilirkişi incelemesini talep etmiştir.
11 Eylül 2001 ve 6 Şubat 2002 tarihleri arasında başvuran üç kez avukat değiştirmiş ve her yeni avukat dosyanın incelenmesi için mahkemeden davanın ertelenmesi talebinde bulunmuştur.
Mahkeme 21 Mayıs 2003 tarihinde yeni bilirkişi incelemesine dayanarak ek kamulaştırma bedelinin değerini düşürmüştür. Yargıtay 11 Aralık 2003 tarihinde sözkonusu taşınmazın değerinin hesaplanmasında hata yapıldığı gerekçesiyle kararı bozmuştur.
Ek bilirkişi görüşleri ışığında, 6 Ekim 2004 tarihinde Mahkeme başvurana ek kamulaştırma tazminatının ödenmesini kararlaştırmıştır. Yargıtay 6 Ekim 2005 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.
HUKUK
Başvuran yargı sürecinin uzunluğunun AİHSnin 6/1 maddesinde öngörülen «makul süre» ilkesinin ihlaline yol açtığını ileri sürmektedir.
Hükümet bu iddiaya karşı çıkmakta, özellikle başvuranın kimi duruşmalara katılmamasının, avukatının üç kez değişmesinin ve bilirkişi raporlarına itiraz etmesinin yargılama sürecinin uzamasına etki ettiğini savunmaktadır.
Başvuran bu iddialara karşı çıkmaktadır.
AİHM, kaydedilmesi gereken dönemin 2 Aralık 1996 tarihinde Güroymak Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dava ile başlayıp, 6 Ekim 2005 tarihinde Yargıtayın nihai kararı ile sona erdiğini tespit etmektedir. İki dereceli mahkemede görülen ve altı kez yeniden ele alınan bu dava yaklaşık sekiz yıl on ay sürmüştür.
AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder.
AİHM yargılama süresinin makul olup olmadığının davanın şartları ışığında ve özellikle de davanın karmaşıklığı, başvuranın ve ilgili mercilerin tutumu, davanın başvuranlar için arz ettiği önem gibi, içtihadında yerleşmiş ölçütlere bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır (Bkz. birçokları arasında, Daneshpayeh-Türkiye kararı, no: 21086/04, 16 Temmuz 2009).
Mahkemeye sunulan bütün delil unsurlarını inceleyen AİHM, öncelikli olarak dava konusunun özel karmaşık bir yapısının bulunmadığını tespit etmektedir. Başvuranın tutumu ile ilgili olarak, AİHM 23 Aralık 1996 ve 24 Mart 1998 tarihleri arasında başvuranın ve avukatının beş duruşmaya katılmadığını gözlemlemektedir. Ayrıca 11 Eylül 2001 ve 6 Şubat 2002 tarihli duruşmalar başvuranın avukatının değişmesi dolayısıyla ertelenmiş ve bu durum yargılamanın yaklaşık yedi ay gecikmesine neden olmuştur.
Duruşma tutanaklarını göz önünde bulunduran AİHM, başvuranın ve avukatının duruşmalardaki yokluğunun mahkemeyi davayı incelemekten alıkoymadığının altını çizmektedir. Ayrıca yargılamanın uzunluğu dikkate alındığında, avukat değişikliği nedeniyle davanın yedi ay uzaması, sözkonusu yargılamadaki gecikmelerin başvuranın tutumundan ileri geldiği iddiasını yansıtmamaktadır.
Hukuki mercilerin tutumu ile ilgili olarak, AİHM başvuranın davasının dört kez Güroymak Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından ve dört kez de Yargıtay tarafından incelendiğini hatırlatır. AİHM ayrıca asliye hukuk mahkemesinin bilirkişi raporları eksik olduğu gerekçesiyle, yenilerinin hazırlanması beklenirken davayı birçok kez ertelediğini not etmektedir.
AİHM bu bağlamda, Savunmacı Devletlere kendi hukuk sistemlerinde her bireyin medeni hak ve yükümlülüklerinden ileri gelen itirazına ilişkin ulusal mahkemelerinin vereceği nihai kararın makul bir sürede sonuçlanmasını sağlayacak bir düzenleme yapma yükümlülüğü düştüğünü hatırlatır (Bkz. Comingersoll S.A.-Portekiz no: 35382/97 ve Mikulic-Hırvatistan no: 53176/99). Bu başvuruda AİHM, sözkonusu yargı sürecinin uzunluğunun aşırı olduğu ve «makul süre» ilkesini karşılamadığı sonucuna varmaktadır.
Bu nedenle AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
Başvuran 10.000 Euro maddi ve 15.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.
Hükümet bu meblağlara karşı çıkmaktadır.
AİHM tespit edilen ihlal ile öne sürülen maddi tazminat arasında hiçbir illiyet bağı kuramamakta ve bu talebi reddetmektedir. Buna karşın, AİHM başvurana 3.300 Euro manevi tazminat ödenmesini uygun görmektedir.
Başvuran AİHM önünde yapmış olduğu yargılama masraf ve giderleri için 4.362 Euro talep etmekte, bu bağlamda AİHMye avukatı ile yaptığı sözleşmeyi ve avukatlık ücreti faturasını sunmaktadır. Başvuran bununla birlikte faturayı müteakip ve sözleşme hükümlerince temsil gideri 1.475 Euro olarak tespit edildiğini ileri sürmektedir. Başvuran ayrıca herhangi bir kanıtlayıcı belge olmadan 197 Euroluk tercüme masrafının karşılanmasını talep etmektedir.
Hükümet bu tutarlara karşı çıkmaktadır.
Mahkemeye sunulan belgeler ışığında AİHM, yargılama giderleri için başvurana 1.475 Euro ödenmesini uygun görmekte, ispat edici belgenin yokluğunda diğer talepleri reddetmektedir.
AİHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklenerek belirlenmesini uygun görmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;
2. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHSnin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TLye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından başvurana;
i. 3.300 (üç bin üç yüz) Euro manevi tazminat ödenmesine;
ii. yargılama masraf ve giderleri için 1.475 (bin dört yüz yetmiş beş) Euro ödenmesine;
b) yukarıda belirtilen sürenin sona erdiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için, sözkonusu meblağlara, Avrupa Merkez Bankasının anılan dönem için geçerli olan marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklemek suretiyle belirlenecek basit faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 21 Aralık 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy