(2709 S. K. m. 46) (AİHS. m. 6, 34, 35, 1 NOLU PROTOKOL) (6830 S. K. m. 23) (2942 S. K. m. 3) (TUNÇ - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 42316/04)
KABULEDİLEBİLİRLİK KARARININ ÖZET ÇEVİRİSİ
11 Mayıs 2010
OLAYLAR
Başvuranlar, Halil Altın, Haydar Sadi Halat, Hüseyin Özer, Coşkun Özkaya, Şevket Tamer Turan, Rıza Aycan, Hadi Halat ve Ayşegül Halat, sırasıyla 1953, 1954, 1953, 1948, 1954, 1959, 1957 ve 1959 doğumlu Türk vatandaşlarıdır ve Ankarada ikamet etmektedirler. Başvuranlar, AİHM önünde, Ankara Barosu avukatlarından M. Erdoğan tarafından temsil edilmiştir.
Tarafların anlattığı şekliyle dava olayları şu şekilde özetlenebilir:
Başvuranlar S.S. Gölbaşı Bizim Yeşilkent Konut Yapı Kooperatifi'nin (kooperatif) kurucusu ve üyesidirler.
1991 yılında Devlet Karayolları Genel Müdürlüğü, kısmen kooperatife ait Ankara ili, Gölbaşı ilçesi Hacılar köyünde bulunan 339 parsel numaralı taşınmazı kamulaştırmıştır.
Başvuranlar, 17 Ocak 1992 tarihinde, Gölbaşı Asliye Hukuk Mahkemesi'nde tezyidi bedel davası açmışlardır. 4 Kasım 1992 tarihli kararla 129.608.430 TL tezyidi bedele ve yasal faiz ödenmesine hükmedilmiştir.
Başvuranlar, 1992 yılında, Ankara 6. İcra Mahkemesine başvurarak söz konusu kararın uygulanmasını talep etmişlerdir.
8 Mart 1993 tarihinde, Yargıtay ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur.
29 Eylül 1994 tarihinde, Gölbaşı Asliye Hukuk Mahkemesi, davayı yeniden incelemiş, tezyidi bedeli 73.108.633 TL olarak belirlemiş ve yasal faiz ödenmesine hükmetmiştir.
Bu karar, 6 Mart 1995 tarihinde Yargıtay tarafından düzeltilerek onanmıştır.
22 Aralık 1997 tarihinde, kooperatife ödenmesi gereken miktar yasal faizi ile birlikte Karayolları Genel Müdürlüğünün muhasebe bürosuna yatırılmıştır (toplam 218.848.000 TL).
3 Mart 1998 tarihli bir mektupla, kooperatif avukatı, tezyidi bedeli almak üzere Karayolları Genel Müdürlüğünün muhasebe bürosuna müracaat etmeye çağrılmıştır.
1999 yılında kooperatif tasfiye edilmiştir.
Başvuranlar, 8 Temmuz 2004 tarihinde Karayolları Genel Müdürlüğü'ne noterden bir ihbarname göndererek mahkeme kararıyla hükmedilen bedel artırımını ve faizini talep etmişlerdir.
Karayolları Genel Müdürlüğü'nden alınan 27 Temmuz 2004 tarihli cevapta 3 Mart 1998 tarihli resmi yazışmayla kooperatifin tazminatı tahsil etmeye davet edildiği, ancak kooperatifin cevap vermediği, bu nedenle ödemenin yapılmamış olmasından Karayolları Genel Müdürlüğü'nün sorumlu tutulamayacağı bildirilmiştir.
Dava dosyasında yer alan bilgiye göre, başvuru tarihinde, başvuranlar mahkeme tarafından hükmedilen tezyidi bedeli ve faizi alamamışlardır.
ŞİKAYETLER
Başvuranlar, Gölbaşı Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen kararın uygulanmadığını ve bunun sonucunda yüksek enflasyon oranları nedeniyle ekonomik olarak zarara uğradıklarını iddia ederek AİHSnin 1 No.'lu Protokolü'nün 1. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
HUKUK
Başvuranlar, AİHSnin 1 No.'lu Protokolü'nün 1. maddesi uyarınca, tezyidi bedel ödenmesine hükmeden mahkeme kararının uygulanmadığı, bunun sonucunda da yüksek enflasyon oranları nedeniyle ekonomik zarara uğradıkları konusunda şikayetçi olmuşlardır.
AİHM, iddia konusu ekonomik zararın kararın uygulanmamasının bir sonucu olduğu ve söz konusu koşullar altında ayrı bir şikayet oluşturmadığı kanaatindedir.
Hükümet, başvuranların yerel mahkeme kararının uygulanmadığı yönündeki şikayetlerine itiraz ederek, AİHSnin 34. maddesi uyarınca mağdur statüsünün bulunmadığı gerekçesiyle AİHMden başvurunun reddini talep etmiştir. Hükümet, bu bağlamda, tezyidi bedelin Karayolları Genel Müdürlüğünün muhasebe bürosuna yatırıldığını iddia etmiştir.
Bununla birlikte, başvuranlar, tazminatı tahsil etmeye davet edilmelerine rağmen, başvuruda bulunmaları halinde ödemenin yapılacağını tekrar eden 27 Temmuz 2004 tarihli mektuptan sonra bile söz konusu tahsilatı gerçekleştirmemişlerdir. Hükümet, ayrıca, başvuranların iddialarının aksine, tazminat elde etmek amacıyla idareye karşı icra takibi başlatmadıklarını ileri sürmüştür.
Başvuranlar, yukarıdaki iddialara cevaben, 1992 yılında Ankara 6. İcra Dairesi önünde Karayolları Genel Müdürlüğü hakkında icra takibi başlattıklarını ileri sürmüşlerdir. Bununla birlikte, idare icra dairesine herhangi bir ödeme yapmamıştır. Başvuranlar, ayrıca, idarenin muhasebe bürosundan paralarını tahsil etmeye davet ettiği 1998 tarihli mektubunun yanlış adrese gönderilmesi nedeniyle söz konusu mektubun kendilerine ulaşmadığını iddia etmişlerdir. Başvuranlar, ödemenin yapılacağı tek uygun yerin icra dairesi olması nedeniyle, paralarını almak için muhasebe bürosuna müracaat etmelerinin beklenemeyeceğini iddia etmişlerdir.
AİHM, ilk olarak, Gölbaşı Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen kararın halen uygulanmamış olduğunu gözlemlemektedir. Bununla birlikte, AİHM, nihai ve bağlayıcı nitelikteki bir kararın uygulanmasının Devletin sorumluluğunda olmasına ve Devlet aleyhinde açtığı davayı kazanan bir kişiden ayrıca bir icra takibi başlatmasının beklenmemesine rağmen, lehinde karar verilen davacının ödenecek miktarı almak için bazı usulü adımları izlemesi gerektiğini kaydeder (Burdov/Rusya (no. 2), no. 33509/04). Dolayısıyla, söz konusu davada, Devlet makamlarının yerel mahkeme tarafından verilen karara uygun olarak gerekli girişimlerde bulunup bulunmadığı, eğer bulunmuşlarsa başvuranların tazminatlarını almak için gerekli adımları izleyip izlemediği konusunun belirlenmesi gerekmektedir.
AİHM, bu bağlamda, yaklaşık iki buçuk yıllık bir gecikme ile tezyidi bedelin Karayolları Genel Müdürlüğünün muhasebe bürosunda başvuranlar için hazır edildiğini, ancak kooperatifin 1998 yılında durumdan haberdar olduğunu kaydeder. İddia edildiği üzere başvuranların söz konusu mektubu hiç almadıkları varsayıldığında bile, AİHM, başvuranların kararın kesinleşmesinden sonraki on yıl boyunca, 2004 yılına kadar tazminat talebinde bulunmamalarını tuhaf bulmaktadır. Ayrıca, tazminatlarını almaları için 27 Temmuz 2004 tarihinde başvuranlara gönderilen mektuba rağmen (başvuranlar söz konusu mektubu aldıklarını inkar etmemişlerdir), başvuranlar parayı almak için hiçbir girişimde bulunmamışlar, bunun yerine konuyu AİHMye taşımışlardır. Başvuranların 1992 yılında icra takibi başlatmış olabilecekleri hususu, başvuranların alacaklarını tahsil etmek için gerekli bütün adımları attıkları kanısına varmak için tek başına yeterli değildir; zira iddia konusu icra takibinin başlamasından sonraki on iki yıl içerisinde başvuranların herhangi bir girişimde bulunmadıkları görülmektedir. Benzer şekilde, AİHM, başvuranların alacaklarının yalnızca icra dairesi aracılığıyla ödenebileceği iddiasını, özellikle de tazminatın Karayolları Genel Müdürlüğünün kendisinden almanın başvuranlar için çok meşakkatli olacağı gibi bir iddia bulunmaması nedeniyle dikkate almamaktadır.
AİHM, yukarıda anlatılanlar ışığında, başvuranların söz konusu tazminatı zamanında almak için yeterince çaba göstermedikleri sonucuna varmıştır.
AİHM, AİHSnin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca söz konusu şikayetin açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddedilmesi gerektiğine karar verir.
Bu gerekçelere dayanarak, AİHM, oybirliği ile
Başvurunun kabuledilemez olduğuna karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy