(AİHS. m. 6, 34, 35, 41, 44)
(Başvuru No: 42710/04)
STRAZBURG
3 Şubat 2009
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 42710/04 numaralı başvurunun nedeni T.C. vatandaşları Rauf Saçlı, Sıddık Çorukluğ ve Şirin Çorukluğnun 4 Kasım 2004 tarihinde Temel İnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuranlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Elazığ barosu avukatlarından R.T. Bektaş tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
DAVANIN KOŞULLARI
Başvuranlar sırasıyla 1960, 1949 ve 1955 doğumlu olup Silvanda ikamet etmektedir.
Başvuranlar 29 Kasım 1995 tarihinde (her bir taşınmaz için) yapmış oldukları üç ayrı başvuruyla hak kazandırıcı sürenin dolması hasebiyle zilyetlerinde bulunan taşınmazların tapuda kendi adlarına tescil edilmesi talebiyle Silvan Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmışlardır. Birinci başvuran Rauf Saçlı her bir davaya, ikinci başvuran Sıddık Çorukluğ ikinci davaya, üçüncü başvuran Şirin Çorukluğ ise üçüncü davaya taraf olarak katılmıştır.
Silvan Asliye Hukuk Mahkemesi her dava için beşi başvuranların isteği üzerine olmak üzere, toplam yirmi üç duruşma gerçekleştirmiştir.
Silvan Asliye Hukuk Mahkemesi sözü edilen taşınmazlar üzerinde yapılan bilirkişi incelemelerinin ardından 12 Nisan 2000 tarihli kararlarla yasa ile öngörülen ve hak kazandırıcı süreyle bir taşınmazın iktisabının kadastro planının nihai hale geldiği tarihten itibaren yirmi yıllık bir sürenin geçmesiyle ancak mümkün olabileceği gerekçesiyle başvuranların başvurularını reddetmiştir. Zira kadastro planları 18 Mart 1987 tarihinde tamamlandığından sözü edilen başvurular iç hukuka göre erken yapılmış sayılmaktadır.
Yargıtay 23 Şubat 2004 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararlarını onamıştır.
HUKUK
I. AİHSNİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuranlar üç yargılama süresinin AİHSnin 6/1 maddesinde öngörülen «makul süre» koşulunu karşılamadığını ileri sürmektedir.
AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bu şikayetin kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Başvuru kabuledilmelidir.
Esasa gelince, Hükümet yargı sürecinin makul olmadığının söylenemeyeceğini ifade etmektedir. Her bir yargılamanın karmaşık olmadığı öne sürülse de aralarındaki bağlantılar nedeniyle yargı makamları dava konusunu tespit etmede bazı güçlükler yaşamışlardır. Ayrıca Yargıtay önünde geçen süre başvuranların birinci derece mahkemesinin kararını temyiz etmelerinden kaynaklanmaktadır. Bilhassa, başvuranların avukatının 27 Kasım 1999 tarihli duruşmada görüşlerini sunmak için ek süre talep etmesi ve dört duruşmaya katılmamış olması yargı sürecini ayrıca geciktirmiştir.
Başvuranlar bu saptamalara karşı çıkmaktadırlar.
AİHM dikkate alınması gereken dönemin 29 Kasım 1995 tarihinde başlayıp 23 Şubat 2004 tarihinde sona erdiğini not etmektedir. İki dereceli mahkemede görülen dava yaklaşık 8 yıl 3 ay sürmüştür.
AİHM yargılama süresinin uygunluğunun davanın şartları ışığında ve davanın karmaşıklığı, başvuran ve ilgili mercilerin tutumu ve ihtilafta yer alan başvuranlar için arz ettiği önem gibi içtihadında yerleşmiş ölçütlere bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır (Bkz. diğerleri yanında Frydlender - Fransa (BD), no: 30979/96).
Mevcut başvuruda, AİHM mahkemeye sunulan deliller ışığında üç yargılamanın özellikle sekiz yıldan fazla sürmesine yol açacak özel karmaşık bir yapısının bulunmadığını not eder. Başvuranların tutumuna gelince, AİHM başvuranların normal bir tutum sergilediklerini ve kendilerine yüklenilebilecek herhangi bir ihmalkârlığın sözkonusu olmadığını gözlemlemektedir (Bkz. Piron-Fransa kararı, no: 36436/97, 14 Kasım 2000). AİHM ayrıca, başvuranların temsilcisinin davalara katılmama nedenini geçerli bir mazeretle belirttiğini ve sözkonusu davanın o dönemde henüz karar aşamasında olmadığını vurgulamaktadır.
AİHM bu başvurudakine benzer şikayetleri daha önce de incelediğini ve AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatır (Bkz. sözü edilen Frydlender kararı).
AİHM kendisine sunulan bütün unsurları incelemiş ve Hükümetin bu davada farklı bir sonuca ulaşmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını tespit etmiştir. AİHM bu yöndeki yerleşik içtihadını dikkate alarak sözkonusu yargı sürecinin aşırı olduğu ve «makul süre» gereğini karşılamadığı sonucuna varmaktadır.
Bu nedenle AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
Geriye AİHSnin 41. maddesinin uygulanması hususu kalmaktadır. Başvuralar AİHMye başvuru dilekçesinde 300.000 Euro maddi ve 250.000 Euro manevi tazminat talebinde bulunmuşlar, bu taleplerini 20 Eylül 2006 ve 1 Ocak 2007 tarihli yazılı görüşlerinde de yinelemişlerdir.
AİHM tespit edilen ihlal kararı ile öne sürülen maddi tazminat talebi arasında herhangi bir illiyet bağı kuramamakta ve bu talebi reddetmektedir. Buna karşın başvuranlar belirli bir oranda manevi zarara uğramışlardır. AİHM hakkaniyete uygun manevi tazminat olarak her bir yargı süreci için 4.000 Euro ödenmesini uygun görmektedir. Her türlü vergiden muaf tutulacak bu miktara Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artış eklenecektir.
Başvuranlar rakam belirtmeksizin AİHM önünde yapmış oldukları yargılama giderlerinin karşılanmasını talep etmektedirler.
AİHMnin yerleşik içtihadına göre bir başvuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. Mevcut başvuruda böyle bir durum sözkonusu olmadığından AİHM başvuranların bu talebini reddetmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHSnin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından manevi tazminat olarak Rauf Saçlıya 4.000 (dört bin) Euro, Rauf Saçlı ve Sıdık Çorukluğa ortak paylaştırılmak üzere 4.000 (dört bin) Euro ve Rauf Saçlı ve Şirin Çorukluğa ortak paylaştırılmak üzere 4.000 (dört bin) Euro ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
Karar Vermiştir.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 3 Şubat 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy