(AİHS m. 6, 7, 8, 13, 14, 34, 35, 41, 44) (VILHO ESKELINEN VE DİĞERLERİ - FİNLANDİYA DAVASI) (MİRAN - TÜRKİYE DAVASI) (TOPAL - TÜRKİYE DAVASI) (GÜNER ÇORUM - TÜRKİYE DAVASI) (AKSOY (EROĞLU) - TÜRKİYE DAVASI) (MERAL - TÜRKİYE DAVASI) (DELCOURT - BELÇİKA DAVASI) (PİROĞLU VE KARAKAYA - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no. 43696/04 )
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
29 Eylül 2009
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Bu dava, Okan Erdoğan (başvuran) adlı T.C. vatandaşı tarafından Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, 20 Ekim 2004 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapılan 43696/04 numaralı başvuru sonucu görülmektedir.
Başvuran Ankara Barosu avukatlarından M.N. Eldem tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
DAVANIN KOŞULLARI
1980 doğumlu olup Kayseride ikamet etmekte olan başvuran askeri okulda öğrenci idi. Başvuranın babası, başvuranın okula kaydı sırasında, oğlunun okuldan ihraç edilme veyahut başka nedenlerle ayrılması durumunda eğitim masraflarını geri ödemek için bir taahhütname imzalamıştır.
2003 yılının Mart ayında, Milli Savunma Bakanlığının başvuran ve ailesi hakkında yaptığı gizli güvenlik soruşturmasını takiben başvuranın askeri okulla ilişiği kesilmiştir. Başvurana ilişiğinin kesilmesine gerekçe olarak belirli bir neden bildirilmemiştir.
Bunu müteakip, başvuran, Askeri Yüksek İdare Mahkemesine okuldan ihraç kararının iptali için başvurmuştur. Dava sırasında başvuran, Milli Savunma Bakanlığının, Askeri Yüksek İdare Mahkemesine ilettiği ve başvuranın askeri okuldan ihraç edilmesi kararını destekleyici nitelikteki gizli bilgi ve belgelere erişememiştir.
Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 10 Aralık 2003 tarihinde, okuldan ihraç kararının iptalini reddetmiştir. Askeri hizmetin işleyişi için gizli kalması gereken bilgi ve belgelerin başvurana gösterilemeyeceğini ifade etmiştir. Mahkeme ayrıca, idare tarafından yapılan gizlilik tasnifine tabi olmadığını ve her bir davada, belgelerin gizliliğini haklı gösterecek sebepler bulunup bulunmadığını resen değerlendirdiğini vurgulamıştır. Yargılama sürecinde Cumhuriyet Başsavcısının Askeri Yüksek İdare Mahkemesine sunduğu tebliğnameyi başvurana iletilmemiştir.
Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 7 Nisan 2004 tarihinde, başvuranın kararın düzeltilmesi talebini reddetmiştir. Bu karar başvurana 20 Nisan 2004 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Milli Savunma Bakanlığı, Kayseri Asliye Hukuk Mahkemesine, başvuran hakkında, eğitim masraflarının geri ödenmesi için dava açmıştır. Kayseri Asliye Hukuk Mahkemesi 3 Mayıs 2004 tarihinde başvuranın Milli Savunma Bakanlığına 8 Nisan 2003 tarihinden itibaren işlemek üzere faiziyle beraber 5.050.500.000 Türk Lirası (TL) (yaklaşık 3.000 Euro (EUR)) ödemesine hükmetmiştir.
HUKUK
I. AİHSNİN 6/1 ve 8. MADDELERİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, AİHSnin 6/1 maddesi çerçevesinde, Milli Savunma Bakanlığının Askeri Yüksek İdare Mahkemesine sunduğu gizli bilgiye erişememesi ve bu mahkemeye bağlı Cumhuriyet Başsavcısının mahkemeye sunduğu tebliğnamenin kendine bildirilmemesi nedeniyle kuvvetlerin eşitliği ilkesinin ihlal edildiğinden şikayetçi olmuştur. Ayrıca Milli Savunma Bakanlığının başvuran ve ailesiyle ilgili yürüttüğü gizli güvenlik soruşturmasının özel hayata saygı gösterilmesi hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle AİHSnin 8. maddesi çerçevesinde şikayetçi olmuştur.
A. Kabuledilebilirliğe ilişkin
Hükümet esas olarak AİHMnin Pellegrin - Fransa ((BD), 28541) kararındaki içtihadına dayanarak, başvuran ile Devlet arasındaki özel ilişki nedeniyle AİHSnin 6/1 maddesinin mevcut davaya uygulanamayacağını savunmuştur.
AİHM, Vilho Eskelinen ve Diğerleri - Finlandiya kararında ((BD), 63235/00) Devlet ile devlet memurları arasındaki ihtilaflarda 6/1 maddenin uygulanabilirliğine ilişkin içtihadını gözden geçirdiğini kaydeder. AİHM, belirtilen davada uygulanan yeni ölçütleri göz önünde tutarak, Hükümetin, ilk olarak başvuranın ulusal yasalar uyarınca mahkemeye erişim hakkı bulunmadığını, ikinci olarak ise anlaşmazlığın mahiyeti bakımından başvuranın, 6. Madde kapsamındaki haklarından herhangi bir şekilde mahrum edilmesinin haklı bir gerekçeye dayandığını ortaya koyamadığını kaydeder. Bu koşullarda, AİHM, 6/1 maddenin mevcut davada uygulanabilir olduğu kanısındadır. Bu nedenle Hükümetin ön itirazını reddeder. (bkz. Miran - Türkiye, 43980/04 ve Topal - Türkiye, 3055/04).
Bu şikayetlerin AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, başka bir gerekçe altında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvurunun bu kısmı kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esaslar
1. Gizli bilgiye erişilememesi ve Cumhuriyet Başsavcısının tebliğnamesinin bildirilmemesi
Başvuranın Cumhuriyet Başsavcısının tebliğnamesinin bildirilmemesine ilişkin şikayetiyle ilgili olarak Hükümet, başvuranın, Cumhuriyet Başsavcısının tebliğnamesini de içeren dava dosyasını inceleme olanağının her zaman bulunduğunu savunmuştur. Ayrıca Cumhuriyet Başsavcısının görüşünün idari yargılamalarda mahkeme kararları üzerinde etkisi olmadığını savunmuştur. Hükümet gizli bilgiye erişilememesiyle ilgili şikayetin esaslarına ilişkin hiçbir görüş sunmamıştır.
AİHM, daha önce benzer şikayetleri incelediğini ve AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını kaydeder (bkz. Güner Çorum - Türkiye, 59739/00; Aksoy (Eroğlu) - Türkiye, 59741/00; Meral - Türkiye, 33446/02; Miran ve Topal). AİHM mevcut davada içtihadı dışında kalan bir karar vermesini gerektirecek özel koşullar tespit etmemiştir.
Buna göre, başvuranın Askeri Yüksek İdare Mahkemesine verilen gizli belgelere erişememesi ve Cumhuriyet Başsavcısının tebliğnamesinin başvurana bildirilmemesi AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
2. Özel hayatın korunması hakkı
AİHSnin 8. Maddesi kapsamındaki şikayetlere ilişkin olarak AİHM, mevcut davada ortaya konulan temel hukuki sorunun, başvuranın okuldan ihraç edilmesi kararının iptali talebinin AİHSnin 6. Maddesi çerçevesinde adil yargılama yoluyla reddedilip edilmediğine ilişkin olduğu kanısındadır. AİHM, bu soruya (yukarıda) olumsuz yanıt verilmiş olduğunu göz önünde bulundurarak, bu şikayete ilişkin ayrı bir karar verilmesinin gerekli olmadığı düşüncesindedir (bkz. Güner Çorum ve Topal).
II. AİHSNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİA EDİLEN DİĞER MADDELERİ
Başvuran, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi askeri hakimlerden oluştuğundan ve ilk ve tek derece mahkemesi olarak hareket ettiğinden ve bu da başvuranın etkili başvuru hakkına müdahale teşkil ettiğinden, AİHSnin 6/1 ve 13. maddeleri kapsamında, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından adil bir biçimde yargılanmadığından şikayetçi olmuştur. Ayrıca 6/1 madde çerçevesinde, mahkeme kararlarında Cumhuriyet Başsavcısına atıfta bulunulmadığı için adil yargılamadan yoksun bırakıldığını ileri sürmüştür. Başvuran askeri okuldan ilişiğinin kesilmesiyle, AİHSnin 7. maddesinin ihlal edilerek kanunsuz olarak cezalandırıldığını ileri sürmüştür. Son olarak, AİHSnin 14. Maddesi çerçevesinde babasının bir sendikayla olan ilişkisi nedeniyle askeri okulla ilişiğinin kesildiğini öne sürmüştür.
Başvuranın, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bağımsız ve tarafsız olmayışı ile bu mahkemenin kararlarının temyiz edilemeyişine ilişkin şikayetleriyle ilgili olarak AİHM, öncelikle bu şikayetlerin yalnızca AİHSnin 6/1 maddesi bakımından incelenmesi gerektiği kanısındadır. AİHM ayrıca bu şikayetlerin daha önce görülen benzer davalarda kabuledilemez olarak ilan edildiğini kaydeder (bkz. Yavuz ve Diğerleri, 29870; Delcourt - Belçika; Piroğlu ve Karakaya - Türkiye, 36370/02 ve 37581/02; Karakaya - Türkiye, 5173/05). Buna göre, AİHSnin 35/3 ve 4 maddesiyle uyumlu olarak başvurunun bu kısmının açıkça dayaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddedilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Mahkeme kararlarında cumhuriyet başsavcısının ismine atıfta bulunmadığı için açık duruşma yapılmadığı yönünde 6/1 madde kapsamındaki şikayetlere ilişkin olarak, AİHM, özellikle Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin kendisine bağlı tek Cumhuriyet Başsavcısı bulundurduğu ve bu savcının kimliğinin kolaylıkla tespit edilebileceği düşünüldüğünde, bu durumun 6/1 madde kapsamında sorun doğurmadığını kaydeder. Buradan hareketle başvurunun bu kısmı AİHSnin 35/3 ve 4 maddesiyle uyumlu olarak açıkça dayaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddedilmelidir.
AİHSnin 7. maddesine ilişkin şikayetle ilgili olarak ise, AİHM, bu hüküm çerçevesinde başvuranın ceza gerektiren bir suçtan mahkum edilmediğini kaydeder. Dolayısıyla başvurunun bu kısmı ratione materiae uyuşmadığı için AİHSnin 35/3 ve 4 maddesiyle uyumlu olarak reddedilmelidir.
AİHM, AİHSnin 14. maddesine ilişkin şikayetle ilgili olarak, başvuranın askeri okulla ilişiğinin kesilmesinin ayrımcı temellere dayandığına işaret eden bir delil sunmadığını gözlemler. Bu sebeple başvurunun bu kısmının AİHSnin 35/3 ve 4 maddesiyle uyumlu olarak açıkça dayaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddedilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
III. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
A. Tazminat
Başvuran, ileride subay olarak sahip olacağı maaş ve emeklilik hakları için 200.000 Euro (EUR) ile askeri okulla ilişiğinin kesilmesinin ardından eğitim masraflarına karşılık olarak babasından ödemesi istenen 4.000 EUR olmak üzere toplam 204.000 EUR maddi tazminat talep etmiştir. Ayrıca 10.000 EUR manevi tazminat talep etmiştir. Hükümet bu taleplere itiraz etmiştir.
AİHM, mevcut davada, adil tatmin karşılığı bir tazminatın, yalnızca, başvuranın AİHSnin 6. Maddesi kapsamındaki güvenceden fayda sağlayamamasına dayandırılabileceği kanısındadır. AİHM, durumun farklı olması halinde davanın sonucuna ilişkin tahmin yürütemez ve dolayısıyla başvuranın maddi tazminat talebini reddeder. Öte yandan AİHM başvuranın manevi zarara uğramış olduğu ve mevcut kararda AİHSnin ihlal edildiğinin tespit edilmesinin bunun için yeterli bir telafi yolu olmadığı kanısındadır. 41. maddeyle uyumlu olarak, hakkaniyete uygun surette başvurana 6.500 EUR ödenmesine karar verir (bkz. Güner Çorum; Aksoy (Eroğlu); Miran; Topal).
B. Yargılama giderleri
Başvuran ayrıca ulusal mahkemeler ve AİHM önünde meydana gelen mahkeme masrafları için 37.980 EUR talep etmiştir. Ankara Barosunun ücret çizelgesi ve temsilcisiyle anlaştığı avukatlık masrafları için, AİHMden talep edilen toplam tazminatın % 15i olmak üzere 32.100 EUR, Adalet Bakanlığının uluslararası davalarda tavsiye ettiği ücret tarifesine dayanarak 1.300 EUR ve temsilcisinin mevcut dava için harcadığı 45 saatlik mesai için 4.500 EUR (saati 100 EUR) talep etmiştir. Ayrıca posta masrafları ve ulusal mahkeme harcı için 80 EUR talep etmiştir. Başvuran avukatlık masrafı anlaşması, temsilcisinin hazırladığı bir mesai cetveli ve yaptığı harcamaları gösteren çeşitli faturalar sunmuştur.
Hükümet taleplere itiraz etmiştir.
AİHMnin içtihadına göre, yargılama giderleri, ancak gerçekliği ve gerekliliği kanıtlandığı ve makul bir meblağ olduğu takdirde başvurana geri ödenir. Bu davada, AİHM, sahip olduğu bilgiler ve yukarıda belirtilen ölçütler ışığında, başvurana, tüm başlıklar altında yapılan masraflar için 2.000 EUR tazminat ödenmesinin makul olduğu sonucuna varmıştır.
C. Gecikme Faizi
AİHM, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artışın eklenmesinin uygun olduğuna karar vermiştir.
AİHM, BU GEREKÇELERE DAYANARAK, OYBİRLİĞİYLE
1. AİHSnin 6/1 ve 8. maddeleri kapsamında, başvuranın Askeri Yüksek İdare Mahkemesine sunulan gizli belgelere erişememesine, Cumhuriyet Başsavcısının tebliğnamesinin başvurana iletilmemesine ve başvuranın özel hayatın korunması hakkına ilişkin şikayetleri kabuledilebilir, başvurunun geri kalanının kabuledilemez olduğuna;
2. Başvuranın Askeri Yüksek İdare Mahkemesine sunulan gizli belgelere erişememesi ve cumhuriyet başsavcısının tebliğnamesinin başvurana iletilmemesi nedeniyle AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. AİHSnin 8. maddesi kapsamındaki şikayetin ayrı olarak incelenmesinin gerekli olmadığına;
4. (a) AİHSnin 44. maddesinin 2. fıkrası gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç
ay içinde, Savunmacı Hükümet tarafından başvurana, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere,
(i) uygulanabilecek her türlü vergiyle beraber 6.500 EUR (altı bin beş yüz Euro) manevi tazminat;
(ii) uygulanabilecek her türlü vergiyle beraber yargılama giderleri için 2.000 EUR (iki bin Euro) manevi tazminat;
(b) yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
5. Başvuranın adil tatmine ilişkin diğer taleplerinin reddedilmesine
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar, İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. fıkraları uyarınca 29 Eylül 2009 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy