(AİHS m. 6, 35, 1 Nolu Protokol) (YILTAŞ YILDIZ TURİSTİK TESİSLERİ A.Ş. - TÜRKİYE DAVASI) (MUTU - TÜRKİYE DAVASI) (AKA - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no:45374/04)
KABULEDİLEBİLİRLİK KARARININ ÖZET ÇEVİRİSİ
9 Aralık 2008
OLAYLAR
Başvuranlar, Mehmet Döğüş, Ayşe Döğüş, Veysel Döğüş, Saadet Seyhan (Döğüş) ve Safiye Döğüş sırasıyla 1972, 1966, 1976, 1965 ve 1944 doğumlu Türk vatandaşlarıdır ve Adanada ikamet etmektedirler. Başvuranlar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Adana Barosu avukatlarından M. Çinkılıç tarafından temsil edilmektedir.
Dava olayları
Tarafların anlattığı şekliyle dava olayları şu şekilde özetlenebilir:
8 Şubat 2001de, Adananın Yüreğir ilçesindeki başvuranlara ait 652 metrekarelik arsa, okul inşaatı için Adana Valiliği kararıyla kamulaştırılmıştır.
Arsanın metrekaresi için başvuranlara 10,000,000 Türk Lirası tutarında tazminat ödenmiştir.
Başvuranlar, 1 Mayıs 2001de, ek tazminat talebiyle Adana Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır.
20 Kasım 2001de, Adana Asliye Hukuk Mahkemesi, arsanın değerine ilişkin iki adet bilirkişi raporunu edindikten sonra başvuranların talebini kısmen kabul etmiştir.
Yargıtay, 29 Nisan 2002de, Adana Asliye Hukuk Mahkemesinin kararını bozmuş ve arsayla ilgili yeniden değer biçilmesi için davayı aynı mahkemeye göndermiştir.
23 Ocak 2003te, Adana Asliye Hukuk Mahkemesi, ek bilirkişi raporları ışığında başvuranların talebini kısmen kabul etmiştir.
Yargıtay, 15 Nisan 2003te, bilirkişi raporlarının açık olmadığı gerekçesiyle Adana Asliye Hukuk Mahkemesinin kararını bir kez daha bozmuş ve arsanın değerinin yeniden belirlenmesini istemiştir.
28 Ekim 2003te, Adana Asliye Hukuk Mahkemesi, ek bilirkişi raporlarına dayanarak, 10 Nisan 2001 tarihinden başlamak üzere faiziyle birlikte 4,171,940,000 Türk Lirası tutarında ek tazminat ödenmesine hükmetmiştir.
Yargıtay, 29 Mart 2004te, ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.
İdare, 2 Temmuz 2004te, başvuranlara faiziyle birlikte ek tazminat olarak 13,826,638,792 Türk Lirası ödemiştir.
ŞİKAYET
Başvuranlar, taleplerinin makul bir süre içerisinde çözüme ulaşmaması nedeniyle adil yargılanmadıkları konusunda şikayetçi olmuş ve bu şikayetlerini AİHSnin 6/1 maddesine dayandırmışlardır.
Başvuranlar, yerel mahkeme tarafından ödenmesine hükmedilen ek tazminat miktarının adil olmadığı ve arsalarının gerçek değerini yansıtmadığı konusunda şikayetçi olmuş ve bu şikayetlerini AİHSnin 1 No.lu Protokolünün 1. maddesine dayandırmışlardır.
Başvuranlar, ayrıca, 1 No.lu Protokolün 1. maddesi uyarınca, düşük faiz oranlarıyla birlikte ek tazminatın geç ödenmesi sonucu maddi kayba uğradıkları konusunda şikayetçi olmuşlardır.
HUKUK
Başvuranlar, AİHSnin 6/1 maddesi uyarınca, yargılamanın makul bir süre içerisinde tamamlanmadığı konusunda şikayetçi olmuşlardır.
AİHM, yargılamanın başvuranların tazminat miktarının artırılması talebiyle Adana Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açtıkları 1 Mayıs 2001 tarihinde başlayıp 29 Mart 2004 tarihli Yargıtay kararıyla sona erdiğini gözlemlemektedir. Dolayısıyla, sözkonusu süre, iki aşamalı yargı için, ilk derece mahkemesine iki kez karar iadesiyle birlikte, iki yıl on ay sürmüştür. AİHMye göre bu aşırı olarak nitelendirilemeyecek kısa bir süredir.
AİHM, AİHSnin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca başvurunun bu kısmının dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddedilmesi gerektiği görüşündedir.
Başvuranlar, 1 No.lu Protokolün 1. maddesi uyarınca, yerel mahkeme tarafından ödenmesine hükmedilen ek tazminat miktarının adil olmadığı ve arsalarının gerçek değerini yansıtmadığı konusunda şikayetçi olmuşlardır.
AİHM, ilgili içtihadı uyarınca, olayların tespiti ile delillerin değerlendirilmesinin esasen ulusal mahkemelerin görevi olduğunu, AİHMnin denetleme yetkisinin ise başvuranın AİHS bağlamında güvence altına alınan haklarının ihlal edilmemesini sağlamakla sınırlı olduğunu hatırlatır (Nalbant / Türkiye, no. 61914/00).
AİHM, sözkonusu davada, Adana Asliye Hukuk Mahkemesinin kamulaştırılan arsanın tam değerinin tespiti için birçok bilirkişi raporu hazırlanmasına ve bu raporlar ışığında başvuranlara ek tazminat ödenmesine hükmettiğini gözlemlemektedir. Yerel makamların tespitleri AİHM için bağlayıcı olmasa da, AİHM, normal şartlarda yerel düzeyde yapılan tespitlerden ayrılması için ikna edici unsurlara ihtiyaç duyar (mutatis mutandis, Klaas / Almanya, A Serisi no. 269). Bu durum, içinde keyfilik unsuru barındırmayan sözkonusu dava için geçerli değildir. Ayrıca, AİHM, ikincil rolü nedeniyle, yerel mahkemelerin kamulaştırılan arsanın değerini belirlerken dayandığı ölçütler konusunda görüş bildirmekten imtina eder (Yıltaş Yıldız Turistik Tesisleri A.Ş. / Türkiye, no. 30502/96; Ernekal / Türkiye, no. 52159/99; Mutu / Türkiye, no. 25984/03). AİHM, AİHSnin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca başvurunun bu kısmının dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddedilmesi gerektiği görüşündedir.
Başvuranlar, 1 No.lu Protokolün 1. maddesi uyarınca, düşük faiz oranlarıyla birlikte ek tazminatın geç ödenmesi sonucu maddi kayba uğradıkları konusunda şikayetçi olmuşlardır.
AİHM, Aka / Türkiye davasında (Hüküm ve Karar Raporları 1998-VI) benimsediği yöntemi kullanarak ve sözkonusu zamana ilişkin ekonomik verileri gözönünde bulundurarak, ödeme tarihindeki toplam tazminat tutarının 9,113,495,168 Türk Lirası olması gerektiğini tespit eder. Ancak, başvuranlara 13,826,638,792 Türk Lirası - toplam miktarın % 152si ödenmiştir. Bu koşullar altında, AİHM, Adana Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından ödenmesine hükmedilen tazminatla ilgili olarak başvuranların herhangi bir zarara uğramadığını gözlemlemektedir. Ek tazminata uygulanan faiz oranı, başvuranların uğraması muhtemel maddi kaybın telafisi için yeterlidir.
Sonuç olarak, AİHM, AİHSnin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca şikayetin dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddedilmesi gerektiği kanaatindedir.
Bu gerekçelerle, AİHM oybirliğiyle,
Başvurunun kabuledilemez olduğuna karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy