(AİHS m. 6, 34, 35, 41, 44) (765 S. K. m. 125) (GENÇEL - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no. 5138/04)
KARAR
STRAZBURG
3 Şubat 2009
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tâbi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 5138/04 nolu davanın nedeni Nusret Amutgan adlı T.C. vatandaşının (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) 29 Aralık 2003 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran, AİHM önünde Gaziantep Barosu avukatlarından B. Özpolat tarafından temsil edilmiştir.
OLAYLAR
DAVANIN KOŞULLARI
Başvuran 1970 doğumludur ve halen Gaziantep H-tipi Cezaevinde hapis cezası çekmektedir.
Başvuran, 27 Nisan 1998 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından yürütülen bir askeri operasyon sırasında PKK mensubu olduğu şüphesiyle yakalanıp gözaltına alınmıştır. Bir jandarma karakolunda gözaltına alınan başvuran, avukatı bulunmadığı halde sorgulanmış ve ayrıntılı ifadesi kelimesi kelimesine tutanağa geçirilmiştir. İfadeye göre başvuran 13 Şubat 1995 tarihinde PKKya katılmış ve o tarihten bu yana birtakım silahlı eylem gerçekleştirmiştir.
6 Mayıs 1998 tarihinde başvuran savcı ve sonrasında sorgu hakimi karşısına çıkarılmış, avukatsız yapılan bu sorgular sırasında başvuran, jandarmaya verdiği ifadesini teyit etmiş ve birtakım silahlı eylemler yaptığını tekrarlamıştır. Başvuran sorgu hakiminin kararı ile tutuklanmıştır.
15 Haziran 1998 tarihinde Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi savcısı, hazırladığı iddianamede başvuranı devlet topraklarının bir kısmını devlet idaresinden ayırmak amacıyla faaliyette bulunmakla suçlamış, TCKnın 125. maddesi uyarınca ölüm cezası ile cezalandırılmasını talep etmiştir.
Başvuran ve diğer 7 sanığın yargılaması 20 Ağustos 1998 tarihinde Diyarbakır DGMde başlamış, yargılama sırasında başvuran avukatı tarafından temsil edilmiştir. Mahkemeye PKKya 1995 yılında katıldığını ve askeri eğitim aldığını ifade etmiştir. Aleyhinde getirilen belli suçlamaları kabul etmiştir. Başvuran duruşmalarda ayrıca jandarma karakolunda verdiği ifadeye parmak basmaya zorlandığını söylemiştir.
28 Kasım 2002 tarihinde Diyarbakır DGM başvuranı atılı suçlardan mahkûm etmiş ve ölüm cezasına çarptırmıştır. Ölüm cezası ömür boyu hapse çevrilmiştir. Mahkeme diğer hususların yanı sıra başvuranın yakalanmasından sonra ve mahkemede alınan ifadelerine dayanarak birtakım yasadışı eylemlerde bulunduğu ve bazı köy korucularının kaçırılması ve öldürülmesi eylemlerinde yer aldığını tespit etmiştir.
16 Eylül 2003 tarihinde Yargıtay başvuranın itirazını reddetmiştir.
HUKUK
I. AİHSNİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, gözaltında avukat hakkından mahrum bırakılması nedeniyle savunma haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş, iddiasını AİHSnin 6/3 (c) iddiasına dayandırmıştır.
A. Kabuledilebilirlik
AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, başvurunun başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
Başvuran gözaltında avukat yardımı hakkına getirilen kısıtlamanın adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ifade etmiştir. Okuma-yazması olmadığını, bu nedenle jandarma tarafından alınan ifadesinde ne yazdığını bilmediğini savunmuştur. Ayrıca ifadesinin kendisine okunmadığını ve onaylaması amacıyla ifadeye parmak basmaya zorlandığını ifade etmiştir.
Hükümet öncelikle yargılamanın adil olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın tamamının dikkate alınması gerektiğini savunmuştur. DGM ve Yargıtay önündeki yargılamada bir avukat tarafından temsil edilmiş olması nedeniyle başvuranın adil yargılanma hakkı ihlal edilmemiştir. Hükümet ayrıca okuma-yazma bilmemesi nedeniyle jandarmada alınan ifadesinin başvurana okunduğunu belirtmiştir. Gözaltı süresince yaptığı itirafların başvuranın mahkûmiyetinin tek dayanağı olmadığının altını çizmişlerdir.
AİHM, Salduz - Türkiye ((BD), no. 36391/02) kararında ortay koyduğu temel ilkeleri hatırlatır.
Mevcut davada AİHM, başvuranın avukata erişimine getirilen kısıtlamanın sistematik olduğu ve bunun DGMlerin yetki alanına giren bir suçla bağlantılı olarak gözaltına alınan herkese uygulandığını kaydeder. AİHM, başvuranın tutukluluğundan sonra ve müteakip yargılamada bir avukata erişiminin ve iddia makamının görüşlerine itiraz etme imkânının bulunduğunu gözlemler. Ne var ki Diyarbakır DGM başvuranı mahkûm ederken ağırlıklı olarak başvuranın gözaltında, bir avukat olmadığı halde alınan ifadelerine dayanmıştır. Dolayısıyla somut davada başvuran şüphesiz sözkonusu ifadelere ilişkin olarak avukata erişimine getirilen kısıtlamadan etkilenmiştir. Daha sonra bir avukatın sağladığı yardım ya da müteakip yargılamanın çekişmeli niteliği bu eksikliği giderememiştir.
Sonuç olarak başvuranın aleyhindeki delillere yargılama ve temyiz aşamasında itiraz etme imkânı bulunmasına rağmen gözaltında avukattan mahrum bırakılması savunma haklarını onarılamaz şekilde etkilemiştir.
Dolayısıyla mevcut davada AİHSnin 6/3 (c) maddesi, 6/1 maddesi ile bağlantılı olarak ihlal edilmiştir.
II. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI AİHSnin 41. maddesine göre:
Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.
A. Tazminat
Başvuran 15,000 Yeni Türk Lirası (YTL) (yaklaşık 7,700 Euro) maddi, 30,000 YTL manevi tazminat talep etmiş, Hükümet taleplere karşı çıkmıştır.
AİHM, tespit edilen ihlal ile talep edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı kuramamaktadır; bu nedenle talebi reddeder. Ancak hakkaniyete uygun bir değerlendirmeyle başvurana 1,500 Euro manevi tazminat ödenmesini uygun bulmaktadır.
AİHM, başvuranın talep etmesi halinde yargılamanın AİHSnin 6/1 maddesi gereklerine uygun olarak yeniden yapılmasının en uygun telafi şekli olacağı görüşündedir (bkz. mutatis mutandis, Gençel - Türkiye, no. 53431/99; Salduz, yukarıda anılan).
B. Yargılama masraf ve giderleri
Başvuranın avukatı, Gaziantep Barosunun ücretler tarifesine dayanarak davanın hazırlanması ve AİHM önünde temsili için yapılan 21 saatlik çalışma ücretine tekabül eden 8,400 YTLlik (yaklaşık 4,300 Euro) masraf ve giderin ödenmesini talep etmiştir. Ayrıca masraf ve giderler için 1,825 YTL (yaklaşık 940 Euro) talep etmiştir. Bu bağlamda tercüme için ödenmiş 325 YTLlik (yaklaşık 167 Euro) bir fatura ibraz etmiştir.
Hükümet taleplere karşı çıkmıştır.
AİHMnin içtihadına göre bir başvuran, ancak masrafların gerçekten ve gerektiği için yapıldığı ve miktarın makul olduğu kanıtlanmış ise bunları geri almaya hak kazanmaktadır. Söz konusu davada elindeki bilgileri ve yukarıdaki ölçütleri göz önünde bulundurarak AİHM başvurana bu başlık altında 1,000 Euro ödenmesini uygun bulmaktadır.
C. Gecikme faizi
AİHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi faizlerine uyguladığı orana üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar vermiştir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. Başvuranın gözaltında avukat yardımından yararlanmaması nedeniyle 6/1 maddesiyle bağlantılı olarak AİHSnin 6/3 (c) maddesinin ihlal edildiğine;
3. (a) Sorumlu devletin başvurana, AİHSnin 44/2 maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere:
(i) 1,500 Euro (bin beş yüz Euro) manevi tazminat;
(ii) 1,000 Euro (bin Euro) yargılama masraf ve giderleri;
(iii) bu miktarlara uygulanabilecek her tür vergiyi ödemesine;
(b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İç Tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragrafları uyarınca 3 Şubat 2009 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy