(AİHS m. 6, 34, 35, 41, 44) (GARCİA RUIZ - İSPANYA DAVASI)
(Başvuru no: 6016/04)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
5 Ocak 2010
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (6016/04) nolu davanın nedeni, (T.C. vatandaşı) Mustafa Gürbüzün (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 26 Ocak 2004 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
Başvuran, 1967 doğumludur ve Konyada ikamet etmektedir.
7 Haziran 1997 tarihinde, başvuran, güvenlik görevlisi alımı için yapılan sınavını kazanmıştır. 21 Kasım 1997 tarihinde, usulsüzlükler nedeniyle, sınav iptal edilmiştir.
8 Aralık 1997 tarihinde, başvuran, Ankara İdare Mahkemesine yürütmenin durdurulması ve sözkonusu kararın iptali için dava açmıştır.
30 Aralık 1997 tarihinde, Ankara İdare Mahkemesi, Konya İdare Mahkemesi lehine yetkisizlik kararı vermiştir.
5 Mart 1998 tarihinde, Konya İdare Mahkemesi, kendisinin yetkili olmadığını açıklamış ve davayı, Ankara İdare Mahkemesine havale etmiştir.
15 Haziran 1998 tarihinde Danıştay, davanın incelenmesinde Ankara İdare Mahkemesinin yetkili olduğunu beyan etmiştir.
11 Aralık 1998 tarihinde, Ankara İdare Mahkemesi, itiraz edilen kararın yürütülmesinin durdurulmasına karar vermiştir.
12 Şubat 1999 tarihinde, davada davalı taraf olan Eti Holding, 11 Aralık 1998 tarihli karara itiraz etmiştir.
24 Şubat 1999 tarihinde, Ankara İdare Mahkemesi, sözkonusu talebi reddetmiştir.
14 Nisan 1999 tarihinde, Ankara İdare Mahkemesi, başvuranı haklı bulmuş ve 21 Kasım 1997 tarihli kararı iptal etmiştir. Ankara İdare Mahkemesi, tespit edilen usulsüzlüklerin, sınavın tamamını inceleme konusu yapacak nitelikte olmadığına hükmetmiştir.
28 Haziran 1999 tarihinde, davalı taraf, 14 Nisan 1999 tarihli karara karşı temyiz başvurusunda bulunmuştur.
15 Kasım 2001 tarihinde, Danıştay, tespit edilen usulsüzlüklerin, sınavın iptalini haklı kılacak nitelikte olduğu gerekçesi ile itiraz edilen kararı bozmuştur.
12 Haziran 2003 tarihinde, Danıştay, karar düzeltme talebini reddetmiş ve 15 Kasım 2001 tarihli kararını onamıştır.
27 Ekim 2003 tarihinde, iade edilen kararı inceleyen, Ankara İdare Mahkemesi, 15 Kasım 2001 tarihli Danıştay kararını yerine getirmiş ve başvuranın 21 Kasım 1997 tarihli ihtilaflı eylemin iptali talebini reddetmiştir.
Temyiz başvurusu yapılmadığından, 27 Ekim 2003 tarihli karar nihai hale gelmiştir.
HUKUK
AİHSnin 6/1 maddesine atıfta bulunarak, başvuran, ulusal mahkemeler önünde uzun olduğuna kanaat getirdiği yargılama süresinden şikayetçi olmaktadır.
Hükümet, sözkonusu iddiaya karşı çıkmaktadır ve mevcut davada AİHSnin 6/1 maddesi uyarınca, ulusal mahkemeler önünde yürütülen yargılama süresinin uzun olmadığını savunmaktadır.
AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca, başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
Davanın esası ile ilgili olarak, AİHM, yargılama sürecinin makul yapısının dava koşullarını takiben ve mahkeme yerleşik içtihatları, özellikle davanın karmaşıklığı, başvuranın ve yetkili mercilerin tutumları ve ilgililer bakımından davanın önemi dikkate alınarak değerlendirildiğini hatırlatmaktadır (Frydlender-Fransa, başvuru no: 30979/96).
Mevcut davada, AİHM, dikkate alınacak dönemin, 8 Aralık 1997 tarihinde başlayıp 27 Ekim 2003 tarihinde, sona erdiğini gözlemektedir. Dolayısıyla sözkonusu süre, iki dereceli yargıda, yaklaşık beş yıl on ay sürmüştür.
AİHM, müteaddit defalar, mevcut davadakine benzer sorunları ortaya davaları incelemiş ve AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
Takdirine sunulan unsurların tamamını incelemesinin ardından AİHM, işbu davada farklı bir sonuca ulaşmak için Hükümetin ikna edici hiçbir tespit ve argüman sunmadığı kanaatindedir. Konuya ilişkin içtihadını göz önüne alan AİHM, mevcut davada, yargılama süresinin AİHSnin 6/1 maddesinin gereklerini karşılamadığı kanaatindedir.
Bu itibarla AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
Başvuran, ayrıca, davasının, iç hukukta, hakkaniyete uygun olarak, görülmediğini ileri sürmektedir. Bu bağlamda, başvuran, Danıştayın Ankara İdare Mahkemesinin kendisi lehine verilen 14 Nisan 1999 tarihli kararı haksız yere bozduğunu savunmaktadır.
AİHM, AİHS ile güvence altına alınan hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahale olmadığı sürece iç hukuk tarafından yapıldığı ileri sürülen olgu ve olaylara ilişkin hataları değerlendirmenin kendisine düşmediğini hatırlatmaktadır (bkz. özellikle, Garcia Ruiz-İspanya, başvuru no: 30544/96). AİHM, bir mahkemenin böyle bir kararı ya da başka bir kararı almasına neden olan davaya ilişkin unsurlarını inceleyemez aksi takdirde dördünce derece mahkemesi olarak hareket etmiş ve görevinin sınırlarına riayet etmemiş olur (mutatis, mutandis, Kemmache-Fransa (no: 3), 24 Kasım 1994). Mevcut davada, AİHM, başvuranların iddialarını inceleme biçiminde keyfi hiçbir unsur tespit edememektedir; başvuranın şikayeti açıkça dayanaktan yoksundur ve AİHSnin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmesi gerekmektedir.
AİHSnin 41. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak, başvuran, 30.000 Euro maddi ve 20.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir. Ayrıca başvuran, ulusal mahkemeler ve AİHM önünde yapmış olduğu yargılama masraf ve giderleri için 1.000 Euro talep etmektedir. Bu bağlamda başvuran, AİHM ile yapığı yazışmalara ilişkin makbuzları ve iç hukuktaki yargılamaya ilişkin masrafların faturaları belge olarak sunmaktadır.
Hükümet, sözkonusu iddialara karşı çıkmaktadır.
AİHM, tespit edilen ihlalle ileri sürülen maddi tazminat arasında bir illiyet bağı görememekte ve sözkonusu talebi reddetmektedir.
Buna karşın AİHM, başvurana 3.000 Euro manevi tazminat ödenmesinin uygun olacağı kanaatindedir.
Yargılama masraf ve giderleri ile ilgili olarak AİHM içtihadına göre, bir başvuran, yargılama masraf ve giderlerinin geri ödemesini ancak gerçekliği, gerekliliği ve oranlarının makul yapısı ortaya konduğu sürece elde edebilir. Mevcut davada sahip olduğu unsurları ve yukarıda sözü edilen kriterleri göz önüne alan AİHM, tüm masraflar için başvurana 500 Euro ödenmesinin uygun olacağına kanaat getirmektedir.
AİHM, sözkonusu miktarlara marjinal kredi kolaylıklarına uygulanan orana üç puanlık bir artış eklenerek belirlenen gecikme faizi uygulanmasına hükmetmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun yargılamanın süresi kapsamında yapılan şikayete ilişkin kısmının kabuledilebilir geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
2. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHSnin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere, her türlü vergiden muaf tutularak, Savunmacı Devlet tarafından başvurana 3.000 Euro (üç bin Euro) manevi tazminat ve 500 Euro (beş yüz Euro) yargılama masraf ve gideri ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 05 Ocak 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy