(AİHS. m. 6, 7, 34, 35, 41, 44) (5237 S. K. m. 7) (TENDİK VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (SADIKOĞULLARI VE ERDEM - TÜRKİYE DAVASI) (İSMAİL KAYA - TÜRKİYE DAVASI) (AYLA ÖZCAN - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 6045/04)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
16 Haziran 2009
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup, şekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
T.C. vatandaşı Abdullah İmren (başvuran) tarafından Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, 24 Aralık 2003 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapılan 6045/04 numaralı başvuru sonucu bu dava görülmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
Başvuran 1949 doğumludur.
Bakırköy Cumhuriyet Savcısı 7 Ağustos 1996 tarihli bir iddianame ile başvuranı (başka bir kişi ile birlikte) 10 Ocak 1996 tarihinde sahte çek düzenlemekten suçlamıştır.
Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi 9 aralık 1997 tarihinde grafoloji ekspertiz raporuna dayanarak başvuranı hakkında yapılan ithamlardan suçlu bulmuş ve iki yıl hapis cezasına çarptırmıştır.
Yargıtay, davada adı geçen diğer sanığın tanıklığına başvurulmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi tarafından alınan kararı 3 Şubat 1999 tarihinde bozmuştur.
13 Temmuz 2000 tarihinde Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi Yargıtayın kararına uygun olarak davayı yeniden incelemiş ve önceki kararıyla aynı yönde kararını vermiştir.
Yargıtay 20 Kasım 2002 tarihinde sahtecilik suçunu oluşturan öğelerin mevcut olduğuna kanaat getirmiş ve bu çerçevede ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır. Dolandırıcılık suçunun yasal dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle kararın bu kısmını bozmuştur.
10 Mart 2003 tarihinde Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi kalemi, bir sonraki duruşmanın 30 Haziran 2003de olacağını tebliğ etmiştir. Avukat tebligatı 13 Mart 2003te tebellüğ etmiştir.
Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi 23 Aralık 2003 tarihinde başvuran hakkında dolandırıcılık suçuyla açılan davanın zamanaşımına uğradığına karar vererek ortadan kaldırılmasına karar vermiştir.
Türk Ceza Kanununda yeniden düzenleme yapılmasını öngören 1 Haziran 2005 tarih ve 5237 sayılı yasanın yürürlüğe girmesinin ardından, ağır ceza mahkemesi başvuranın sahtecilik suçuyla verilen mahkumiyet hükmünü sanık lehine yeniden değerlendirmek üzere ele almıştır.
21 Ekim 2005 tarihinde, ağır ceza mahkemesi 13 Temmuz 2000 tarihinde başvuran hakkında verilen cezayı onamıştır.
Başvuran 25 Kasım 2005 tarihinde bu kararı temyize götürmüştür.
Yargıtay 8 Ekim 2007 tarihinde yasal dayanağı olmadığı gerekçesiyle temyizine gidilen kararı bozmuştur.
9 Haziran 2008 tarihli duruşmada başvuran söz alarak pişmanlığını dile getirmiş ve infazın durdurulmasını talep etmiştir.
Bu duruşma sonunda, ağır ceza mahkemesi başvuran hakkında verilen mahkumiyeti tekrarlamıştır.
HUKUK
I. AİHSNİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
AİHSnin 6/1 maddesine atıfta bulunan başvuran hakkında açılan ceza davasının uzunluğunun makul olmadığından şikayetçidir.
Hükümet iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazında bulunmakta, başvuranın bu şikayetini ulusal mahkemeler önünde dile getirmediğini ifade etmektedir.
AİHM, Türk hukuk düzeninin yargılamanın uzunluğuna karşı muhakeme edilebilir bir başvuru yolu sunmadığını hatırlatır (Bkz. Tendik vd.-Türkiye kararı, no: 23188/02, 22 Aralık 2005). Bu nedenle Hükümetin itirazı reddedilmektedir.
AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde şikayetin dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
Hükümet esas ile ilgili olarak cezai yargılama süresinin uzunluğunun AİHSnin 6/1 maddesinde öngörülen makul süre ilkesine aykırı olmadığını savunmaktadır.
Başvuran iddialarını yinelemektedir.
AİHM dikkate alınması gereken dönemin başvuranın itham edildiği 7 Ağustos 1996 tarihinde başlayıp Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinin nihai kararını verdiği 23 Aralık 2003 tarihinde sona erdiğini gözlemlemektedir. Bununla birlikte AİHM, 5237 sayılı yasa ile TCKda gerçekleştirilen reformun başvuranın cezasına uyarlanması sürecinin bu başvuruya konu edilen sürenin dışında ayrıca değerlendirilmesi gerektiği kanısındadır (Bkz. Sadıkoğulları ve Erdem-Türkiye kararı no: 4220/02 ve 8793/02, 21 Ekim 2008 ve Kartal ve Kızıldağ-Türkiye kararı no: 59641/00, 8 Nisan 2008). İki dereceli mahkemede görülen ve toplamda beş kararın alınması ile tamamlanan sözkonusu yargı süreci yaklaşık yedi yıl dört aydır.
AİHM yargılama süresinin makul olup olmadığının davanın şartları ışığında ve özellikle de davanın karmaşıklığı, başvuranın ve ilgili mercilerin tutumu gibi, içtihadında yerleşmiş ölçütlere bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır (Bkz. diğer birçokları arasında, Pelissier ve Sassi-Fransa kararı, no: 25444/94).
AİHM bu başvurudakine benzer şikayetleri daha önce de incelediğini ve AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatır (Bkz. sözü edilen Pelissier ve Sassi kararı, İsmail Kaya-Türkiye no: 22929/04, 21 Ekim 2008 ve Ayla Özcan-Türkiye kararı no: 36526/04, 3 Şubat 2009).
AİHM kendisine sunulan bütün unsurları incelemiş ve Hükümetin bu davada farklı bir sonuca ulaşmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını tespit etmiştir. AİHM bu yöndeki yerleşik içtihadını dikkate alarak sözkonusu yargı sürecinin aşırı olduğu ve «makul süre» gereğini karşılamadığı sonucuna varmaktadır.
Bu nedenle AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
B. Yargılamanın adilliği hakkında
AİHSnin 6. ve 7. maddelerine göndermede bulunan başvuran iç hukuktaki mahkemelerin mahkumiyet kararını yeteri kadar gerekçelendirmemeleri çerçevesinde adil bir yargılamanın gerçekleşmediğini ileri sürmektedir. Başvuran bu bağlamda bilhassa soruşturma, kanıtların değerlendirilmesi ve ulusal mahkemeler önünde yürütülen yargı süreci üzerinde durmaktadır.
AİHM bu şikayetleri AİHSnin 6. maddesi çerçevesinde inceleyecektir. AİHM başvuran hakkında iki farklı ithamda bulunulduğunu gözlemlemektedir. Bunlardan ilki başvuranın kendisine ait olmayan bir çeki kullanması (sahtecilik) ve buna bilerek devam etmesi (dolandırıcılık).
AİHM sahtecilik suçuna ilişkin başvuranın 13 Temmuz 2000 tarihinde mahkum edildiğini ve bu mahkumiyetin Yargıtay tarafından 20 Kasım 2002de onandığını not etmektedir. Fakat başvuran 13 Mart 2003 tarihi itibarıyla nihai hüküm haline gelen bu karardan bir yıl bir aydan fazla bir zaman sonra 24 Aralık 2003 tarihinde AİHMye başvurmuştur. Başvuran başvurunun bu kısmı ile ilgili AİHSnin 35. maddesinin 1. paragrafında öngörüldüğü şekliyle altı ay kuralına riayet etmemiştir.
Dolandırıcılık suçu hususunda ise AİHMye göre başvuran hakkında başlatılan ceza davası Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinin 23 Aralık 2003 tarihinde vermiş olduğu karar ile zamanaşımından ortadan kalkmıştır, dolayısıyla başvuran AİHSnin 34. maddesine uygun olarak Sözleşmenin hükümlerinin ihlali ile mağdur olduğunu öne süremez.
II. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
Başvuran 50.000 Euro maddi tazminat ve 10.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir. Başvuran avukatlık ücreti için 30.000 Euro ve yargılama giderleri için 4.335 TL (yaklaşık 1.900 Euro) talep etmektedir. Kanıtlayıcı belge niteliğinde başvuran özellikle avukatlık sözleşmesini sunmaktadır.
Hükümet bu meblağlara karşı çıkmaktadır.
AİHM öne sürülen maddi zarar ile tespit edilen ihlal arasında hiçbir illiyet bağı kuramamakta ve bu talebi reddetmektedir. Buna karşılık, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artış ile birlikte başvurana 4.000 Euro manevi tazminat ve yargılama masraf ve giderleri için 1.000 Euro ödenmesine itibar etmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun AİHSnin 6/1 maddesi hakkındaki şikayet ile ilgili kısmının kabuledilebilir, bunun dışındakilerin kabuledilemez olduğuna;
2. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHSnin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL ye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf tutulmak üzere Savunmacı Hükümet tarafından başvurana manevi tazminat olarak 4.000 (dört bin) Euro ve yargılama masraf ve giderleri için 1.000 (bin) Euro ödenmesine;
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, bu meblağlara Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizin uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 16 Haziran 2009 tarihinde yazıyla bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy