(AİHS m. 6, 34, 35, 41, 44) (YAKIŞAN - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 61/04)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
27 Ocak 2009
İşbu karar Sözleşmenin 44 / 2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 61/04 numaralı başvurunun nedeni T.C. vatandaşı 1927 doğumlu Halil İbrahim Çayğanın 18 Kasım 2003 tarihinde Temel İnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Ankara barosu avukatlarından C. Kayhan tarafından temsil edilmektedir.
AİHM İkinci Dairesi 21 Haziran 2007 tarihinde başvuruyu Hükümete tebliğ etmiştir. Öte yandan, AİHSnin 29/3 maddesine uygun olarak başvurunun kabuledilebilirliği ve esası hakkında kararını birlikte vermeyi kararlaştırmıştır.
Başvuranın avukatı 28 Şubat 2008 tarihli mektup ile müvekkilinin 20 Kasım 2005 tarihinde vefat ettiğini, başvuranın mirasçıları olan ve sırasıyla 1946, 1959, 1962, 1963, 1965, 1977 ve 1982 doğumlu Ayşe Çayğan, Durdane Çayğan (Gök), Durali Çayğan, Duran Çayğan, Dursun Çayğan, Hakkı İsmail Çayğan ve Meral Çayğanın başvuruyu sürdürme niyetinde olduklarını AİHMye bildirmiştir.
«Başvuran» sıfatı bundan böyle adı geçenin mirasçıları için geçerli olacak olsa da, AİHM pratik nedenlerden dolayı Halil İbrahim Çayğanın başvuran olarak anılmasını uygun görmektedir (Bkz. Dalban-Romanya kararı, no: 28114/95).
OLAYLAR
Başvuranın babası İsmail Çayğan 1948 yılında müşterek maliki olduğu on üç arsanın taksim edilmesi ile ilgili Çubuk Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır. İ. Çayğanın belirtilmeyen bir tarihte vefat etmesinin ardından başvuran ve erkek kardeşi bu davayı sürdürmüşlerdir. Yargı süreci boyunca üçüncü taraflar ve onların mirasçıları davaya taraf olmuşlar veyahut çeşitli itirazlarla aynı gerekçeye dayalı olarak dava açmışlardır. 1951 yılında komşu köyün muhtarı asıl davanın bütün taraflarına karşı birçok dava açmıştır.
150den fazla kişinin dahil olduğu bütün bu davalar Çubuk Kadastro Mahkemesinde birleştirilmiştir.
Mahkeme 19 Mayıs 2007 tarihinde kararını vermiş, buna göre «İsmail Çayğanın soyundan gelen» on dört kişiyi mirasçıları olarak sayarak ihtilaf konusu parsellerin bu kişiler adına kaydedilmesine karar vermiştir.
Dava dosyasında yer alan unsurlara göre bu kararın verildiği tarihte dava halen Yargıtayda derdesttir.
HUKUK
Başvuran uzun bir yargılama süreci boyunca sözkonusu arsaları kullanamadığı gerekçesiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikayetçi olmaktadır.
AİHM tapunun beyan edilmemesi ve dava sürecine 150 kişinin katılması nedeniyle başvuranın şikayetinin muğlak olduğunu hatırlatmaktadır. Halihazırda herhangi nihai bir karar alınmamıştır. AİHM başvuranın icra edilebilir bir hakkının yeterince oluşmamış olduğunu ve Ek 1 nolu Protokolün 1. maddesine uygun olarak bir mülkü teşkil etmediğini tespit etmektedir (Bkz. mutatis mutandis, Stran ve Stratis Andreadis Yunan Rafinerileri-Yunanistan kararı, 9 Aralık 1994). AİHM dayanaktan yoksun olarak nitelendirdiği bu şikayeti AİHSnin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları çerçevesinde reddetmektedir.
AİHSnin 6/1 maddesine atıfta bulunan başvuran yargı sürecinin uzunluğunun aşırı olduğunu ileri sürmektedir.
Hükümet Türkiyenin AİHMye bireysel başvuru hakkını tanıdığı tarihe atıfla AİHMnin ratione temporis bakımından yetkisiz olduğunu belirtmekte ve AİHMyi başvuruyu kabuledilemez ilan etmeye davet etmektedir. Hükümet ayrıca davanın karmaşık bir yapısının olduğunun, davaya katılan kişi sayısının çokluğunun altını çizerek dava sürecinin uzamasında hukuki mercilere yüklenilebilecek herhangi bir ihmalkârlığın veya atıl geçen bir dönemin sözkonusu olmadığını vurgulamakta ve AİHMden AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edilmediği sonucuna varmasını talep etmektedir.
AİHM daha önce de benzer davalarda ratione temporis bakımından öne sürülen itirazları incelediğini ve yapıldığı şekliyle reddettiğini hatırlatmaktadır. Dava halen devam ettiği cihetle zaman bakımından yetki sınırlaması başvurunun tümüyle reddedilmesine yol açmaz, şikayetin 28 Ocak 1987 tarihinden önceki dava süreci ile ilgili bölümünün kısmen kabuledilemezliğine neden olur (Bkz. Yazıcıoğlu-Türkiye kararı no: 43709/98, 2 Ekim 2007). AİHM bu durumda Hükümetin itirazını reddetmektedir. AİHM bu şikayetin sonraki dava süreci hakkında olduğunu, AİHSnin 35. maddesine dayalı olarak hiçbir kabuledilemezlik unsurunun yer almadığını saptayarak başvuruyu kabuledilebilir ilan etmektedir.
Esasa gelince, dikkate alınması gereken dönem Türkiyenin AİHMye bireysel başvuru hakkını tanıdığı 28 Ocak 1987 tarihinde başlamaktadır. AİHMye sunulan unsurlar ışığında bu tarihte Yargıtayda halen devam eden dava süreci hali hazırda iki dereceli mahkemede yaklaşık 22 yıl sürmüştür.
AİHM yerleşik içtihadından ileri gelen kıstaslar ışığında daha önce de buna benzer şikayetleri ortaya koyan birçok davanın incelendiğini ve «makul süre» koşulunun ihlal edildiği sonucuna varıldığını hatırlatır (Bkz. diğerleri arasında Frydlender-Fransa kararı, no: 30979/96).
Mevcut bu başvuruda da farklı bir sonuca varmasını sağlayacak herhangi bir unsurun yokluğunda AİHM, AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine kanaat getirmektedir.
Geriye başvuranın maddi ve manevi zararın telafi edilmesi için AİHMnin takdirine bıraktığı meblağların 41. maddenin uygulanarak tespit edilmesi kalmaktadır.
Maddi tazminat iddiası gerekçelendirilmediğinden AİHM bu talebi reddetmektedir. Buna karşılık başvuranın belirli bir oranda manevi zarara uğradığını kaydeden AİHM bu çerçevede mirasçılarına ortaklaşa paylaştırılmak üzere başvurana 20.400 Euro ödenmesini kararlaştırmaktadır.
Başvuran AİHM önünde yapmış olduğu yargılama giderleri için 10.000 Euro talep etmektedir. AİHM kanıtlayıcı belgenin bulunmaması nedeniyle bu talebi reddetmektedir.
AİHM, Devletin adaletin bir an evvel tecelli etmesini sağlayacak şekilde, görülmekte olan bir davanın ivedilikle sonuçlanması için gerekli önlemleri alma zorunluluğunu hatırlatır (Bkz. mutatis mutandis, Yakışan-Türkiye kararı, no: 11339/03, 6 Mart 2007).
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Yargı sürecinin uzunluğunun aşırı olduğu yönündeki şikayetin kabuledilebilir, bunun dışındaki şikayetin kabuledilemez olduğuna;
2. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHSnin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden ulusal para birimine çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından başvuranın mirasçılarına ortaklaşa 20.400 (yirmi bin dört yüz) Euro ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 27 Ocak 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy