(AİHS. m. 6, 34, 35, 41, 44) (MERYEM GÜVEN VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 9437/04)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
20 Ocak 2009
İşbu karar Sözleşmenin 44 / 2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
USUL
T.C. vatandaşları Hamiye Karaduman, Aylin Karaduman, Aydan Karaduman ve Aytaç Karaduman (başvuranlar) tarafından Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, 9 Şubat 2004 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapılan 9437/04 numaralı başvuru sonucu bu dava görülmektedir.
Başvuranlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Ankara barosu avukatlarından M. Can tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
Başvuranlar sırasıyla 1961, 1980, 1984 ve 1985 doğumlu olup Merzifonda ikamet etmektedirler. Başvuranlar, 5 Temmuz 1999 tarihinde BB Tek Tıp. Cih. San. Tic Ltd. Şti.ne ait ve H.A. tarafından kullanılan arabanın çarpması sonucu yaşamını yitiren Yalçın Karadumanın eşi ve çocuklarıdır.
Başvuranlar 15 Eylül 1999 tarihinde Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinde şirket ve sürücü hakkında tazminat davası açmışlardır.
4 Kasım 1999 tarihinden 9 Şubat 2004 tarihine dek on beş duruşma yapılmıştır. Bu süre boyunca deliller toplanmış, tanıklar dinlenmiş ve bilirkişi incelemeleri yapılmıştır. Bu süre zarfında 24 Haziran 2002 tarihine kadar, başvuranların mali sıkıntı içindeki şirkete karşı mahkeme kararının icrasının zor olacağı yönündeki şikayetlerine rağmen, dikkatsizlik nedeniyle Yalçın Karadumanın ölümüne sebebiyet veren sürücü H.A. hakkında açılan ceza davasının sonucu beklenmiştir. Anılan tarihte Yargıtay, mahkumiyet kararını onamıştır.
Asliye hukuk mahkemesi başvuranların taleplerini kısmen kabul etmiştir. Temyize gidilmediğinden bu hüküm 21 Eylül 2004 tarihinde nihai hale gelmiştir.
34.000.000.000 TL. (yaklaşık 18.730 Euro) ödeme yapılan başvuranlar, 8 Eylül 2004 tarihinde kalan 82.999.579.000 TL. (yaklaşık 45.730 Euro) için H.A.ya karşı icra takibi başlatmışlardır.
Ankara İcra Dairesi 18 Kasım 2004 tarihinde H.A.nın evinde 1.050.000.000 TLlik (yaklaşık 580 Euro) haciz gerçekleştirmiştir. İcra dairesi 5 Temmuz 2005 tarihine dek haciz için aynı adrese dört defa daha gitmiş fakat H.A.nın evde olmaması nedeniyle haciz işlemi gerçekleştirememiştir. İcra dairesi 27 Kasım 2006 tarihinde SSKdan H.A.nın güncel adres bilgisini talep etmiştir.
Taraflar icra takibinin akıbetinden AİHMyi haberdar etmemişlerdir.
HUKUK
AİHSnin 6/1 maddesine atıfta bulunan başvuranlar yargılama süresinin aşırı uzun olduğunu öne sürmektedirler. Başvuranlar yargılamanın uzunluğu nedeniyle şirket aleyhindeki kararı uygulatamadıklarını, şirketin dava açıldığı sırada borcu ödeyebilecek durumdayken, yargılama bittiğinde ödeme kapasitesi olmadığını iddia etmektedirler.
Hükümet bu iddiaya karşı çıkarak yetkili mercilere yüklenilebilecek herhangi bir gecikmenin sözkonusu olmadığını savunmaktadır.
AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bu şikayetin dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
Göz önünde bulundurulması gereken dönem davanın açıldığı 15 Eylül 1999 tarihinde başlayıp 21 Eylül 2004 tarihinde nihai hale gelen karar ile sona ermektedir. Tek dereceli mahkemede görülen dava beş yıldan fazla sürmüştür. AİHM daha önce de benzer sorunları ortaya koyan davaların incelendiğini kaydederek, bu yöndeki yerleşik içtihadından ileri gelen kıstaslar ışığında «makul süre» ilkesine riayet edilmediği sonucuna varmaktadır (Bkz. diğer birçokları arasında, Frydlender-Fransa no: 30979/96, Zimmermann ve Steiner-İsviçre 13 Temmuz 1983 ve Meryem Güven-Türkiye no: 50906/99, 22 Şubat 2005).
AİHM mevcut başvuruda daha önce vardığı bu sonucun dışına çıkılmasını gerekli kılacak farklı bir durumun sözkonusu olmadığından hareketle, aynı gerekçelere dayalı olarak AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine kanaat getirmektedir.
Geriye AİHSnin 41. maddesinin uygulanması hususu kalmaktadır. Başvuranlar uğradıkları gelir kaybı nedeniyle maddi tazminat olarak 48.219 Euro ve 10.000 Euro manevi tazminat talep etmektedirler.
Hükümet dayanaksız bulduğu bu meblağlara karşı çıkmaktadır.
AİHM uğranıldığı öne sürülen maddi zararın rakamlarla ortaya konulmasını sağlayacak herhangi bir delil unsurunun yokluğunda maddi tazminat talebini reddetmektedir.
AİHM buna karşın manevi tazminat olarak başvuranların her birine 2.500 Euro tazminat ödenmesini kararlaştırmaktadır. AİHM Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3 a) AİHSnin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL.ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından başvuranların her birine 2.500 (iki bin beş yüz) Euro manevi tazminat ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 20 Ocak 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy