(AİHS m. 3, 5, 6, 34, 35, 41) (765 S. K. m. 125, 168) (DİTABAN - TÜRKİYE DAVASI) (BOZ - TÜRKİYE DAVASI) (KALASHNIKOV - RUSYA DAVASI) (TEMEL VE TAŞKIN - TÜRKİYE DAVASI) (MAHMUT YAMAN - TÜRKİYE DAVASI) (GÜLBAHAR VE TUT - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 12838/05)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
11 Ocak 2011
İşbu karar nihaidir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (12838/05) no'lu davanın nedeni, T.C. vatandaşı Cahit Aydın'ın (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne 1 Nisan 2005 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme'nin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran, Ankara Barosu avukatlarından Ş. Aydın tarafından temsil edilmektedir.
OLAY
Başvuran 1971 doğumludur ve Ankara'da ikamet etmektedir.
28 Mart 1994 tarihinde başvuran yakalanmış ve gözaltına alınmıştır. Başvuranın evinde gerçekleştirilen arama sırasında, bir kalaşnikof silah ele geçirilmiştir.
Polis tarafından alınan ifadesi sırasında başvuran, PKK'nın silahlı eylemlerine katıldığını itiraf etmiştir.
5 Nisan ve 11 Nisan 1994 tarihlerinde, başvuran, Adli Tıp Kurumu ve Iğdır Devlet Hastanesi doktorları tarafından sağlık muayenesinden geçirilmiştir. Başvuranın vücudunda hiçbir darp ve cebir izine rastlanmamıştır.
21 Nisan 1994 tarihinde, Cumhuriyet Savcısı tarafından başvuranın ifadesi alınmıştır. Başvuran ifadesinde PKK ile bağı olduğunu kabul etmiş ancak silahlı eylemlere katıldığına ilişkin tüm suçlamaları reddetmiştir.
Aynı gün başvuran, Iğdır Sulh Ceza Mahkemesi'nin kararı ile tutuklanmıştır.
6 Temmuz 1994 tarihli bir iddianame ile Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı başvuranı, toprak bütünlüğünü bölme amacıyla PKK tarafından yapılan silahlı eylemlere katılmakla suçlamıştır. Savcı, Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesi uyarınca başvuranın mahkumiyetini talep etmiştir.
2 Haziran 1998 tarihli bir kararla, Erzurum Devlet Güvenlik Mahkemesi, Türk Ceza Kanunu'nun 168/2 maddesi uyarınca, PKK üyesi olmaktan başvuranı on altı yıl altı ay hapis cezasına çarptırmıştır.
20 Eylül 1999 tarihinde, Yargıtay, yargılama hatasından sözkonusu kararı bozmuştur.
7 Mayıs 2002 tarihinde, temyiz kararını yerine getiren Devlet Güvenlik Mahkemesi, başvuranı aynı cezaya mahkum etmiştir. Sözkonusu karar, belirtilmeyen bir tarihte yargılama hatasından bozulmuştur.
11 Mart 2003 tarihli duruşmada, başvuran, M.E.E. isimli bir kişinin dinlenmesini talep etmiştir. Bu hususta başvuranın avukatı, müvekkili hakkında açılan ceza davasının, özellikle M.E.E'nin polis tarafından alınan ifadesine dayandığını iddia etmiştir. Sözkonusu talep, M.E.E.'nin dosyada halihazırda ifadelerinin yer aldığı gerekçesi ile mahkeme tarafından reddedilmiştir.
10 Şubat 2004 tarihli bir kararla, Devlet Güvenlik Mahkemesi, başvuranı aynı cezaya mahkum etmiştir. Kararının gerekçelerinde, Devlet Güvenlik Mahkemesi, gözaltı sırasında alınan ifadeler ve başvuranın daha sonraki yalanlamaları dışında, dosyada başvuranın PKK'nın silahlı eylemlerine katıldığını gösteren hiçbir unsur bulunmadığını belirtmektedir. Buna karşın başvuran, Savcılık tarafından alınan ifadesinde sözkonusu örgütle ilişkileri olduğunu kabul etmiştir. Başvuranın sözkonusu örgütle ilişkisi, bazı sanıkların beyanları ve başvuranın cezaevinde bulunan kuzenine gönderdiği bir mektupla da teyit edilmiştir. Sözkonusu unsurları bir yana bırakan Devlet Güvenlik Mahkemesi, kararını başvuranın evinde ele geçirilen ateşli silaha dayandırmıştır.
5 Ekim 2004 tarihinde, Yargıtay, itiraz edilen kararı onamıştır.
HUKUK
AİHS'nin 6/1 maddesine dayanarak, başvuran, yargılama süresinden şikayetçi olmaktadır. Başvuran ayrıca, gözaltı sırasında avukat istememiş gibi gösterildiğinden AİHS'nin 6/3 maddesinin ihlal edildiği görüşündedir.
Hükümet, sözkonusu iddiaya karşı çıkmaktadır. Gözaltı sırasında avukata erişim ile ilgili olarak, Hükümet, gözaltının 21 Nisan 1994 tarihinde sona ermesi nedeniyle sözkonusu şikayetin altı ay kuralına riayet etmediği kanaatindedir. Ayrıca Hükümet, başvuranın avukat yardımından yararlanmamasına ilişkin şikayetini ulusal mahkemeler önünde sunmadığına kanaat getirmektedir.
AİHM, Ditaban-Türkiye (başvuru no: 69006/01, 14 Nisan 2009) kararında belirtilen gerekçelerle iç hukuk yollarının tüketilmediği ile ilgili Hükümet'in ön itirazını reddetmektedir.
Altı ay kuralı ile ilgili olarak, AİHM, başvuranın başvurusunu 1 Nisan 2005 tarihinde yani AİHS'nin 35/1 maddesi uyarınca nihai iç hukuk kararını oluşturan 5 Ekim 2004 tarihli Yargıtay kararından itibaren altı ay süresi içerisinde yapıldığını gözlemlemektedir (bkz, Boz-Türkiye, başvuru no: 2039/04, 9 Şubat 2010). Dolayısıyla AİHM, altı ay kuralı kapsamında yapılan şikayeti reddetmektedir.
AİHS'nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde sözkonusu iki şikayetin dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca, başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvurular kabuledilebilir niteliktedir.
Esas ile ilgili olarak, AİHM, dikkate alınacak dönemin 28 Mart 1994 tarihinde başladığını ve 5 Ekim 2004 tarihinde sona erdiğini gözlemlemektedir. Dolayısıyla sözkonusu dönem iki dereceli yargıda yaklaşık on buçuk yıl sürmüştür. Nitekim AİHM, mevcut davada ortaya konan sorunlara benzer sorunları müteaddit defalar incelemiş ve yerleşik içtihadından çıkan kriterler göz önüne alındığında makul süre gerekliliğinin ihlal edildiğini tespit etmiştir (bkz, Pélissier ve Sassi-Fransa, başvuru no: 25444/94, Kalachnikov-Rusya, başvuru no: 47095/99, Temel ve Taşkın - Türkiye, başvuru no: 40159/98, 30 Haziran 2005 ve Mahmut Yaman-Türkiye, başvuru no: 33631/04, 20 Ocak 2009).
İşbu davada farklı bir sonuca ulaşmak için hiçbir neden göremeyen AİHM, aynı gerekçelerle AİHS'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir.
Gözaltı sırasında avukat yardımından yoksun bırakılması kapsamında yapılan şikayet ile ilgili olarak AİHM, Salduz-Türkiye (başvuru no: 36391/02, 27 Kasım 2008) kararına atıfta bulunmaktadır ve aynı gerekçelerle, AİHS'nin 6/1 maddesi ile birlikte AİHS'nin 6/3 c) maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaşmaktadır (Gülbahar ve Tut-Türkiye, başvuru no: 24468/03, 24 Şubat 2009).
Başvuran AİHS'nin 3, 5/3, 5/4, 6/1 ve 6/3 maddelerinin ihlalinden şikayetçi olmaktadır.
AİHM başvuran tarafından bu şekilde sunulan şikayetlerin tamamını incelemiştir. Sahip olduğunu unsurları göz önüne alan ve sunulan iddiaları incelemekte yetkili olan AİHM, AİHS tarafından güvence altına alınan hak ve özgürlüklere ilişkin hiçbir ihlal bulgusu tespit edememektedir. AİHS'nin 35/4 maddesi uyarınca başvurunun sözkonusu kısmının reddedilmesi gerekmektedir.
AİHS'nin 41. maddesi uyarınca başvuran, maruz kaldığı manevi zarar için 22.730 Euro ve AİHM ve ulusal mahkemeler önündeki yargılama masraf ve giderleri için 34.030 Euro talep etmektedir. Başvuran, avukatı ile yapılan bir sözleşmeyi ve Ankara Barosu avukatlık ücret tarifesini belge olarak sunmaktadır.
Hükümet, başvuran tarafından talep edilen miktarların aşırı ve mesnetten yoksun olduğu değerlendirmesinde bulunmaktadır.
AİHM, başvurana 7.200 Euro manevi tazminat ödenmesinin uygun olacağı kanaatindedir.
Ayrıca AİHM, en uygun telafi yolunun, AİHS'nin 6/1 maddesinin gereklerine uygun olarak, başvuranın talebi üzerine yeni bir dava açılması olacağına kanaat getirmektedir (sözü edilen Salduz).
Yargılama masraf ve giderleri ile ilgili olarak AİHM, başvurana, tüm masraflar dahil 1.000 Euro ödenmesinin uygun olacağı kanaatindedir.
AİHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklenerek belirlenmesini uygun görmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun yargılama süresinin uzunluğu ve gözaltı sırasında avukat yardımı yapılmaması kapsamında yapılan şikayete ilişkin kısmının kabuledilebilir olduğunu;
2. Başvurunun geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
3. Yargılama süresinin uzunluğu nedeniyle AİHS'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
4. Başvuranın gözaltı sırasında avukat yardımı alamaması nedeniyle AİHS'nin 6/1 maddesi ile birlikte AİHS'nin 6/3 c) maddesinin ihlal edildiğine;
5. a) Kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası'na çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından başvurana aşağıdaki miktarların ödenmesine;
i) her türlü vergiden muaf tutularak 7.200 Euro (yedin bin iki yüz Euro) manevi tazminat;
ii) her türlü vergiden muaf tutularak 1.000 Euro (bin Euro) yargılama masraf ve gideri;
b) Yukarıda belirtilen sürenin sona erdiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için, sözkonusu meblağlara, Avrupa Merkez Bankası'nın anılan dönem için geçerli olan marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklenmek suretiyle belirlenecek basit faiz uygulanmasına;
6. Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM'nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 11 Ocak 2011 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy