(AİHS. m. 6, 10, 11, 13, 14, 34, 35, 41, 44) (657 S. K. m. 125) (KARAÇAY - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 1305/05)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
27 Eylül 2011
İşbu karar AİHS'nin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (13 05/05) no'lu davanın nedeni, T.C. vatandaşları Akın Şişman, Sedat Altun, Mehmet Necmettin Araz ve Hasan Turanlı'nın (başvuranlar) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne 28 Ekim 2004 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme'nin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış oldukları başvurudur.
Başvuranlar, Ankara Barosu avukatlarından S.C. Erkat tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
Başvuranlar, sırasıyla 1976, 1975, 1962 ve 1956 doğumlu olup, Kocaeli'de ikamet etmektedir.
Olayların meydana geldiği dönemde, Maliye Bakanlığı Alemdar (Kocaeli) ve Tepecik (Kocaeli) Vergi Dairesi Müdürlüklerinde (bundan böyle " müdürlük " olarak anılacaktır) görevli olan başvuranlar, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu'na (KESK) bağlı Büro Emekçileri Sendikası'nın yerel yönetim kurulu üyesidir.
10 Mayıs 2004 tarihinde, başvuranlar, bu amaçla kullanılan ilan panosu dışında bürolarının duvarlarına her yıl düzenlenen 1 Mayıs gösterilerine katılım çağrısı yapan afişler astıkları gerekçesiyle haklarında disiplin soruşturması açıldığı hususunda bilgilendirilmişlerdir.
28 Mayıs 2004 tarihinde, müdürlük, afişlerin sadece sendika bilgi panosuna asılmasına izin veren iç yönetmeliğin ihlal edildiğini belirtmeksizin, başvuranlara, bu amaçla kullanılması yasak olan duvarlara sendika afişleri astıkları ve dolayısıyla görüntü kirliliği oluşturdukları gerekçesiyle disiplin cezası başlığı altında " kınama " cezası vermiştir. Bu nedenle müdürlük, söz konusu afişlerin kaldırılmasını istemiştir.
Bilahare, disiplin cezası nedeniyle başvuranların maaşlarında bir kesinti yapılmıştır. Bunun üzerine Hasan Turanlı 285 TL (yaklaşık 143 Euro), Akın Şişman, 220,05 TL (yaklaşık 110 Euro), Sedat Altun, 220,05 TL (yaklaşık 110 Euro) ve Necmettin Araz, 238,40 TL (yaklaşık 119 Euro) talep etmektedir.
10 Haziran 2004 tarihinde, büroların duvarlarına (bankalar, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği) gibi çeşitli kurum ve kuruluşların afişlerinin asıldığını tespit eden başvuranlar, aldıkları cezalara müdürlük önünde itiraz etmişlerdir. Başvuranlar, şayet bürolarının duvarlarına sendika dışındaki kurumlara ait afişler asmış olsalardı kendilerine bu disiplin cezalarının verilmeyeceğini savunmuştur. Öte yandan başvuranlar, verilen disiplin cezalarının yıllık performans değerlendirmelerinde not düşürülmesine neden olacağını ve memurların kariyerini olumsuz yönde etkileyeceğini ifade ederek, bu cezaların aslında amirlerin sendikaya karşı bir gözdağı verme teşebbüsü olduğunu ileri sürmüştür.
2 Temmuz 2004 tarihli kararda, müdürlük, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125 A maddesine dayanarak ihtilaflı cezaları onamış, ancak kınama cezasını uyarı cezasına çevirmiştir.
HUKUK
I. AİHS'NİN 14. MADDESİ İLE BAĞLANTILI OLARAK AİHS'NİN 10. VE 11. MADDELERİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuranlar, kendilerine uygulanan disiplin cezalarının toplantı hakkı ve özgürlüklerine yönelik müdahale oluşturduğundan şikayetçi olmakta ve AİHS'nin 10, 11 ve 14. maddelerine atıfta bulunmaktadır. Şikâyetlerin dile getiriliş şeklini dikkate alan AİHM, bu şikayetleri sadece AİHS'nin 11. maddesi bakımından incelemeye karar vermektedir.
Hükümet bu sava itiraz etmektedir.
A. Kabul edilebilirliğe ilişkin
Hükümet, bir devlet memuru ile idare arasındaki ihtilafların AİHS'nin ya da Protokollerinin konusu olmadığını savunmaktadır.
Başvuran, bu iddiaya karşı çıkmaktadır.
AİHM, Hükümetin bu tür itirazını Türkiye - Karaçay (no 6615/03, prg. 22-23, 27 Mart 2007) davasında reddettiğini hatırlatmaktadır. Öte yandan AİHM, bu şikâyetin AİHS'nin 35. maddesinin 3. paragrafı anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını ve başka bir kabul edilemezlik gerekçesi bulunmadığını tespit etmektedir. Dolayısıyla, söz konusu şikâyetin kabul edilebilir ilan edilmesi uygun olacaktır.
B. Esasa ilişkin
1. Müdahalenin mevcudiyeti hakkında
Başvuranlar, bürolarının duvarlarına 1 Mayıs gösterilerine katılım çağrısı yapan afişler astıkları gerekçesiyle kendilerine verilen uyarı cezasının toplantı özgürlüğü haklarına yapılan bir müdahale olduğunu iddia etmektedir.
Hükümet, bu sava itiraz etmektedir. Hükümet, başvuranların adı geçen sendikaya hala üye olduklarını ve itiraz edilen uyarı cezalarının sendika seçme ya da bu alanda faaliyet gösterme özgürlüklerini kısıtlamadığını hatırlatmaktadır.
AİHM, başvuranlar gibi, ihtilaflı tedbirin toplantı özgürlüğü hakkına bir müdahale teşkil ettiği kanaatindedir.
2. Müdahalenin meşruluğu hakkında
Benzeri bir müdahale, müdahalenin "kanunla öngörülmesi", 2. paragraf uyarınca meşru amaç ya da amaçlara yönelik olması ve bu amaçlara ulaşılması için "demokratik bir toplumda gerekli olması" durumları dışında, AİHS'nin 11. maddesini ihlal etmektedir.
a) " Kanunla öngörülme "
AİHM, mevcut davada başvuranlara verilen uyarı cezasının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125 A maddesine uygun olduğuna itiraz edilmediğini tespit etmektedir. Bu durumda, müdahalenin meşru bir amacı izleyip izlemediğinin ve demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
b) Meşru amaç
Hükümet, müdahalenin kamu düzenin korunması amacını taşıdığını savunmaktadır.
Başvuranlar, bu argümana karşı çıkmakta ve bürolarının duvarlarında başka afişlerin
(bankaların, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin afişleri) asılmış olmasına rağmen, müdürlüğün sadece sendikaya ait olanları kaldırdığını belirtmektedir.
AİHM, mevcut davadaki müdahalenin AİHS'nin 11. maddesinin 2. paragrafı anlamında bir meşru amaç hedeflediğinden şüphe duymaktadır. Bununla birlikte AİHM, benzeri bir müdahalenin gerekliliği açısından vardığı sonucu göz önünde bulundurarak, sorunu çözmeye çalışmanın gerekli olmadığına kanaat getirmektedir.
c) " Demokratik bir toplumda gereklilik "
Hükümet, idari hizmetler bünyesinde başvuranların üye olduğu sendikanın kullanımına tahsis edilen bir ilan panosu bulunduğunu hatırlatmaktadır. Ancak, başvuranlar afiş alanı olarak bürolarının duvarlarını kullanmışlardır. Sonuç olarak Hükümet, başvuranların hiçbirinin sendika faaliyetleri yüzünden disiplin cezası almadığını, buna karşın, kamu çalışanları olarak üzerlerine düşen görev ve sorumluluklarına karşı geldikleri için bu yaptırımın uygulandığını savunmaktadır.
Başvuranlar, bu sava itiraz etmektedir. Afişlerin sendika faaliyetleri hakkında bilgi verme yöntemi olduğunu belirten başvuranlar, şayet bürolarının duvarlarına sendika dışındaki kurumlara ait afişler asmış olsalardı kendilerine bu tür bir disiplin cezasının verilmeyeceğini savunmaktadır. Ayrıca aldıkları cezaya atıfta bulunan başvuranlar, sendika üyelerine karşı yalnızca idare bünyesinde sendikanın etkisini azaltmayı değil aynı zamanda hukuki denetimi çiğneyerek cezalandırmayı kapsayan yıldırmaya yönelik uygulamadan şikayetçilerdir.
Mevcut davada AİHM, başvuranların, 1 Mayıs uluslararası işçi bayramını kutlamak için üye oldukları sendika tarafından hazırlanan afişleri bürolarının duvarlarına astıkları gerekçesiyle, disiplin cezası adı altında bir uyarı cezası aldıklarını tespit etmektedir.
AİHM, Alemdar ve Tepecik Vergi Daireleri Müdürlüklerinin başvuranlara sendika bilgilerini asmaları için bir ilan panosu tahsis etmiş olsalar da başvuranların işyerinin tamamında bir görüntü kirliliği yaratacak şekilde afiş asmadıklarını kaydetmektedir. İhtilaflı afişlerin büroların duvarlarına asılması, çalışanların dayanışmasını gösterme ve sendikal haklarını tamamen bağımsız bir şekilde kullanma yolu olarak değerlendirilen söz konusu kutlamanın organizasyonu ile ilgili olarak sendika üyelerine bilgi verme amacıyla geçici bir süreden ibaretti.
Öte yandan, yapılması planlanan gösterinin barışçıl niteliğini göz önüne alan AİHM, ihtilaflı afişlerin metin ve resimlerinde yasal olmayan ya da kamuyu incitecek herhangi bir içerik bulunmadığı kanaatindedir. Her halükârda, Hükümet, bunun aksini ispatlayan hiçbir unsur sunmamaktadır.
Yukarıda dile getirilen olguları göz önüne alan AİHM, toplantı özgürlüğünün demokratik toplumdaki önemli yeri dikkate alındığında, bireye sunulan seçim ve eylem imkanları etkisiz olduğunda ya da hiçbir yarar sağlamayacak şeklide azaltıldığında, bireyin söz konusu özgürlükten yararlanmadığını hatırlatmaktadır (bakınız, gerekli değişiklikler yapıldıktan sonra, Fransa aleyhine Chassagnou ve diğerleri davası (GC), no 25088/94, 28331/95 ve 28443/95, prg. 114, CEDH 1999 III). Oysa mevcut davada verilen disiplin cezası asgari düzeyde de olsa, sendika üyelerinin faaliyetlerini özgürce gerçekleştirmeleri önünde caydırıcı bir etkiye sahiptir (bakınız, gerekli değişiklikler yapıldıktan sonra, Türkiye aleyhine Karaçay davası ilgili bölüm, prg. 37).
Bu itibarla AİHM, başvuranlara verilen uyarı cezasının " demokratik bir toplumda gerekli olmadığı " sonucuna varmaktadır.
Bu nedenle AİHS'nin 11. maddesi ihlal edilmiştir.
AİHS'nin 11. maddesinin ihlal edildiği tespitini göz önüne alan AİHM, başvuranların AİHS'nin 11. maddesiyle bağlantılı olarak AİHS'nin 14. maddesine dayalı şikâyetlerini yeterli derecede gerekçelendirmemeleri nedeniyle AİHS'nin 11. maddesiyle bağlantılı olarak AİHS'nin 14. maddesinin ihlali hususunun ayrıca incelenmesine gerek olmadığı kanaatindedir.
II. AİHS'NİN 6. VE 13. MADDELERİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuranlar, kendilerine verilen uyarı cezasına itiraz edebilecekleri bir iç hukuk yolunun bulunmamasından şikayetçi olmakta ve bu bağlamda AİHS'nin 6. maddesine atıfta bulunmaktadır. AİHM, bu şikayeti AİHS'nin 13. maddesi bakımından incelemeye karar vermektedir.
Hükümet, bu sava karşı çıkmaktadır. Hükümet, devlet memurlarının idarenin keyfi uygulamalarına karşı korunduğunu ve bir soruşturma, kınama ya da uyarı cezasına muhatap olduklarında hiyerarşik üstleri ya da disiplin organı önünde buna itiraz edebileceklerini savunmaktadır.
A. Kabul edilebilirliğe ilişkin
AİHM, bu şikâyetlerin AİHS'nin 35. maddesinin 3. paragrafı anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını ve başka bir kabul edilemezlik gerekçesi bulunmadığını tespit etmektedir. Dolayısıyla, söz konusu şikâyetlerin kabul edilebilir ilan edilmesi uygun olacaktır.
B. Esasa ilişkin
AİHM, daha önce Türkiye - Karaçay (ilgili bölüm, prg. 14-17) davasında da benzer bir şikâyeti inceleme fırsatı bulduğunu ve AİHS'nin 13. maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatmaktadır. AİHM, mevcut davada söz konusu içtihadından sapmak için hiçbir neden görememektedir. Dolayısıyla, dile getirilen bu şikâyetle ilgili olarak AİHS'nin 13. maddesi ihlal edilmiştir.
III. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Displin cezası nedeniyle maaşlarında kesinti yapıldığını ileri sürerek Hasan Turanlı 285 TL (yaklaşık 143 Euro), Akın Şişman 220,05 TL (yaklaşık 110 Euro), Sedat Altun 220,05 TL (yaklaşık 110 Euro) ve Necmettin Araz 238,40 TL (yaklaşık 119 Euro) maddi tazminat talep etmektedir. Öte yandan, başvuranların her biri 1.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.
Hükümet, bu iddialara itiraz etmektedir.
AİHS'nin 11. maddesinin ihlal edildiği tespiti göz önüne alındığında, AİHM, başvuranların her birinin talep ettiği maddi tazminatların tamamının ödenmesine hükmetmektedir.
AİHM, ayrıca manevi tazminat olarak başvuranların her birine 1 000 Euro ödenmesinin hakkaniyete uygun olacağı kanaatine varmaktadır.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Başvuranlar, yargılama masraf ve giderleri ile avukat ücretleri için 2 000 Euro talep etmektedirler. Başvuranlar taleplere ilişkin kanıt belgesi olarak sadece toplam 474 TL (210 Euro) tutarındaki tercüme faturalarını sunmaktadırlar.
Hükümet, başvuranların iddialarını hiçbir şekilde kanıtlara dayandırmadıklarından AİHM'den başvuranlara hiçbir ödeme yapılmamasını talep etmektedir.
AİHM içtihadına göre bir başvuran yargılama masraf ve giderlerinin geri ödemesini ancak gerçekliği, gerekliliği ve oranlarının makul yapısı ortaya konduğu sürece elde edebilir. Mevcut davada sahip olduğu unsurları ve yukarıda sözü edilen kriterleri göz önüne alan AİHM, başvuranlara ortaklaşa olarak 210 Euro ödenmesinin uygun olacağı kanaatindedir.
AİHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklenerek belirlenmesini uygun görmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabul edilebilir olduğuna;
2. AİHS'nin 11. maddesinin ihlal edildiğine;
3. AİHS'nin 11. maddesi ile bağlantılı olarak AİHS'nin 14. maddesi kapsamında yapılan şikayetin incelenmesine gerek olmadığına;
4. AİHS'nin 13. maddesinin ihlal edildiğine;
5. a) AİHS'nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası'na çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından başvuranlara aşağıdaki miktarların ödenmesine;
i) her türlü vergiden muaf tutularak, Hasan Turanlı'ya 143 Euro (yüz kırk üç Euro), Akın Şişman'a 110 Euro (yüz on Euro) Sedat Altun'a 110 Euro (yüz on Euro) ve Necmettin Araz'a 119 Euro (yüz on dokuz Euro) maddi tazminat;
ii) her türlü vergiden muaf tutularak başvuranların her birine 1.000 Euro (bin Euro) manevi tazminat;
iii) her türlü vergiden muaf tutularak başvuranlara ortaklaşa olarak 210 Euro (iki yüz on Euro) yargılama masraf ve gideri;
b) Yukarıda belirtilen sürenin sona erdiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için, sözkonusu meblağlara, Avrupa Merkez Bankası'nın anılan dönem için geçerli olan marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklenmek suretiyle belirlenecek basit faiz uygulanmasına;
6. Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM'nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 27 Eylül 2011 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy