(AİHS m. 1, 3, 5, 6, 8, 13, 14, 17, 34, 35, 41, 44) (5271 S. K. m. 143, 271) (765 S. K. m. 125) (3713 S. K. m. 5)
(Başvuru no: 13176/05)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
23 Şubat 2010
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (13176/05) nolu davanın nedeni, T.C. vatandaşı Erkan İnanın (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 25 Mart 2005 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran, Van Barosu avukatlarından C. Demir tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
DAVANIN KOŞULLARI
Başvuran 1971 doğumludur ve Vanda ikamet etmektedir.
12 Ocak 2005 tarihinde saat 16a doğru, Vanda gerçekleştirilen bombalı bir terör saldırının faillerine karşı düzenlenen operasyon çerçevesinde başvuran yakalanmış ve gözaltına alınmıştır. Başvuranın PKK üyesi olmasından şüphelenilmiştir.
Aynı tarihte, Van Ağır Ceza Mahkemesince verilen 11 Ocak 2005 tarihli karar uyarınca polis başvuranın evinde arama ve el koyma işlemi gerçekleştirmiştir.
13 Ocak 2005 tarihinde, başvuran kendi seçimi olan bir avukatın yardımından yararlanmıştır.
Aynı gün, soruşturma dosyasından sorumlu Savcının talebi üzerine, Van Ağır Ceza Mahkemesi hakimi, Ceza Muhakemesi Usulü Kanununun 143. maddesi uyarınca ön soruşturma dosyasının erişimine kısıtlama tedbiri getirilmesine hükmetmiştir.
14 Ocak 2005 tarihinde avukatının da hazır bulunduğu başvuranın Van Cumhuriyet Savcılığı tarafından ifadesi alınmıştır. Başvuran, sessizliğini koruma hakkını kullanmıştır.
Gözaltının bitimine yani 14 Ocak 2005 tarihinde, başvuran bir doktor tarafından muayene edilmiş ve başvuranın vücudunda hiçbir lezyon tespit edilmemiştir.
Aynı gün başvuran, Van Ağır Ceza Mahkemesi hakimi karşısına çıkarılmıştır. Başvuran avukatı tarafından temsil edilmiştir. Başvuran sessizliğini koruma hakkını sürdürmüştür. Atılı suçun niteliğini, kanıtların durumunu ve başvuranın firar riskini göz önüne alan hakim başvuranın tutuklanmasına karar vermiştir.
A. Dosyaya erişimin kısıtlanması tedbirinin kaldırılmasının reddi
8 Mart 2005 tarihinde, başvuranın avukatı, müvekkilinin ceza dosyasının bir nüshasını edinmeyi talep etmiştir. 13 Ocak 2005 tarihinde Ağır Ceza Mahkemesinin dosyanın erişimine kısıtlama getirilmesi kararına dayanarak, Savcı sözkonusu talebi reddetmiştir.
9 Mart 2005 tarihinde, başvuranın avukatı, dosyaya erişim hakkına getirilen kısıtlama tedbirinin kaldırılmasını talep etmiştir. Başvuranın avukatı, sözkonusu tedbirin silahların eşitliği ilkesine yönelik bir ihlal oluşturduğunu iddia etmiştir.
10 Mart 2005 tarihinde, dosyayı incelemesi ile Van Ağır Ceza Mahkemesi sözkonusu talebi reddetmiş ve dosyaya erişimin kısıtlanması tedbirinin devamına karar vermiştir.
B. Başvuranın tutukluluk halinin devamı
8 Mart 2005 tarihinde, avukatı aracılığıyla, başvuran serbest bırakılmasını talep etmiştir.
9 Mart 2005 tarihinde, dosyanın incelenmesi ile Van Ağır Ceza Mahkemesinin bir hakimi, kanıtların durumu göz önüne alındığında, serbest bırakılma talebini reddetmiştir.
14 Mart 2005 tarihinde, başvuran, avukatı aracılığıyla sözkonusu karara itiraz etmiştir. Başvuran, hakimin kendisini dinlememesinden şikayetçi olmuştur. Başvuran, tutukluluğunun devamı kararının gerekçelendirilmediğini ileri sürmüştür.
16 Mart 2005 tarihinde, Van Ağır Ceza Mahkemesi tarafından dosya üzerinden itirazı incelenmiş ve aynı gerekçelerle reddetmiştir.
C. Başvuran hakkındaki iddianame
17 Mart 2005 tarihli bir iddianame ile Van Cumhuriyet Savcılığı, başvuranı (ve diğer iki kişiyi) toprak bütünlüğünü bölmeye yönelik provokasyon amacı taşıyan eylemlere katılmakla suçlamıştır. Van Cumhuriyet Savcılığı, Türk Ceza Kanununun 125. Maddesi ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasasının 5. maddesi uyarınca başvuranın mahkumiyetini talep etmiştir.
D. Başvuran hakkında açılan ceza davası
25 Mart 2008 tarihli bir kararla, Van Ağır Ceza Mahkemesi, başvuranı yasadışı silahlı örgüt üyesi olmaktan suçlu bulmuş ve yedi yıl altı ay hapis cezasına çarptırmıştır.
Başvuran, avukatı aracılığıyla sözkonusu karara karşı temyiz başvurusunda bulunmuştur.
Yargıtay önünde dava halen derdesttir.
HUKUK
I. AİHSNİN 5/4 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
AİHSnin 5. maddesine atıfta bulunarak, başvuran, haksız ve kanuna aykırı olacak bir biçimde gerekçelendirilmeden serbest bırakılma talebinin reddedilmesinden şikayetçidir. Başvuran özellikle, ceza dosyasına erişime getirilen kısıtlamanın, tutukluluk halinin devamına itiraza ilişkin yargılamada silahların eşitliği hakkına yönelik bir müdahale oluşturduğunu iddia etmektedir.
Hükümet, suçun niteliğini, kanıtların durumunu ve firar riskini dikkate alan yetkili mahkeme tarafından kurallara uygun olarak başvuranın tutuklandığına dikkat çekmektedir. Başvuran, üç yıl iki ay tutuklu kalmış ve ardından Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yasadışı silahlı örgüt üyesi olmaktan yedi yıl altı ay hapis cezasına mahkum edilmiştir. Yeni Ceza Muhakemesi Usulü Kanununun hükümlerine atıfta bulunan Hükümet, tutukluluk halinin devamına itiraz davası sırasında başvuranın ve avukatının gerekli tüm kolaylıklara sahip olduğu ve başvurunun etkililiğinin başvuran lehine bir sonuç çıkması kesinliğine bağlı olmadığı kanaatindedir.
Hükümet, başvuranın tezine itiraz etmiş ve iddialarını yinelemiştir.
AİHM, sözkonusu şikayetin AİHSnin 5/4 maddesi açısından incelenmesi gerektiği kanaatindedir. AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca, başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
AİHM, AİHSnin 5/4 maddesi uyarınca tutukluluğa itiraz için başvuruda bulunulan mahkeme önünde yürütülen bir duruşmanın çekişmeli olması ve iddia makamı ile sanık arasında silahların eşitliği ilkesini temin etmiş olması gerektiğini hatırlatmaktadır (bkz, özellikle, Schöps-Almanya, başvuru no: 25116/94, Lietzow-Almanya, başvuru no: 24479/94, Garcia Alva-Almanya, başvuru no: 23541/94, 13 Şubat 2001 ve Svipsta-Letonya, başvuru no: 66820/01). Şayet, avukatın, müvekkilinin tutukluluk halin yasalığına etkili bir biçimde itiraz edebilmesi için büyük önem taşıyan dosya unsurlarına erişimi reddedilmişse silahların eşitliği ilkesi temin edilmemiştir (bkz diğerleri arasından Mooren-Almanya, başvuru no: 11364/03, Bağrıyanık-Türkiye, başvuru no: 43256/04, 5 Haziran 2007, Lamy-Belçika, 30 Mart 1989, Nikolova-Bulgaristan, başvuru no: 31195/96, sözü edilen Schöps, Shishkov-Bulgaristan, başvuru no: 38822/97, sözü edilen Svispsta).
Mevcut davada AİHM, tutukluluk kararına karşı yapılan itirazın incelenmesi sırasında, Ağır Ceza Mahkemesinin başvuranı dinlemediğini gözlemlemiştir. Ağır Ceza Mahkemesi duruşma gerçekleştirmemiştir. Diğer bir değişle, dava çekişmeli olmamıştır ve iddia makamı ile sanık arasında silahların eşitliği temin edilmemiştir. AİHM, yeni Ceza Muhakemesi Usulü Kanununun 271. maddesinin hükümlerinin, itiraz talebinin incelenmesi sırasında teorik olarak sanığın avukatına adli merci tarafından dinlenme imkanı sunduğunu kaydetmektedir. Buna karşın duruşma gerçekleştirilmesi, tutuklu ve avukatlar tarafından yapılan talepten bağımsız olarak mahkemenin takdirine bırakılmıştır. Kararın dava koşulları ile sınırlandırıldığını ve itiraz davasının tutuklama veya tutukluluk halinin devamı kararını müteakip yapılması gereken bir başvuruyu teşkil etmediğini gösteren genel bir beyan olarak yorumlanamayacağını belirten AİHM, başvuranın tutukluluk halinin yasallığına itiraz etmek için açtığı davanın AİHSnin 5/4 maddesinin hakkaniyet gerekliliğini ihlal ettiği kanaatindedir.
II. AİHSNİN DİĞER MADDELERİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
AİHSnin 1, 3, 5, 6, 8, 13, 14 ve 17. maddelerine atıfta bulunarak, başvuran, yakalanma koşullarından, yakalanma nedenleri hakkında bilgilendirilmemekten, gözaltı süresinden, gözaltında kötü muameleye maruz kalmaktan şikayetçidir.
AİHM, başvuranın sunduğu şekli ile sözkonusu şikayetleri incelemiştir. Sahip olduğu unsurları göz önüne alarak AİHM, iddiaları değerlendirmeye yetkili olduğundan, AİHSnin güvence altına aldığı hak ve özgürlüklerin ihlaline ilişkin hiçbir bulgu tespit edememiştir. AİHSnin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca dayanaktan yoksun olması nedeniyle başvurunun sözkonusu kısmının reddedilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
III. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
Başvuran, 30.000 Euro maddi ve 15.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir. Hükümet, sözkonusu iddialara itiraz etmektedir.
AİHM, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi tazminat arasında bir illiyet bağı görememekte ve sözkonusu talebi reddetmektedir. Buna karşın AİHM, hakkaniyete uygun olarak, başvurana, 1.000 Euro manevi tazminat ödenmesine hükmetmektedir.
AİHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi faizlerine uyguladığı orana üç puanlık bir artış eklenerek belirlenmesine hükmetmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun AİHSnin 5/4 maddesi kapsamında yapılan şikayete ilişkinin kısmının kabuledilebilir geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
2. AİHSnin 5/4 maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHSnin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından başvurana, her türlü vergiden muaf tutularak 1.000 Euro (bin Euro) manevi tazminat ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin İç Tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 23 Şubat 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy