(AİHS m. 6, 34, 35, 44) (765 S. K. m. 102, 104) (5271 S. K. m. 141) (MAHMUT ASLAN - TÜRKİYE DAVASI) (ERTÜRK - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no. 13467/05)
KARAR
STRAZBURG
22 Eylül 2009
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tâbi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 13467/05 nolu davanın nedeni Mahmut Singar adlı T.C. vatandaşının (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) 30 Mart 2005 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmenin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran, AİHM önünde İstanbul Barosu avukatlarından R. Doğan tarafından temsil edilmiştir.
OLAYLAR
DAVA KOŞULLARI
Başvuran 1966 doğumludur ve Ağrıda yaşamaktadır. 28 Ocak 1995 tarihinde yasadışı örgüt üyesi olduğu şüphesiyle İstanbulda yakalanmış, 15 Şubat 1995 tarihinde tutuklanmıştır.
24 Nisan 1995 tarihinde başvuran ve diğer 19 sanık hakkında bir iddianame hazırlanmış, yargılama 2 Mayıs 1995 tarihinde İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesinde başlamıştır. 10 Mayıs 2001 tarihinde başvuran tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilmiştir.
5190 sayılı yasa uyarınca Devlet Güvenlik Mahkemeleri Haziran 2004te kaldırılmış, başvuranın davası İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinde devam etmiştir.
23 Ekim 2008 tarihinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, TCKnın 102 ve 104. maddelerine göre zamanaşımına uğramış olması nedeniyle başvuran hakkındaki kovuşturmanın sona erdirilmesine karar vermiştir.
HUKUK
Başvuran, hakkında yürütülen yargılamanın süresinin AİHSnin 6/1 maddesinde öngörülen makul süre şartına uymamış olmasından şikâyetçi olmuştur.
Hükümet, hakkındaki davanın zamanaşımına uğrayıp sona erdirilmesi nedeniyle başvuranın artık mağdur statüsünde olmadığını savunmuştur. Ayrıca hakkındaki ceza yargılamasının halen devam ettiği bir dönemde AİHMye başvurduğundan başvuranın iç hukuk yollarını tüketmediğini belirtmiştir. Son olarak 5271 sayılı yeni CMKya dayanarak başvuranın iç hukukta çareler arayabileceğini savunmuştur.
Hükümetin ilk iki itirazına ilişkin olarak AİHM, önceki davalarda Hükümetin benzer itirazlarını inceleyip reddettiğini hatırlatır (bkz. özellikle ilk itiraza ilişkin olarak Mahmut Arslan - Türkiye, no. 74507/01; ikinci itiraza ilişkin olarak ise Tutar - Türkiye, no. 11798/03; Ertürk - Türkiye, no. 15259/02). AİHM, sözkonusu davada farklı bir sonuca ulaşmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delilin Hükümet tarafından sunulmadığı kanaatindedir. Bu nedenle Hükümetin bu itirazlarını reddeder. Hükümetin yeni CMKnın 141. maddesine ilişkin üçüncü itirazıyla ilgili olarak AİHM, sözkonusu hükmün uzun süre tutuklu olarak yargılananlar için tazminat talep etme imkanı tanıdığını gözlemler. Somut başvurunun yargılama süresinin uzunluğuna ilişkin olması nedeniyle Hükümetin itirazı kabul edilemez.
AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, başvurunun başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
AİHSnin 6/1 maddesi uyarınca yapılan şikâyetin esasına ilişkin olarak AİHM, dikkate alınması gereken sürenin 28 Ocak 1995 tarihinde başlayıp 23 Ekim 2008 tarihinde sona erdiğini gözlemler. Bu nedenle yargılama, bir yargı aşamasında 13 yıl 8 ay sürmüştür. AİHM yargılama süresinin makul olup olmadığının davanın şartları ışığında, özellikle de davanın karmaşıklığı ile başvuran ve ilgili mercilerin tutumunun dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini yineler (bkz. birçok içtihadın yanı sıra Pélissier and Sassi - Fransa (BD), no. 25444/94).
AİHM, sözkonusu başvurudakine benzer sorunlar ortaya çıkaran davalarda sıklıkla AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir (bkz. Pélissier and Sassi, yukarıda anılan). Tarafına sunulan tüm delilleri inceleyen AİHM, somut davada farklı bir sonuca ulaşmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delilin Hükümet tarafından sunulmadığı kanaatindedir. Konu ile ilgili içtihadını dikkate alarak somut davada yargılama süresinin aşırı olduğu ve makul süre şartına uymadığı görüşündedir. Bu nedenle 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
Adil tatmine ilişkin olarak başvuran 4,285 Euro maddi tazminat talep etmiştir. Yargılama süresinin uzunluğuna vurgu yaparak manevi tazminat miktarının belirlenmesini AİHMnin takdirine bırakmıştır. Hükümet taleplere itiraz etmiştir. AİHM, tespit edilen ihlal ile talep edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı kuramamaktadır; bu nedenle talebi reddeder. Ancak başvuranın yargılama süresi nedeniyle, sıkıntı ve hayal kırıklığı gibi, sadece ihlal tespitiyle yeterince tazmin edilemeyecek manevi zararlara uğramış olması gerektiğini kabul eder. Somut dava koşullarını dikkate alarak ve hakkaniyete uygun bir değerlendirmeyle başvurana bu başlık altında 12,000 Euro ödenmesini uygun bulmaktadır.
Başvuran ayrıca AİHM önündeki yargılama masraf ve giderleri için, sadece İstanbul Barosunun ücret çizelgesine dayanarak 6,260 Euro ödenmesini talep etmiştir. AİHMnin içtihadına göre bir başvuran, ancak masrafların gerçekten ve gerektiği için yapıldığı ve miktarın makul olduğu kanıtlanmış ise bunları geri almaya hak kazanmaktadır. Sözkonusu davada AİHM, talep edilen masrafların gerçekten yapıldığını tespit etmemiştir. Bu nedenle bu başlık altında ödeme yapılmamasına hükmeder.
AİHM ayrıca, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi faizlerine uyguladığı orana üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar vermiştir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM,
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. (a) Sorumlu devletin başvurana, AİHSnin 44/2 maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden Türk lirasına çevrilmek üzere:
(i) 12,000 (on iki bin) Euro manevi tazminat;
(ii) bu miktara uygulanabilecek her tür vergiyi ödemesine;
(b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İç Tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragrafları uyarınca 22 Eylül 2009 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy