(AİHS m. 5, 6, 3, 13, 34, 35, 41, 44) (765 S. K. m. 125) (466 S. K. m. 1, 2) (ELĞAY - TÜRKİYE DAVASI) (MUSTAFA TÜRKOĞLU - TÜRKİYE DAVASI) (ATICI - TÜRKİYE DAVASI) (DERECİ - TÜRKİYE DAVASI) (TACİROĞLU - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no. 15649/05)
KARAR
STRAZBURG
23 Şubat 2010
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tâbi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 15649/05 nolu davanın nedeni Bahar Yeşilyurt adlı T.C. vatandaşının (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) 27 Nisan 2005 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmenin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran, AİHM önünde Diyarbakır Barosu avukatlarından M. S. Talay tarafından temsil edilmiştir.
OLAYLAR
DAVA OLAYLARI
Başvuran 1978 doğumludur ve Batmanda yaşamaktadır. Yasadışı örgüt üyesi olduğu şüphesiyle 12 Ekim 1995 tarihinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi polisleri tarafından yakalanarak gözaltına alınmıştır. 25 Ekim 1995 tarihinde İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesinde bir sorgu hakimi önüne çıkarılmış, hakim başvuranın tutuklanmasına karar vermiştir.
29 Kasım 1995 tarihinde İstanbul DGM görevsizlik kararı vermiş ve dava dosyasını Diyarbakır DGMye göndermiştir. 29 Aralık 1995 tarihinde Diyarbakır DGM savcısı hazırladığı iddianamede başvuranı yasadışı silahlı örgüt üyesi olmak ve devletin Anayasal düzenini bozmaya yönelik faaliyette bulunmakla suçlayarak TCKnın 125. maddesi uyarınca cezalandırılmasını talep etmiştir.
Yargılama Diyarbakır DGM önünde başlamış, mahkeme suçun niteliği ve delillerin durumunu gerekçe göstererek başvuranın yargılanmasının tutuklu olarak devam etmesine karar vermiştir.
12 Haziran 2001 tarihinde başvuran mahkemeye bir dilekçe göndererek gözaltı sırasında kötü muameleye uğradığını iddia etmiştir.
DGMlerin kaldırılması yönündeki Anayasa değişikliğini müteakip dava 7 Mayıs 2004 tarihinde Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye başlanmış, başvuran 3 Kasım 2004 tarihinde tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştır.
26 Ocak 2005 tarihinde Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi görevsizlik kararı vermiş ve başvuranın olay tarihinde 18 yaşından küçük olması nedeniyle dava dosyasını Diyarbakır Çocuk Mahkemesine göndermiştir.
Belirtilmeyen bir tarihte Diyarbakır Çocuk Mahkemesi de görevsizlik kararı vererek dosyayı Batman Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir.
9 Mayıs 2005 tarihinde Batman Ağır Ceza Mahkemesi de görevsizlik kararı vermiş ve dosyayı, yetki ihtilafını çözmek üzere Yargıtaya göndermiş, Yargıtay 17 Ekim 2006 tarihinde davanın Batman Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülmesine karar vermiştir.
4 Aralık 2007 tarihinde Batman Ağır Ceza Mahkemesi başvuranın atılı suçlardan beraatine karar vermiştir.
Başvuran, davanın sonuçlanmasını takiben Midyat Ağır Ceza Mahkemesine başvurarak 466 sayılı yasa uyarınca maddi ve manevi tazminat ödenmesi talebinde bulunmuştur. Midyat Ağır Ceza Mahkemesi, 24 Nisan 2008 tarihinde başvurana 11,881 YTL1 maddi, 10,000 YTL2 manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir. Başvuran davayı temyize götürmüş olup sözkonusu miktarları henüz almamıştır. Dava halen Yargıtayda derdesttir.
HUKUK
I. HÜKÜMETİN ÖN İTİRAZLARI
Hükümet, başvuranın beraatini takiben 466 sayılı yasa uyarınca ulusal mahkemelere başvurarak maddi ve manevi tazminat kazanmış olması nedeniyle artık AİHS'nin 5/3 maddesinin ihlali mağduru olarak kabul edilemeyeceğini savunmuştur. Hükümet, ayrıca AİHMden, başvuranın 6/1 maddesine dayalı şikâyetinin altı ay kuralına uyulmadığı gerekçesiyle reddedilmesini talep etmiştir. Bu bağlamda, AİHM'ye başvuru yaptığı tarihte başvuran hakkındaki ceza davasının devam ettiğini ifade etmiştir.
AİHM, ulusal mahkemenin 466 sayılı yasa uyarınca tazminata karar verirken değerlendirmesini sadece beraat kararına dayalı olarak yaptığını ve bu değerlendirmenin beraat kararının otomatik bir sonucu olup AİHS'nin 5. maddesinin 1 ila 4. paragraflarının ihlal edilip edilmediğinin tespitine yönelik olmadığını kaydeder (bkz. Elğay - Türkiye, no. 18992/03 ve Sinan Tanrıkulu vd. - Türkiye, no. 50086/99). Sonuç olarak başvuran, yetkili makamlardan tazminat alacak olmasına karşın, hâlâ AİHS'nin 5/3 maddesinin ihlalinden mağdur olduğunu iddia edebilir.
Hükümetin kalan itirazlarına ilişkin olarak AİHM, yerleşmiş içtihadına göre, yargılama süresine ilişkin şikâyetlerin tarafına ulusal yargılama sonuçlanmadan önce yapılabileceğini hatırlatır (bkz. Mustafa Türkoğlu - Türkiye, no. 58922/00). Dolayısıyla Hükümetin itirazları reddedilmelidir.
II. AİHSNİN 5/3 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, AİHS'nin 5/3 maddesine dayanarak tutuklu yargılanma süresinden şikâyetçi olmuştur.
AİHM, başvuranın tutukluluğunun yakalandığı tarih olan 12 Ekim 1995 tarihinde başlayıp tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildiği 3 Kasım 2004 tarihinde sona erdiğini gözlemler. Dolayısıyla mevcut davada dikkate alınması gereken süre 9 yıldır. Bu süre içerisinde ulusal mahkemeler başvuranın tutukluluk durumunu suçun niteliği ve delillerin durumu dikkate alınarak gibi değişmeyen, kalıplaşmış ifadeler kullanarak sürekli uzatmıştır.
AİHM, somut başvurudakine benzer sorunlar ortaya çıkaran davalarda sıklıkla AİHSnin 5/3 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir (bkz. Atıcı - Türkiye, no. 19735/02; Solmaz - Türkiye, no. 27561/02; Dereci - Türkiye, no. 77845/01 ve Taciroğlu - Türkiye, no. 25324/02). Tarafına sunulan tüm delilleri inceleyen AİHM, somut davada farklı bir sonuca ulaşmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delilin Hükümet tarafından sunulmadığı kanaatindedir. Belirtilen hususlar ışığında AİHM, somut davada başvuranın tutukluluk süresinin AİHSnin 5/3 maddesine aykırı olduğunu, bu yüzden sözkonusu maddenin ihlal edildiği görüşündedir.
III. AİHSNİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, yargılama süresinin AİHS'nin 6/1 maddesinde öngörülen makul süre şartına uymadığını öne sürmüştür.
AİHM, dikkate alınması gereken sürenin başvuranın yakalandığı 12 Ekim 1995 tarihinde başlayıp Batman Ağır Ceza Mahkemesinin 4 Aralık 2007 tarihinde verdiği beraat kararı ile sona erdiğini gözlemler. Dolayısıyla süre tek aşamalı yargıda 12 yıl 1 aydır. AİHM yargılama süresinin uygunluğunun davanın şartları ışığında, özellikle de davanın karmaşıklığı ile başvuran ve ilgili mercilerin tutumu gibi, içtihadında yerleşmiş ölçütler dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini yineler (bkz. birçok içtihadın yanı sıra Pélissier ve Sassi - Fransa (BD), no. 25444/94).
AİHM, somut başvurudakine benzer sorunlar ortaya çıkaran davalarda sıklıkla AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir (bkz. Pélissier ve Sassi, yukarıda anılan). Tarafına sunulan tüm delilleri inceleyen AİHM, somut davada farklı bir sonuca ulaşmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delilin Hükümet tarafından sunulmadığı kanaatindedir. Konu ile ilgili içtihadını dikkate alarak somut davada yargılama süresinin aşırı olduğu ve AİHSnin 6/1 maddesinde öngörülen makul süre şartına uymadığı görüşündedir. Bu nedenle AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
IV. AİHSNİN DİĞER MADDELERİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, AİHS'nin 3 ve 13. maddelerine dayanarak gözaltında kötü muameleye uğradığını iddia etmiştir. AİHS'nin 6. maddesine dayalı olarak ise Diyarbakır DGMnin bağımsız ve tarafsızlığına itiraz etmiş ve gözaltı sırasında tercüman sağlanmadığını öne sürmüştür.
Ne var ki tarafına sunulan delilleri inceleyen AİHM, sözkonusu hükümlerin ihlal edildiğini tespit etmemiştir. Dolayısıyla başvurunun bu kısmı açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle AİHS'nin 35. maddesinin 3 ve 4. paragrafları uyarınca kabuledilemez olarak ilan edilmelidir.
V. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
Başvuran 75,329 TL (yaklaşık 33,651 Euro) maddi, 75,000 TL (yaklaşık 33,505 Euro) manevi tazminat talep etmiştir. Yargılama masraf ve giderlerinin ödenmesi konusunda bir talepte bulunmamıştır. Hükümet taleplere itiraz etmiştir.
Hükümet tespit edilen ihlallerle talep edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı kuramamaktadır; bu nedenle talebi reddeder. Ancak manevi zararlara karşılık olarak 13,000 Euro ödenmesini uygun bulmaktadır.
AİHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi faizlerine uyguladığı orana üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar vermiştir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE,
1. Tutukluluk süresi ve yargılama süresine ilişkin şikâyetlerin kabuledilebilir, başvurunun kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
2. AİHSnin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine;
3. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
4. (a) Savunmacı devletin başvurana, AİHSnin 44/2 maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere:
(i) 13,000 (on üç bin) Euro manevi tazminat;
(ii) bu miktara uygulanabilecek her tür vergiyi ödemesine;
(b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;
5. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İç Tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragrafları uyarınca 23 Şubat 2010 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy