(AİHS. m. 34, 35, 41, 44, EK 1 NOLU PROTOKOL) (6831 S. K. m. 2) (RİMER VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (DOĞRUSÖZ VE ASLAN - TÜRKİYE DAVASI) (MEHMET ALİ MİÇOOĞULLARI - TÜRKİYE DAVASI) (ARDIÇOĞLU - TÜRKİYE DAVASI) (BERBER - TÜRKİYE DAVASI) (BÖLÜKBAŞ VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (NURAL VURAL - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 19641/05)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
13 Eylül 2011
İşbu karar Sözleşme'nin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (19641/05) numaralı başvurunun nedeni T.C. vatandaşı Süleyman Sarısoy'un (başvuran) 20 Mayıs 2005 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapılan başvurudur.
Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde İstanbul Barosu avukatlarından H.H. Büberal tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
Başvuran 1938 doğumlu olup İstanbul'da ikamet etmektedir.
Başvuran 18 Aralık 1985 tarihinde İstanbul Pendik'te bulunan (8.736,30 m2 yüzölçümünde) arazinin bir bölümünü (hisse no: 10, parsel no: 741) edinmiştir.
21 Eylül 2000 tarihinde Hazine başvuranın tapu senedinin iptal edilerek Hazine adına tescil edilmesi istemiyle dava açmıştır.
16 Nisan 2003 tarihinde Pendik Asliye Hukuk Mahkemesi Hazine'nin bu talebini yerinde bulmuş ve başvuranın tapu senedinin iptal edilerek tapu sicilinde Hazine adına yeniden tescil edilmesine karar vermiştir. Asliye hukuk mahkemesi 1984 yılında orman kadastro komisyonu tarafından gerçekleştirilen çalışmaların ardından ihtilaf konusu taşınmazın orman alanı içinde yer aldığını ve herhangi bir itiraz yer almadığından 1985 yılında gerçekleştirilen kadastro çalışmalarının nihai hale geldiğini belirtmiştir. Mahkeme sözkonusu taşınmazın ormanlar hakkındaki 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesinin uygulanması kapsamına girdiğini ve 25 Aralık 1992 tarihinde tapu siciline "ormanlık alan dışına çıkarak Hazine adına tescil edilen arazi" şerhinin düşüldüğünü eklemiştir.
Yargıtay 15 Eylül 2004 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.
Başvuran karar düzeltme başvurusunda bulunmuş, bu başvuru Yargıtay tarafından 24 Aralık 2004 tarihinde reddedilmiştir.
HUKUK
I. AİHS'YE EK 1 NO'LU PROTOKOL'ÜN 1. MADDESİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Ek 1 no'lu Protokol'ün 1. maddesine atıfta bulunan başvuran kendisine herhangi bir tazminat ödenmeksizin taşınmazının Hazine adına tescil edilmesinden yakınmaktadır.
Kabuledilebilirliğe ilişkin olarak Hükümet, başvuranın AİHS'nin 35. maddesinde öngörüldüğü şekliyle iç hukuk yollarını tüketmediğini savunmaktadır. Hükümet başvuranın iç hukuktaki mahkemeler nezdinde kadastro çalışmalarının sonuçlarına ve taşınmazın ormanlık alan vasfından çıkarılarak Hazine adına kaydedilmesine itiraz etmesi gerektiğini kaydetmektedir.
Hükümet başvuranın İdari, Medeni Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve Borçlar Kanunu hükümlerine dayalı olarak tapu senedinin iptali nedeniyle iç hukuktaki mahkemeler nezdinde maddi ve manevi tazminat istemiyle dava açma imkânının olduğunu belirtmektedir.
AİHM, Hükümetin kadastro çalışmalarının sonuçlarına ve taşınmazın Hazine adına tesciline yönelik itiraz yolunun açık olduğu savı ile ilgili olarak, 1984 yılında gerçekleştirilen kadastro komisyonu çalışmaları sonuçlarından başvuranın gerektiği şekliyle ve usulüne uygun olarak haberdar edildiğini ortaya koyan herhangi bir unsurun yer almadığını tespit etmektedir (Bkz. Rimer vd.-Türkiye no: 18257/04, 10 Mart 2009).
AİHM iç hukuk yollarının tüketilmediği hususuna ilişkin daha önce de Hükümetin argümanlarına benzer itirazları incelediğini ve bunları reddettiğini hatırlatmaktadır (Bkz.Temel Conta Sanayi Ve Ticaret A.Ş- Türkiye (no 45651/04, 10 Mart 2009); Doğrusöz ve Aslan- Türkiye (no 1262/02, 30 Mayıs 2006); Mehmet Ali Miçooğulları-Türkiye (no 75606/01, 10 Mayıs 2007); Ardıçoğlu-Türkiye (no 23249/04, 2 Aralık 2008); Berber-Türkiye (no 20606/04, 13 Ocak 2009). Daha önce benimsenen bu kararların dışına çıkılmasını gerektirecek herhangi bir neden olmadığını belirten AİHM, Hükümetin itirazını da reddetmektedir.
AİHS'nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
Esasa ilişkin Ansay-Türkiye (no: 49908/99, 2 Mart 2006) kararına atıfta bulunan Hükümet, başvuranın mülkiyet hakkına karşı yapılan müdahalenin çevrenin korunması meşru amacına dayandığını ve müdahalenin bu amaçla orantılı olduğunu belirtmektedir.
AİHM, daha önce de başvuranın şikayetlerine benzer şikayetleri incelediğini ve başvuranın taşınmazının Hazineye devredilmesi sırasında herhangi bir tazminat ödenmemesi nedeniyle Ek 1 no'lu Protokol'ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını anımsatmaktadır (Turgut vd.- Türkiye, sözü edilen; Bölükbaş vd.-Türkiye no: 29799/02, 9 Şubat 2010; Temel Conta Sanayi Ve Ticaret A.Ş., sözü edilen; Rimer vd.- Türkiye, no 18257/04, 10 Mart 2009, ve Nural Vural- Türkiye, no 16009/04, 10 Mart 2009). AİHM mevcut davayı incelemiş ve Hükümetin bu davada farklı bir sonuca ulaşmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını tespit etmiştir.
Bu nedenle Ek 1 no'lu Protokol'ün 1. maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHS'NİN 41. MADDESİ'NİN UYGULANMASI HAKKINDA
Başvuran 471.395.701.000 TL (yaklaşık 236.000 Euro) maddi tazminat talep etmekte, bu doğrultuda Pendik Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açmış olduğu dava kapsamında tayin edilen bilirkişilerin hazırlamış oldukları 29 Temmuz 2009 tarihli bilirkişi raporunu eklemektedir. Bu rapora göre m2'si yaklaşık 53.958.000 TL'den (yaklaşık 27 Euro'dan) sözü edilen arazinin (14.182 m2) toplam değeri 765.232.356.000 TL.'dır ve sözkonusu parselin (8.736, 30 m2) değeri 471.395.701.000 TL.'dır. Bu değer tespiti şu unsurlara dayanmaktadır: arazi meyve, sebze ve tahıl yetiştirmeye elverişli olup, yılda iki kez hasat elde edilebilecek iyi iklimsel koşullara sahiptir.
Başvuran ayrıca 20.000 YTL (yaklaşık 10.000 Euro manevi tazminat ve yargılama masraf ve giderleri için 2.000 Euro talep etmektedir.
Hükümet bu meblağlara karşı çıkmakta ve AİHM'yi bu talepleri reddetmeye davet etmektedir.
Maddi tazminata ilişkin uygun tazminatı belirlemede AİHM, tarafların kendisine sunmuş oldukları delil unsurlarını ve bilgileri dikkate alacaktır. AİHM bilhassa Pendik Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından tayin edilen bilirkişi raporları sonuçlarını kayda değer bulmaktadır. Kendisine sunulan tüm deliller ışığında AİHM, başvurana 230.000 Euro'nun ödenmesinin makul olacağı kanısına varmaktadır.
AİHM bunun yanı sıra, başvuranın iyi niyetle edindiği ve hukuki emniyete inanarak uzun yıllar kullanmasının ardından taşınmazından yoksun bırakılmasından ileri gelen sıkıntılar nedeniyle belirli bir manevi zarara uğradığına itibar etmektedir. Bu şartlar altında AİHM kendisine sunulan bütün bu unsurlar ışığında ve AİHS'nin 41. maddesine uygun hakkaniyete uygun olarak başvurana 3.000 Euro manevi tazminat ödenmesini kararlaştırmaktadır.
Yargılama masraf ve giderleri ile ilgili olarak AİHM, 41. maddenin uygulanmasına istinaden bir başvuranın gerçekliğini, gerekliliğini kanıtladığı makul miktarlardaki yargı giderlerini elde edebileceğini anımsatır (Iatridis-Yunanistan (adil tatmin), no: 31107/96). Kanıtlayıcı bir belgenin yokluğunda AİHM, başvuranın bu talebini reddetmektedir.
AİHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklenerek belirlenmesini uygun görmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. Ek 1 no'lu Protokol'ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHS'nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL'ye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf tutulmak üzere Savunmacı Hükümet tarafından başvurana 230.000 (iki yüz otuz bin) Euro maddi tazminat ve 3.000 (üç bin) Euro manevi tazminat ödenmesine;
b) yukarıda belirtilen sözkonusu sürenin sona erdiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için, sözkonusu meblağlara, Avrupa Merkez Bankası'nın anılan dönem için geçerli olan marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklemek suretiyle belirlenecek basit faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM'nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 13 Eylül 2011 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy