(AİHS m. 6, 13, 29, 34, 35, 41, 44, 1 NOLU PROTOKOL) (2004 S. K. m. 134) (KABA - TÜRKİYE DAVASI) (MEHMET VE SUNA YİĞİT - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no. 20577/05)
KARAR
STRAZBURG
22 Ekim 2013
İşbu karar Sözleşmenin 44 § 2 maddesinde belirlenen koşullara uygun olarak kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
Sace Elektrik Ticaret ve Sanayi A.Ş. / Türkiye davasında,
Daire halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Daire) aşağıdakilerden oluşmaktadır:
Başkan,
Guido Raimondi,
Yargıçlar,
Danute Jociene,
Peer Lorenzen,
Dragoljub Popovic,
Işıl Karakaş,
Neboja Vucinic,
Paulo Pinto de Albuquerque, ve Daire İşleri Yazı Müdürü, Stanley Naismith, 1 Ekim 2013 tarihinde gizli olarak müzakere edilmiş olup, Aynı tarihte kabul edilmiş olan aşağıdaki kararı bildirir:
USUL
1. Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 20577/05 nolu dava, bir Türk şirketi Sace Elektrik Ticaret ve Sanayi A.Ş. (başvuran şirket) 7 Haziran 2005 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Hakların Korunmasına İlişkin Sözleşmenin (Sözleşme) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudan ibarettir.
2. Başvuran şirket, Ankarada görev yapan avukat Sayın S. Erdoğan tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti (Hükümet) ise kendi görevlileri tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuru 5 Mart 2008 tarihinde, Hükümete iletilmiştir. Ayrıca, başvurunun kabul edilebilirlik ve esasına ilişkin kararın aynı zamanda verileceği belirtilmiştir (Madde 29 § 1).
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
4. Başvuran şirket, belirtilmeyen bir tarihte, Yurtbank ile kredi anlaşması imzalamış ve İstanbulda bulunan 20.827 metre kare büyüklüğünde bir arazi parçasına ilişkin olarak ipotek tescili yapılmıştır. 1999 yılında, başvuran şirketin aylık ödemelerindeki gecikmenin ardından, banka, icra takibi başlatmıştır. 21 Aralık 1999 tarihli kararla, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu, Yurtbankın yönetim ve kontrolünü Tasarruf Mevduat Sigorta Fonuna (Fon) devretmeye karar vermiştir.
5. İcra takibi işlemlerinin sonunda, İcra Mahkemesi, söz konusu arazinin açık artırma yoluyla ihaleyle satılmasına hükmetmiştir. Açık artırma yoluyla ihaleden önce, Kartal İcra Müdürlüğü, bilirkişi raporunun hazırlanmasını talep etmiştir ve arazinin piyasa değeri, 6.555.945.000.000 Türk lirası (TRL) olduğu belirlenmiştir.
6. Fon, 19 Şubat 2001 tarihinde, Yurtbankın devlete ait bir banka olan Sümerbank ile birleştirilmesine karar vermiştir.
7. İcra Müdürlüğü, arazinin satışı için 27 Şubat ve 9 Mart 2001 tarihlerinde açık artırma yoluyla ihale yapılacağını duyurmuştur. Bilirkişilerce belirlendiği üzere, arazinin piyasa değerinin en az %60ına ulaşan bir teklif, birinci ihalede elde edilemediğinden, arazi, tek teklif sahibi olan ve piyasa değerinin %40ından biraz daha fazla bir miktara tekabül eden 2.623.070.000.000 TRL teklif eden Sümerbanka, ikinci ihalede satılmıştır.
8. Başvuran şirket, 15 Mart 2001 tarihinde, ihale sürecinde birçok usulü eksiklikler olduğunu iddia ederek, ihalenin fesih edilmesini talep etmek için Kartal İcra Mahkemesine başvurmuştur. Bu bağlamda, başvuran şirket, ilk olarak, ihale ilanının hatalı olduğunu ileri sürmüştür. Doğru arsa numarası 111/4 olmasına rağmen, ilanda numara 11/4 olarak yazılmıştır. Ayrıca, başvuran şirkete göre, ikinci ihalenin idari bir tatil gününde gerçekleştirilmesi, katılım üzerinde olumsuz etkiye neden olmuştur.
9. Mahkeme, 22 Ekim 2002 tarihinde, başvuran şirketi haklı bulmuş ve 9 Mart 2001 tarihinde gerçekleştirilen ihaleyi feshetmiştir.
10. Yargıtay, 3 Şubat 2003 tarihinde, ilk derece mahkemesinin ihaleyi feshederken dayandığı nedenlerin iç hukuka uygun olmadığına karar vermiştir. Bu bağlamda, arazi numarasının yanlış yazılmasının küçük bir hata olduğunu ve ilanda arazinin yerinin detaylı bir şekilde belirtildiği ve böylece herhangi bir karışıklığın önlendiğini ileri sürmüştür. Sonuç olarak, ilandaki yazım hatası, ihalenin feshini gerektirmemektedir. Mahkeme, ayrıca, resmi tatiller ve idari tatil günleri arasındaki farka dikkat çekmiştir. Resmi tatillerin aksine, idari tatil günlerinde devlet dairelerinin çalışmaya devam ettiğini belirtmiştir. Mevcut davada, 9 Mart 2001 tarihi Bakanlar Kurulu tarafından idari tatil ilan edilmiştir, fakat bu durum, ihalenin ertelenmesini gerektirmemektedir.
11. Buna rağmen Yargıtay, ihalenin her halükarda feshedilmesine hükmetmiştir, çünkü arazinin teklif sahibine satılabilmesi için, ikinci ihalede yapılan teklifin, arazinin satışı için yapılan masraf ve giderlerle birlikte piyasa değerinin %40ını kapsaması gerekmekteydi. Yargıtay, yapılan harcama miktarını, 875.875.000 TRL olarak hesaplamıştır. Sonuç olarak, geçerli bir teklifin en az 2.623.253.875.000 TRL olması gerektiğini belirtmiştir. Buna göre, fesih nedenini düzeltmiş ve ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.
12. Davalı taraf, 11 Mart 2003 tarihinde, arazinin satışı için yapılan masraf ve harcamalardan feragat ettiğini yazılı olarak beyan etmiştir. Bu beyana dayanarak, 14 Mart 2003 tarihinde, 3 Şubat 2003 tarihli kararın düzeltilmesini talep etmiştir.
13. Yargıtay, 21 Mayıs 2003 tarihinde, davalı tarafın iddiasını desteklemiş ve 3 Şubat 2003 tarihli kararı bozmaya karar vermiştir.
14. Buna göre, dava, İcra Mahkemesine iade edilmiştir. İlk derece mahkemesi, 11 Kasım 2003 tarihinde, önceki kararında direnmiştir. Sonuç olarak dava, 24 Mart 2004 tarihinde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu önüne gönderilmiştir. Hukuk Genel Kurulu, Yargıtayın ilgili dairesinin gerekçelerini desteklemiş ve İcra Mahkemesinin kararını bozmuştur.
15. İlk derece mahkemesi, 21 Eylül 2004 tarihinde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararına uymaya karar vermiştir. Sonuç olarak, davayı reddetmiş ve anlaşmazlık konusunun %10una tekabül eden 262.307.000.000 TRL (yaklaşık 140.000 avro (AVRO)) miktarında para cezasının ödenmesine karar vermiştir.
16. Yargıtay, 14 Ocak 2005 tarihinde, başvuran şirketin temyiz talebini reddetmiştir ve bu karar 10 Şubat 2005 tarihinde tebliğ edilmiştir.
17. Başvuran şirketten edinilen bilgilere göre, 5 Temmuz 2007 tarihi itibariyle, başvuran şirket, söz konusu para cezasını ödememiştir.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK VE UYGULAMA
18. İcra ve İflas Kanununun (2004 sayılı Kanun) 134 (2) maddesi uyarınca, borçlunun ihalenin feshini talep ettiği ve bu talebin reddedildiği durumlarda, borçlu feshi istenilen ihale bedelinin % 10u oranında para cezasına çarptırılır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. SÖZLEŞMENİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
19. Başvuran şirket, 2004 sayılı Kanunun 134. maddesi uyarınca çarptırıldığı para cezasının, yerel mahkemeler önünde dava açma hakkını kullandığı için verilen bir ceza olarak yorumlanması gerektiğinden dolayı, mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini iddia etmiştir. Başvuran şirket, Sözleşmenin 6 § 1 ve 13. maddelerine dayanmıştır.
20. Mahkeme, başvurunun bu kısmının, Sözleşmenin 6 § 1 maddesi uyarınca incelenmesi gerektiği görüşündedir. Söz konusu maddenin ilgili kısmı aşağıdaki gibidir:
Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar
konusunda karar verecek olan
tarafsız bir mahkeme tarafından,
görülmesini isteme hakkına sahiptir.
A. Kabul edilebilirlik
21. Hükümet, başvuran şirketin, şikayetini yerel makamlar önüne taşımadığı gerekçesiyle iç hukuk yollarının tüketilmesi kuralını yerine getirmediği için, Mahkemeden başvurunun bu kısmını reddetmesini talep etmiştir.
22. Mahkeme, 2004 sayılı Kanunun 134. maddesi uyarınca, başvuran şirkete verilen para cezasının zorunlu olduğunu gözlemlemektedir. Sonuç olarak, bu konudaki itirazın ulusal mahkemeler önünde dile getirilmesi mümkün değildir. Buna göre, Mahkeme, Hükümetin ilk itirazını reddetmektedir.
23. Mahkeme, bu şikayetin, Sözleşmenin 35 § 3 (a) maddesinin anlamı çerçevesinde açıkça dayanaktan yoksun olmadığını ve ayrıca, başka nedenlerden kabul edilemez olmadığını belirtmektedir. Bu nedenle, başvuru kabul edilebilir olarak nitelendirilmelidir.
B. Esas Hakkında
24. Başvuran şirket, 2004 sayılı Kanunun 134 (2) maddesi uyarınca verilen ağır para cezasının, yerel mahkemeler önünde dava açma hakkını kullandığı için ceza olarak yorumlanması gerektiğinden, mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini iddia etmiştir.
25. Hükümet, iddiaya itiraz etmiştir. Başvuran şirket, yerel mahkemeler önünde dava açabilmiştir. Söz konusu para cezasının amacı, borçların ödenmesinin geciktirilmesi için yapılan haksız itirazları engellemektir.
26. Mahkeme, 6 § 1 maddenin herkesin medeni haklar ve yükümlülüklerinden ileri gelen her türlü iddiasının yetkili bir mahkeme karşısında tanınması hakkını güvence altına aldığını hatırlatmaktadır. Fakat mahkemeye erişim hakkı mutlak değildir ve zımnen kabul edilmiş bazı sınırlamalara tabi olabilir, zira mahkemeye erişim hakkının doğası gereği, devlet tarafından bir düzenleme gerektirmektedir. Sözleşme'nin 6 § 1 maddesi davacıların "medeni hak ve yükümlülüklerine" ilişkin kararlar hakkında mahkemeye erişim hakkını etkin bir biçimde güvence altına almakta ise de bu hususta kullanılacak araçların seçimini devlete bırakır. Ancak, Sözleşmeye taraf olan devletler, bu konuda belli bir takdir payına sahip olsalar da Sözleşme'nin gereklerine riayet edilip edilmediğine dair son karar Mahkeme'ye aittir (bk. Kreuz / Polonya, no. 28249/95, §§ 52-53, AIHM 2001-VI).
27. Mevcut davadaki temel mesele, hali hazırda finansal zorluklarla karşılaşmakta olan başvuran şirkete, ihalede verilen teklifin değerinin %10 oranındaki bir para cezasının verilmesidir. Mahkemeye göre, daha önce yerel mahkemeler önünde davaların yığılmasını önlemek ve adalet yönetimini sağlamak amacıyla para cezası uygulaması, gerçekte, mahkemeye erişim hakkına aykırı değildir (bk. Toyaksi ve Diğerleri / Türkiye (k.k.), no. 43569/08, 5801/09, 19732/09, ve 20119/09, 20 Ekim 2010, ve Karakaşoğlu / Türkiye (k.k.), no. 39105/09, 10 Nisan 2012). Fakat verilen para cezasının miktarı, özellikle söz konusu davanın koşullarında, bir kişinin mahkemeye erişim hakkından yararlanıp yararlanmadığını belirlemede kullanılan önemli bir faktördür (bk. yukarıda anılan Kreuz, § 60 ve Stankov / Bulgaristan, no. 68490/01, § 52, 12 Temmuz 2007).
28. Mahkemeye veya yargılama işlemlerinin belirli bir aşamasına erişimleri olmayan ilgili kişilerin ödeyemediği aşırı mahkeme ücretlerine ilişkin diğer davaların aksine, (bk. Kaba / Türkiye, no. 1236/05, §§ 19-25, 1 Mart 2011 ve Mehmet ve Suna Yiğit / Türkiye, no. 52658/99, §§ 33-39, 17 Temmuz 2007), mevcut davada, başvuran şirketin davasının esasları, gerçekte, üç yargı düzeyinde incelenmiştir. Bu nedenle, başvuran şirket, yargılama işlemlerinin bütün aşamalarına erişime sahipti. Fakat Mahkeme, yargılamanın sonuçlanmasının ardından, dikkate değer miktardaki finansal yük uygulanmasının, mahkemeye erişim hakkını kısıtlayabilir olduğunu tekrarlamaktadır (bk. yukarıda anılan, Stankov, § 54). Mahkeme, bu nedenle, neredeyse 140.000 Avro miktarındaki para cezasının uygulanmasının böyle bir kısıtlama teşkil ettiği görüşündedir.
29. Mahkeme, ayrıca, mahkemeye erişim hakkını etkileyen bir kısıtlamanın, meşru bir amaç gütmediği müddetçe, Sözleşmenin 6 § 1 maddesine aykırı olacağını ve uygulanan yöntemler ve ulaşılmak istenen meşru amaç arasında bulunan makul bir orantılılık ilişkisi olduğunu belirtmektedir (bk. yukarıda anılan, Stankov, § 55).
30. Mahkeme, bu nedenle, bu durumun mevcut davada yerine getirilip getirilmediğini incelemelidir. Bu bağlamda, 2004 sayılı Kanunun 134. maddesi uyarınca verilen para cezasının amacının ödemeyi geciktirmek için yapılan gereksiz talepleri engellemek olduğunu belirtmektedir. Bu nedenle, Mahkeme, söz konusu kuralın adaletin uygun bir şekilde yönetilmesini sağlamaya ve diğerlerinin haklarını korumaya ilişkin meşru bir amaç taşıdığı görüşündedir. Mahkeme, mevcut davanın koşullarında, kısıtlamanın güdülen meşru amaca uygun olup olmadığını incelemelidir.
31. Mahkeme, ilk olarak, başvuran şirketin itiraz ettiği ihalenin daha önceden 3 Şubat 2003 tarihinde Yargıtay tarafından feshedildiğini belirtmektedir. Geçerli bir teklifin, malın piyasa değerinin ve satıştan kaynaklanan harcama ve giderlerin %40ını kapsamış olması gerektiğine işaret ederek, Yargıtay, mevcut davadaki teklifin yeterli olmadığına hükmetmiştir. Mahkeme, davalı tarafın, 11 Mart 2003 tarihinde, İcra Müdürlüğüne, başvuran şirketten satış masraflarını talep etmekten vazgeçtiklerini belirten bir dilekçe sunduğunu belirtmektedir. Bu nedenle, Mahkeme, başvuran şirketin 2001 yılında Kartal İcra Mahkemesi önünde yargılama işlemi başlattıktan sonra çözüm yolu bulunmasına rağmen, ihalede gerçekten bir eksiklik olduğunu gözlemlemektedir. Bu nedenle, başvuran şirketin gereksiz ve önemsiz yargılama işlemleri başlatmış olduğu konusunda eleştirilemez.
32. İkinci olarak, Mahkeme, ayrıca, iç hukukun, 2004 sayılı Kanunun 134. maddesi uyarınca verilen para cezasına bir üst sınır belirlemediğini gözlemlemektedir. Söz konusu kanuni hükme göre, para cezası, ihalede teklif edilen miktarın %10una eşit olmalıdır. Ayrıca, para cezası uygulaması zorunludur ve yerel mahkemelerin takdir yetkisine bırakılmamaktadır (yukarıda anılan, Karakaşoğlu ile karşılaştırın). Mevcut davada, başvuran şirkete maruz bırakılan finansal yük, kayda değer bir miktardadır (140.000 Avro) ve takdir yetkisine yer yoktur.
33. Yukarıda bahsedilen görüşler ışığında, Mahkeme, bir borcun ödenmesinde yaşanabilecek gereksiz gecikmeleri önlemek için verilen para cezasının amacının, adaletin uygun bir şekilde yönetilmesi olmasına rağmen, verilen para cezasının özellikle yüksek bir miktarda olduğu göz önüne alındığında, başvuran şirketin maruz bırakıldığı kısıtlamanın söz konusu meşru amaca uygun olduğunun düşünülemeyeceğine hükmetmektedir.
34. Bu nedenle, mevcut davada, Sözleşmenin 6 § 1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. SÖZLEŞMENİN İHLAL EDİLDİĞİNE İLİŞKİN DİĞER İDDİALAR HAKKINDA
35. Sözleşmenin 6. maddesine atıfta bulunarak, başvuran şirket, ulusal mahkemelerin iç hukuku yorumlarken hata yaptıklarını ve bu nedenle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Ayrıca, Sözleşmenin Ek 1 Nolu Protokolünün 1. maddesi uyarınca, söz konusu arazinin ikinci ihale sırasında oldukça düşük bir fiyata satıldığından dolayı, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
36. Elindeki bütün bilgi ve belgeler ışığında, Mahkeme, başvuran şirketin söz konusu şikayetlerinin, Sözleşmede veya protokollerde belirtilen hakların ve özgürlüklerin ihlaline işaret etmediğine karar vermektedir. Mahkeme, başvuran şirketin bu iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olduğundan kabul edilemez olduklarına ve Sözleşmenin 35 §§ 3 ve 4 maddeleri gereğince reddedilmeleri gerektiğini beyan eder.
III. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
37. Başvuran şirket, maddi tazminat olarak 5.000,000 Türk lirası (TL) (yaklaşık 1.990,000 Avro) ve manevi tazminat olarak 2.000,000 Türk lirası (TL) (yaklaşık 790.000 Avro) talep etmiştir.
38. Hükümet, bu taleplere itiraz etmiştir.
39. Mahkeme, tespit edilen ihlal ve iddia edilen maddi zarar arasında herhangi bir nedensellik bağı görmemektedir; bu nedenle talebi reddetmektedir. Ayrıca, Mahkeme, başvuran şirketin maruz kaldığı manevi zararla ilgili olarak ihlal tespitinin yeterli adil tazmin teşkil ettiği görüşündedir. Mahkeme, ayrıca, Sözleşmenin 6. maddesine ilişkin olarak en uygun tazmin şeklinin, 6. maddenin gerektirdikleri göz ardı edilmeseydi başvuranın bulunacağı durumun, mümkün olduğu kadar kısa süre içinde başvurana sağlanması olduğunu hatırlatmaktadır (bk. Plotnikovy / Rusya, no. 43883/02, § 33, 24 Şubat 2005). Mahkeme, yukarıda bahsedilen ihlal göz önüne alındığında, bu ilkenin mevcut davaya da uygun olduğuna hükmetmektedir (bk. § 32-34). Bu nedenle, Mahkeme, para cezasının ödenmek zorunda olmadığı veya ödendiği takdirde davalı Hükümetin ilgili miktarı geri ödemesi gerektiği görüşündedir.
B. Masraf ve Giderler
40. Başvuran şirket, ayrıca, Mahkeme ve yerel mahkemeler önünde oluşan masraf ve giderler için 33.000 Avro talep etmiştir. Talebini desteklemek için, başvuran şirket, 10.000 TL (yaklaşık 4.000 avro) tutarındaki avukatlık ücret sözleşmesini ibraz etmiştir.
41. Hükümet, bu talebe itiraz etmiştir.
42. Mahkeme içtihatlarına göre, masraf ve giderler sadece gerçekten ve muhakkak maruz kalındığı görüldüğünde ve meblağ olarak makul olduğu kadarıyla başvurana geri ödenmelidir. Mevcut davada, elindeki belgeler ve yukarıda bahsedilen ölçütler göz önüne alındığında, Mahkeme, bütün kalemler altında masrafları kapsayacak şekilde 3.000 Avro tazminat ödenmesinin makul olduğu görüşündedir.
C. Gecikme faizi
43. Mahkeme, gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar verir.
BU GEREKÇELERLE MAHKEME OY BİRLİĞİYLE
1. Sözleşmenin 6. maddesi uyarınca, başvuran şirketin mahkemeye erişim hakkına ilişkin şikayetin kabul edilebilir olduğunu ve başvurunun geri kalanının kabul edilemez olduğunu beyan eder;
2. Sözleşmenin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine karar verir;
3. Başvuran şirketin maruz kaldığı manevi zararlarla ilgili olarak ihlal tespitinin yeterli tazmin teşkil ettiğine karar verir;
4. Başvuran şirkete verilen para cezasının ödenmiş olması halinde, söz konusu para cezasını davalı Devletin yukarıda bahsedilen üç ay içinde başvuran şirkete geri ödemesine karar verir;
5. (a) Sorumlu Devletin başvurana, Sözleşmenin 44 § 2 maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme gününde geçerli olan kur üzerinden Yeni Türk Lirasına çevrilerek, her türlü vergi masraflarıyla birlikte, masraf ve giderler için 3.000 Avro (üç bin avro) ve bu miktarlar üzerine uygulanabilecek her tür vergiyi ödemesine;
(b) Söz konusu üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren, ödeme gününe kadar, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranda basit faizin uygulanacağına karar verir;
6. Başvuran şirketin adil tazmine ilişkin diğer taleplerini reddeder.
İşbu karar, İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İçtüzüğünün 77 §§ 2. ve 3. maddeleri uyarınca, 22 Ekim 2013 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy