(AİHS. m. 6, 8, 13, 17, 18, 35, 41, 44, 1 NOLU PROTOKOL) (MİRAN - TÜRKİYE DAVASI) (TOPAL - TÜRKİYE DAVASI) (MERAL - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no. 21316/05)
KARAR
STRAZBURG
8 Haziran 2010
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tâbi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 21316/05 nolu davanın nedeni Murat Biçer adlı T.C. vatandaşının (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) 3 Mayıs 2005 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmenin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran, AİHM önünde Kocaeli Barosu avukatlarından Ö. Yıldırım ve P. Yıldırım tarafından temsil edilmiştir.
OLAYLAR
DAVA OLAYLARI
Eski bir askeri öğrenci olan başvuran 1981 doğumludur ve Yalovada yaşamaktadır. Belirtilmeyen bir tarihte, iki defa sınıfta kaldığı için 4566 sayılı Harp Okulları Kanunu uyarınca Deniz Harp Okulundan çıkarılmıştır.
Başvuran matematik sınavının doğru puanlanmadığı iddiası ve okuldan çıkarılma kararının iptali talebiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) dava açmıştır. AYİM başvuranın talebini 10 Temmuz 2002 tarihinde reddetmiş, başvuranın sınav kağıdının yanlış değerlendirildiğini, ancak yeniden yapılan değerlendirme sonucunun da başvuranın sınıfı geçmesine yetmediğine karar vermiştir. Başvuranın karar düzeltme talebi üzerine mahkeme 5 Mart 2003 tarihinde okuldan çıkarılma kararını, usule ilişkin hatalar nedeniyle iptal etmiştir.
Başvuran daha önce başarılı olamadığı sınavlara tekrar girmiş, ancak sınavları yine geçememesi sonucunda yeni bir okuldan çıkarılma kararıyla karşı karşıya kalmıştır. Başvuran AYİMe sınav kağıdının tekrar değerlendirilmesi ve okuldan çıkarılma kararının iptali talebiyle yine dava açmıştır. Mahkemeye sunulan bilirkişi raporu, başvuranın sınav kağıdının doğru değerlendirildiğini teyit etmiştir.
AYİM, 29 Eylül 2004 tarihinde yaptığı duruşmada başvuranın okuldan çıkarılma kararının iptali talebini reddetmiştir. Başsavcının duruşmadan önce mahkemeye sunduğu görüşleri başvurana tebliğ edilmemiştir. AYİM, başvuranın karar düzeltme talebini 12 Ocak 2005 tarihinde reddetmiştir.
HUKUK
I. AİHSNİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, AYİM önündeki ikinci yargılamaya ilişkin olarak, başsavcının yazılı mütalaasının kendisine tebliğ edilmemesinin AİHS'nin 6/1 maddesi ile güvence altına alınan silahların eşitliği ilkesini ihlal ettiğini öne sürmüştür.
Hükümet, temelde Pellegrin - Fransa ((BD), no. 28541/95) davasındaki muhakemeye dayanarak, başvuranla devlet arasındaki özel ilişki nedeniyle AİHS'nin 6/1 maddesinin mevcut davaya uygulanamayacağını savunmuştur.
AİHM, devletle kamu görevlileri arasındaki anlaşmazlıklara ilişkin olarak AİHS'nin 6/1 maddesinin uygulanabilirliğine ilişkin içtihadını Vilho Eskelinen vd. - Finlandiya ((BD), no. 63235/00) kararında değiştirdiğini kaydeder. Yukarıda belirtilen davada kabul edilen yeni kriterlere göre AİHM, Hükümetin ilk olarak başvuranın ulusal mevzuatta mahkemeye erişim hakkı bulunmadığını, ikinci olarak da 6. maddede öngörülen hakların herhangi birinden hariç tutulmasının ihtilafın konusu ile meşruiyet kazandığını kanıtlayamamıştır. Bu şartlar altında AİHM, 6/1 maddenin mevcut davaya uygulanabilir olduğuna ve Hükümetin ön itirazının reddedilmesi gerektiğine karar vermiştir (bkz. Miran - Türkiye, no. 43980/04; Topal - Türkiye, no. 3055/04). AİHM ayrıca, sözkonusu şikâyetin AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde dayanaktan yoksun olmadığını, şikâyetin başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru taşımadığını gözlemler. Bu nedenle şikâyet kabuledilebilir niteliktedir.
Sözkonusu şikâyetin esasına ilişkin olarak Hükümet, ceza kovuşturmalarının aksine, idari davalarda başsavcının davaya taraf olmadığını ve sunduğu görüşün idare mahkemesinin kararına etkisi bulunmadığını savunmuştur. Hükümet ayrıca somut davada, başvuranın duruşmadan önce dava dosyası ve başsavcının görüşlerini inceleme ve duruşma sırasında bunlara cevap verme imkanı bulunduğundan silahların eşitliği ilkesinin ihlal edilmediğini savunmuştur.
AİHM ayrıca daha önceki davalarda Hükümetin benzer görüşlerini değerlendirdiğini ve AİHS'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğini tespit ettiğini kaydeder (bkz. diğerlerinin yanı sıra Miran, yukarıda anılan; Yavuz Selim Karayiğit, no. 45874/05). AİHM sözkonusu davada daha önceki tespitlerinden ayrılmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delilin Hükümet tarafından sunulmadığı kanaatindedir.
Dolayısıyla başsavcının yazılı mütalaasının başvurana tebliğ edilmemesi nedeniyle AİHS'nin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHSNİN 6/1, 8, 13, 17 VE 18. MADDELERİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, AİHS'nin 6/1, 8, 13, 17 ve 18. maddelerinde güvence altına alınan haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir. İlk olarak AYİMin askeri yargıç ve yetkililerden oluşması, bu mahkemenin ilk ve tek derece mahkemesi niteliğinde olması ve davanın hangi daire tarafından görüleceğinin önceden bilinememesi nedeniyle bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından adil bir yargılamaya tâbi tutulmadığını öne sürmüştür. Ayrıca idarenin AYİMe gönderdiği gizlilik dereceli belgelere erişimi olmadığını ifade etmiştir. Son olarak, iddialarına daha fazla dayanak sunmaksızın, yukarıda belirtilen hususlar temelinde, AİHS'nin 8, 13, 17 ve 18. maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
AİHM, sözkonusu şikâyetleri incelemiş ve elinde bulunan deliller ışığında ve şikâyet konusu hususların kendi yetki alanında bulunduğu kadarıyla bunların AİHS ve Protokollerinde güvence altına alınan hak ve özgürlüklerden herhangi birinin ihlalini ortaya çıkardığını tespit etmemiştir (AYİMin bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin şikâyetle ilgili olarak bkz. Yavuz vd. - Türkiye, no. 29870/96; temyiz usulüne ilişkin şikâyetler, dairelerin belirlenmesi ve gizlilik dereceli belgelere erişime ilişkin olarak bkz. Yavuz Selim Karayiğit, yukarıda anılan).
Dolayısıyla başvurunun bu kısmının AİHS'nin 35. maddesinin 3 ve 4. paragrafları uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle reddedilmesi gerekmektedir.
III. AİHSNİN DİĞER MADDELERİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, 3 Mart 2009 tarihli görüşlerinde AİHM'ye yeni şikâyetler iletmiştir. Özellikle AYİM önündeki yargılama süresinin makul olmadığını, mahkemenin verdiği kararın hatalı olduğunu ve eğitim hakkını ihlal ettiğini öne sürmüştür. Bu bağlamda AİHS'nin 6/1 ve 1 nolu Protokolün 2. maddelerine dayanmıştır.
AİHM, bu şikâyetlerin AİHM'ye 3 Mart 2009 tarihinde yapılan başvurudan altı aydan fazla bir süre önce gerçekleşmiş olaylar ya da kararlara ilişkin olduğunu tespit etmiş ve AİHS'nin 35. maddesinin 1 ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmesine karar vermiştir.
IV. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
Başvuran 148,848.86 TL manevi tazminat talep etmiştir: Subay olduğu takdirde almaya hak kazanacağı maaşlara ilişkin olarak 72,000 TL ve harp okulundan çıkarıldığında tazminat olarak ödemesi gereken miktar dahil olmak üzere eğitim masraflarına ilişkin olarak 76,848.86 TL miktara dahildir. Ayrıca 50,000 TL manevi tazminat ve ulusal mahkemelerde tahakkuk eden masraflar için 4,500 TL talep etmiştir. Başvuran sadece kendisini ulusal mahkemeler önünde temsil eden avukatlarıyla yaptığı 2 adet ücret sözleşmesi ibraz etmiştir.
Hükümet spekülatif ve hayali olduğunu belirterek taleplere itiraz etmiş, başvuranın ulusal mahkemeler önündeki masrafları talep edemeyeceğini savunmuştur.
AİHM, tespit edilen ihlal ile talep edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı kuramamaktadır; bu nedenle talebi reddeder (bkz. Kingsley - İngiltere (BD), no. 35605/97). Manevi zarara uğrandığı iddiasına ilişkin olarak ise, bunun AİHS'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği tespitiyle yeterince tazmin edildiği kanaatindedir (bkz. Meral, yukarıda anılan).
Yargılama masraf ve giderlerine ilişkin olarak AİHM, içtihadına göre bir başvuranın, ancak masrafların gerçekten ve gerektiği için yapıldığı ve miktarın makul olduğu kanıtlanmış ise bunları geri almaya hak kazanabildiğini kaydeder. Sözkonusu davada elindeki bilgileri ve yukarıdaki ölçütleri göz önünde bulundurarak dava dosyasında başvuranın adil yargılamaya ilişkin ihlalin sonucunda ulusal mahkemelerde daha fazla yargılama masraf ve gideri tahakkuk ettiğini gösteren delil bulunmadığını gözlemler. AİHM özellikle başvuranın sunduğu avukatlık ücret sözleşmelerinden birinin, somut davada tespit edilen ihlalle ilgisi bulunmayan, AYİM önündeki ilk yargılamaya ilişkin olduğunu ve dolayısıyla dikkate alınamayacağını belirtir. Lehte karar çıkması halinde ödeme yapılmasını öngören diğer sözleşmeye göre ise herhangi bir masraf veya harcama tahakkuk etmemiştir. Bu nedenle AİHM, ulusal mahkemeler önündeki masraf ve harcamalara ilişkin talebi reddeder (bkz. Smoje - Hırvatistan, no. 28074/03).
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE,
1. AYİM önündeki yargılama sırasında başsavcının yazılı görüşlerinin başvurana tebliğ edilmemesine ilişkin olarak AİHS'nin 6/1 maddesine dayalı şikâyetin kabuledilebilir olduğuna;
2. Başvurunun kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
3. AİHS'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
4. İhlal tespitinin uğranmış olabilecek tüm manevi zararlara ilişkin olarak kendi içinde yeterli tazmin sağladığına;
5. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İç Tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragrafları uyarınca 8 Haziran 2010 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy