(AİHS m. 6, 14, 35, 41, 44) (KARAKULLUKÇU - TÜRKİYE DAVASI) (GARCİA RUIZ - İSPANYA DAVASI)
(Başvuru no: 22487/05)
KARAR
STRAZBURG
16 Şubat 2010
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 22487/05 nolu davanın nedeni, T.C. vatandaşı Naif Ateşsönmezin (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine, 3 Haziran 2005 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Dair Sözleşmenin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
OLAYLAR
DAVANIN KOŞULLARI
Başvuran, 1947 doğumludur ve İstanbulda ikamet etmektedir.
Başvuran, müfettiş olarak çalıştığı kamu kurumunun özelleştirilmesinin ardından, 19 Mart 1999 tarihinde Bağ-Kurda yeni bir göreve atanmıştır.
Başvuran, söz konusu atama nedeniyle, 16 Nisan 1999 tarihinde Ankara İdare Mahkemesinde Başbakanlık ve Bağ-Kur aleyhine dava açmıştır.
2 Aralık 1999 tarihinde, idare mahkemesi, başvuranın ilgili iç hukuka uygun olarak atandığını gerekçe göstererek davanın reddine hükmetmiştir.
Danıştay, 14 Ekim 2003 tarihinde, idare mahkemesinin kararını onamış ve 1 Şubat 2006 tarihinde başvuranın karar düzeltme talebini reddetmiştir.
HUKUK
Başvuran, yargılamanın makul süre içerisinde sonuçlandırılmadığını iddia ederek AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiği konusunda şikayetçi olmuştur. Hükümet, bu iddiaya itiraz etmiştir.
AİHM, göz önünde bulundurulması gereken sürenin iki aşamalı yargıda altı yıl, dokuz ay, on üç gün sürdüğünü ve bu sürenin yaklaşık altı aylık kısmında davanın Danıştay önünde derdest olduğunu gözlemlemektedir.
AİHSnin 35/3 maddesi uyarınca bu şikayetin açıkça dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle şikayet kabuledilebilir niteliktedir.
AİHM, söz konusu davadakine benzer sorunlar ortaya koyan davalarda sıklıkla AİHSnin 6/1 maddesinin ihlalini tespit etmiştir (Frydlender / Fransa, no. 30979/96; Karakullukçu / Türkiye, no. 49275/99). Elindeki belgelerin tamamını inceleyen AİHM, söz konusu davada farklı bir sonuca varması için Hükümetin ikna edici herhangi bir delil veya iddia ortaya koymadığı kanaatindedir. AİHM, konuyla ilgili içtihadını göz önünde bulundurarak, söz konusu davada yargılama süresinin çok uzun olduğuna ve makul süre şartının yerine getirilmediğine karar verir. Dolayısıyla, AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
Başvuran, ayrıca, AİHSnin 6/1 ve 14. maddeleri uyarınca, iddialarının yerel mahkemeler tarafından gerektiği gibi yanıtlanmaması ve Danıştayın kararlarının gerekçesiz olması nedeniyle adil yargılanmadığı ve atamasının aile hayatına zarar verdiği ve ayrımcılık oluşturduğu konusunda şikayetçi olmuştur.
Bununla birlikte, elindeki belgeleri göz önünde bulunduran AİHM, söz konusu iddiaların AİHS veya Protokollerinde belirtilen hak ve özgürlüklerin herhangi bir ihlalini oluşturmadığı sonucuna varmıştır. AİHM, AİHSnin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca, açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle söz konusu şikayetlerin kabuledilemez nitelikte olduğuna karar verir (Van de Hurk / Hollanda, A Serisi no. 288; Garcia Ruiz / İspanya, no. 30544/96).
Başvuran, AİHSnin 41. maddesi uyarınca herhangi bir adil tatmin talebinde bulunmamıştır. Dolayısıyla, AİHM, bu başlık altında herhangi bir ödeme yapılmamasına karar verir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK, AİHM OYBİRLİĞİ İLE
1. Yargılama süresinin uzunluğuna ilişkin şikayetin kabuledilebilir, başvurunun geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
2. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İçtüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragrafları gereğince 26 Şubat 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy