(AİHS m. 6, 35, 37) (TAHSİN ACAR - TÜRKİYE DAVASI) (İLYAS KARAL - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no. 22551/05)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
13 Aralık 2011
OLAYLAR
1962 doğumlu Libas Erdönmez adlı Türk vatandaşı Ankarada ikamet etmektedir. Başvuru 13 Haziran 2005 tarihinde yapılmıştır. Başvuran, AİHM önünde Ankara Barosu avukatlarından E. Poyraz ve A. Demir tarafından temsil edilmiştir.
Tarafların anlattığı şekilde dava olayları şu şekilde özetlenebilir:
9 Mayıs 2011 tarihinde başvuran, birikimlerinin izni olmadan offshore bankasına aktarıldığı gerekçesiyle tazminat talebinde bulunarak Yurtbank sahibi, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), bir banka (Yurtbank) ve bir offshore banka aleyhine dava açmıştır.
6 Mart 2003 tarihinde Ankara Ticaret Mahkemesi, offshore banka ile ilgili kısmı için davayı yeniden kaydetmeye karar vermiştir. Mahkeme, yanlış kurumlara açıldığı gerekçesiyle davanın kalan kısmını reddetmiştir.
13 Nisan 2004 tarihinde Yargıtay, mahkeme kararını onamıştır. 26 Kasım 2004 tarihinde başvuranın düzeltme talebini reddetmiştir.
Offshore banka aleyhine açılan dava, Ticaret Mahkemesi önünde devam etmiştir. 10 Mart 2005 tarihinde mahkeme, bu tarihe kadar davayı değerlendiren dairenin görev ve yetkisinin bulunmadığına ve davanın başka bir daireye gönderilmesine karar vermiştir.
Söz konusu yargılama, başvurunun tebliğ edildiği tarihe kadar 8 yıl 10 ay sürmüştür, Kasım 2011 tarihi itibarıyla Ankara Ticaret Mahkemesi önünde derdest haldedir.
ŞİKAYET
Başvuran, AİHSnin 6/1. maddesi uyarınca Ankara Ticaret Mahkemesi önündeki tazminat davasının süresinin uzunluğunun makul olmadığından şikayetçi olmuştur. Ayrıca aynı hüküm altında, yerel mahkemenin kısmi red kararına ilişkin herhangi bir gerekçe bildirmediğini iddia etmiştir.
AİHSe Ek 1 Nolu Protokolün 1. maddesine dayanarak başvuran, TMSFnin bazı bankaların hukuka aykırı faaliyetlerini denetlememesinden dolayı birikimlerinden mahrum bırakıldığından şikayetçi olmuştur.
HUKUK
1. Yargılama süresi ile ilgili şikayete ilişkin olarak
Başvuran AİHSnin 6/1. maddesine dayanarak, hukuk yargılamasının uzunluğundan şikayetçi olmuştur, ilgili madde şu şekildedir:
Herkes gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar... konusunda... (bir) mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde... görülmesini isteme hakkına sahiptir
Dostane çözüm görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından, Hükümet AİHMe 28 Ocak 2011 tarihinde ilettiği tek taraflı deklarasyon metni ile bu şikayetin ortaya çıkardığı sorunu çözmeye yönelik isteğini belirtmiş ve AİHMden AİHSnin 37. maddesi uyarınca başvurunun bu kısmının kayıttan düşürülmesini talep etmiştir.
Bu beyan şu şekildedir:
Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin AİHM yerleşik içtihadına uygun ve uygulanabilecek her türlü vergiden muaf olarak her türlü maddi ve manevi zararı karşılamak için başvurana (Libas Erdönmez) 4 000 (dört bin) Euro ve yargılama masraf ve giderlerini karşılamak için 500 (beş yüz) Euro ödemeyi taahhüt ettiğini beyan ederim.
Söz konusu miktar ilgili dönemdeki her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilecek ve AİHMnin AİHSnin 37/1 maddesi gereğince verdiği kararın tebliğ edilmesini izleyen üç ay içinde ödenecektir. Bu ödeme davanın nihai halini oluşturacaktır.
Hükümet başvuran taraf hakkında iç hukukta yürütülen yargı sürecinin uzunluğunun AİHM yerleşik içtihadı dikkate alındığında aşırı olduğunu kabul etmekte (bkz. Daneshpayeh - Türkiye no. 21086/04) ve AİHSnin 37. maddesi uyarınca başvurunun incelenmesine devam edilmesini gerektirecek herhangi bir kamu yarar bulunmadığı gerekçesiyle AİHMi başvuruyu kayıttan düşürmeye davet etmektedir.
23 Mart 2011 tarihli mektubunda başvuran, Hükümetin deklarasyonunda bahsettiği miktarın zararını karşılamadığı gerekçesiyle yeterli olmadığını belirtmiştir.
AİHM, AİHSnin 37.maddesi uyarınca yargı sürecinin her aşamasında dava koşullarının bu maddenin 1. fıkrasının (a), (b) veya (c) bentlerinde yer alan durumlardan biri ile sonuçlanması durumunda davanın kayıttan düşürülmesine karar verebileceğini hatırlatır. AİHSnin 37/1 (c) maddesi şu şekildedir:
AİHM başka herhangi bir nedenden ötürü başvurunun incelenmesine devam edilmesi hususunda artık haklı bir gerekçe görmezse.
AİHM ayrıca, mevcut davanın koşullarında, başvuran başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini talep etse bile, Savunmacı Hükümetin tek taraflı beyanına dayalı olarak 37/1 (c) maddesi gereğince davanın kayıttan düşürülebileceğini hatırlatmaktadır.
AİHM bu amaçla, söz konusu beyanı özellikle Tahsin Acar kararı ışığında yerleşik içtihadından ileri gelen kıstaslar doğrultusunda irdeleyecektir (bkz. Tahsin Acar - Türkiye (BD), 26307/95; ayrıca WAZA Spolka z o.o. - Polonya, 11602/02; Sulwinska - Polonya, 28953/03; Stark vd. - Finlandiya (kayıttan düşme), 39559/02; Silva Marrafa - Portekiz, 56936/08; Koral - Türkiye, 44655/09 ve Barış İnan - Türkiye, 20315/10).
AİHM, Türkiye aleyhine açılan davalar dahil olmak üzere birtakım davalarda, makul bir süre içerisinde yargılanma hakkının ihlal edildiğinin öne sürüldüğü şikayetlere ilişkin uygulamasını yerleşik hale getirmiştir (bkz. örneğin, Frylender - Fransa (BD), 30979/96; Cocchiarella - İtalya (BD), 64886/01; Majewski - Polonya, 52690/99; Wende ve Kukowka -Polonya, 56026/00 ve Daneshpayeh-Türkiye, 21086/04).
Hükümetin beyanında dile getirdiği kabullerin niteliğini ve tazminat olarak ödenecek meblağı (benzer davalarda hükmedilen miktarlarla tutarlıdır) dikkate alan AİHM, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini gerektirecek bir durumun kalmadığı sonucuna varmaktadır (37/1 (c) madde).
Ayrıca yukarıda bahse konu değerlendirmeler ve bu yöndeki içtihadın açık ve geniş kapsamlı oluşu göz önünde bulundurulduğunda AİHM, bu çözümün Sözleşme ve Protokollerde tanımlanan insan haklarına saygı ilkesine uygun olduğu kanaatindedir ve başvurunun incelenmesine devam etmeyi gerektirecek herhangi bir gerekçe görememektedir (Sözleşmenin 37/1 in fine maddesi).
Yukarıda belirtilen gerekçelerle, davanın bu kısmının kayıttan düşürülmesi uygundur.
2. Diğer şikayetlere ilişkin olarak
AİHSnin 6/1 maddesi uyarınca, Ticaret Mahkemesinin davanın bir kısmını reddettiği kararını gerekçelendirmediğine dair şikayete ilişkin olarak, tarafına sunulan tüm delilleri inceleyen ve iç hukuk yollarının tüketildiğini varsayan AİHM, yerel mahkemenin daha sonra kararını gerekçelendirmesinden dolayı söz konusu şikayeti tamamen dayanaksız bulmaktadır. Dolayısıyla başvurunun bu kısmı AİHS'nin 35/3. ve 35/4. maddeleri uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabuledilemez niteliktedir.
Başvuranın, AİHSye Ek 1 Nolu Protokolün 1. maddesi uyarınca offshore banka ve TMSFnin hukuka aykırı işlemlerinden ötürü birikimlerinden mahrum bırakıldığından şikayetçi olmasına ilişkin olarak AİHM, başvuranın tazminat talebine ilişkin yargılamanın Ticaret Mahkemesi önünde derdest halde olduğunu kaydeder. Sonuç olarak, söz konusu şikayet vaktinden evvel yapılmış olup AİHSnin 35/1. ve 35/4. maddeleri uyarınca iç hukuk yollarını tüketmemesi nedeniyle reddedilmelidir.
Bu gerekçelere dayanarak AİHM, oybirliğiyle;
AİHSnin 6/1. maddesi uyarınca Savunmacı Hükümetin beyanının ve orada belirtilen taahhütlere uyumun gerektirdiği usullerin dikkate alınmasına;
AİHSnin 37/1 (c) maddesi uyarınca başvurunun yargılama süresi ile ilgili şikayet bakımından kayıttan düşürülmesine;
Başvurunun kalan kısmının kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy