(AİHS. m. 6, 13, 35, 44, 1 NOLU PROTOKOL) (1086 S. K. m. 465, 469) (CİĞERHUN ÖNER - TÜRKİYE DAVASI) (MEHMET VE SUNA YİĞİT - TÜRKİYE DAVASI) (SERİN - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 23522/05)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
20 Nisan 2010
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (23522/05) nolu davanın nedeni, T.C. vatandaşı Mahir Bekin (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 16 Haziran 2005 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran, Ankara Barosu avukatlarından M. Bayat tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
Başvuran 1982 doğumludur ve Ankarada ikamet etmektedir.
Başvuran, denizci olarak askerlik görevini yaparken bir kavga sırasında sol el bilek sinirlerine darbe almıştır. Başvuran, bir kısım hareket yeteneğini kaybetmiştir.
Gülhane Askeri Tıp Akademisinin 3 Kasım 2003 tarihli raporuna göre, başvuran askerliğe elverişli durumda bulunmamaktaydı. Dolayısıyla başvuran askerlik hizmetinden muaf tutulmuştur.
Belirtilmeyen bir tarihte, başvuran, ekonomik durumu nedeniyle adli yardım talebinde bulunarak Ankara Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde tazminat davası açmıştır.
Bu süre zarfında, 27 Şubat 2004 tarihinde, Mehmetçik Vakfı, dördüncü derece sakatlık için başvurana, olayların meydana geldiği dönemde yaklaşık 2.000 Euroya tekabül eden 3.441.690.000 TL tutarında maddi yardımda bulunmuştur. Ayrıca Vakıf tarafından başvurana üç aylık 300 TL (yaklaşık 180 Euro) maaş bağlanmıştır. Sözkonusu miktar günümüzde 500 TLye (yaklaşık 230 Euro) yükseltilmiştir.
13 Ekim 2004 tarihli bir kararla, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, yasa ile öngörülen koşulların bir araya gelmediği gerekçesi ile adli yardımda bulunmaya gerek olmadığına karar vermiştir. Ayrıca mahkeme, başvuranın otuz günlük süre içerisinde mahkeme harcını ödemesine karar vermiştir.
25 Kasım 2004 tarihinde, başvuran, başvuranın hiçbir geliri olmadığını ve yoksul durumda yaşadığını gösteren muhtar tarafından 17 Kasım 2004 tarihinde düzenlenmiş yoksuluk belgesine dayanarak yeniden adli yardım talebinde bulunmuştur.
1 Aralık 2004 tarihli bir kararla, dosyayı inceleyen Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 465. maddesinde sıralanan ödeme koşullarını karşılamadığı gerekçesi ile sözkonusu talebi reddetmiştir. Ayrıca mahkeme, otuz günlük süre içerisinde mahkeme harcının yani 1.125.000.000 TLnin (yaklaşık 650 Euro) ödenmemesi durumunda davanın açılmamış sayılacağını belirtmiştir.
Başvuran sözkonusu miktarı ödeyemediğinden, 26 Ocak 2005 tarihli bir kararla Askeri Yüksek İdare Mahkemesi davanın kayıttan düşürülmesine karar vermiştir.
HUKUK
I. AİHSNİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran, Ankara Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin adli yardım talebini reddetmesinin, AİHSnin 6/1 maddesi ile öngörülen mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini iddia etmektedir.
Kabuledilebilirlik ile ilgili olarak, AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca, başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
Esas ile ilgili olarak, Hükümet, dosyada bulunan unsurların incelenmesinin ardından karara bağlanan adli yardım verilmesine ilişkin bir zorunluluğun bulunmadığını belirtmektedir. Hükümete göre, mahkeme harcını ödemek için yeterli geliri olan başvuranın yoksulluğunu kanıtlaması gerekmekteydi.
Başvuran, sözkonusu argümanlara itiraz etmekte ve iddialarını yinelemektedir.
Mahkemeye erişim hakkı çerçevesinde mahkeme harcı ile ilgili olarak genel ilkeler kapsamında AİHM, Bakan kararına atıfta bulunmaktadır.
Mevcut davada, AİHM, mahkeme harcının ödenmemesinin, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin davanın açılmamış sayılacağına neden olacağını belirtmektedir. Dolayısıyla yargılamanın ilk safhasında ilk derece mahkemesi önünde bir kısıtlama meydana gelmiştir.
AİHM, talep edilen mahkeme harcı miktarının yaklaşık 650 Euro olduğunu kaydetmektedir. AİHM, üç ayda bir sadece 180 Euro yani aylık 60 Euro geliri olan başvuran açısından sözkonusu miktarın yüksek olduğu görüşündedir. Mehmetçik Vakfı tarafından 2.000 Euro almış olsa dahi, AİHM, ödenen maaş dışında hiçbir geliri olmayan başvuranın genel ekonomik durumunun, olayların meydana geldiği dönemde iki asgari maaştan fazlasına tekabül eden mahkeme harcını ödeme imkanı sağlamadığına ikna olmuştur.
AİHM, devletin kamu kaynaklarından sadece gerçekten ihtiyacı olan davacılara adli yardım yapmak istemesini meşru bir kaygı olarak kabul etmektedir. Oysa mevcut davada, Hükümetin savunduğunun aksine, muhtar tarafından düzenlenen 17 Kasım 2004 tarihli belge ile başvuranın yoksulluğunu gösterdiği sonucuna ulaşılmaktadır. Buna karşın ilgili ulusal mahkeme, adli yardım verilmesinin reddini hiçbir şekilde gerekçelendirmemiş ve başvuranın sağlık durumunu göz önüne almamıştır. Bununla birlikte AİHM, Türk yasama erki tarafından yürürlüğe konan adli yardım sisteminin yargılamaya ilişkin gerekli tüm güvenceleri sunmadığını gözlemektedir; bu görevin adli makamlara, daha açık olarak adli yardım talebinin yapıldığı mahkemeye tevdi edildiği doğruysa da Türk hukuku, talebin yerindeliği hususunda mahkemelerin takdirine itiraz imkanı sunmamaktadır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 469. maddesinin hükümlerine göre, adli yardım talebine ilişkin karar nihaidir ve başka hiçbir başvurunun konusu yapılamaz. Bu nedenle, adli yardım talebi taraflarca mahkemeye sunulan yazılı belgeler temelinde yapılan tek bir incelemenin konusu olmaktadır.
Sözkonusu taraflar, bir duruşma boyunca gerektiği şekilde dinlenmemiş ve itirazlarını sunma imkanı bulamamışlardır (Ciğerhun Öner-Türkiye, başvuru no: 33612/03, 20 Mayıs 2008).
Mevcut davada, AİHM, adli yardım talebinin reddinin, başvuranı, davasının bir mahkeme tarafından görülmesi imkanından tamamen yoksun bıraktığını tespit etmektedir (bkz, Sabri Aslan ve diğerleri - Türkiye, başvuru no: 37952/04, 15 Aralık 2009).
Dava koşullarının tamamı göz önüne alındığında, AİHM, başvuranın, Ankara Askeri Yüksek İdare Mahkemesi önünde, somut ve etkili bir şekilde erişim hakkından yararlanamadığını tespit etmektedir. Bu durumda Devlet, AİHSnin 6/1. maddesinin gereklerine uygun olarak mahkemeye erişim hakkını düzenleme yükümlülüklerini yerine getirmemiştir ve bu alanda kendisine tanınan takdir payını aşmıştır (sözü edilen Tunç).
Bu itibarla AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHSNİN 13. MADDESİNİN ve 1 NOLU EK PROTOKOLÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran, AİHSnin 6/1 maddesi kapsamındaki şikayetini ileri sürmek için iç hukukta başvuru yolunun bulunmamasından ve başvurusunun esasına ilişkin inceleme yaptırma imkanının bulunmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlalinden şikayetçi olmaktadır. Başvuran, bu hususlarla ilgili olarak AİHSnin 13. maddesine (AİHSnin 6. maddesi ile birlikte) ve 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesine atıfta bulunmaktadır.
Hükümet, sözkonusu iddiaya karşı çıkmaktadır.
AİHM, sözkonusu şikayetlerin yukarıda incelenen şikayetlerle bağlantılı olduğu ve dolayısıyla kabuledilebilir ilan edilmesi gerektiği kanaatindedir.
Bununla birlikte, AİHSnin 6/1 maddesine ilişkin tespit göz önüne alındığında, AİHM, mevcut davada ihlal edilmiş olsalar dahi sözkonusu hükümleri ayrıca incelemeye gerek olmadığı kanaatindedir (bkz, sözü edilen Tunç; Mehmet ve Suna Yiğit - Türkiye, başvuru no: 52658/99, 17 Temmuz 2007; Serin-Türkiye, başvuru no: 18404/04, 18 Kasım 2008).
III. İDDİA EDİLEN DİĞER İHLALLER HAKKINDA
Başvuran, son olarak, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi hakimlerinin bağımsız ve tarafsız olmamalarından şikayetçidir. Bu bağlamda başvuran, AİHSnin 6/1 maddesine atıfta bulunmaktadır.
Yavuz-Türkiye (başvuru no: 29870/96, 25 Mayıs 2000) kararına atıfta bulunan AİHM, sözkonusu şikayetin açıkça dayanaktan yoksun olduğu ve AİHSnin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna ulaşmaktadır.
IV. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
AİHSnin 41. maddesi ile ilgili olarak, başvuran, 70.000 Euro maddi ve 20.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.
Hükümet sözkonusu iddialara itiraz etmektedir.
AİHM, maddi tazminat ile ilgili, AİHSnin 6/1 maddesine aykırı olarak, adli yardım talebinin reddedilmesi nedeniyle bir başvuranın, mahkemeye erişim hakkından yararlanamadığı sonucuna ulaştığında, tespit edilen ihlalin telafi edilmesi için prensip olarak en uygun yolun, ilgilinin isteği üzerine, davanın yenilenmesi ya da dosyanın yeniden açılması olacağı kanaatindedir (sözü edilen Tunç; Mehmet ve Suna Yiğit; Ciğerhun Öner-Türkiye; Sabri Aslan ve diğerleri-Türkiye, başvuru no: 37952/04, 15 Aralık 2009).
Manevi tazminat ile ilgili olarak, AİHM, hakkaniyete uygun olarak, başvurana 3.000 Euro ödenmesine hükmetmektedir.
Başvuran, AİHM önünde yapmış olduğu yargılama masraf ve giderleri için 4.945 Euro talep etmektedir. Başvuran, belge olarak, avukatı tarafından hazırlanan çalışma makbuzunu, Ankara Barosu avukatlık ücret tarifesini ve çeviri masraflarına bir belgeyi sunmaktadır.
Sahip olduğu unsurları ve içtihadında sözü edilen kriterleri göz önüne alan AİHM, başvurana 2.000 Euro yargılama masraf ve gideri ödenmesine hükmetmektedir.
AİHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana üç puanlık bir artış eklenerek belirlenmesine hükmetmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun mahkemeye erişim hakkı, mülkiyete saygı ve etkili başvuru yolu kapsamında yapılan şikayetlere ilişkin kısmının kabuledilebilir, geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
2. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. AİHSnin 13. maddesi ve 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesi kapsamında yapılan şikayetleri ayrıca incelemeye gerek olmadığına;
4. a) AİHSnin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından başvurana aşağıdaki miktarların ödenmesine;
i) her türlü vergiden muaf tutularak 3.000 Euro (üç bin Euro) manevi tazminat;
ii) her türlü vergiden muaf tutularak 2.000 Euro (iki bin Euro) yargılama masraf ve gideri;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
5. Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 20 Nisan 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy