(AİHS m. 6, 35, 41, 44, 1 NOLU PROTOKOL) (1086 S. K. m. 193)
(Başvuru no. 24869/05)
KARAR
STRAZBURG
20 Temmuz 2010
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USULİ İŞLEMLER
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan davanın (no. 24869/05) nedeni T.C. vatandaşı Mehmet Buhurun (başvuran), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 9 Haziran 2005 tarihinde Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleşmesinin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran, Diyarbakır Barosu avukatlarından S. Güzel tarafından temsil edilmiştir.
OLAYLAR
DAVA KOŞULLARI
Başvuran 1954 doğumludur ve Diyarbakırda yaşamaktadır.
4 Eylül 1997de sel nedeniyle uğradığı zarar için Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesinde Devlet Su İşleri aleyhinde dava açmıştır.
12 Şubat 1998de Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesi, yetkisizlik kararı vermiştir.,
25 Mayıs 1998de başvuran Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesinde Devlet Su İşleri aleyhinde tazminat davası açmıştır.
12 Mayıs 2000de mahkeme davayı reddetmiştir.
5 Aralık 2001de Danıştay, 12 Mayıs 2000 tarihli kararı onamıştır.
14 Mart 2005te Danıştay başvuranın karar düzeltme isteğini reddetmiştir.
HUKUK
I. AİHSNİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
A. Kabuledilebilirlik
AİHM, başvuranın tazminat taleplerini öncelikle yetkisiz mahkemeler önünde sunduğunu, daha sonra iç hukuka uygun olarak yetkili idari mahkemelerde dava açtığını gözlemlemektedir. HUMKun 193. maddesine göre, Türk hukukunda yetkisiz mahkemeler davayı ex officio (resen) yetkili idari mahkemelere havale etmemektedir. Davacı mahkeme kararına itiraz edebilmekte ve bunun sonucunda yetkili mahkemeler önünde yeni davalar açabilmeyi tercih edebilmektedir. Yeni dava açma inisiyatifinin başvurana ait olduğunu göz önüne alan AİHM, iki davanın ayrı ayrı incelenmesi gerektiği kanaatindedir. Bu bağlamda, Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesi önünde yapılan yargılamanın 12 Şubat 1998de sona erdiğini gözlemlemektedir. Mevcut başvuru 9 Haziran 2005te yapılmıştır. AİHM bu nedenle başvuranın şikayetinin sözkonusu kısmının altı aylık sürenin dışında sunulduğu ve AİHSnin 35. maddesinin 1. ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna varmaktadır.
AİHM, Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesi önünde yapılan yargılamanın uzunluğuna ilişkin şikayetin AİHSnin 35/3 maddesi bağlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığı sonucuna varmaktadır. Ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemez olmadığını kaydetmektedir. Bu nedenle, kabuledilebilir olduğu sonucuna varılmaktadır.
B. Esas
Başvuran, yargılama süresinin AİHSnin 6/1 maddesindeki makul süre gereğine uygun olmadığından şikayetçi olmuştur. Hükümet bu iddiaya itiraz etmiştir.
Göz önüne alınması gereken süre, başvuranın Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesi önünde şikayetini sunmuş olduğu 25 Mayıs 1998de başlamış ve Danıştayın başvuranın düzeltme isteğini reddettiği 14 Mart 2005de sona ermiştir. Sonuç olarak, iki aşamalı yargılamada altı yıl dokuz ay sürmüştür.
AİHM sıklıkla Danıştay önünde yapılan yargılamaların kıyaslanabilir derecede uzun sürelerinin ortaya konduğu davalarda AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmektedir. Yargılamanın genel süresini göz önüne alan AİHM, mevcut davada farklı bir sonuca varmak için gerekçe görmemektedir.
Yukarıda kaydedilenleri göz önüne alan AİHM, mevcut davada yargılama süresinin aşırı olduğu ve makul süre gereğini karşılamadığı sonucuna varmaktadır.
Dolayısıyla AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHSYE EK 1 NOLU PROTOKOLÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran 1 Nolu Protokolün 1. maddesine dayanarak, mahkemenin tazminat talebini reddettiği sırada dava koşullarını doğru şekilde değerlendirmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikayetçi olmuştur.
AİHM, söz konusu şikayetin ulusal mahkemelerin içtihatlarının yorumlanmasına ilişkin olduğunu ve bu nedenle, AİHSnin 6/1 maddesi bağlamında incelenmesi gerektiğini kaydetmektedir.
Dava dosyasındaki bilgileri göz önüne alan AİHM, ulusal mahkemelerin vardıkları sonucun açıkça makul olmadığını ya da söz konusu mahkemenin, önünde görülen davayı değerlendirmesinin uygunluğunu sorgulayacak kadar keyfi olduğunu gösteren hiçbir gerekçe bulunmadığı kanaatindedir.
Sonuç olarak, başvurunun sözkonusu kısmı AİHSnin 35. maddesinin 3. ve 4. maddeleri bağlamında açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle reddedilmelidir.
III. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
Sözleşmenin 41. maddesine göre:
Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollarının ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.
A. Zarar
Başvuran maddi tazminat olarak 250,000 Euro ve manevi tazminat olarak 100,000 Euro talep etmiştir. Hükümet bu taleplere itiraz etmiştir.
Tespit edilen ihlal ve ileri sürülen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığını kaydeden AİHM, bu talebi reddetmektedir. Ancak, hakkaniyet temelinde başvurana 3,000 Euro manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Başvuran ayrıca avukatlık ücretleri ile AİHM önünde yaptığı masraf ve giderler için 4,100 Euro talep etmiştir. Taleplerini desteklemek için yasal temsilcisi tarafından hazırlanmış bir zaman çizelgesi sunmuştur. Hükümet bu taleplere itiraz etmiştir.
AİHM içtihadına göre başvuran gerçekten gerekli oldukları için yapıldıklarını ve meblağın makul olduğunu ispatladığı müddetçe yaptığı masraf ve harcamaların tazmin edilmesine hak kazanmaktadır. Mevcut davalarda sunulan belgeleri ve yukarıda kaydedilen kriterleri göz önüne alan AİHM, başvurana yargılama masraf ve giderleri için 500 Euro tazminat ödenmesine karar vermiştir.
C. Gecikme Faizi
Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana yüzde üç puanlık bir ekleme yapılarak belirlenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK, AİHM OYBİRLİĞİ İLE
1. Yargılamanın aşırı uzun sürdüğüne ilişkin şikayetin kabuledilebilir ve başvurunun kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
2. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. (a) Savunmacı devletin, 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere başvurana aşağıda kaydedilen meblağları ödemesine;
(i) Manevi tazminat olarak 3,000 Euro (üç bin Euro) ve ödenebilecek her tür vergi;
(ii) Yargılama masraf ve giderleri için 500 Euro (beş yüz Euro) ve ödenebilecek her tür vergi;
(b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine,
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İç Tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragrafları uyarınca 20 Temmuz 2010 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy