(AİHS m. 6, 34, 35, 41, 44) (KARAKAYA - TÜRKİYE DAVASI) (TOSUN - TÜRKİYE DAVASI) (KÖMÜRCÜ - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 29459/05)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
2 Mart 2010
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (29459/05) nolu davanın nedeni, T.C. vatandaşı Veli Yalçının (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 02 Ağustos 2005 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran, Ankara Barosu avukatlarından Ö.Öneren tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
DAVANIN KOŞULLARI
Başvuran 1964 doğumludur ve Kocaelinde ikamet etmektedir.
6 Ağustos 1998 tarihinde, 466 sayılı Yasayı temel alan başvuran, Kocaeli Ağır Ceza Mahkemesinde yasaya aykırı olarak tutuklanması nedeniyle tazminat davası açmıştır.
8 Ocak 2001 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi başvuranın talebini reddetmiştir. Aynı yıl, Yargıtay, sözkonusu kararı bozmuştur.
23 Ekim 2002 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi başvuranın talebini haklı bulmuştur.
23 Eylül 2003 tarihinde, Yargıtay sözkonusu kararı bozmuştur.
19 Kasım 2003 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi başvurana ödenmesine hükmedilen meblağı düşürmüştür.
Belirtilmeyen bir tarihte, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, davanın esasına ilişkin görüşünü sunmuştur.
Sözkonusu görüş başvurana tebliğ edilmemiştir.
26 Nisan 2005 tarihli bir kararla, Yargıtay, Ağır Ceza Mahkemesinin kararını onamıştır.
HUKUK
I. AİHSNİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran, AİHSnin 6/1 maddesi uyarınca tazminat davasının geç sonuçlanmasından şikayetçidir. Ayrıca başvuran, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının görüşünün tebliğ edilmemesinden şikayetçidir.
AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca, başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
A. Tazminat davasının süresi ile ilgili olarak
Hükümet, davasının makul bir sürede görülmediğini ileri süren başvuranın iddiasına karşı çıkmaktadır.
AİHM, dikkate alınacak dönemin 6 Ağustos 1998 tarihinde başvuranın Ağır Ceza Mahkemesine başvuruda bulunmasıyla başladığını ve Yargıtayın karar aldığı tarih olan 26 Nisan 2005 tarihinde sona erdiğini gözlemlemektedir. İki dereceli yargıda üç kere görülen dava altı yıl sekiz ay sürmüştür.
AİHM, yargılama sürecinin makul yapısının dava koşullarını takiben ve mahkeme yerleşik içtihatları, özellikle davanın karmaşıklığı, başvuranın ve yetkili mercilerin tutumları ve ilgililer bakımından davanın önemi dikkate alınarak değerlendirildiğini hatırlatmaktadır (Frydlender-Fransa, başvuru no: 30979/96). AİHM, müteaddit defalar mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan davaları incelemiş ve AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir (sözü edilen Frydlender; Göç-Türkiye, başvuru no: 36590/97).
İçtihadına sunulan unsurların tamamını incelemesinin ardından, AİHM, Hükümetin mevcut davada farklı bir sonuca ulaşmak için ikna edici hiçbir tespit ve argüman sunmadığına kanaat getirmektedir. Konuya ilişkin içtihadını dikkate alan AİHM, mevcut davada, yargılama süresinin uzun olduğuna ve makul süre gerekliliğini karşılamadığına kanaat getirmektedir.
Bu itibarla AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
B. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının görüşünün tebliğ edilmemesi ile ilgili olarak
Hükümet başvuranın iddialarına karşı çıkmaktadır. Bu bağlamda, Hükümet, 4778 sayılı Yasanın 2. maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının görüşünün mahkemede taraflara tebliğ edildiğini ve 4829 sayılı Yasanın 20. maddesi uyarınca tarafların sözkonusu görüşe cevap verme haklarının bulunduğunu savunmaktadır.
AİHM, Hükümetin verdiği, mevzuatın AİHSnin gereklerine cevap verecek şekilde değiştirildiği bilgisini not etmektedir. Öte yandan, AİHM kendi görevinin mevcut dava olaylarını değerlendirmekle sınırlı olduğunu belirtmektedir; bu nedenle de AİHMden ilgili dönemden bu yana bir takım gelişmeler meydana geldiği gerekçesiyle bir davanın artık başvuran açısından geçerli bir hukuki yararının kalmadığı sonucuna varmasının beklenmemesi gerekmektedir (Karakaya-Türkiye
, başvuru no: 11424/03, 24 Ocak 2008).
AİHM, benzer şikayetleri incelediğini ve görüşlerin niteliğini ve yargılanabilirin yazılı olarak bunlara cevap verme imkanının bulunmadığını dikkate alarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının görüşlerinin tebliğ edilmemiş olması nedeniyle AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaştığını hatırlatmaktadır (sözü edilen Göç, Tosun-Türkiye, başvuru no: 4124/02, 28 Şubat 2006). AİHM, Hükümetin mevcut davada farklı bir sonuca ulaşmak için ikna edici hiçbir tespit ve argüman sunmadığına kanaat getirmektedir.
Bu itibarla AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
Başvuran, 1.900 Avro maddi tazminat ve 30.000 Avro manevi tazminat talep etmektedir.
Hükümet, sözkonusu iddialara karşı çıkmaktadır.
AİHM, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi tazminat arasında bir illiyet bağı görememekte ve sözkonusu talebi reddetmektedir. Buna karşın AİHM, yargılama süresi nedeniyle başvuranın maruz kaldığı manevi zarar için başvurana 3.600 Avro ödenmesine hükmetmektedir. Yargıtay Cumhuriyet Savcısının görüşünün tebliğ edilmemesi ile ilgili olarak AİHM, ihlal tespitinin kendisinin, başvuranın ileri sürdüğü zarar için yeterli adil tatmin oluşturduğu kanaatindedir (sözü edilen Göç; Kömürcü-Türkiye, başvuru no: 77432/01, 22 Haziran 2002).
Başvuran, avukatlık ücreti olarak 3.570 Avro talep etmektedir. Bu bağlamda, başvuran, Ankara Barosu ücret tarifesini belge olarak sunmaktadır. Başvuran, AİHM önünde yapmış olduğu kırtasiye masrafları için 50 Avro talep etmekte ancak hiçbir belge sunmamaktadır.
Hükümet, sözkonusu iddialara karşı çıkmaktadır.
İlgili belgeler göz önüne alındığında, AİHM, başvuranın iddialarını reddetmektedir.
AİHM, sözkonusu miktarlara, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uygulanan orana üç puanlık bir artış eklenerek belirlenen gecikme faizi uygulanmasına hükmetmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. Yargılama süresinin uzunluğu nedeniyle AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının görüşünün tebliğ edilmemesi nedeniyle AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
4. a) AİHSnin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından başvurana 3.600 Avro (üç bin altı yüz Avro) manevi tazminat ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
5. Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 02 Mart 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy