(AİHS. m. 6, 14, 34, 35, 41, 44)
(Başvuru no: 29965/05)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
8 Şubat 2011
İşbu karar AİHS'nin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (29965/05) no'lu davanın nedeni, T.C. vatandaşı Kamber Kan'ın (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne 9 Ağustos 2005 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme'nin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
OLAYLAR
DAVA KOŞULLARI
Başvuran 1965 doğumludur ve Balıkesir'de ikamet etmektedir.
6, 7 ve 8 Aralık 1996 tarihinde, başvuran, Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen personel alım sınavına müracaat etmiştir.
Başvuran, yazılı sınavda başarısız olmuş ve kendisine tebliğ edilen sonuçlara itiraz etmiştir. 8 Ocak 1997 tarihli bir kararla, yetkili atama komisyonu, başvuranın talebini haklı bulmuş ve kendisini sözlü sınava kabul etmiştir.
Başvuran 18 Ocak 1997 tarihinde düzenlenen sözlü sınava katılmış ve Sosyal Güvenlik Kurumu'nda memur olarak işe başlamıştır.
23 Mart 1998 tarihinde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Kurumu Teftiş Kurulu'na bağlı müfettişler, aralarında başvuranın da bulunduğu bazı adayların yazılı sınavda başarısız oldukları halde sözlü sınava kabul edildiklerini tespit ettikleri bir rapor hazırlamışlardır. Müfettişler, sözlü sınavın yetkililer bulunmadan yapıldığını ve yetkililerin katılımlarını gösteren tutanakların sahte imzalar taşıdığını belirtmektedir.
Sözkonusu rapora dayanarak ve 8 Temmuz 1998 tarihli bir iddianame ile idare başvuranın işine son vermiştir.
30 Temmuz 1998 tarihinde, başvuran, Bursa İdare Mahkemesi'nde iptal davası açmıştır. İdare Mahkemesi, 21 Mayıs 1999 tarihli kararla başvuranı haklı bulmuştur.
15 Mart 2001 tarihinde, idare tarafından yapılan temyiz başvurusunun ardından ve 23 Mart 1998 tarihinde düzenlenen raporun sonuçlarına dayanarak Danıştay, ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur.
24 Aralık 2001 tarihinde, ilk derece mahkemesi Danıştay'ın kararını yerine getirmiş ve 4 Kasım 2004 tarihli bir kararla, Danıştay, başvuranın talebini reddeden kararı onamıştır.
HUKUK
I. AİHS'NİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran, yargılama süresinin, AİHS'nin 6/1 maddesinin öngördüğü şekli ile makul süre ilkesini karşılamadığını iddia etmektedir.
A. Kabuledilebilirliğe ilişkin
Hükümet iç hukuk yollarının tüketilmediğini savunmakta ve AİHM'den şikayetin kabuledilemez ilan edilmesini talep etmektedir. Hükümet, görüşlerinde, başvuranın, AİHM önünde ifade ettiği şikayetini ulusal mahkemeler önünde dile getirmediğini savunmaktadır.
Başvuran, Hükümet'in itirazına karşı çıkmaktadır.
AİHM, iç hukukta başvuranlara cezai yargılama süresinin çok uzun olmasından şikayetçi olma imkanı sağlayan etkili bir iç hukuk yolu sunulmadığı kapsamında Hükümet'in yapmış olduğu benzer itirazları daha önce reddettiğini hatırlatmaktadır (Tendik ve diğerleri-Türkiye, başvuru no: 23188/02, 22 Aralık 2005 ve mutatis, mutandis, Yağcı ve Sargın-Türkiye). Mevcut davada Hükümet tarafından sunulan görüşler sözkonusu iddiadan sapma imkanı sağlamamaktadır. Dolayısıyla Hükümet'in itirazı kabuledilemez niteliktedir.
AİHS'nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde sözkonusu şikayetin dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca, başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
Dikkate alınacak dönem, Bursa İdare Mahkemesi'ne başvuru tarihi olan 30 Temmuz 1998 tarihinde başlamış ve Danıştay karar tarihi olan 4 Kasım 2004 yılında sona ermiştir. Dolayısıyla dikkate alınacak iki dereceli yargıda yaklaşık altı yıl dört ay sürmüştür.
AİHM, dava süresinin makul olup olmadığının, davanın koşullarına göre ve başta davanın karmaşıklığı olmak üzere AİHM içtihadı tarafından benimsenen kriterler ile başvuran ve yetkili mercilerin tutumları ile ilgililer açısından davanın öneminin dikkate alınarak değerlendirildiğini hatırlatmaktadır (Daneshpayeh-Türkiye, başvuru no: 21086/04, 16 Temmuz 2009).
AİHM, müteaddit defalar, mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan davaları incelemiş ve AİHS'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir (bkz, sözü edilen Daneshpayeh).
Takdirine sunulan unsurların tamamını incelemesinin ardından AİHM, Hükümet'in mevcut davada farklı bir sonuca ulaşmak için ikna edici hiçbir tespit ve argüman sunmadığına kanaat getirmektedir. Konuya ilişkin içtihadını göz önüne alan AİHM, mevcut davada, ihtilaflı yargılama süresinin çok uzun olduğu ve "makul süre" gerekliliğini karşılamadığı kanaatindedir.
Bu itibarla AİHS'nin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. İDDİA EDİLEN DİĞER İHLALLER HAKKINDA
AİHS'nin 6. maddesine atıfta bulunarak, başvuran, ulusal mahkemelerin bağımsız olmayışından ve yargılamanın hakkaniyeti ilkesinin ihlalinden şikayetçidir. AİHS'nin 14. maddesine atıfta bulunarak, başvuran, işine son verilmesi nedeniyle ayrımcı muameleye maruz kaldığına kanaat getirmektedir.
AİHM, idare mahkemelerinde yer alan hakimlerin Anayasal güvencelerden faydalandıklarını ancak başvuranın ileri sürdüğü bağlılık ve tarafsızlıklarına şüphe düşürecek yeterli delil bulunmadığını belirtmektedir (Saltuk-Türkiye, başvuru no: 31135/96, 24 Ağustos 1999). Ayrıca başvuran, yargılamanın hakkaniyeti ve bu hususta ayrımcı muamele gördüğü iddialarını hiçbir şekilde desteklememiştir.
Sözkonusu şikayetlerin dayanaktan yoksun olduğu ve AİHS'nin 35/3 ve 35/4 maddeleri uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
III. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
Başvuran, 70.000 Euro maddi tazminat ve 50.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.
Hükümet sözkonusu iddialara itiraz etmektedir.
AİHM, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi tazminat arasında bir illiyet bağı görmemekte ve sözkonusu talebi reddetmektedir. Buna karşın AİHM, başvurana, 3.000 Euro manevi tazminat ödenmesine hükmetmektedir.
Başvuran, hiçbir belge sunmadan AİHM önündeki yargılama masraf ve giderleri için 8.000 TL (yani yaklaşık 4.000 Euro) talep etmektedir.
Hükümet sözkonusu iddialara itiraz etmektedir.
Yargılama masraf ve giderleri ile ilgili olarak, AİHM içtihadına göre, bir başvuran yargılama masraf ve giderlerinin geri ödemesini ancak gerçekliği, gerekliliği ve oranlarının makul yapısı ortaya konduğu sürece elde edebilir. Mevcut davada, başvuran tarafından belge sunulmamasından dolayı, AİHM, yargılama masraf ve giderlerine ilişkin talebi reddetmektedir.
AİHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklenerek belirlenmesini uygun görmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun yargılama süresinin uzunluğu kapsamında yapılan şikayete ilişkin kısmının kabuledilebilir, geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
2. AİHS'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHS'nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası'na çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından başvurana her türlü vergiden muaf tutularak 3.000 Euro (üç bin Euro) manevi tazminat ödenmesine;
b) Yukarıda belirtilen sürenin sona erdiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için, sözkonusu meblağlara, Avrupa Merkez Bankası'nın anılan dönem için geçerli olan marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklenmek suretiyle belirlenecek basit faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM'nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 8 Şubat 2011 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy