(AİHS. m. 6, 29, 35, 41, 44)
(Başvuru no: 3042/05)
KARAR
STRAZBURG
3 Eylül 2013
Konak / Türkiye davasında,
Başkan
Guido Raimondi,
Yargıçlar
Danute Jociene,
Peer Lorenzen,
Dragoljub Popovic,
Işıl Karakaş,
Neboja Vucinic,
Paulo Pinto de Albuquerque, ve Daire Yazı İşleri Müdürü Stanley Naismith in katılımıyla oluşan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Daire);
9 Temmuz 2013 tarihinde gerçekleştirilen kapalı oturumda yapılan müzakerelerin ardından,
Söz konusu tarihte kabul edilen aşağıdaki kararı almıştır:
USUL
1. Dava, 19 Kasım 2004 tarihinde bir Türk vatandaşı olan Sn. Nihat Konak (başvuran) tarafından, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Sözleşme) 41. maddesi gereğince Mahkemeye Türkiye aleyhinde yapılan bir başvurudan (no. 3042/05) ibarettir.
2. Başvuran, İstanbulda avukatlık görevi yapan Sn. M. A. Kırdök tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti (Hükümet), görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. 20 Ocak 2011 tarihinde başvuru Hükümete tebliğ edilmiştir. Ayrıca, başvurunun kabul edilebilirliği ve esası hakkında aynı anda hüküm verilmesine karar verilmiştir (Madde 29 § 1).
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
4. Başvuran, 1964 doğumlu olup, halihazırda Tekirdağ Cezaevinde hapis cezası infaz edilmektedir.
5. 26 Mart 1998 tarihinde, yapılan ev araması ve bir kısım eşyaya el konulmasının ardından, başvuran, yasadışı örgüt TKP/ML-TIKKO (Türkiye Komünist Partisi/Türkiye İşçi ve Köylü Kurtuluş Ordusu) mensubu olduğu şüphesiyle gözaltına alınmıştır.
6. Başvuranın ifadelerine göre, kendisi belirtilmeyen bir tarihte polis memurları tarafından sorgulanmış, ancak sessiz kalma hakkını kullanmıştır. Sorgulama esnasında, kendisine avukat sağlanmamıştır.
7. Aynı zamanlarda, 29 Mart 1998 tarihinde, müşterek bir sanık olan L.L., avukat yokluğunda, başvuran ile yüzleştirilmiş ve başvuranı örgütün Marmara Bölgesi sekreteri ve İstanbul kolu sorumlusu olarak teşhis etmiştir.
8. 1 Nisan 1998 tarihinde, başvuran ve diğer yirmi iki sanık, bir doktor tarafından muayene edilmiş; doktor, diğer sanık L.L. dahil aralarından üç kişi hariç olmak üzere hiçbirinin üzerinde fiziksel şiddet olduğunu gösterir bir emare olmadığını tespit etmiştir. Sağlık raporuna göre, L.L.nin sırtında ve yüzünde üç santimetrelik bir morartı bulunmaktaydı.
9. Aynı gün, başvuran, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesinde Cumhuriyet savcısı ve nöbetçi hakim önüne çıkarılmış, burada avukat yokluğunda iddiaları reddetmiştir. Başvuran ifadelerinde ayrıca, bu yöndeki talebine rağmen gözaltı sırasında kendisine avukat sağlanmamış olduğundan bahsetmiştir. Cumhuriyet savcısına verdiği ifadelerinde, yüzleştirme ve teşhis kayıtlarını da reddetmiştir. Sorgulama sona erdikten sonra, nöbetçi hakim, başvuranı tutuklamıştır.
10. 21 Nisan 1998 tarihinde, İstanbul Cumhuriyet savcısı, başvuranı, eski Türk Ceza Kanununun 168. bölümü uyarınca, silahlı bir örgütün lideri olmakla suçlayan bir iddianame hazırlamıştır.
11. 6 Temmuz 1998 tarihinde, başvuran tutuksuz olarak yargılanmak üzere serbest bırakılmıştır.
12. 26 Ekim 2001 tarihinde, ilk derece mahkemesi, başvuranı, kendisine isnat edilen suçlardan mahkûm etmiştir.
13. 19 Kasım 2001 tarihinde, başvuran, hapis cezasının infazının yerine getirmesi için tutuklanmıştır.
14. 14 Şubat 2002 tarihinde, Yargıtay, ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet kararını, dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle bozmuştur.
15. 26 Aralık 2003 tarihinde, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, başvuranın suçunu bir kez daha sabit bulmuş ve kendisine on sekiz yıl dokuz ay hapis cezası vermiştir. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, yüzleştirme ve teşhis kayıtlarına göre, onunla müşterek sanıklardan bazılarının, yani M.Ş., L.L., T.Ö. ve M.Ş.nin başvuranı örgütün bölge lideri olarak teşhis etmiş olduğunu kaydetmiştir. Ayrıca, örgütün yasadışı pankart asmak, Molotof kokteyli atmak ve yasadışı gösterilere katılmak gibi bir dizi faaliyetine katılmış olduğunun tespit edildiğine karar vermiştir. Söz konusu mahkeme, başvuranın, örgütün İstanbuldaki bölge lideri olarak hareket ettiği sonucuna varmıştır.
16. 25 Mayıs 2004 tarihinde, Yargıtay, mahkûmiyet kararını onamıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. SÖZLEŞMENİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
17. Başvuran, gözaltı sırasında avukata erişiminin reddedilmesi nedeniyle savunma haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Bu bağlamda, Sözleşmenin 6 § 3 (c) maddesine dayanmıştır. Ayrıca, hakkındaki mahkûmiyet kararının, müşterek sanıklardan bazılarının, iddiasına göre polise baskı altında verdiği ifadelere dayandırılmış olduğunu ileri sürmüştür. Başvuran, Sözleşmenin 6 § 2 maddesini ileri sürerek, ulusal makamların, kendisinin suçlu olduğunu tespit edememiş ve kendisini yeterli delil olmadan mahkûm etmiş olmaları nedeniyle, taraflı olduğundan şikayetçi olmuştur.
18. Hükümet, bu iddialara itiraz etmiştir.
19. Mahkeme, başvurunun, Sözleşmenin 35 § 3 (a) maddesi anlamında, açıkça temelden yoksun olmadığını kaydetmektedir. Ayrıca, başka gerekçelerle de kabul edilemez olmadığına dikkat çekmektedir. Bu nedenle, söz konusu başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.
20. Başvuranın gözaltı sırasında kendisine hukuki yardım verilmesinin reddedildiği yönündeki iddiasıyla ilgili olarak, Mahkeme, söz konusu zamanda, başvuranın hukuki yardım alma hakkına getirilen kısıtlamanın sistemsel olduğuna ve Devlet Güvenlik Mahkemelerinin yargılama alanına giren bir suç ile bağlantılı olarak gözaltında tutulan herkese uygulandığına dikkat çekmektedir (Bk. Salduz / Türkiye (BD), no. 36391/02, §§ 56-63, AIHM 2008 ve Dayanan / Türkiye, no. 7377/03, §§ 30-34,13 Ekim 2009). Mahkeme, mevcut davayı incelemiştir ve yukarıda bahsi geçen Salduz kararındaki tespitlerinden sapmasını gerektirecek hiçbir özel koşul olmadığı kanaatindedir.
21. Bu nedenle, mevcut davada, 6 § 1 maddesi ile bağlantılı olarak, Sözleşmenin 6 § 3 (c) maddesi ihlal edilmiştir.
22. Mahkeme, yukarıdaki bulgusunu göz önünde bulundurarak ve aşağıdaki 26. paragrafa atıfta bulunarak, başvuranın yargılanmasının adilliği konusundaki şikayetlerinin geri kalanı hakkında görüş bildirmeksizin, bu şikayetleri incelemenin gereksiz olduğu kanaatindedir (Bk. Geçgel ve Çelik / Türkiye, no. 8747/02 ve 34509/03, § 16, 13 Ekim 2009 ve Tezcan Uzunhasanoğlu / Türkiye, no. 35070/97, § 23, 20 Nisan 2004).
II. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
23. Başvuran, manevi tazminat olarak 40.000 avro (EUR) talep etmiştir. Ayrıca, avukatlık ücretleri için 4.720 Türk lirası (TRY) (yaklaşık 2.000 avro) ve masraflar ve giderler için 490 Türk lirası (TRY) (200 avro) talep etmiştir. Avukatlık ücretleri talebi konusunda, başvuranın avukatı bir fatura ibraz etmiştir.
24. Hükümet, bu taleplere itiraz etmiştir.
25. Mahkeme, tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi zarar arasında hiçbir illiyet bağı görmemektedir; bu nedenle, bu talebi reddeder. Bununla birlikte, Mahkeme, başvuranın belli ölçüde manevi zarar görmüş olması gerektiği kanaatindedir ve bu sebeple, mevcut davanın koşullarını göz önünde bulundurarak ve hakkaniyet temelinde karar vererek, başvurana manevi tazminat olarak 1.500 avro (EUR) verilmesine hükmeder.
26. Mahkeme ayrıca, en uygun tazminat biçiminin, şayet isterse, başvuranın, Sözleşmenin 6. maddesinin gereklilikleri doğrultusunda yeniden yargılanması olacağı kanaatindedir (Bk. Salduz, yukarıda anılan, § 72).
27. Masraflar ve giderler konusunda, Mahkeme, bir başvuranın, ancak söz konusu masraf ve giderlerin gerçekten ve gerekli olarak yapıldığı ve miktar bakımından makul olduğu ortaya konulmuş ise, masraf ve giderler geri ödemesi alma hakkına sahip olduğunu yinelemektedir. Benzer davalarda hükmolunan tazminatları göz önünde bulundurarak (Bk. Şaman / Türkiye, no. 35292/05, § 45, 5 Nisan 2011; Bolukoç ve Diğerleri / Türkiye, no. 35392/04, § 47, 10 Kasım 2009; Gürova / Türkiye, no. 22088/03, § 21, 6 Ekim 2009 ve Salduz, yukarıda anılan, § 79), Mahkeme, bu başlık altında 1.000 avro (EUR) verilmesine hükmedilmesinin makul olduğunu düşünmektedir.
28. Mahkeme, gecikme faizi oranının, üzerine üç puan eklenmesi suretiyle, Avrupa Merkez Bankasının marjinal borç verme faiz oranına dayandırılmasının uygun olacağı kanaatindedir.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE
1. Başvurunun kabul edilebilir olduğunu beyan etmiş;
2. Gözaltında olduğu sırada başvurana hukuki yardım sağlanmamış olması gerekçesiyle, 6 § 1 maddesi ile bağlantılı olarak, Sözleşmenin 6 § 3 (c) maddesinin ihlal edilmiş olduğuna hükmetmiş;
3. Ortaya konulan şikayetlerin geri kalan kısmının, Sözleşmenin 6. maddesi gereğince incelenmesine gerek olmadığına karar vermiş;
4. (a) Davalı Devletin başvurana, Sözleşmenin 44 § 2 maddesi uyarınca, kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içerisinde, kararın verildiği tarihte geçerli döviz kuru üzerinden davalı Devletin para birimine çevrilmek ve ödenmesi gereken tüm vergiler hariç olmak üzere aşağıdaki tutarları ödemesine:
(i) manevi tazminat olarak, ödenmesi gereken tüm vergiler hariç olmak üzere, 1.500 avro (bin beş yüz avro);
(ii) masraf ve giderler olarak, başvuranın ödemesi gereken tüm vergiler hariç olmak üzere, 1.000 avro (bin avro)
(b) yukarıda bahsi geçen üç aylık sürenin sona ermesinden ödeme tarihine kadar olan sürede, yukarıda belirtilen miktarlar üzerinden, gecikme döneminde geçerli Avrupa Merkez Bankasının marjinal borç verme faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranda basit faizin ödenmesine;
Karar vermiştir;
5. Başvuranın adil tazmin talebinin geri kalan kısmını reddetmiştir.
İşbu karar, İngilizce olarak tanzim edilmiş ve Mahkeme İçtüzüğünün 77 § 2 ve 3 Kuralı uyarınca, 3 Eylül 2013 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy