(AİHS. m. 6, 35, 41, 44) (TENDİK VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (ATAMAN - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 32254/05)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
6 Nisan 2010
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (32254/05) nolu davanın nedeni, T.C. vatandaşı Orhan Adıyamanın (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 16 Ağustos 2005 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran, Ankara Barosu avukatlarından, H. Kara tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
DAVANIN KOŞULLARI
Başvuran 1958 doğumludur ve İstanbulda ikamet etmektedir.
Olayların meydana geldiği dönemde, başvuran, yüzbaşıydı ve bir jandarma hudut taburundan sorumluydu.
27 Temmuz 1990 tarihli bir iddianame ile Gaziantep Askeri Savcılığı başvuran hakkında rüşvet ve görevi kötüye kullanmaktan ceza davası açmıştır.
30 Aralık 2003 tarihinde, başvuranın da hazır bulunduğu çok sayıda duruşma gerçekleştirmesinin ardından, Gaziantep Askeri Mahkemesi, başvuranı atılı olaylardan suçlu bulmuş ve başvuranı, dört yıl, dört ay on beş gün hapis cezasına mahkum etmiştir.
Yargılama süresi boyunca, Askeri Mahkeme tarafından, kapalı oturum yapmaya ilişkin hiçbir karar alınmamıştır. Mahkemenin askeri bölgede bulunmasından dolayı, askeri bölgeye ve duruşma salonuna girişler güvenlik kontrolünden geçirilmekteydi.
8 Şubat 2005 tarihinde, Askeri Yargıtay, başvuranın da hazır bulunduğu açık bir duruşma gerçekleştirmiştir.
Başvurana 8 Nisan 2005 tarihinde tebliğ edilen, 15 Şubat 2005 tarihli bir kararla, Askeri Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.
HUKUK
I. AİHSNİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran, yargılama süresinin AİHSnin 6/1 maddesi ile öngörüldüğü şekli ile makul süre ilkesini ihlal ettiğini iddia etmektedir.
Kabuledilebilirliğe ilişkin olarak, Hükümet, sözkonusu şikayeti ulusal mahkemeler önünde sunmayan başvuranın AİHSnin 35/1 maddesi uyarınca iç hukuk yollarını tüketmiş kabuledilemeyeceğini savunmaktadır.
AİHM, daha önce, Türk hukuk düzeninin yargılanabilirlere cezai yargılama süresinin çok uzun olmasından şikayetçi olma imkanı sağlayan etkili bir iç hukuk yolu sunmadığı tespitinde bulunma imkanına sahip olduğunu hatırlatmaktadır (Tendik ve diğerleri- Türkiye, başvuru no: 23188/02, 22 Aralık 2005 ve Daneshpayeh- Türkiye, başvuru no: 21086/04, 16 Temmuz 2009). Dolayısıyla AİHM, Hükümetin itirazını reddetmektedir.
AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca, başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
Esas ile ilgili olarak, AİHM, davanın, 27 Temmuz 1990 tarihinde, ceza davasının açılması ile başladığını ve Askeri Yargıtay karar tarihi olan 15 Şubat 2005 tarihinde sona erdiğini kaydetmektedir. Dolayısıyla yargılama iki dereceli yargıda on dört yıl altı aydan fazla sürmüştür.
AİHM, dava süresinin makul olup olmadığının, davanın koşullarına göre ve başta davanın karmaşıklığı olmak üzere AİHM içtihadı tarafından benimsenen kriterler ile başvuran ve yetkili mercilerin tutumları dikkate alınarak değerlendirildiğini hatırlatmaktadır (bkz, diğerleri arasından, Pélissier ve Sassi-Fransa, başvuru no: 25444/94).
AİHM, müteaddit defalar mevcut davada ortaya konan sorunlara benzer sorunları incelemiş ve AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiği tespitinde bulunmuştur (bkz, sözü edilen Pélissier ve Sassi)
Takdirine sunulan unsurları incelemesinin ardından AİHM, Hükümetin mevcut davada farklı bir sonuca ulaşma imkanı sağlayan hiçbir tespit ve argüman sunmadığına kanaat getirmektedir. Konuya ilişkin içtihadı göz önüne alındığında, AİHM, mevcut davada ihtilaflı yargılama süresinin çok uzun olduğu ve makul süre gerekliliğini karşılamadığı kanaatindedir.
Bu itibarla AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. DİĞER İHLAL İDDİALARI HAKKINDA
Başvuran, ayrıca, kışlada yer aldığı için askeri mahkemeye girişlerin (güvenlik kontrolleri nedeniyle) zorluğundan şikayetçi olmaktadır. Bu bağlamda başvuran AİHSnin 6. maddesine atıfta bulunmaktadır.
AİHM, sözkonusu şikayetin açıkça dayanaktan yoksun olduğu ve AİHSnin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmesi gerektiği kanaatindedir (bkz, Ataman-Türkiye, başvuru no: 46252/99, 23 Mayıs 2000).
III. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
AİHSnin 41. maddesi ile ilgili olarak, başvuran, maruz kaldığı maddi zarar için 319. 101 Amerikan Doları (yaklaşık 220.000 Euro) ve manevi zarar için 20.000 Amerikan Doları (yaklaşık 13.750 Euro) talep etmektedir. Buna karşın başvuran, yargılama masraf ve giderleri ile ilgili hiçbir talepte bulunmamıştır.
Hükümet sözkonusu iddialara karşı çıkmaktadır.
AİHM tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi tazminat arasında bir illiyet bağı görememekte ve sözkonusu talebi reddetmektedir. Buna karşın hakkaniyete uygun olarak, AİHM, başvuranın belli bir manevi zarara uğradığı ve başvurana 10.800 Euro manevi tazminat ödenmesi gerektiği kanaatindedir.
AİHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana üç puanlık bir artış eklenerek belirlenmesine hükmetmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun yargılama süresinin uzunluğu kapsamında yapılan şikayete ilişkin kısmının kabuledilebilir, geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
2. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHSnin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından başvurana 10. 800 Euro (on bin sekiz yüz Euro) manevi tazminat ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 06 Nisan 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy