(AİHS m. 34, 35, 41, 44, 1 NOLU PROTOKOL) (6831 S. K. m. 2) (4721 S. K. m. 1007) (TEMEL CONTA SANAYİ VE TİCARET A.Ş - TÜRKİYE DAVASI) (DOĞRUSÖZ VE ASLAN - TÜRKİYE DAVASI) (MEHMET ALİ MİÇOOĞULLARI - TÜRKİYE DAVASI) (ARDIÇOĞLU - TÜRKİYE DAVASI) (BERBER - TÜRKİYE DAVASI) (TURGUT VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (HACISALİHOĞLU - TÜRKİYE DAVASI) (RİMER VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 33742/05)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
19 Ocak 2010
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (33742/05) nolu davanın nedeni, (T.C. vatandaşı) Nazmi Apaydının (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 31 Ağustos 2005 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
Başvuran 1956 doğumludur ve İstanbulda ikamet etmektedir.
1943 yılında, İstanbul, Sultan Çiftliği köyünde bulunan 207 m2 lik bir taşınmaz, orman alanı sınırları içerisine katılmıştır.
20 Aralık 1944 tarihinde, tarım reformu çerçevesinde, sözkonusu taşınmaz, H.G. isimli bir şahsa verilmiştir. Sözkonusu kişi, taşınmazı, 257 parsel numarası ile tapu kaydında adına kaydettirmiş ve tapu senedini almıştır.
1961 yılında, sözkonusu taşınmaz, İsmet Kuşoğluna satılmıştır.
1972 yılında, bu tarihe kadar, orman alanı içerisinde yer alan taşınmaz ormanlık alan özelliğini kaybetmiştir. 6831 sayılı Orman Kanununun 2/B maddesi uyarınca, sözkonusu taşınmaz Hazine yararına orman alanından çıkarılmıştır. Sözkonusu durum, tapu kaydına ancak 16 Haziran 1995 tarihinde kaydedilmiştir.
14 Aralık 1999 tarihinde, başvuran, ihtilaflı taşınmazı, 1.000.000.000 TL (olayların meydana geldiği dönemde yaklaşık 1.900 Euro) tutarıyla satın almış ve tapu kaydını adına tescil ettirmiştir. Başvurana tapu senedi verilmiştir. Bilahare başvuran, izinsiz olarak taşınmazsın üzerine bir yapı inşa etmiştir. Başvuran, düzenli olarak, arsa ve bina vergilerini ödemiştir.
8 Mayıs 2000 tarihinde, Hazine, ihtilaflı taşınmazın Devlete ait mamelek içersinde kaldığını ileri sürerek Ümraniye Asliye Hukuk Mahkemesinde başvuran hakkında tapu iptal davası açmıştır.
18 Kasım 2003 tarihinde, Mahkeme, Hazineyi haklı bulmuştur. Mahkeme, başvuranın, tapusunu iptal etmiş ve taşınmazın Hazine adına tescil edilmesine hükmetmiştir.
24 Mart 2005 tarihli bir kararla, Yargıtay, sözkonusu kararı onamıştır.
8 Temmuz 2005 tarihinde, Yargıtay, başvuran tarafından yapılan karar düzeltme başvurusunu reddetmiştir.
HUKUK
I. 1 NOLU EK PROTOKOLÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran, tazminat ödenmeksizin Hazine yararına taşınmazından yoksun bırakıldığını ileri sürmektedir. Başvuran, 1 Nolu Ek Protokolün 1. Maddesine atıfta bulunmaktadır.
Kabuledilebilirliğe ilişkin olarak ise Hükümet, başvuranın iç hukuk yollarını tüketmediğini savunmaktadır. Ayrıca Hükümet, tapu kaydının tutulmasından doğan bütün zararlardan Devletin sorumlu olduğuna dair Medeni Kanunun 1007. maddesine dayanarak başvuranın tazminat elde edebileceği kanaatindedir. Bu bağlamda Hükümet, özellikle tapu kaydının tutulmasından dolayı Devletin pozitif yükümlülüğüne ilişkin ulusal içtihadına atıfta bulunmaktadır.
AİHM, Savunmacı Hükümet tarafından ortaya konan itirazlara benzer itirazları daha önce reddettiğini hatırlatmaktadır (Temel Conta Sanayi ve Ticaret A.Ş.-Türkiye, başvuru no: 45651/04, 10 Mart 2009; Doğrusöz ve Aslan-Türkiye, başvuru no: 1262/02, 30 Mayıs 2006; Mehmet Ali Miçooğulları-Türkiye, başvuru no: 75606/01, 10 Mayıs 2007; Ardıçoğlu-Türkiye, başvuru no: 23249/04, 2 Aralık 2008; Berber-Türkiye, başvuru no: 20606/04, 13 Ocak 2009). Hiçbir unsurun sözkonusu içtihattan sapmayı gerektirmediğinden, AİHM, Hükümetin itirazını reddetmektedir.
AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca, başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
Esas ile ilgili olarak, Hükümet, başvuranın, taşınmazın orman alanı içersinde yer aldığını daha sonra Hazine yararına orman alanı dışında bırakıldığını bilerek taşınmazı satın aldığını savunmaktadır. Bu bağlamda Hükümet, Anayasa hükümlerine göre, sözkonusu nitelikteki bir taşınmazın şahsa ait olamayacağını belirtmektedir. Dolayısıyla, Hükümete göre, İsmet Kuşoğluna ve başvurana ait tapu senetlerinin hiçbir hukuki değeri yoktur. Hükümet, başvuranın taşınmazı alışının geçersiz olarak değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşmaktadır.
Başvuran, ulusal mahkemelerin, kendisine göre, hukuki değeri olan tapu senedinin bulunduğu taşınmazın Hazine adına tescil edilmesine karar verdiğini belirtmektedir. Başvuran, 14 Aralık 1999 tarihinde, taşınmazı satın aldığı ve yetkili makamların kendisine gerektiği şekilde bir tapu senedi verdiğine dikkat çekmektedir. Bilahare başvuran, taşınmaz üzerine bina inşa etmiş ve arsa ve bina vergilerini makamlara ödemiştir. Başvurana göre, hiçbir tazminat ödenmeksizin, tapu senedinin iptal edilmesi ve Hazine adına tescil edilmesi, mallarına saygı hakkına yönelik orantısız bir müdahale oluşturmaktadır.
AİHM, başvuran tarafından sunulan şikayete benzer şikayetleri incelediğini ve başvuranlara ait taşınmazın mülkiyetinin hiçbir tazminat ödenmeden Hazineye devredilmesi nedeniyle 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaştığını hatırlatmaktadır (sözü edilen Turgut vd; Hacısalihoğlu-Türkiye, başvuru no: 343/04, 2 Haziran 2009; sözü edilen Temel Conta Sanayi ve Ticaret A.Ş.; Rimer vd - Türkiye, başvuru no: 18257/04, 10 Mart 2009 ve Nural Vural-Türkiye, başvuru no: 16009/04, 10 Mart 2009). İşbu davayı incelemesinin ardından AİHM, Hükümetin mevcut davada farklı bir sonuca ulaşmak için ikna edici hiçbir tespit ve argüman sunmadığı kanaatindedir.
Sonuç olarak, mevcut davada, 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
Başvuran, 350.000 Euro maddi tazminat ve 150.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir. Ulusal mahkemeler ve AİHM önünde yapmış olduğu yargılama masraf ve giderleri ile ilgili olarak, başvuran, hiçbir talepte bulunmamıştır.
Hükümet, sözkonusu iddialara itiraz etmektedir ve AİHMyi bu iddiaları reddetmeye davet etmektedir.
Maddi tazminat ile ilgili olarak, sahip olduğu bilgileri dikkate alan AİHM, başvuran tarafından ödenen alış miktarına tekabül eden 2.300 Euronun gecikme faizi ile birlikte başvurana maddi tazminat olarak ödenmesi gerektiği kanaatindedir (bkz, aynı anlamda, sözü edilen Hacısalihoğlu). Buna karşın AİHM, Devlete ait mamelek olarak sınıflandırılan taşınmazın üzerine inşa edilen binanın değerinin başvurana ödenemeyeceğine kanaat getirmektedir. AİHM, her halükarda, sözkonusu binanın güncel değerine ilişkin başvuranın hiçbir belge sunmadığını kaydetmektedir. AİHM, sözkonusu koşullarda, bu başlık altında ödenme yapmaya gerek olmadığı kanaatindedir.
Manevi tazminat ile ilgili olarak, ihlal tespitini göz önüne alarak ve hakkaniyete uygun olarak başvurana 2.000 Euro manevi tazminat ödenmesi gerektiği kanaatindedir (bkz, aynı anlamda, Hacısalihoğlu).
Söz konusu miktarlara, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uygulanan orana üç puanlık bir artış eklenerek belirlenen gecikme faizi uygulanmaktadır.
Başvuranın yargılama masraf ve giderleri ile ilgili olarak hiçbir talepte bulunmaması nedeniyle AİHM, başvurana yargılama masraf ve gideri altında tazminat ödemeye gerek olmadığı kanaatindedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHSnin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere Savunmacı Devlet tarafından başvurana aşağıdaki miktarların ödenmesine:
(i) her türlü vergiden muaf tutularak 2.300 Euro (iki bin üç yüz Euro) maddi tazminat
(ii) her türlü vergiden muaf tutularak 2.000 Euro (iki bin Euro) manevi tazminat
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 19 Ocak 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy