(AİHS m. 6, 34, 35, 41, 44) (2709 S. K. m. 46) (2942 S. K. m. 14) (KUZU - TÜRKİYE DAVASI) (AK - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 34993/05)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
14 Haziran 2011
İşbu karar Sözleşmenin 44 / 2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (34993/05) numaralı başvurunun nedeni T.C. vatandaşı Mahir Şatın (başvuran) 20 Eylül 2005 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapılan başvurudur.
Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde İzmir Barosu avukatlarından Y. Uysal tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
DAVANIN KOŞULLARI
Başvuran 1963 doğumlu olup İzmirde ikamet etmektedir.
24 Ocak 1997 tarihinde Karayolları Genel Müdürlüğü (İdare) otoyol yapımı nedeniyle başvurana ait taşınmaza el koymuştur.
Başvuran 11 Ekim 2002 tarihinde Bornova Asliye Hukuk Mahkemesinde de facto kamulaştırma nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası açmıştır.
İdare savunmasında 1996 ve 1998 yılları arasında söz konusu arazinin kamulaştırma kararının alındığını, fakat başvuranın adresinin tespit edilememesi nedeniyle kamulaştırma kararını içeren tutanağın, kamulaştırılan arazinin yeni yerleşim yerinin ve İdare bilirkişi komisyonu tarafından tespit edilen tazminatın adı geçene tebliğ edilemediğini belirtmiştir.
Asliye hukuk mahkemesi 9 Haziran 2003 tarihli bir karar ile de facto kamulaştırma nedeniyle mahkemeye başvurulduğu tarihten itibaren geçerli olacak yasal faiz oranı ile birlikte başvurana 12.357 YTL (yaklaşık 7.296 Euro) tazminat ödenmesine karar vermiştir. Öte yandan taşınmaz Hazine adına tescil edilmiştir.
Taraflar bu karara karşı temyize gitmiştir.
Yargıtay 7 Şubat 2005 tarihinde alınan ve başvurana 28 Şubat 2005 tarihinde tebliğ edilen karar ile ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.
İdare 28 Ağustos 2006 tarihinde başvurana 27.828, 53 YTL (yaklaşık 14.585 Euro) tazminat ödemiştir.
HUKUK
I. AİHSYE EK 1 NOLU PROTOKOLÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
HAKKINDA
Başvuran öncelikli olarak İdarenin herhangi bir kamulaştırma kararı olmaksızın uzun yıllar boyunca arazisini işgal ettiğini öne sürerek mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikayetçi olmaktadır. Anayasanın 46. maddesine atıfta bulunan başvuran alacaklı olduğu meblağa kamu borçlarına uygulanan azami gecikme faiz oranının yansıtılmadığından yakınmaktadır. Başvuran ayrıca ulusal mahkemelerin davasına yönelik iç hukuku yorumlamalarına ve aldıkları karara karşı çıkmaktadır.
A. Kabuledilebilirlik hakkında
1.İç hukuk yollarının tüketilmediği itirazı hakkında
Hükümet başvuranın söz konusu kamulaştırma işleminden haberdar edildiği tarihten itibaren bir ay içinde Kamulaştırma Kanununun 14. maddesine dayalı olarak kamulaştırma kararının iptaline yönelik dava açmaması doğrultusunda iç hukuk yollarının tüketilmediği (AİHSnin 35/1 ve 4. maddesi) itirazında bulunmaktadır.
Başvuran bu sava karşı çıkmaktadır.
AİHM, İdarenin başvurana kamulaştırma kararını tebliğ etmediğini gözlemlemektedir. Böylesi bir tebligatın yokluğunda başvurandan iç hukuktaki mahkemeler önünde kamulaştırma kararının iptaline yönelik dava açmasını beklemek makul olmayacaktır. Bu durumda Hükümetin itirazı reddedilmektedir.
2. Altı ay kuralına ilişkin
AİHM başvuranın AİHSnin 35/1 maddesinde öngörülen altı ay kuralına riayet edip etmediğini inceleyecektir (Bkz. Özpınar-Türkiye no: 20999/04, 19 Ekim 2010, Belaousof vd.-Yunanistan no: 66296/01, 27 Mayıs 2004 ve Walker-Birleşik Krallık no: 34979/97).
AİHM başvuranın yasal kamulaştırma sürecine riayet edilmeden taşınmazının kamulaştırılmasından, alacaklı olduğu tazminata kamu borçlarına azami yasal faiz oranının yansıtılmasını öngören Anayasanın 46. maddesinin uygulanmadığından ve ayrıca ulusal mahkemelerin iç hukuku yorumlamalarından ve uygulamalarından yakındığını not etmektedir.
AİHM, iç hukuktaki mahkemelerin tespitine göre İdarenin yasada yer aldığı şekliyle herhangi bir kamulaştırma işlemi yapmaksızın başvuranın taşınmazını kullandığını belirtmektedir. Sonuç itibarıyla Hazine adına tescil edilen söz konusu taşınmaz nedeniyle başvuranın maddi ve manevi tazminat talep etme hakkı bulunmaktaydı. AİHM ayrıca iç hukuktaki mahkemelerin başvuranların alacaklı olduğu meblağlara yansıtılacak yasal faiz olduğuna itibar ederek Anayasanın 46. maddesinde yer aldığı şekliyle azami yasal faizin uygulanmasını gerekli görmediklerini gözlemlemektedir. O halde başvuran kamulaştırma işleminden ve iç hukuktaki mahkemelerin kamu borçlarına uygulanan azami yasal faiz oranını yansıtmadıklarından şikayetçi olmaktadır ki bu durumda adı geçenin iç hukuktaki nihai kararın yani Yargıtayın kendisine 28 Şubat 2005 tarihinde tebliğ edilen kararından itibaren altı ay içerisinde başvurusunu yapması gerekmekteydi. Fakat başvuran başvurusunu 20 Eylül 2005 tarihinde yapmıştır. Başvurunun bu kısmı gecikmeli olarak yapılmıştır ve AİHSnin 35/1 ve 4. maddesine istinaden reddedilmelidir.
II. AİHSNİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
AİHSnin 6/1 maddesine atıfta bulunan başvuran İdarenin kesinleşmiş yargı kararına rağmen uzun bir dönem boyunca kamulaştırma tazminatını ödemediğinden şikayetçidir.
Hükümet başvuranın bu iddiasına karşı çıkmaktadır.
A. Kabuledilebilirlik hakkında
AİHM yerleşik içtihadından ileri gelen kıstaslar ve kendisine sunulan delil unsurları ışığında şikayetin davanın esasının incelenmesini gerekli kıldığına itibar etmektedir. AİHM ayrıca bu şikayete yönelik herhangi bir kabuledilemezlik gerekçesi yer almadığını ifade eder.
B. Esasa dair
AİHM daha önce de benzer sorunları ortaya koyan birçok başvurunun incelediğini ve AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını belirtmektedir (Bkz. örneğin, Bourdov-Rusya no: 59498/00 Romachov-Ukrayna no: 67534/01, 27 Temmuz 2004 ve Kuzu-Türkiye no: 13062/03, 17 Ocak 2006). Mevcut başvuruda daha önce benimsenen bu kararın dışına çıkılmasını gerektirecek herhangi bir unsur yer almamaktadır.
AİHM, bununla birlikte Yargıtayın nihai kararının 7 Şubat 2005 tarihinde verildiğini, yetkili merciler tarafından icrasının 28 Ağustos 2006 olduğunun ve İdarenin sözü edilen kararın infazı için yaklaşık on sekiz ay beklediğinin altını çizmektedir. İdarenin ödemeyi gerçekleştirmesi için belirli bir süreye ihtiyaç duyduğu hususuna itiraz edilmemektedir ancak, bu süre makul süre sınırını aşmamalıdır (Bkz. Ak-Türkiye kararı no: 27150/02, 31 Temmuz 2007). AİHM bu başvuruda mahkemenin bu konudaki yerleşik içtihadı dikkate alındığında ifa edilmeyen söz konusu kararın süresinin makul addedilemeyeceğine itibar etmektedir (ibidem).
Sonuç itibarıyla AİHM, kesinleşmiş yargı kararlarını makul süre zarfında uygulamayan ulusal yetkililerin AİHSnin 6/1 maddesi hükümlerinin etkililiğinden kısmen mahrum bıraktıklarına kanaat getirmektedir.
Bu nedenle bu madde ihlal edilmiştir.
III. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
A. Tazminat
Başvuran 18.870 YTL (yaklaşık 9.435 Euro) maddi ve 5.000 YTL (yaklaşık 2.500 Euro) manevi tazminat talep etmektedir.
Hükümet AİHMyi aşırı ve dayanaktan yoksun olarak nitelendirdiği bu meblağları reddetmeye çağırmaktadır. Hükümet başvuranın maddi zarara uğradığını ispat edemediğini, adil tatminin sebepsiz zenginleşmeye yol açabileceğini savunmaktadır.
AİHM ihlal tespiti ile öne sürülen maddi tazminat talebi arasında herhangi bir illiyet bağı kuramamakta ve bu talebi reddetmektedir.
Buna karşın AİHM başvuranın ödeme tarihine ilişkin belirsizlik nedeniyle yalnızca ihlal tespiti ile giderilemeyecek ölçüde belirli bir manevi zarara uğradığına itibar etmekte ve hakkaniyete uygun olarak başvurana manevi tazminat başlığı altında 1.800 Euro ödenmesini uygun görmektedir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Başvuran yargılama masraf ve giderlerine ilişkin herhangi bir kanıtlayıcı belge sunmamakta ve temsil gideri için 20.000 (YTL) (yaklaşık 10.000 Euro) talep etmektedir.
AİHM herhangi bir kanıtlayıcı belgenin yokluğunda yargılama masraf ve giderlerine ilişkin bu talebi reddetmektedir.
C. Gecikme faizi
AİHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklenerek belirlenmesini uygun görmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. AİHSnin 6/1 maddesi hakkındaki şikayetin kabuledilebilir, bunun dışında kalanların kabuledilemez olduğuna;
2. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHSnin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TLye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf tutulmak üzere Savunmacı Hükümet tarafından başvurana 1.800 (bin sekiz yüz) Euro manevi tazminat ödenmesine;
b) yukarıda belirtilen söz konusu sürenin sona erdiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için, söz konusu meblağlara, Avrupa Merkez Bankasının anılan dönem için geçerli olan marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklemek suretiyle belirlenecek basit faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 14 Haziran 2011 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy